Zehra ve Setterhan: Nar Ağacı’nda Yolculuk
-
Zehra ve Setterhan: Nar Ağacı’nda Yolculuk
Nar Ağacı’nda Yolculuk*
Makale Yazarı: Safiye Doğan
*Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Ocak/Nisan 2016, 25. sayıda yayımlanmıştır.
Cumhuriyet döneminin hem gelenekçi hem de modernist/postmodernist yazarlarından olan #NazanBekiroğlu’nun #NarAğacı(1) romanı yarı seyahatname yarı biyografik belki de tarihî özellikler taşıması bakımından dikkat çekicidir. Bekiroğlu, bu romanında İran’ın Batı Azerbaycan eyaletinde bulunan Taht-ı Süleyman’dan #Trabzon’a yerleşen dedesinin hayat öyküsünü anlatır. Yazarı böyle bir kitap yazmaya yönelten sebeplerin başında, dedesinin asıl memleketinin İran’daki Taht-ı Süleyman olması ve dedesinin buradaki yakınlarıyla yazıştığı mektuplar gelir.
Yazar elindeki resimlerle zamanlar arası yolculuklara çıkar. Bunu da hikâyelerde geçiş olarak kullanır. Kendini bir gölge gibi olayların içinde bulur. O, görür ama onu kimse göremez. Kitapta, Tebrizli bir genç adamın (yazarın dedesi) üç ülkede yaşadığı sevda ve aşklarından sonuncusu olan Trabzonlu genç kızla (yazarın anneannesi) tanışmadan önce, genç kız ile ailesinin #BalkanSavaşı yüzünden değişen hayatları, birbirine geçmiş iki ayrı zaman yolculuğuyla verilir. Farklı coğrafyalarda birbirinden bağımsız olarak yaşanan olaylar, Tebrizli genç ile Trabzonlu kızın torunu olan ve eski fotoğraflardan yola çıkarak onların hayatlarını araştıran yazarın ağzından aktarılır.
Nazan Bekiroğlu, kitapta hem bugünü hem de geçmişi anlatarak, kitabını iki katmandan oluşturmuştur. Buna göre; kitabın birinci katmanını, günümüzde geçen kısmı oluşturur. Yazarın dedesinin izini sürmek için çıktığı #Batum–#İran seyahati, kitabın günümüzde geçen kısmıdır. Yazar, dedesinin yaşadığı bütün o yerlere gider. Bölüm geçişlerinde karşılaşılan bu anlatımla romanın kurgusundan kısa sürelerle çıkılır. Yazar, ikinci katmanda Zehra ve Setterhan’ın yaşadıklarını anlatır.
Zamansal olarak birbirine bağlı bu iki ayrı hikâyede, hem 1912 yılının İran’ındaki Setterhan’ın hayatı hem de Zehra’nın Osmanlı coğrafyasındaki hayatı sunulmuştur. Bu iki kişinin ayrı ayrı hayat hikâyelerinin anlatıldığı tarihin başlangıcı 1912 yılı olup, hayat hikâyelerinin birleştiği ve hikâyenin de böylece son bulduğu tarih 1918’dir. Romanda olayların geçtiği mekânlar ise Trabzon, Ordu, Giresun, Samsun, Bakü, Tebriz, TahtSüleyman, Isfahan, Şiraz, Yezd, Batum, Tiflis ve İstanbul’dur.
Bekiroğlu, diğer kitaplarında olduğu gibi, bu kitabında da karakterlere, tiplere oranla daha fazla yer verir. Kitapta; Zehra, Setterhan, Azam, Piruz, Büyükhanım, Büyükhanım’ın Ermeni komşusu Siranuş ve Çerkez Arslanbey karakter olarak değerlendirilebilecek kişilerdir. Romanda bu kişiler daha çok bireysel ve duygusal yönleriyle işlenmiştir. Bunlar arasında en yoğun olarak işlenen karakter Setterhan ve Büyükhanım’dır.
Aynı zamanda romanın merkezî kişisi olan Setterhan, Tebriz, Batum, Tiflis, Bakü hattında halı ticareti yapan bir tacirdir. Batum’da bulunduğu sırada Bolşevik İhtilali patlak verip sınırlar kapatılınca bir daha Tebriz’e dönememiş, Trabzonlu bir motorcunun yardımıyla onun şehrine kaçmış, İstanbul’a geçmek niyetiyle Trabzon’a şöyle bir uğradığını sanmış; fakat yazarın büyükannesi Sabire Hanım’la evlenince burada kalmıştır.
Kitapta, Setterhan farklı ülkedeki üç farklı aşkıyla ele alınır. Başlangıçta halasının kızı Azam’a âşıktır. Fakat bu durumdan Azam’ın haberi yoktur. Ardından halı ticareti sebebiyle tanıştığı Piruz’la dost olurlar. Bu dostluk Piruz’un Azam’a âşık olması ve Azam’ın bu aşka karşılık vererek Piruz’a kaçması sonucu bozulur. Hayalleri Mecusî dostu Piruz tarafından yıkılan Setterhan bütün varlığını Acem diyarında bırakıp Batum’a gider. Aşkına karşılığı, burada bir kitapçı dükkânı işleten Puşkin hayranı, ihtilalcı, özgür ruhlu #Sofya’da arar. Bolşevik İhtilalı çıkınca burada da duramaz. Boynunda bir idam kararıyla birlikte küçük bir tekneyle geçmişini bırakarak Trabzon’a kaçar. Neticede burada kalarak Zehra’yla evlenir.
Kitabın diğer önemli karakteri olan ve Büyükhanım lakabıyla anılan Sabire Hanım ise kendinden çok etrafındakileri düşünen, inançlı, sabırlı ve dirayetli bir karakter olarak ele alınır. Zehra’nın hikâyesinin anlatıldığı bölümlerde Büyükhanım daha yoğun bir şekilde işlenerek, olaylar karşısındaki tavrı iç çözümleme yöntemiyle aktarılır. Bu romanda Büyük hanım savaş yıllarındaki sorumluluk sahibi bir Anadolu kadını olarak sunulmuştur. Savaşın gerçek yüzü bireyler üzerinden gözler önüne serilmiştir.
Romanda, Zehra’nın öyküsünün anlatıldığı bölümlerde, Gülcemal vapuruyla askerlerini Balkan Harbi’ne uğurlamak için toplanan halk, Rusların Trabzon’u işgal etmesi üzerine yurtlarından göç etmek zorunda kalan kafile ve Büyükhanım’ın komşuları yardımcı kişiler olarak sunulmuştur.
Setterhan’ın hikâyesinin anlatıldığı bölümlerde ise Setterhan’ın ailesi (annesi, halası, abisi, abisinin çocukları, yengesi), iş ortağı Yakut’u bulmak için gittiği Rus meyhanesindeki diğer kişiler; Piruz’un babası Bahman Mansuri, Bahman Mansuri ölüm döşeğindeyken yatağın etrafını sarmış aile bireyleri, Bahman Mansuri’nin cenazesiyle ilgilenen Zerdüşt rahipler, ölüyü Sessizlik Kulesi’ne götüren cemaat; Setterhan’ı Batum’dan Trabzon’a getiren motorcu romanda ismi geçen diğer yardımcı kişilerdir.
Nar Ağacı’nda, bu karakter özelliği taşıyan bu kişilerin dışında zihinsel, sosyal ve psikolojik tip niteliği taşıyan roman kişilerine de yer verildiğini de görürüz.
Romanda kendilerine yüklenilen işleve göre sınıflandırılan kişiler; Sofya, Vasili, Topal Andon, Dikran; İsmail, Celil Hikmet ve Meczup Haydar’dır. Çünkü bu kişiler birer “zihinsel tip” olarak, felsefî ve ideolojik özellikler taşır. Buna göre, Sofya Bolşevik İhtilalı’nı desteklemektedir. Rusya’daki zengin-fakir ayrımına karşı çıkarak herkesin eşit hak ve özgürlüklere sahip olduğunu savunur. Bunun için de bu ihtilal başlığı altında çeşitli toplantılara gider. Zaten onun Batum’da sahip olduğu kitapçı dükkânı da çoğu zaman ihtilalcı gençlerin bir araya geldiği yerdir.
Aynı şekilde Vasili de Sofya’yla aynı ideolojik düşüncelere sahip olup Sofya’nın dava arkadaşıdır. Bu yüzden Rus ordusunun Çar’a kalmayacağı günlerin yakın olduğu hesaplanarak, orduda kalması gerekli görülen genç bir subaydır.
Topal Andon ve Dikran ise Ermeni çetelerinin ve Rus ordusunun gönüllü birliklerinde yer alan fedailerdir. Bu kişiler de birtakım ideolojik amaçlara sahiptir.
Trabzonlu Cemil Kaptan, Setterhan’ın halı tüccarı olan babası Ahmet Mirza, Berber İsfendiyar, Yakut, Kuyumcu Kirkor Usta, Kuyumcu Sarafim, Antikacı Sohrap, Kahvehaneci Çerkez Arslanbey, Hamidiye Etfal Hastanesi’ndeki Hekim Binbaşı, hastane hizmetlisi Hüseyin Efendi birer “sosyal tip”tir. Kitapta, bu kişiler sadece belli bir meslek grubunun temsilcileri olarak ele alınmıştır.
Bu gruba, roman kişilerinden İsmail, Celil Hikmet ve Halil Safa da girer. Hem karakter hem tip olarak ele alınan İsmail ve Celil Hikmet edebiyat ve sanatla meşguldür. Aynı zamanda edebiyata ve şiire aşırı ilgisi olan İsmail Trabzon Sultanisi’nin son sınıf öğrencisidir.
Celil Hikmet ve Halil Safa da Trabzon Sultani’sinde öğretmenlik yaptıkları için bu meslek grubunun birer temsilcisi durumundadırlar. Celil Hikmet Trabzon Sultanisi’nde resim öğretmenidir. Halil Safa ise; Celil Hikmet’le aynı okulda çalışmakta ve tarih öğretmenidir.
Kitapta I.Dünya Savaşı öncesi İran’ın siyasî yapısının vurgulandığı bölümlerde adı geçen Meczup Haydar psikolojik olarak işlenir. Romanda çevresine zararı olmayan bir deli olarak ele alınır. I. Dünya Savaşı esnasındaki İran’ın siyasî durumu bu meczubun ağzından anlatılır. Buna göre Meczup Haydar, bir gün bu çayhanede o dönemin İran’ı hakkında bir temsil sunar.
Özellikle 1912-1918 dönemindeki devletlerarası tarihî ve siyasî olaylarına da değinilen Nar Ağacı’nda, gerek İran kültür ve medeniyetinin gerek Rus kültür ve medeniyetinin de romana yansıdığı söylenebilir. Çünkü bu romanda, daha önce de ifade ettiğim gibi, üç farklı ülkede yaşanan, üç farklı aşk anlatılmış, fonda mücadele, savaş ve tarihî gerçeklere yer verilmiştir. Mesela; Sofya’nın kitapçı dükkânı, o dönemin Bolşevik İhtilali’nin tartışıldığı, bu siyasî davayı destekleyen grupların toplandığı yer olması açısından önemlidir.
Aynı şekilde Taht-ı Süleyman’da ve Yezd’de bulunan ateşgâhlar, o dönemde yaşayan Zerdüştlerin dinî inançlarının birer sembolüdür. Yezd’de bulunan -Batılı seyyahların Sessizlik Kulesi dedikleri- Dahma, Zerdüştlerin kültürlerini, bu dinin felsefesini yansıtması bakımından dikkate değerdir.
Netice itibariyle iki büyük savaşın savurup yeniden şekillendirdiği hayatlar, muhaceret, mücadele, kader, farklı inançların aktığı ortak zemin, üç ülke ve üç sevda gibi yan temaların işlendiği bu tarihî belge niteliği taşıyan eser; tarihî roman, macera romanı, aşk hikâyesi ve seyahatname türlerinden her birinin tadına biraz bakıyormuşuz hissi yaratıyor. Aynı zamanda da savaşların görünmeyen yüzü, bireyler üzerinde bıraktığı yıkımlar, tüm gerçekliğiyle anlatılıyor.
* Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yeni Türk Edebiyatı, Doktora öğrencisi.
1 Nazan Bekiroğlu, Nar Ağacı, Timaş Yayınları, İstanbul, 2015Nazan Bekiroğlu Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu Kitapları, Nazan Bekiroğlu Sözleri, Nazan Bekiroğlu Kimdir? Nar Ağacı Nazan Bekiroğlu, Nazan Bekiroğlu Son Kitabı, Nazan Bekiroğlu Tüm Eserleri, Nazan Bekiroğlu Alıntılar, Nar Ağacı Kitabı, Nar Ağacı Konusu, Nar Ağacı Özet, Nar Ağacı Kitap Yorumları, Nar Ağacı Sözleri, Nar Ağacı Kitabının Özeti, Nar Ağacı Kitap Özeti
Sorry, there were no replies found.
