Nikos Kazancakis: Aslında O Bir Roman Kahramanı

  • Nikos Kazancakis: Aslında O Bir Roman Kahramanı

    Posted by romankahramanlari on 11 Temmuz 2024 at 11:58

    Kazancakis: Aslında O Bir Roman Kahramanı*

    Makale Yazarı: İbrahim Dizman

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Nisan/Haziran 2018, 34. sayıda yayımlanmıştır. 

    On dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde başlayıp yirminci yüzyılda anlam bulan hayatlar, bugün, yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinden, konforlu ve teknolojik aygıtlarla tutsak alınmış zamandan baktığımızda kolay kavrayabileceğimiz türden değildir. Dünyanın, sembolik olarak sonuncu binyılla birlikte başladığı varsayılan yeni döneminde birey ve toplum, birey ve yaşam ilişkisi, önceki yüzyıla göre bambaşkadır çünkü. O dönemin yazarları, şairleri, politikacıları, askerleri; kısaca dünyaya heyecanla, merakla bakan yetişmiş insanları hayatı da o merak ve heyecanın peşi sıra yaşamışlardır. İhtilaller, darbeler, savaşlar, toplumsal altüst oluşlar, büyük ve ulusal davalar maceracı ruhları körüklemiş, beslemiş ve olağanüstü yaşamlara neden olmuştur. #Attilaİlhan’ın “Kim Kaldı” başlıklı şiirini anımsayın: “kim kaldı ittihat ve terakki’den/ o #jöntürkler ki – `hariçten /evrak-ı muzırra celbederlerdi’ / o fedailer ki barut öksürürler /sakal tıraşları mavi /kırmızı bıyıkları biber /kim kaldı/müdafaa-i hukuk cemiyeti’nden /avcı ceketi /körüklu çizme /astragan kalpak / bazen `ittihatçı’ /hafif `iştirakiyun’ /öfkeli kaşları salkım saçak /kumral bıyıkları mahzun/ hani felaket tütün içerler /ceplerinde idam fermanları /bellerinde söğüt yaprağı bıçak/ya millet meclisi’ndemeb’us /ya kuva-yi seyyarede asker”

    O insanların bizde şiire yansıması böyle. Başka ülkelerde başka maceraların büyük adamları için de nice şiirler vardır. Ama aslolan onların kendi yaşamları elbette. Birer roman kahramanı gibi, dudak uçuklatan yaşantılarına bakınca şaşırmamak ve birden çok hayatı yaşadıklarını düşünmemek elde değil.

    Onlardan biri Yunan yazar, felsefeci #NikosKazancakis’tir. Türkçede en çok Zorba romanıyla tanıdığımız ama aslında büyük bir yaşamın kendisi olan Kazancakis!

    #1883’te #Girit’te doğmuş. Tam zamanında! Avrupa kıtasını bir ateş çemberi gibi saran, yakıp kavuran milliyetçilik, #Akdeniz’in bu sıcak adasını da tutuşturmakta gecikmemişti. Kazancakis doğduğunda Girit’te altmış yıldır süren bir isyan geçmişi vardı ve Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla ateşlenmiş, bazen bağımsızlık bazen de Yunanistan’a katılma uğrunda faaliyetler hız kazanmıştı. Adayı sarıp sarmalayan bu durum elbette Kazancakis’i de etkileyecekti. Henüz on dört yaşındayken kulaktan kulağa aktarılan milis mücadeleleri, adaya çıkarılan Yunan askerleri ile Osmanlı askerlerinin karşı karşıya gelmesi, Rum-Türk çekişmesinin sıcak çatışmaya doğru evrilmesi, geleceğin yazarının dünyasını belirleyen gelişmeler olarak not edilebilir kuşkusuz. Başka bir deyişle milliyetçiliğin coşkulu dünyasına katılması işten bile değildi. Ancak onu bu faaliyetlerin içinde değil, on dokuz yaşında, hukuk öğrenimi için Atina’ya giderken görürüz. Yüzyılın başındaki Atina elbette Girit’ten ayrı bir dünya değildi. Yunanistan devleti kurulmuştu ama bağımsızlık ateşi güçlü şekilde yanmaya devam ediyordu. Sınırları milliyetçiliğe dar geliyordu; kuzeye, daha kuzeye ve batıya doğru büyümek Yunan milliyetçiliği için doğal bir durumdu. Bu doğal durum “öteki” üzerinden kendi varlığını inşa etme çabasıyla haklılık kazanıyordu. O “öteki” de Osmanlıydı, Türklerdi…

    Atina’ya, Akdeniz uygarlığının, köklü Girit kültürünün milliyetçilikle yoğurarak oluşturduğu bir zihin dünyası ile gelen Nikos Kazancakis hukuk öğrenimi süresince, belki geldiği coğrafyanın etkisiyle de felsefeye merak sardı. Hukukun soğuk labirentlerinde dolaşmaktansa felsefenin soyut ama heyecanlı sokaklarında dolaşmaktan mutlu olacağını anlayınca okulunu bitirir bitirmez Paris’e gitti.

    Henri Bergson, evrimci kuramın biyolojiden felsefeye yansımalarını geliştirirken ve bunu “zaman” kavramıyla yeni bir alana taşırken, Kazancakis de genç zihninde olup bitenleri tartıyor, hocasının yanında, gelecekteki yaşamının yön levhalarını dikiyordu önüne. Özgün bir uygarlığın coğrafyasında milliyetçiliğin dalgalandığı yıllarda büyüyüp yeni kurulmuş bir devlette hukuk öğrenimi gören birinin zihin haritası, felsefi duruşu kendi içinde nasıl oluşur? Bu yakıcı sorunun karşılığı Kazancakis’in sonraki yaşamıdır…

    Balkan Savaşları başladığında, yazının başında sözünü ettiğim yirmi birinci yüz yıl insanının, konfor ve teknolojiyle tutsak edilmiş insanın anlayamayacağı bir karar alır hukukçu ve felsefeci Nikos Kazancakis savaşa gönüllü olarak katılmak ister. Eğitimi dolayısı ile Venizelos’un bürosunda (özel kalem) görevlendirilir. Bu savaşın onda önemli zihinsel dönüşümler yarattığını, sonraki yıllarında yazdığı romanlarda dile getirdiği acıların, masumiyetin görünümünden yola çıkıp bir izlenim olarak söyleyebiliriz. Acının ve masumiyetin simgesi İsa Peygamber’i “bir insan” olarak ele aldığı romanı için şunları söyler:

    “Günaha Son Çağrı’yı yazdığım gündüz ve geceler boyunca, İsa ile birlikte Golgota Tepesi’ne çıkarken duyduğum dehşeti, hayatını ve ölürken çektiği acıları yaşarken duyduğum yoğunluğu, anlayışı ve sevgiyi başka hiçbir zaman duymadım. İçimi kemiren bu duyguları ve insanlığın büyük umudunu yazarken gözlerim dolu dolu oldu heyecandan.”(1)

    Kazancakis’le özdeşleşmiş, dahası neredeyse onun yerine geçmiş bir diğer romanında, Zorba’da ise şunları söyletecektir kahramanına:
    “Bir zamanlar diyordum ki: Bu Türktür, bu Bulgardır ve bu Yunandır. Ben vatan için öyle şeyler yaptım ki tüylerin ürperir. Adam kestim, çaldım, köyler yaktım, kadınların ırzına geçtim, evler yağma ettim. Neden? Çünkü bunlar Bulgarmış ya da bilmem neymiş. Artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: Bu iyi adamdır, şu kötü. İster Bulgar olsun, ister Rum. isterse Türk. Hepsi bir şimdi benim için. Şimdi, iyi mi kötü mü yalnız ona bakıyorum (…)Dünyaya özgürlüğün gelmesi için bu kadar cinayetler ve alçaklıklar mı gerekli yani? Tanrı yıldırımlar gönderip bizi yakacağına özgürlüğü veriyor. Büyük sır!”(2)

    Kuşku yok ki Nikos Kazancakis, doğduğu ve yetiştiği coğrafya dolayısıyla kaba bir milliyetçiliğin onulmaz hastalığına tutulabilirdi. Felsefenin açtığı yoldan yürüyerek, dünya ilk büyük savaşın alevleri içinde kavrulurken o şair dostu Angelos Sikelianos ile Yunan kültür kalıtlarının izini sürdü, Yunan coğrafyasını karış karış gezdi. Savaşın içinde romantik bir duruş gibi düşünülebilir bu iki yıl süren gezi; ama o Kazancakis’tir. Nitekim birkaç yıl sonra Almanya’da sosyalizm kavramı ile tanışacak ve ülkesine büyük bir Lenin hayranı olarak dönecektir. Dahası, 1940’lı yıllarda hiç umulmadık şekilde onu Yunanistan’ın bir sol partisinin lideri olarak görürüz bir süre. Kısa sürecektir bu macera. Çünkü onun askerleri militanlar değil, sözcüklerdir.

    Bütün bu yaşadıkları, felsefi altyapısı, Homeros’un yapıtları ile haşır neşir olması, onu yazınsal metinler üretmeye götürecektir sonraki yıllarında. Büyük maceralar büyük yaşam, büyük yapıtlara dönüşecektir.

    Felsefi yolculuğunun temel taşını oluşturan Bergson’un zaman, insan ve bellek üzerine analizleri, kanımca en çok Zorba’da kendini göstermiştir. Belleğin durağan olmayıp geçmişten yarına kesintisizce akan bir süreklilik olduğu fikri, Zorba’nın hayata bakışıyla çelişir gibi görünse de derinlemesine bir okuyuşta o sağlam felsefi özü yakalamak mümkün.

    Kazancakis’in kendi yaşamı da aslında Bergsoncu felsefenin bir izdüşümüdür. Zamanın insan bilincinde oluştuğunu, aslolanın bilinç ve bellek olduğunu vurgularcasına, Kazancakis kendi içindeki değişimlerle, bilincinin yaşamını yönlendirmesiyle geçirmiştir ömrünü. Nitekim mezar taşında yazanlar onun hayata bakışının en yalın final sözleridir: “Hiçbir şey ümit etmiyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum. Özgürüm.”

    1-Nikos Kazancakis, Günaha Son Çağrı, Can Yayınları, 4. baskı, İstanbul 2017, s. 10
    2 Nikos Kazancakis, Zorba, Can Yayınları,12. baskı, İstanbul, 2011, s. 256-257

    romankahramanlari replied 1 year, 10 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
Kazancakis: Aslında O Bir Roman Kahramanı* Makale…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now