Mutfak Çıkmazı: İlyas Divitoğlu

  • Mutfak Çıkmazı: İlyas Divitoğlu

    Posted by romankahramanlari on 12 Temmuz 2024 at 10:56

    Mutfak Çıkmazı: İlyas Divitoğlu*

    Makale Yazarı: Nihan Abir

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Temmuz/Eylül 2016 27. sayıda yayımlanmıştır. 

    “Mutfak kadrini bilene cennettir dedik. Öyledir. Herkes bir anlam kurmak zorundaysa kendine, bu kaçınılmazdır. Anlamsız yaşanamayacağına göre bunların içinde, mutfağı bilenler, onun insanla olan ilişkisini, eve getirdiği huzuru, sevinci, tadı keşfetmiş olanlar kazanır. Bir demet maydanozun saplarını yıkarken duyulan toprak kokusu, aldığı gibi getirir ekili tarlaları mutfağa. Domateslerin kırmızısı, biberlerin yeşili, kerevizin keskin kokusu, çevredeki tarlalardan doğru esen rüzgârın içinde gelir, donatır, ışıldatır bıçağı, ocağı, mutfağın kıyısını köşesini… Ocak yanar. Yanan ocak mutfağın sevincidir; ya da kaynayan tencere.”(1)

    Türk edebiyatında mutfağı ve yemeği konu edinen yazarlar hiç de az değil. Refik Hâlid Karay’ın okurken ağzı sulandıran, lezzetle anlattığı sofralarından Selim İleri’nin mutfağına, Mario Levi’nin romanlarındaki tariflere uzanan upuzun bir yol, köklü bir yemek ve mutfak geleneği var. Nezihe Meriç’in yukarıda alıntıladığım satırları ise mutfağın huzur veren, evi yuva yapan tarafına işaret etmesi bakımından Tahsin Yücel’in Mutfak Çıkmazı’yla tam bir tezat oluşturur, çünkü romanın kahramanı İlyas Divitoğlu için bu mutluluk mekânı tutkunun, korkunun ve sonunda ölüme giden yolun taşlarını döşer. Divitoğlu, Osmanlı Devleti zamanında çok güçlü, zengin, iktidar sahibi bir ailedir. Cumhuriyet kurulduktan sonra İlyas’ın dedesi Yargıtay üyeliği yapmıştır; ancak zaman içinde eski zenginliklerini yitiren ailenin elinde sadece nesilden nesle aktarılan eski şanlı günlerin hatırası kalmıştır. #Divitoğlu adının yeniden yükselmesi için bütün umutlarını İlyas’a bağlayan geniş aile, onu okutmak için el birliği etmiş İlyas da bu emekleri karşılıksız bırakmayarak Hukuk Fakültesi’ne girmiştir. Dedesi gibi Yargıtay üyesi olmayı hayatının en büyük arzusu haline getiren İlyas’ın kaderini önce bir kadın sonra kadınlığın en önemli “simge”lerinden biri kabul edilen “mutfak” değiştirir.

    Aşkın yön değiştirmesi: Emel ve yemek
    Uzun süre birlikte olduğu Emel’e evlenme teklifi eden ve reddedilen İlyas’ın yemek yapma macerası bu çöküş anından sonra başlar. Emel ile ilişkisinin sonlanması kuvvetli bir arzu nesnesinin kaybı anlamına gelmektedir. Son zamanlarda Yargıtay üyeliği hayalinin yerini alan Emel’in hayatından çıkmasıyla büyük boşluk yaşayan #İlyas, buna paralel olarak tiksinme ve güvensizlik duygularıyla doludur:

    “Gelip geçen insanlara hışımla, sonsuz bir kinle bakıyordu. Sessiz, zararsız insanlardı hepsi de, kar altında koşuyorlardı. Hiç kimseye zararları dokunmuyordu. Ama şimdi Divitoğlu her şeyden tiksinmekteydi. Güven duygusunu, iyilik, kardeşlik, dostluk duygusunu iyiden iyiye silmek istiyordu içinden. Bir kez aldatılmıştı. Daha fazla aldatılmak istemiyordu. Hiçbirine güvenmiyordu insanların, hiçbirini sevmiyordu. Damla damla göklerden inip çukurlarda toplanan, toplandıkça, birleştikçe çirkinleşen, kirlenen, sel olup köylere inen, hayvanları, çocukları, bitkileri pisliğinde sürükleyip öldüren, soysuzlaşmış sulara benzetiyordu onları. ‘Her şeyi kirlettiler.’ diyordu ikide bir.”(2)

    Bu psikolojiyle arkadaşı Murat’ın yanına giden İlyas’ın önünde bilmediği bir kapı açılır: Yemek yapmak. Başlangıçta ekonomik olacağı düşüncesiyle yemek yapmaya karar veren İlyas için mutfak, insanlardan kaçabileceği, ne verirse onu alabileceği, ona asla ihanet etmeyen tencerelerle kaşıklarla dolu bir sığınak haline gelir. Yargıtay üyesi olma arzusunun Emel’e dönüşmesi gibi Emel’e ya da bir kadına sahip olma arzusu, yemek yapma tutkusuyla yer değiştirir. Aslında roman boyunca bir şeye ölümcül bir tutkuyla bağlanma isteği duyan İlyas’ın psikolojik açmazını okuruz. Yemek yapmaya saplantılı bir şekilde bağlandıktan sonra ne onunla birlikte olmak isteyen kadınları ne de kendisine geri dönen Emel’i gözü görmez. Bir süre sonra yemek kitapları ona yetmez, kirasını ödemez, varını yoğunu yeni yemek kitapları ve tarifleri için harcar. Sonunda “aşçıların sığınağı”(3) İlyas için de ölüm geldiğinde saklanacağı ilk ve tek yer olur.

    Hegamonik erkeklik: İlyas nasıl yemek yapar?
    Romanda İlyas üzerinden tartışılabilecek en somut konulardan biridir hegamonik erkeklik. İlyas’ın ailesi için yemek her zaman “kadın işi”dir. Soylu Divitoğlu ailesi ataerkil bir yapıya sahiptir, onlara göre erkekler ağa, paşa, hâkim, yargıç olabilir ama #aşçı olmak ancak bir kadına yakışır.

    “Hayatın tüm alanları gibi mutfak da toplumsal cinsiyet kodlarıyla tıka basa doludur malum. Mutfak çoklukla münhasıran kadınlık çerçevesinde düşünülse de, aslında erkekliğin toplumsal cinsiyet anatomisini anlamak için de bir o kadar elzem bir alandır. Her şeyden önce, yaygın olarak kabul gören erkeklik söyleminde yer etmiş olan, domestik yeniden üretimin ve bunun bir parçası olarak mutfağın tamamen kadına ait olduğu fikri, mutfağı erkek kimliği için bir tür negatif belirleyen konumuna yerleştirir.”(4)

    Divitoğlu soyu için de mutfak erkeğin kadınsılaşacağı, gücünü, iktidarını kaybedeceği, korunmasız ve savunmasız kalacağı bir alan olarak görülür. Ailenin büyüğü, atası, geleceği, her şeyi kabul edilen İlyas mutfağa sığındığı an kurşunların hedefi olacak, zayıf bir varlık olarak dünyadan göç edecektir. Ailesinin bu düşüncesinin aksine İlyas, yemek yapmayı hayatının tek amacı haline getirir, zamanla annesinden bile güzel yemek yapabildiğini keşfeder. Buna rağmen İlyas’ın toplumsal normları yıkma, ailesine ve kimliğine başkaldırma gibi bir amacının olduğu asla söylenemez. Bu bağlamda hazırladığı ilk yemeğin, erilliğin sembollerinden kabul edilen et ile yapılan düğün yahnisi ve düğün çorbası olması, bu yemeklerin Emel’le ilişkilendirilerek pişirilmesi İlyas’ın yemek yapmasına rağmen “Divitoğlu” kimliğinden sıyrılamayacağının göstergesidir.(5) Zaten o, bu “belaya” bulaştığı için kendisini ancak ölümün paklayacağını düşünecek kadar kabullenmiştir toplumsal rolünü.

    Nitekim bu rolü arada bir devam ettirmeye de çalışır. Murat’ın, evinde verdiği baloda aklı sürekli yemeklerde olmasına rağmen sarışın bir genç kızla gece boyunca dans eder.

    İstanbul’a yolu düşen bir akrabasını evinde ağırladığında sofrayı kendisinin hazırlamadığını, nişanlısı Emel’e hazırlattığını söyler. Akrabasının “Bu güzel sofrayı nasıl hazırladın?” sorusu üzerine İlyas’ın hissettikleri, toplumsal kimliğinin üzerinde oluşturduğu baskıyı göstermesi bakımından son derece etkilidir:

    “İlyas bunu duyar duymaz ürperdi, bir anda tüm memleketi, tüm akrabaları, anası, büyük amcası, küllenmiş amaçları, eski düşleri geldi aklına, hem de hepsi birden geldi. Kurşun gibi bir ağırlık duydu üzerinde, başını önüne eğdi. Ağzını açmaya güç bulamadı. Yıkık düşler gırtlağına yığılmıştı sanki, soluğunu kesiyorlardı, boğulacak gibiydi.”(6)

    Sadece akrabalarından değil Murat’tan da yemek yapma aşkını anlattıkça tepki görür İlyas. Murat, yeni bir kız arkadaş bulabilmek için verdiği baloda İlyas’ın yemek yapmayı ballandıra ballandıra anlatması ve alay konusu olması karşısında “Yeter artık, yalvarırım, bitir!”(7) diyerek isyan eder. Kadın ve erkek rollerinin keskin çizgilerle ayrıldığı, kadınların “avlanacak bir kuş”, erkeklerin “hain avcı” olduğu bu baloda İlyas’ın kadınlığı çağrıştıran kaygan mutfak zemininde yaptığı dans, avlanmaya çıkmış Murat’ın hiç hoşuna gitmez. Daha garip olanı kadınların da İlyas’ın yemek yapmasını yadırgaması, başta #Emel olmak üzere herkesin buna karşı çıkmasıdır. Toplumsal roller çoğunlukla erkekler tarafından belirlenmiş ve benimsenmiş olsa da Mutfak Çıkmazı’nda “kadınlık rolü”ne karşı çıkan tek bir karakterin bile bulunmaması dikkat çekicidir.

    İlyas’ın toplumsal ön kabulleri yıkabileceğine, kendisi ile barışabileceğine dair küçük bir umut da yok değildir aslında romanda. İlyas, Murat’ın evindeki davette dans ettiği güzel sarışının en sevdiği yemeği takar aklına: “Coq- au- vin!” Şarabın içinde horoz etinin sebzelerle birlikte pişirilmesiyle hazırlanan bu yemek, Mutfak Çıkmazı’nda toplumsal her sahayı olduğu gibi mutfağı da etkileyen Batılılaşma meselesinin kimlikler üzerindeki yansıması olarak görülür. Divitoğlu, ataerkil bir Osmanlı ailesinde yetişmiştir, soylu ve köklü bir geçmişi vardır. Ancak o, aslında kasabasından ayrılmış, büyük şehirde üniversite okuyan, partilerde genç kızlarla dans edebilen, ailesinden oldukça farklı bir erkektir. Hocasının kendisini ziyareti sırasında Fransız yemekleri hazırlamaktadır örneğin. Selami’nin eleştirileri üzerine bu “gâvur yemekleri”nde ne bulduğunu da açıklar:

    “Ne mi?’ diye gürledi Divitoğlu. İyiden iyiye öfkelenmişti, gözleri çakmak çakmaktı şimdi. ‘Ne mi dedin? Ne mi buluyorum?’ diye yineledi. Sonra da hiç beklenmedik bir şey söyledi: ‘Neyi bulacağım? Kendimi…’ dedi. Düşünmeden konuşmuştu, ama yanıtını beğendi, doğru buldu. Bir tatlı sevinç içinde gözlerini yumdu. Şimdi mutluydu.”(8)

    İlyas’ı tamamen Batılılaşma meselesi ekseninde okumak ne derece doğru olur bilemiyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi bu düşünceye uygun sistematik davranışlar geliştirecek bir aksiyon adamı değildir İlyas. Ancak, düğün çorbası ile başlayan yemek serüveninin Fransız yemeklerinde “kendini bulma”ya varması da göz ardı edilecek gibi değil. Yargıtay üyesi olmak için çıktığı yolda mükemmel bir el maharetini olduğunu keşfeden İlyas, Emel’in gözyaşları içinde Murat’a söylettiği gibi “Türkiye’nin en soylu aşçısı” mıdır bilinmez. Ancak Türk edebiyatının “en tutkulu aşçısı” olduğu su götürmez bir gerçek.

    1 Nezihe Meriç, “Mutfak Bir Cennettir”, Kitap-lık, sayı 78, Aralık 2004, s.93.
    2 Tahsin Yücel, Mutfak Çıkmazı, Can Yay., 4.bsk., İstanbul 2016, s.22.
    3 Aşçıların Sığınağı, Melceü’t-Tabbahin Mehmed Kâmil tarafından Osmanlı Devleti’nde yayımlanan ilk yemek kitabıdır. (1844).
    4 Burak Onaran, Mutfaktarih Yemeğin Politik Serüvenleri, İletişim Yay., İstanbul 2015, s.86.
    5 Etin erillikle ilişkisi hakkında ayrıntılı bilgi için bkz: Carol J. Adams, Etin Cinsel Politikası, 2.bsk., Ayrıntı Yay., İstanbul 2015.
    6 Tahsin Yücel, Mutfak Çıkmazı, s.98-99.
    7 age., s.71.
    8 age., s.125-126.

    Kaynakça:
    Adams, C.J., Etin Cinsel Politikası, Ayrıntı Yay., 2. bsk., İstanbul 2015.
    Meriç, N., “Mutfak Bir Cennettir”, Kitap-lık, sayı 78, Aralık 2004.
    Onaran, B., Mutfaktarih Yemeğin Politik Serüvenleri, İletişim Yay., İstanbul 2015.
    Yücel, T., Mutfak Çıkmazı, Can Yay., 4.bsk., İstanbul 2016.
    #TahsinYücel #MutfakÇıkmazı #roman

    romankahramanlari replied 1 year, 7 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
Mutfak Çıkmazı: İlyas Divitoğlu* Makale Yazarı: N…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now