Kumar: DOKUZ ODALI BÜYÜK BİR DÜNYA
-
Kumar: DOKUZ ODALI BÜYÜK BİR DÜNYA
DOKUZ ODALI BÜYÜK BİR DÜNYA*
Makale Yazarı: Cenk Türkkanı
*Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI (Temmuz/Eylül 2016) 27. sayıda yayımlanmıştır.
Geçmişi anlamak, geriye doğru bakmak, geçmişin belleğine hükmetmek ve bu hükümlerden birtakım anlamlar çıkarmak bazen zordur. Bununla birlikte hayatta zamanın donarak somutlaştığı, kimi anların nesnelere dönüştüğü bazı şeyler de vardır. Mesela eski yapılar, unutulmuş dost yüzleri, mezarlıklar, kurumaya eğilmiş bir ağaç gövdesi, çok eskide kalmış bir sevgilinizin teybe kayıtlı sesi ya da bir roman: Ayaşlı ile Kiracıları.
Memduh Şevket Esendal, Ayaşlı ile Kiracıları romanında Cumhuriyetin #yeniAnkara’sında bir #apartmanda yaşayan insanları konu eder. Esendal, belli zaman aralığında kesişen hayatların öykülerini anlatırken akıcı ve duru bir üslup kullanır. Günlük dil, estetize edilmeden, olduğu gibi karşınızdadır. Öyle ki Esendal’ın sesi romandaki “anlatıcının” sesine dönüşür. Bu nedenle okurken sizinle konuşan, söyleşen, bazen de yakınan bir yazarla karşılaşırsınız. Kitap elinizdeyken bir okuyucudan çok bir dinleyiciye dönüşür, gözlerinizle değil kulaklarınızla okumaya başladığınızı sezersiniz. Gerçek şu ki, insanda bu etkiyi yaratan romanların sayısı oldukça azdır. Bu başarı, Esendal’ın okuyucusunu yalnızca bir okuyucu olarak değil dertleşilecek bir dost olarak da görmesinden kaynaklanır. Ayaşlı ile Kiracıları romanında Esendal’ın karakterleri sayfaların arasında oradan oraya dolaşan küçük kitap güveleri gibidir. Sayfaları, paragrafları gezinen, cümleler arasında mekik dokuyan, hatta sayfaları çevirirken elinize, zihninize, oradan günlük yaşamınıza bulaşan küçük #kitapgüveleri. Öyle ki kitap elinizde #dokuzodalı bir apartman katına dönüşür. Apartmandaki insanların sesleri, yüzleri, jestleri ise çevrenizde yaşayan kimi insanların yaşamlarına ekleniverirler. Bir süre sonra karşı komşunuzda #İffetHanım‘ın gülüşünü, bir dostunuzda #DoktorFahri’nin naifliğini ya da yolda karşılaştığınız yaşlı bir adamda #ŞefikBey‘in yürüyüşünü görmeye başlarsınız. #Romandakikarakterler çevrenizde dolaşan birtakım insanlara dönüşürler. Bu devinim öyle hızlıdır ki kitaptan hayatınızın içine savrularak düşen kimi karakterle yüzleşmek, onları hayatınıza almak durumunda kalırısınız. Romandaki karakterlerin bir görünen bir kaybolan yüzlerini belleğiniz geçmişte bir yere kaydeder ve orada, karakterlerin belleğinizdeki diğer insanlarla konuşup sohbet etmeye, hatta dedikodu yapmaya başladıklarını fark edersiniz. Bundan sonra, küçük kitap güveleri zihninizde gezinen, kıpırdayan, bir parlayıp bir sönerek ansızın aklınıza gelen, sessizce konuşan karakterlerdir artık. Günlük yaşamınızın bir parçasıdırlar, teklifsiz hareket eder ve siz romanı okuduğunuzu zannederken romanın sizin dünyanıza hâkim olmaya başladığını, siz kitaba bakarken karakterlerin de size doğru baktıklarını ürpertiyle fark edersiniz.
Ayaşlı ile Kiracıları romanında tanıtılan karakterler, okuyucunun zihninde olduğu gibi “#anlatıcının” dünyasında da kuralsız bir geçit töreninde devinen insanlar gibi oradan oraya gezinirler. #Bankamemuru olan “anlatıcı” dokuz odalı bir apartman dairesinin bir odasını kiralar. Daire #AyaşlıİbrahimBey tarafından devletten kiralanmıştır. Ayaşlı İbrahim Bey, para için evinin bir odasında kumar oynanmasına göz yumar, hatta bir süre sonra kendisi de bu kumar işinin bir parçası haline dönüşür.
Romanda Ayaşlı’nın apartmanında kumarı başlatan kişi ise Turan Hanım’dır. Romanın en dikkat çekici karakteri olarak #TuranHanım, Esendal’ın kaleminde naif bir kahramana dönüşür. Esendal, Turan Hanım’ın fettanlığını, acımasızlığını, açgözlülüğünü bile naif bir üslupla anlatır.
“Turan Hanım, yirmi beş yaşlarında orta boylu, güzel bir hanım. Yüksekten bir bakışı var ki, beni sanki biraz rahatsız etti. Geçkin yaşlı, gözlüklü hoca hanımlara benzettim. İnsan onu belki sever ama darılacak, azarlayacak diye de korkar. Ben onu ilk gördüğüm ve selamladığım zaman, nasıl anlatayım, sanki biraz çekindim, yanlış bir iş yapmış olmaktan korktum. Şimdi yazarken de korkuyorum: Benim bu yazdıklarımı okur, bunların içinde kendisini tanır, sonra günün birinde karşıma çıkar da, “Sen benim için ne saçmalar yazmışsın? Yazacak başka şey bulamadın mı?” derse, ne derim? (s.63)”
Ayaşlı’nın apartmanının sakinleri Turan Hanım’ın odasında buluşarak #kumar oynamaya başlarlar. Bir süre sonra Turan Hanım’ın odası küçük bir kumarhaneye dönüşür. Her akşam bu odada önce küçük paralarla kumar oynanır, sonraları bu miktarlar giderek büyür. Apartmandaki bu değişimi başlatan kişi ise İskender Beydir. #İskenderBey gelinceye kadar, Turan Hanım ve kocası #HakiBey‘in sesi soluğu çıkmamaktadır. İskender Beyin gelişiyle birlikte apartmanda kimsenin dikkatini çekmemiş olan bu çifte herkes dikkat kesilir. #Kötücül bir karakter olarak İskender Bey, apartmana gelir gelmez oradaki kötülüğü de ortaya çıkartmış gibidir.
Turan Hanım, kocası Haki Bey’e göre daha aktif bir karakterdir. Haki Bey’i beğenmez, çoğunlukla da herkesin önünde aşağılar. Haki Bey ise bu aşağılamalara karşı kayıtsızdır. Turan Hanımın kocası Haki Bey’e rağmen “anlatıcıya” olan ilgisi ise romanın asıl izleğini oluşturur. Haki Bey, bu ilginin farkında olsa da sesini çıkaramaz. #Anlatıcı ise, kendine özgü birtakım değerleri olan bir karakterdir, Turan Hanım’ın bu ilgisine önce kayıtsız kalsa da zamanla değişir, ikili arasında gizli bir ilişki başlar. Bu ilişki tıpkı bir kumar gibi tutkulu bir ilişkidir, duygusal bir derinliği yoktur ama anlatıcının dünyasında kumar gibi bir bağımlılığa dönüşür. Turan Hanım, doğal yollarla kumar masasına çekemediği “anlatıcıyı” birtakım kurlar yaparak, cinselliği sayesinde kendisine alıştırır. Böylelikle Turan Hanım, apartmanda kumar oynanmasına tek karşı çıkacak kimse olma ihtimaline sahip olan “anlatıcıyı” da susturmuş olur. Bir süre sonra Turan Hanım ve Haki Bey apartmandan ayrılarak kendi başlarına bir ev tutarlar. Bu evde kumar işine devam eder ve zengin olurlar. “Anlatıcı” ise Turan Hanım’ı uzun süre düşünür, onu hayatından çıkartmak, unutmak konusunda Turan Hanım kadar başarılı değildir.
Turan Hanım ve Haki Bey’in apartmandan ayrılmalarıyla birlikte Ayaşlı’nın kazancı bir anda düşer. Ayaşlı İbrahim Bey, kumar işinde kazanmaya devam etmek ister ve bu sefer İffet Hanım’ı kumar masasının başına geçirir.
Esendal’ın romanındaki karakterler çoğunlukla orta ve alt sınıftan seçilmiş #köykökenli karakterlerdir. Bu karakterlerin hızlı bir biçimde yozlaşmalarına dikkatle eğilen yazar, romanında özellikle cehaletin ne denli hızla yayıldığını, kötülüğün bir kumar gibi bağımlılık yapabileceğini, cehaletin kötülükle kurduğu ilişkiyi “kumar” örneği merkezinde anlatmıştır.
KAYNAK:
Memduh Şevket Esendal, Ayaşlı ile Kiracıları, Bilgi Yayınevi, 45. baskı.
Sorry, there were no replies found.