İdeali Olan Bir Gazeteci: Ferhat Gürz
-
İdeali Olan Bir Gazeteci: Ferhat Gürz
İdeali Olan Bir Gazeteci: Ferhat Gürz*
Makale Yazarı: Emre İlkay Aytekin
*Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Ocak/Mart 2015, 21. sayıda yayımlanmıştır.
1954 Türkiye’sinin panoramik olarak incelendiği #YağmurDuası, #RefikErduran’ın delikanlılık dönemi eseri olarak karşımıza çıkmaktadır. Delikanlılık çağının vermiş olduğu coşku, eserin her bir satırında dikkatimizi çekmektedir. İlkinden yirmi yıl kadar sonra yeniden yayımlanan eserin aynı ilgiyi görmesi, yazarın hâlâ kanayan bir yaraya edebi bir operasyon yapmasından kaynaklanmaktadır. Yazarın 1974 baskısındaki önsözüne bakacak olursak buradaki bir paragraf günümüzü de yansıtan bir soruna parmak basmaktadır.
İşte Yağmur Duası, köy kalkınması konusuna en çok sayıda okuyucunun dikkatini çekmek için girişilmiş bir denemeydi. Aynı konuyu bugün bir romanda incelemeye kalksaydım, elbette bir takım etkenlere değişik ağırlıklar verir, özellikle gerçek mikrobun köydeki yobazlıktan çok kentteki domuzluk olduğunu daha dikkatle belirtmeye çalışırdım.
Eserde, gazeteci kimliği ile karşımıza üç farklı karakter çıkmaktadır fakat romanın genel örgüsü bunlardan sadece birinin üzerine kuruludur: #FerhatGürz. Diğer bir gazeteci olan Gonokok, eserde daha çok yardımcı bir karakter olarak zaman zaman kendisini belli etmektedir. Üçüncü gazeteci karakter ise Avusturya Neue Wiener gazetesinin muhabiri olan Mayer’dir. Romanın yapısı içerisinde Mayer aslında az bir bölümde yer almış olsa da romandaki itici güç ve kurgunun dinamitlerini ateşleyen kıvılcım odur. Mayer, dünyanın takip ettiği bir gazetecidir ve Türk köylerini incelemek üzere Türkiye’ye gelir. İlk önce Avrupalı bu gazeteciye oryantalist geceler yaşatarak onun ülkemizden memnun ayrılması planlanır. Bu iş için de Ferhat Gürz görevlendirilir. Ferhat Gürz, Mayer’in zevk peşinde olmadığını ve gazeteciliği çok ciddi bir müessese olarak gördüğünü fark edince oldukça şaşırır. Ferhat Gürz, yazıları ülkesinde en çok okunan gazetecilerden birsidir. Mayer ile en büyük farkı Ferhat Gürz’ün daha magazinsel haberler yapmasıdır.
Dünyanın birçok yerini dolaşan Ferhat Gürz, gezdiği yerlerdeki eğlence mekânlarını, genelevleri, kumarhaneleri yazarak popüler bir kimlik kazanmıştır. Genç ve yakışıklı olan Ferhat Gürz aynı zamanda oldukça da çapkındır. Bir yandan serbest bir ilişki yaşadığı Jale ile serüvenleri olurken diğer yandan Despina ve daha birçok kadınla ilişkisi bulunmaktadır. Hayatı hoyratça yaşamaktadır. Hayatı neresinden tutarsa amaçsız bir biçimde orasından yaşamaktadır.
Ferhat Gürz, gerek yaşam tarzı ve gerekse kişilik özellikleri bakımından iki farklı döneme ayrılır. Bunlardan ilki olan gayesiz yaşamına dair yaptığı #özeleştiri dikkat çekicidir.
Bir işe yaramıyordum… Patronun parasıyla oraya buraya seyahat edip hayali, abuk sabuk, bol şehvetli yazılar yazarak gazetenin tirajını beş on bin artırıyordum ama bu maskaralığa iş demeye dilim varmıyordu. Yirmi sene sonra ellerimin ve kafamın mahsülü ne olacaktı? Sandık odası raflarına serilmiş, eskilikten sapsarı olmuş birkaç gazetenin üzerinde –Ferhat Gürz Holivut’ta- veya – Singapur Fahişelerinin Arasında- gibi yazılar. Rezalet. (s.9)
Burada Ferhat Gürz’ün kişiliği ile önemli bir hususu görmek gerekiyor. Kendisi popüler bir gazeteci olsa da yaptığı işlerin boşluğundan ve amaçsızlığından aslında rahatsızlık duymaktadır. Aslında yukarıda söylediği cümleler bile onun gerçekte bomboş bir kişilik olmadığını ve hayata tutunacağı gerçek idealler aradığının bir göstergesidir. Ferhat Gürz, başkasının olmak istediği bir kişilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Gazetenin patronu Şevki Bey, Ferhat Gürz’ün yaptığı boş işlerden memnundur çünkü bu işler onun gazetesinin tirajını yükseltmektedir. Romanın ilk bölümünde Ferhat Gürz, patronun bir kuklası olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada patronun kişiliğini göz ardı edemeyiz.
Şevki Beyin başvurmaktan çekineceği çare, yapmayacağı hokkabazlık hatta namussuzluk yoktur. Bu bahis açıldığında gözlerine tehlikeli bir parıltı gelir; inanırsınız ki, başı belaya girmeden becermenin bir yolunu bulsa, sırf -karımı nasıl zehirledim?- diye bir röportaj serisi basabilmek için karısını zehirlemekten çekinmeyecek. (s.19)
Gazeteci için haysiyet, şeref, gurur, namus, edep, terbiye, utanmak, sıkılmak yoktur. Ne vardır? Satış vardır! Gazeteci gazete satmak için yaşar, icabında gazete satmak için kepaze olur. (s.21)
Romanın belkemiğini oluşturan bölüm elbette ki Ferhat Gürz’ün seçmiş olduğu ikinci hayat tarzıdır. İdeal sahibi ve gerçek bir amaç peşinde koşan…
Herr Mayer, ülkeye geldiğinde onu en güzel gazinolara götürerek hoş zaman geçirme planları kuran Ferhat Gürz, hiç ummadığı bir kişiyle karşılaşır. Zira Mayer, buraya eğlenmek için gelmediğini bir an önce Anadolu’ya geçerek işini yapması gerektiğini ağır bir dille izah eder. Burada Ferhat Gürz’ün bir özeleştirisi ile karşılaşırız. Ferhat Gürz, Ankara’dan öteye geçmemiş bir gazetecidir. Haber aslında Anadolu’dadır fakat o bunu bu ana kadar görmemiştir. Anadolu’nun kalkınması dünya çapında önemli bir haber niteliğindedir aslında. Ferhat Gürz bunu o anda fark eder.
Herr Mayer ile geçtiği Anadolu’da gözlerinin inanamayacağı manzaralarla karşılaşır. Anadolu, sefildir, yoksuldur ve doğanın kendisine sunduğu imkânlardan da hiç birisini kullanamamaktadır. Yolunun düştüğü Pınarlı Köyü, bütün bu özellikleri ile Anadolu’nun bir prototipi olarak karşısında yükselir. Tarlalar susuzluktan kavrulmaktadır, mahsuller tarlada yanmaktadır. Buna karşın köyün hemen yanından Deliırmak nehri geçmektedir.
Ferhat Gürz, bu nehre bir baraj yaptırmak sureti ile tarlalarda yanan ekini kurtarmayı düşünür. Köy kahvesine gittiğinde ve fikrini açıkladığında onu bir milletvekili adayı zanneden köylü ilk etapta Ferhat Gürz’ü pek sıcak karşılamaz çünkü köylü oy zamanı gelerek vaatlerde bulunan ve seçimlerden sonra da bütün vaatleri unutan milletvekillerden illallah etmiştir.
Ferhat Gürz, ikna kabiliyeti ile köylüyü kendisinin sadece bir gazeteci olduğuna ve bu köy için bir projesinin olduğuna ikna eder. Bu fikir kendisini de öyle heyecanlandırır ki, hesap kitap yapmadan köy için 1.000.000 lira toplama kampanyasını açmayı kafasına koyarak gazete patronunun karşısına çıkar. Gazete tirajından başka bir şey düşünmeyen patronunu ikna etmeyi başarır. Gazetede büyük bir kampanya başlatılır. Reklam için ayrılan bütçeyi sonuna kadar kullanır. Kamuoyu bu kampanya karşısında tepkisiz kalmaz. Ferhat Gürz, kendisine yardım etmesi için köyden getirttiği Osman’ı da estetik operasyona sokar. Osman, zamanında çok şiddetli dayak yemiş yüzü darmadağın olmuştur. Ferhat Gürz, Osman’ın ilk halinin resmini ardından estetik operasyon geçirmiş halini gazeteye koyarak köyün de bu şekilde değişebileceğine halkı inandırır. Kısa zamanda yardımlar hedef gösterilen bir milyon lirayı aşmıştır fakat iş hesap kitap yapmaya geldiğinde Ferhat Gürz’ün heyecanla bir milyon ile her şeyin halledilebileceği hayali suya düşer. Baraj, okul, sulama düzeneği ve hastane için gerekli meblağ en az üç milyondur. İşte bu aşamada Ferhat Gürz eski yöntemlerini de kullanarak şantaj ile bir yerden yüklü bir para elde eder, ardından bir banka müdürü ile anlaşarak reklamları karşılığında kendilerine yardım edilmesini işler. Gerekli meblağ bulunmuş olmasına bulunur fakat başka sorunlar çıkmaya başlar.
Köylü uzun bir zamandan beridir, bir şeyhin yönetimi altındadır ve şeyh bu reformlara karşı çıkmaktadır. İnatçı bir kişiliğe sahip olan Ferhat Gürz, giderek şeyh ile görüşür ve şeyh yapılan bütün çalışmalara ekonomik açıdan kâr ortağı olma fikrini açıklar. Bu reddedilince şeyh, köylüyü yapılanlara karşı kışkırtmaya başlar. Yapılanlar dinen sakıncalı ve Ferhat Gürz de bir servet avcısı olarak lanse edilir. Gazeteci, iftiralara karşı dik duruşu ile sorunlarla mücadele eder. Bu sırada şeyhin yeğeni ve aynı zamanda köyün tek öğretmeni olan Gülizar’a gerçekten âşık olur.
Şeyhin müridi konumundaki köylü, köy ile ilgili gelişmelere başkaldırır. Kaza veya kasıt olduğu anlaşılmayan bir olay neticesinde Ferhat Gürz’ün ayağı kırılır fakat idealizmin tadını almış olan Ferhat Gürz bu durumda bile davasından vazgeçmez.
Şeyh, köylüyü öylesine kışkırtır ki yapılan barajın bile Allah’ın takdirine ters düştüğü ve çok büyük günah işlenildiğine dair söylentiler köyü kasıp kavurur. Bütün bu olaylar cereyan ederken şeyhin oğlu Ahmet’in Gülizar’a zorla sahip olmasına tanıklık eden Ferhat Gürz olay esnasında duyduğu bir cümle ile dünyası sarsılır. “Daha önce de böyle yapar sonra korkar teslim olurdun…”
Burada Ferhat Gürz’ün duyguları ile değil de mantığı ile hareket etmeye başladığını görmekteyiz. Zira âşık olduğu kadın hakkında böyle bir cümle ile karşılaşan Ferhat Gürz sorunu heyecanıyla değil de, Gülizar ile konuşarak anlama yoluna girmektedir.
Bu olaylar cereyan ederken Gülizar’ın babasının apandisti patlar ve Ankara yolunda ölür. Bu durum da gazeteciye yeni bir iftira olarak döner. Ferhat Gürz’ün Gülizar’ın babasını şoföre öldürttüğü yolundaki iddialar da gazetecinin canını son derece sıkar.
Olaylar barajın dinamitle patlatılmasına kadar uzanır. Ferhat Gürz burada köylünün kalkınmasının tepeden inme bir eylem olamayacağı ve çekirdekten başlamış olması gereğini ciddi ciddi düşünür. İşte burada Türkiye’nin panoramik bir resmi okuyucuya sunulur.
Aslında son derece kararlı bir kişiliğe sahip olan Ferhat Gürz bu noktada davasından vazgeçme yürekliliğini de göstermeye niyetlenirken köylüyü şeyhin önderliğinde yağmur duasına çıkarken görür ve vazgeçişinde haklı olduğunu teyit eder. Çok geçmeden başlayan sağanak yağmur köyde büyük bir sel meydana getirince Ferhat Gürz, köyde kalarak projelerin tamamlanması kararını alır. Köylüye rağmen köylünün refahı için başlattığı mücadeleye devam eder. Gülizar’a gerçekten âşık olduğunun farkına da bu sıralarda varır ve ona evlenme teklifinde bulunur.
Son bir defa daha kararlılık göstererek köy kahvesinin yolunu tutar ve kendisini öldürmeye kalkışan köylülerin arasına girerek çalışmanın kaldığı yerden devam etmesi için köydeki bütün erkeklerin toplanarak yardım etmesi gereğini açıklar. Aksi takdirde gazeteye şimdiye kadar olup bitenlerin tamamını yazarak projeden büsbütün vazgeçeceğini bildirir. Köylünün sefaleti kaderi olarak kabul ettiğini ve artık yapacak bir şeyinin olmadığını beyan eden uzun konuşmasını yapar. Köylüye son bir fırsat sunar.
Aradan geçen on beş günlük süre zarfında model köy projesinin tamamlandığına şahit olan Ferhat Gürz, Gülizar ile birlikte köyden ayrılır.
Burada projeyi hayata geçiren asıl gücün Ferhat Gürz’ün kararlılığı olduğu gözden kaçmaz. Türkiye’nin esaslı sorunlarından birisi olan köylerin kalkınması üzerine yazılmış eserde köyleri mahveden şeyin, yoksulluk değil de cahillik olduğu gözler önüne serilir.
Sorry, there were no replies found.
