Burnu Yamuk Adam Vitangelo Moscarda

  • Burnu Yamuk Adam Vitangelo Moscarda

    Posted by romankahramanlari on 11 Temmuz 2024 at 13:31

    BURNU YAMUK ADAM MOSCARDA*

    Makale Yazarı: Ebru Balamir

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI (Temmuz/Eylül 2015) 23. sayıda yayımlanmıştır.

    Siz hiç aynanın karşısına geçip kendinizi incelediniz mi? Kaşınızın duruşuna, gözünüzün rengine, burnunuzun şekline dikkat ettiniz mi? Aynada gördüğünüz suretin size ait olup olmadığını sorguladığınız olmadı mı hiç? Kendi kendinizi bir ayna dışında hiçbir şekilde göremediğinizin bilincinde misiniz? Ya etrafınızdaki insanlar, onlar sizi nasıl görüyorlar acaba? Hiç düşündünüz mü? #Aynada gördüğünüz ‘siz’ ile insanların gördüğü ‘siz’ birbirinin eşi mi? Aynı mı? Bundan nasıl emin olabiliyorsunuz?

    Luigi Pirandello’nun romanları içerisinde belki de en önemli ve anlamlı olanlarından birisi Uno, Nessuno e Centomila (Biri, Hiçbiri ve Binlercesi) adlı romanıdır. Pirandello, romanı #1909’da kaleme almış, 1924’te yayımlanan bir mektubunda ise romanı için şu sözleri söylemiştir: “Bütün romanlarımın en acısı ve mizahı en bol olanı, yaşamın altüst edildiği romanım: #Moscarda, biri, hiçbiri ve binlerce kişi.” (1)

    Romanın sayfaları uzun süre Pirandello’nun yazı masasının üzerinde beklemiş, hatta yazdığı bazı kısımları başka eserlerinde kullanmayı bile denemiştir. Nihayet, tamamlanan roman 1925 yılı aralık ayından ve 1926 yılı haziran ayı arasında kısım kısım La Fiera Letteraria dergisinde yayımlanmıştır. Romanın parçalar halinde, düzensiz bir biçimde yazılmış olması, her ne kadar başarısız bir roman olduğu fikrini doğursa da, tam aksine, romanın başkahramanı Vitangelo Moscarda’nın sıra dışı öyküsü, Pirandello’nun anlatı gücü sayesinde en başarılı yapıtlarından biri haline gelmiştir.

    Romanın başkahramanı ve birinci tekil şahısta anlatıcısı Vitangelo Moscarda, karısının günün birinde burnunun sağa doğru biraz eğik olduğu konusunda yapmış olduğu çıkışın ardından yaşamdan tam anlamıyla yabancılaştığı düşüncesine varmıştır. Bizzat kendini ayna karşısında inceler ve tanımakta zorlandığı tuhaf fizyonomisi konusunda kendisi de ikna olur. Böylelikle gerçek kimliğinin ne olduğu ve dünyadaki yerini keşfetmek amacıyla kendi içinde bir bilinç analizi başlatır. Kentte kendi ile ilgili yaptığı soruşturma sonrasında, şaşkınlık içerisinde, onu tanıyan ve onu algılayan her bir kişi için ayrı birer Vitangelo Moscarda olduğunu fark eder. Bu yüzden de, Vitangelo, kendi için bile bir hiç olduğu konusunda ikna olur çünkü birçoklarının içinde binlerce Moscarda olarak çoğaldığını gözlemler. Bu noktada, kendinden bile öyle büyük ve salt bir uzaklaşma içerisine düşer ki, bu uzaklık onu yaşamdan da soyutlayacaktır. Vitangelo, sonunda kendini bilinçli bir hiçlik içerisinde, kırda bir düşkünler evine kapatacak, her şeyden ve herkesten uzaklaşacaktır. (2)

    Roman kahramanının karısının ortaya attığı “Herkesin kendince bildiği bir Moscarda var” sorunsalı üzerine, kendisinin olduğunu zannettiği kişi olmadığının bilincine varan Moscarda’nın tuhaf hikâyesi işte bu diyalogla başlar:
    “Karım gülümsedi ve dedi ki, -sanki burnunun yamukluğuna bakıyorsun gibi geldi bana-, Kuyruğuna basılan köpekleri bilir misiniz?
    –Yamuk mu? Benim burnum mu? Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?-,
    –Ama hayatım, iyice baksana. Sence de hafif sağa doğru eğik değil mi, dedi.
    Yirmi sekiz yaşındayım ve bu yaşıma kadar burnumla barışık yaşadım. Tamam kabul, kusursuz bir burun değil ama bedenimin ve kişiliğimin öteki parçaları gibi, oldukça makul ve uyumludur… Ama şimdi karımın, vücudumun küçücük bir kusurunu burnuma sokmasına ne demeli.” (3)

    İşte tam burada başlar Moscarda’nın kendi #varlığınısorgulama hikâyesi. Adı Vitangelo Moscarda’dır, bildiği sadece budur. Karısının onun burnu hakkındaki bu görüşü, Moscarda’nın kafasında binlerce sorunun ortaya çıkmasına neden olmuş, onu derin bir tinsel bunalıma düşürmüştür. Bu durumda delirmemek elde değildir, çünkü Moscarda bugüne kadar burnunun sağa doğru biraz eğik olduğunu fark etmemiştir bile, peki ya bu sadece karısının bakış açısından öyle görünüyorsa?

    “Başkalarının gözünde olduğumu sandığım kişi değil idiysem, ya ben kimdim? Öylece yaşarken, burnumun şeklini hiç düşünmemiştim. Saç kesimimi, uzun mu kısa mı diye, gözlerimin rengini, alnım geniş midir dar mıdır dert etmemiştim. İşte bunlar benim gözlerimdi, kulağımdı, saçımdı, ayrılmaz parçalarımdı, hareket edeyim diye bahşedilen, fikirlerimle can bulan ve duygularımı yüzüstü bırakan, artık neye yaradıklarını bilemediğim uzuvlarım.” (4)

    Moscarda, bütün bu düşünceler karşısında şaşkın ama bir o kadar da meraklıdır çünkü bu ana kadar farkında olmadığı birçok varoluşsal soruyu kendine yöneltmeye başlamıştır, aslında bir bakıma bütün bu soruları Pirandello kendi okurlarına da yöneltmektedir, her birimizin aslında aynada gördüğümüzden belki de yüz kat, bin kat daha başka olduğunu, her birimizin başkalarının gözüne bambaşka göründüğünü fark etmemizi ister.

    Vitangelo Moscarda’nın bu farkındalığı altında yatan ince mizah sayesinde insanoğlunun varlığını alaya alan Pirandello, Moscarda’nın bu sorulara yanıt ararken delirişini dile getirirken, sorunun ciddiyetini de ortaya koyar gibidir aynı zamanda. Vitangelo’nun ilk yaptığı bu aldatıcı bir sürü maskeyi yüzünden atarak, kendi gerçeğinin izlerini aramak olur. Beden tek olsa bile, ruhun tek, kesin ve mutlak olmadığının farkına varır. #Faustvari bir ikilik, onu emin olamadığı bir çokluluk içine sürükler. Nasıl mümkün olacaktır en derindeki gerçeği, kendisinin içinde yatan gerçek kendisini bulmak?

    “Kim bu? Ben miyim? Ama bir başkası da olabilir! Herhangi birisi olabilir. Nasıl ki benim gözümde kızıl saçlara, yamuk bir burna, harflerin şapkalarını andıran kaşlara sahip ise, benim dışımda birisi için de aynı görüntüye sahip olabilir. O nedenle bu aynadaki adam, neden ben olayım ki? Öylesine yaşarken, şu beden bana hiç de aynı görüntüyü hissettirmiyordu. O halde neden karşımdaki bedenin bana ait bir görüntü olduğunu düşüneyim ki?” (5)

    Vitangelo’nun bu parlak düşünceleri, olası karşı çıkışları da beraberinde getirmektedir. Bu karşı çıkışlara yaşam veren hayali konuşmacılar (baylar; çok affedersiniz; dürüst olunuz; şaşırdınız mı? Aman Tanrım, siz sarardınız) Vitangelo’nun monoloğunu genişletip bir diyaloğa dönüştürmekten çok, bu monoloğu iki düzeye taşırlar: Biri, dışsal ve olmaması gerektiği kadar inandırıcı bir monolog, bir diğeri de içsel, endişeli ama kesinlikle daha doğru bir monolog. Romanın giriş kısmını destekleyen bu “siz” kullanımı, daima umutsuz bekleyişler içerisinde olan ya da varoluşuna olanaksız alternatifler arayışında olan “sen” ifadesi kadar kesin değildir.

    “Filozofça laflar edip canınızı sıktıysam bağışlayın. Ama şöyle düşünün, şuur dediğimiz şey, herkeste aynı olsaydı. Sadece bir şekilde düşünseydi herkes. Ama o zaman da şuur diye bir şeyin varlığından söz edemezdik değil mi güzel dostlarım. Maalesef, ben varım ve siz de varsınız. Maalesef. Ve o nedenle demek istiyorum ki kendi şuurunuz, algınız var ve bu size yeterli mi geliyor? Başkalarının sizin hakkınızdaki düşünceleri ve adil olmayan bir biçimde ortaya koydukları, paşa gönüllerine göre yargıları, size kendinizi kötü hissettiriyor mu?” (6)

    Pirandello, kahramanı Vitangelo’nun bu sözleri aracılığıyla her birimizin kendine özgü gerçekliği olduğunu, bu gerçekliğin mutlak olamayacağını, her birimizin şuur ve algısına göre değişkenlik gösterebileceğini, gerçeğin göreceli olduğunu ortaya koymaktadır. Moscarda, hem kendine, hem de okurlarına bu soruları yönelterek akıl tutulmasına sebep olmak, şüphe uyandırmak ve elbette düşündürmek ister. Bu demektir ki, tek olduğumuz doğru değildir. Yüzlerce hatta binlerce “biz” var olmaktadır.

    “Demek ki, hiçbir şey değilmişim. Size az mı geldi! Olabilir. İşte, sevgili karım #Dida’nın, beni kızdırmak için söyledikleri neticesi ortaya çıkan korkunç hallerimin ve varlığımı yakıp yıkan düşünceler sonucu oluşan ilk liste. Demem o ki, sırf burnum sağa kayık diye düşündüklerimden sonra aldığım notlar.
    Düşünceler:
    1a- Başkalarının gözünde, şu ana kadar olduğumu düşündüğüm kişi olmadığımı fark ettim.
    2a- Yaşadığımı göremiyormuşum.
    3a- Yaşadığımı halen göremiyorum, kendimi bir yabancı gibi hissediyorum, yani başkalarının kendi kafalarına göre gördükleri ve bildikleri ama benim göremediğim birisi.
    4a- Karşımdaki yabancıyı görmek ya da tanımak, karşımda o varken imkansız, onu görmeden önce kendimi görüyorum.
    5a- Bedenim, dışarıdan algılayamadığım, uykumda görür gibi gördüğüm, içinde nasıl var olabileceğimi bilmediğim, birisi gelsin de onu alsın diye bekleyen bir nesne.
    6a- Onu yani bedenimi alıp, sanki bir başkası yapıyormuş gibi istediğim ve hissettiğim gibi biçimlendirip, ona kendi tarzında bir gerçeklik verdiğimi düşünüyorum.
    7a- Sonuç olarak bu bedenin, aynı zamanda hiçbir şey ve hiç kimse olmadığını, küçücük bir esintinin bugün onu karşımda yere yığarken, yarın onu alıp başka bir yere sürükleyebileceğini hissediyorum.
    Sonuçlar:
    Şimdilik şu ikisi:
    1a- Sonunda karım Dida’nın, neden bana #Gengé diye seslendiğini anlamaya başlıyorum.
    2a- Kim olduğumu, en azından bana bunca yakınken, benimle hoş vakit geçirirken bir yandan da beni kendi kafalarındaki ‘ben’e göre didik didik eden, şekillendiren ve delirtenlerin gözünde kim olduğumu ortaya çıkarmaya karar veriyorum.” (7)

    Bütün bu tespitler, elde edilen sonuçlar kahramanın yaşama olan bakış açısını değiştirir, Moscarda kendini sosyal yaşamdan soyutlar ve en nihayetinde her şeyden uzak bilinçli bir hiçlik içerisinde, yalnız yaşamayı tercih eder.

    “Demek #yalnızlık sizi korkutuyor. Ne yapacaksınız o halde? Bir sürü hikâye geçiyor aklınızdan. Sizin hikâyenize benzeyen. Yeni bir hayat diye düşlediğiniz ama sizin hikayenizden farkı olmayan hayaller. Görünmez esintiler mi var etrafınızda, sizi yöneten ve sizin yönettiğiniz. Evet ve hayır. Hayır ve evet. Nasıl isterseniz. Bu kabulleniş sizi rahatlatıyor ve güvende hissettiriyor. Şuurunuzun size yettiğine dair nasıl da büyülü bir şakanın içindesiniz gördünüz mü?” (8)

    Romanın içeriği başlıktaki sırayı takip edercesine düzenlidir, Vitangelo, karısının burnuyla ilgili çıkarımından önce “bir”dir; kendini, kimliğini ararken “yüz bin”; onu çevreleyen ve onların içerisinde ölüp dirildiği, doğanın tüm öğelerinde, bulutlarda, suda, ağaçlarda, gündoğumunun renklerinde, çimenlerde gerçekliği ararken kendini bir hiç olarak kapattığı düşkünler evinde ise “#hiçkimse”dir.

    #Düşkünleryurdu kırda yer alıyor, olağanüstü doğanın kucağında. Her sabah dışarı çıkıyorum, şafakla birlikte, çünkü ruhumu bu şekilde korumak istiyorum, şafağın tazeliğiyle, her şeyi ilk haliyle, geceden sıyrılmış ham şekliyle ve güneş onların nemini emmeden, kurutmadan önce görmek istiyorum. Kurşuni, ağır yağmur bulutları, dağların üstüne oturmuş halde gökyüzünü yeşile boyuyorlar ve akşam karanlığı oluşuyor doğada. Ve burada göz alabildiğine uzanan çayırlar, suyun verdiği tazelikle, yiğitçe yaşıyorlar. Ve şuradaki, bütün gece ayakta dikilmiş, güzel gözlü, sessizliğin içinde anıran ve kırları aydınlatan ışıkla gitgide, şaşılacak şekilde daha yakın görünen eşek. Ve şu siyah çalılıkların, yıkık duvarların arasındaki, toprakta bıraktıkları saban izleri belirgin ama artık ilerlemeyen, yük arabaları. Hava burada taze. Her şey anbean, oldukları gibi meydana çıkıyor. Hiçbir şeyin varoluşunu zihnime hapsetmeyeyim ve ölmesine yol açmayayım diye gözlerimi kaçırıyorum hemen. Artık sadece bu şekilde yaşayabilirim. Anbean tekrar doğarak. İçimde beslenen düşüncelerin yeniden oluşmasına ve boş yapılarla yüzleşmeme engel olarak.” (9)

    Kendi kendine konuşma yöntemiyle inşa edilen romanda Pirandello, her tür anlatımsal ve betimleyici yöntemden de kaçınır, böylelikle naturalizmin izlerinden de uzaklaşır ve yalnızca Vitangelo Moscarda’nın kendinden tamamıyla yabancılaşmasının içsel dramını ortaya koymaya çalışır. Yazar bu şekilde neden ve etki arasındaki geleneksel verismo (gerçekçilik) bağını da koparmış oluyordu. Gerçekçi anlatımdan uzaklaşan Pirandello, kahramanın iç dünyasını gözlemlediği yepyeni bir bakış açısı ortaya atar. Yazarın kahramanı, diğer yapıtlarındaki kahramanlarında da olduğu gibi, kendi içselliğinin labirentinde kaybolarak, asla bulamayacağı “kendisini” aramaya koyulan bir birey olarak karşımıza çıkar.

    “Artık aynalara bakmıyorum ve yüzümün hali ya da genel görünüşümü hiç mi hiç merak etmiyorum. Başkalarının benimle ilgili algısı da, beni selamlarken hayrete düşmelerinden, merakla bakmalarından ve gülmelerinden anladığım kadarıyla, oldukça değişmişti. İşin tuhaf tarafı her ne kadar “Moscarda” ismi her biri için, öncekine göre çok farklı anlama gelse de beni yine de ısrarla, “Moscarda” diye çağırmak istemeleriydi ki bu isim içinde zavallı kaçık, sakallı, güleç, takunyalı ve entarili adam anlamlarını barındırıyordu ve işin kötüsü o isim bana aitmiş gibi halen etrafımda söylenegeldiğini duyuyordum.
    İsimsiz. Geçmişin ismine dair hiçbir anı, bugünün ismine ve yarına dair. İsimden kastımız; dışarıdan bize yüklenen her türlü kavramsa; ismimiz yokken bu kavramlardan yoksunsak ve o zaman içimizdeki şeyler körleşiyorsa, tanımlanamıyor ve ayırt edilemiyorsa; bu ismi anmakta ısrar edenler, mezar kitabeme kazısınlar, ön tarafına ve sonra da o ismi bir daha bir daha anmayıp, çekip gitsinler ki rahat edeyim.” (10)

    Vitangelo’nun kendini arayışı aslında yalnızlıkla biter, sonuçsuz bir arayıştır bu, Vitangelo Moscarda her yerdedir, herkestedir aslında, ona bu isim verilmiştir, bu isimle birlikte ona bir sürü de kavram ve anlam yüklenmiştir, istese de istemese de bu isimle var olmaya devam edecektir, elbette onu kim nasıl görmek, algılamak ve anlamak isterse. Hepimiz gibidir; birdir, hiç kimsedir ve binlercedir, sıradan ve ölümlüdür.

    “Ölümü düşünmek ve dua etmek. Buna halen ihtiyaç duyanlar var ve çanlar onlar için çalıyor. Benim artık böyle bir ihtiyacım yok çünkü her an ölüyorum ve yeniden doğuyorum, hiçbir şey hatırlamaksızın; bütünüyle yaşıyorum, kendi içimde değil ama dışarıdaki her şeyin içinde.” (11)

    NOTLAR:
    * Yrd. Doç. Dr., Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, İtalyan Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı.
    (1) Pirandello, L., Uno, Nessuno e Centomila, Biblioteca Economica Newton, Milano, 1993, sf.33
    (2) Boschiggia, E., Guida alla lettura di Pirandello, Mondadori, Milano, 1986, sf. 64
    (3) Pirandello, L., Biri, hiçbiri ve binlercesi, Çev. Fuat Sevimay, Aylak Adam, 2013, sf.5
    (4) Pirandello, L., Biri, hiçbiri ve binlercesi, Çev. Fuat Sevimay, Aylak Adam, 2013, sf.15
    (5) A.g.y., sf. 23
    (6) A.g.y., sf.28
    (7) A.g.y., sf. 26
    (8) A.g.y., sf. 29
    (9) A.g.y., sf. 166

    romankahramanlari replied 1 year, 8 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
BURNU YAMUK ADAM MOSCARDA* Makale Yazarı: Ebru Ba…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now