Anna: Carlo Cassola’nın Minimalizmi ya da Çorak Yürek’te Hafiflik

  • Anna: Carlo Cassola’nın Minimalizmi ya da Çorak Yürek’te Hafiflik

    Posted by romankahramanlari on 12 Temmuz 2024 at 10:50

    Carlo Cassola’nın Minimalizmi ya da Çorak Yürek’te Hafiflik*

    Makale Yazarı: Bülent Ayyıldız

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Temmuz/Eylül 2015, 23. sayıda yayımlanmıştır. 

    “Sadelik gerçek büyüklüğün biçimidir.”
    Francesco De Sanctis

    #Minimalizm kavramı edebiyat özelinde değerlendirildiğinde, okuyucuya metnin görülen anlamı dışında, daha pek çok farklı anlamı olduğunu vurgulayan bir yaklaşımı anlatır. Diğer bir deyişle, bu edebiyat anlayışının biçeminin özünde az sözcükle, çok şey anlatma(1) kaygısı yatmaktadır.

    #Minimalist edebiyat anlayışında sadelik ve yalınlık ön plandadır, ancak bu yalınlık yavan bir dil kullanımını meşru kılmaz. Aksine, bu yaklaşımda -minimalist edebiyat yaklaşımında- figüratif anlatım oldukça önem taşır: figüratif bir dil ve simgeler vasıtasıyla metnin anlamına ve anlatımına derinlik -bazı durumlarda ise çeşitlilik- katmak amaçlanır.

    Minimalist edebiyatta, ana karakter genellikle, anlatacak pek çok şeyi olan ancak susmak zorunda kalan ya da susmayı tercih eden bir yapıdadır. Bu sessizlik ve susma eylemi, figüratif bir anlam taşır. #İronik bir şekilde, bu sade ve alelade ana karakterler, aslında, söyleyecek çok büyük ve önemli şeylere sahip kişilerdir.

    İtalyan yazar #CarloCassola, 1917 yılında Roma’da dünyaya gelir ve 1987 yılında Monte Carlo’da yaşama veda eder. Cassola’nın edebiyat anlayışında ilk başlarda ermetik ozanların etkisi olmakla birlikte, II. Dünya Savaşı’ndan sonra sadece edebiyatı etkilemekle kalmayan, aynı zamanda tiyatro, sinema gibi diğer kültür dallarını da etkileyen yeni gerçekçi akımın etkileri görülür. İtalyan toplumunun yaşadığı trajediyi sade ve yalın bir dille anlatmayı esas edinen bu yaklaşımın etkileri Cassola’nın üslubunu bulmasında oldukça önemli bir rol oynamıştır. Zira yazar, insanların en sade ve yalın hallerinin, aslında en derin anlamları barındırdığına inanır. #ItaloCalvino, Cassola’nın berrak ve anlaşılır biçemi hakkında şunları yazar:

    Cassola, Volterra kasabasındandır; dünyası, zanaatkârların ve küçük taşra burjuvazisinin dünyasıdır: basit duygulardan son derece aslına bağlılıkla kayda geçirilen gündelik konuşmaya özgü basit tümcelerden oluşmuş, basit bir dünyadır bu.(2)

    İlk eserlerinde görülen ermetik ve yeni gerçekçi etkilerin ardından, Cassola edebiyatında varoluşsal bir arayışa yönelir ve bu arayış yalın bir üslupla yazdığı eserlerinin merkezi konumuna gelir. Cassola, günlük, sıradan ve yalın hayatların varoluşsal yönlerini aramaya koyulur. Eserlerinde anlatmış olduğu insanlık durumlarında varoluşun zorluklarını, belirsizliklerini, bunalımlarını ve karasızlıklarını yansıtmaya gayret gösterir. Diğer bir deyişle insanoğlu olarak gerçeklere ulaşmamızı engelleyen, rengi koyu ancak dokusu ince örtülerde bir delik açarak, gerçeği az da olsa görebilmemiz için uğraşır.(3) İtalyan edebiyat eleştirmeni #GiulioFerroni, Cassola’nın poetikasını şöyle tanımlar:

    Temel ve kısıtlı bir hayatı anlatma eğilimindedir. Maremma ve Grosetto arasında, Volterra’da, Marina di Cecina’da deniz kıyısında ve kırda, her gün aynı ritme sahip, çevrelerindeki her şeye duyulabilecek arzudan uzak ve hırstan arınmış bir ilişki içindeki mütevazı kişilikli halktan insanların en temel düzeydeki gerçekliğini açığa çıkarmaya çalışır.(4)

    Cassola’ya göre hayatı algılamamız ikili bir süreç olarak gerçekleşir: Yazar için gördüğümüz ve hissettiğimiz şeyleri algılamamızı sağlayan bir ilk bilincin ardında çok daha derin ve ikincil bir bilinç mevcuttur. Ancak bu bilinç sayesinde olayların gerçek derinliğini kavrayabiliriz. İşte bu derinlik arayışı Cassola’nın eserlerinde temel bir öğe olmakla birlikte, mininimalist edebiyat anlayışına (metnin görünen anlamının dışında daha farklı ve derin anlamlara sahip olması) da yazarı yaklaştırmaktadır.

    XX. yüzyılın sadece İtalya’da değil, dünyada da en önemli edebiyat düşünürlerinden olan İtalyan yazar Calvino’nun geleceğin edebiyat anlayışına katkıda bulunmak amacıyla ortaya attığı “hafiflik” kavramı ile ilgili yazdığı satırlar, minimalist edebiyat ile koşutluklar göstermektedir. Örneğin:

    Edebiyat alanında iki karşıt eğilimin yüzyıllardır mücadele halinde olduğunu söyleyebiliriz: bu eğilimlerden biri, dili bir bulut daha doğrusu ince bir toz tabakası, daha da doğrusu bir manyetik itkiler alanı gibi nesnelerin üzerinde süzülen ağırlıksız bir öğe haline getirmeye (…)çalışır.(5)

    Italo Calvino, “hafiflik” kavramı aracılığıyla, dilin sadeliğinin önemine vurgu yapar: “Dili hafifleştirme; böylece anlamlar, adeta ağırlıksız bir sözel örgü üzerinden aktarılmış, sonunda dilde aynı seyreltilmiş yapıya kavuşmuş olur.”(6) Bu sözlerle Calvino bizlere dilin, sadelikle en derin anlamları verebileceğini anlatır. Bu bağlamda değerlendirildiğinde, Cassola’nın derinlik arayışlarını ifade biçimi ile Calvino’nun “hafiflik” kavramının uyuştuğu kolayca gözlenir.

    İtalyan yazar Carlo Cassola’nın, 1961 yılında Einaudi Yayınevince basılan Un cuore arido (Çorak Yürek) adlı yapıtı, II. Dünya Savaşı sonrası İtalyan edebiyatında minimalizmin en iyi şekilde görülebileceği eserlerden biridir. Cassola, eserinde minimalizmin, az sözle çok şey anlatma anlayışının en güzel örneklerini verir:

    Anna konuştuklarını doğru dürüst dinlemiyordu. Vakit geçirmek için masaya yaklaştı ve aynanın çerçevesine sıkıştırılan resimlere baktı. Saçları sıfır numara traş edilmiş, kapkara ve gür bıyıklarıyla üniformalı Bertini görülüyordu; gömlek yakasının beyaz kenarı ilikli ceket yakasından taşıyordu. Resim savaştan kalmış olmalıydı. Yanında erkek çocukların küçüğü Amos’un yine üniformalı fotoğrafı duruyordu: kadın da o sıra, Amos’un yeni yılın başında askerliğini bitireceğini anlatıyordu.(7)

    Görüldüğü gibi, Cassola, basit iki fotoğraf aracılığıyla savaşın yarattığı acıları, bir ulusun kaderini anlatır. İki farklı asker fotoğrafı, birbiri ardına yaşanan iki büyük savaşın ve İtalyan ulusunun acılarının ifadesidir. İtalya, hem Birinci hem de İkinci Dünya Savaşı zamanında büyük zorluklar, acılar ve sıkıntılar yaşamıştır.

    Cassola “Amos’un askerden dönmesi” ile İtalyanların ekonomik ve sosyal açıdan çok büyük yaralar almış olmalarına rağmen, normal ve sıradan bir hayat için olan ümitlerini vurgular. Amos isminin seçilmesi de Cassola’nın az sözle çok şey anlatma isteğinin göstergesidir: zira sözcük olarak “Amos” un kökeni, eski İbrani metinlerine dayanmakta ve “yük, külfet, zorluk çeken kişi” anlamlarına gelmektedir. Diğer bir deyişle Cassola, savaşın tüm yükünü omuzlarında hisseden bir insan ve bir halk için ümidi yansıtacak bir sözcük seçerek anlatımını kuvvetlendirmiştir. Eski iki fotoğraf ve tek bir sözcük seçimiyle, sıradan bir hayatla, alelade düşüncelerin çok daha derinlikli olabileceğine işaret eder. Benzer bir derinlik ifadesi, ana karakter Anna ile sevgilisi Mario’nun arasında geçen bir konuşmada, Mario’nun cümlelerinde gizlidir:

    Amerika’ya gitmek zorunda kalacağım, korkarım. Burada benim için hiçbir gelecek olmadığından, daha önce gitmeliydim. Orada babam bana iş buldu. Hem sonra bu daha bir başlangıç, çünkü orada insan zeki ve çalışkan oldu mu?(8)

    İkinci Dünya Savaşı sonrasında, İtalyanlar için Amerika’ya göç etmek oldukça yaygın ve önemli bir olgudur. Bireylerin, daha önceleri Amerika’ya göç ederek yerleşen İtalyan ailelerin, özellikle de akrabalarının yanında yeni bir hayat kurma ümidini yansıtmaktadır. Amerika, sadece İtalyanlar için değil, diğer tüm göçmenler için bir fırsatlar ülkesi konumundadır. Cassola, “Hem sonra bu daha bir başlangıç, çünkü orada insan zeki ve çalışkan oldu mu…” satırlarıyla bu fırsatlar ülkesini anlatır. Ancak Amerika’ya göç etme olgusu, aile yapılarına sıkı sıkıya bağlı İtalyanlarda sadece gidenlerde değil, geride kalanlarda da büyük ruhsal yıpranma yaratır. Cassola, sade ancak derin bir ifadeyle bu duyguları şu şekilde yansıtır: “Çünkü Amerika’ya gitmek, kaybolmak, ölmek demekti…”(9)

    Minimalist edebiyat anlayışında, karakterlerin anlattıkları kadar, anlatmadıkları da önem taşır: bazen bir suskunluk, bir yutkunma ya da bir anlık sessizlik, gür çıkan çığlıklardan çok daha etkili olabilir. Bu açıdan bakıldığında, Carlo Cassola’da, minimalist edebiyat anlayışının diğer önemli öğelerinden biri olan “suskunluk” ve “sessizlik” oldukça yoğun biçimde yer alır. Örneğin Çorak Yürek adlı romanın ana karakteri Anna’nın susmaları ve sıkıntılarını dile getirmeyip, içine atmaları romanda belirleyici konumdadır:

    Anna genç çocuğa baktı, ses çıkaramadan dudaklarını oynattı. Ona hiç bir şey söyleyemiyor, sadece bu umutsuz bakışla bakabiliyordu. Mario, aşkı, bir daha dönmemek üzere hayatından çıkacaktı.(…) Anna onun hakkında hiç bir şey öğrenemeyecekti, ölü ya da diri olup olmadığını bile.(10)

    Minimalist edebiyatta oldukça sık görülen ve önemli bir yer tutan figüratif dil ve simgelerle anlam genişletme yoluna Cassola da sıklıkla başvurur. Hatta eserin ismi dahi bu çerçevede değerlendirilebilir, zira eserin İtalyanca aslındaki, Un cuore arido (Çorak Yürek), “arido” sözcüğü her ne kadar Türkçe’de “kurak ve çorak” anlamına gelse de, sözcük İtalyanca’da figüratif bağlamda, “diğer insanlara soğuk davranan, duyarsız olan, hayal gücünden ve düşünceden yoksun” anlamlarına da gelmektedir. Bu figüratif sözcük seçimi ana karakter Anna’yı tamamen yansıtır. Cassola’nın figüratif diline ve üslubuna yönelik diğer bir örnek ise şu şekildedir:

    Eğlenmek istiyordu, ama acısı yeniden içini kemiriyordu. Bir kaç güne kadar yaz mevsimi sona ermiş olacak, o da on dokuzuna girecekti. Başı önünde, tepeye tırmandı. Yukarı vardığında, denize bakmak için döndü. Elini alnına siper edince, denize konmuş ufak ve kara bir böcek gibi hala güneşin altında ilerleyen tekneyi gördü. Böcek huzurunu yok etmeye yetmişti. Öfkeli bir harekete döndü ve kum tepecikleri arasında yoluna devam etti.(11)

    Cassola, figüratif anlatımdan faydalanarak romanın kahramanı Anna’nın ruh halini gözler önüne serer. Genç kız, denizi izlerken gördüğü bir geminin etkisiyle, eski aşkı Mario’yu ve onu Amerika’ya götüren gemiyi anımsar: aslında bu anımsama bir ayrılığın, çocuksu bir yalnızlığın ifadesidir. Zira Mario, bir yetim olan Anna için sadece bir sevgili değil, bir erkek kardeş, bir ağabey, bir baba, hayatında özlem ve eksiklik duyduğu tüm erkek figürlerinin yansımasıdır. Anna kendi anılarıyla ve geçmişiyle yüzleşir; bu yüzleşmeden üzgün ve yenik çıkar. Mecburiyetten kendi yoluna devam etmeye çalışır.

    Sonuç olarak, Carlo Cassola’nın Çorak Yürek adlı romanı ve ana kahramanı #Anna minimalist edebiyata, bir yandan da Calvino’nun “#hafiflik” kavramına, ilişkin pek çok örneği barındırmaktadır. Cassola, arı ve sade bir üslupla eserini kaleme almıştır: metindeki ve karakterlerindeki sadeliğin altına bir toplumu ve bir dünya anlayışını saklamış, örtülü ve suskun duyguları keşfedilmeyi bekleyen derin anlamlarla harmanlamayı ustalıkla başarmıştır. Cassola’nın eseri sadece bir bireyin derinlikli hikâyesi değildir, aynı zamanda bir ulusun zorluklarla dolu geçen uzun bir döneminin üzücü ancak gerçek kanıtıdır.

    Kaynakça:
    Calvino, Italo, Amerika Dersleri- Gelecek Bin Yıl İçin Altı Öneri, çev. Kemal Atakay, YKY, İstanbul, 2007.

    Calvino, Italo, Yeni Bir Sayfa, çev. Kemal Atakay, YKY, İstanbul.

    Cassola, Carlo, Çorak Yürek, çev. Oya Kırcı, E yayınları, İstanbul, 1971.

    Giulio Ferroni, Storia della letteratura italiana, Il Novecento, Torino, Einaudi, 1991.

    Salinari C., Ricci, C., Storia della letteratura italiana, VolIII Novecento, Editori Laterza, Roma-Bari, 1993.

    Tilbe, Ali, Marie Ferranti’nin Mantova Prensesi Romanına Bir Yeni Tarihselci Yaklaşım, Frankofoni, no: 22, Ankara, 2010.

    1- Tilbe, Ali, Marie Ferranti’nin Mantova Prensesi Romanına Bir Yeni Tarihselci Yaklaşım, Frankofoni, no: 22, Ankara, 2010, s. 128, 129.

    2- Calvino, Italo, Yeni Bir Sayfa, çev. Kemal Atakay, YKY, İstanbul, s. 72

    4- Giulio Ferroni, Storia della letteratura italiana, Il Novecento, Einaudi, Torino, 1991, s. 420

    5- Calvino, Italo, Amerika Dersleri- Gelecek Bin Yıl İçin Altı Öneri, çev. Kemal Atakay, YKY, İstanbul, 2007, s. 28.

    6- A.g.e., s. 29.

    7- Cassola, Carlo, Çorak Yürek, çev. Oya Kırcı, E yayınları, İstanbul, 1971, s. 29.

    8- A.g.e., s. 111.

    9- A.g.e., s. 112.

    10- A.g.e., s. 112

    11- A.g.e., s. 157 ve 158

    romankahramanlari replied 1 year, 7 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
Carlo Cassola’nın Minimalizmi ya da Çorak Yürek’t…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now