Zenchi Naigu: ÖZ GERÇEKLEŞTİRME KAYGISI

  • Zenchi Naigu: ÖZ GERÇEKLEŞTİRME KAYGISI

    Posted by romankahramanlari on 12 Temmuz 2024 at 10:28

    ÖZ GERÇEKLEŞTİRME KAYGISI*

    Makale Yazarı: Ali Volkan Erdemir

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Ocak/Mart 2015, 21. sayıda yayımlanmıştır.

    Akutagawa Ryūnosuke ve “Burun”(1)

    Yakın dönem #Japonedebiyatının dünya çapında ünlü yazarlarından biri kuşkusuz #AkutagawaRyūnosuke’dir (1892-1927). Akutagawa’dan söz edilmeye “#Burun”(2) adlı öyküsü ile başlanmıştır. Aslı bir klasik Çin hikâyesine dayanan bu öykü, 1916 yılının şubat ayında #Shinshicho adlı edebiyat-sanat dergisinin 4. sayısında yer almış, Japon yazın duayeni #NatsumeSōseki’nin övgüsünü kazanmıştır.

    Kusur Sembolü Olarak Burun

    #HeianDönemi (794-1185) Japonyası’nda, Ikeno-o adlı kasabada #ZenchiNaigu adında, 50 yaşını geçmiş bir keşiş yaşamaktadır. Budist tapınağın başkeşişi olan Zenchi’nin bir sorunu vardır; on beş santimetreye yaklaşan burnu, dudağın üstünden çene altına kadar sarkmakta ve günlük yaşamında sıkıntılara sebep olmaktadır. Örneğin, yemek sırasında karşısına oturan çömezlerden birisi ince, uzun bir tahta ile burnunu kaldırmazsa, burnu yemek tasının içine girer. Ike-no-o sakinleri, başkeşişin Budizm yolunu seçerek tapınağa kapanmasının yerinde bir davranış olduğunu düşünmektedirler. Çünkü böylesi bir buruna sahip biriyle kimse evlenmek istemeyecektir.

    Bir gün yemek sırasında çömez keşiş hapşırınca eli titrer ve Zenchi’nin burnu tahtadan kurtulup lapanın içine giriverir. Bu olay başkent #Kyoto’da bile duyulur ve alaycı gülmelere sebep olur. Burnundan dolayı sıkıntı hissettiği benzer durumlarda, odasına çekilerek masasının başında kutsal Sutraları okur. Burnunun değişik yapıda oluşu, onu diğer insanlardan farklı kılar. Dolayısıyla Zenchi, başkalarıyla bir yaşamdan izole olup kendi içine kapanmıştır (Kimura, 2002: 1). Bu nedenle, toplumla daha iyi iletişim kuramayışının kusurlu burnu yüzünden olduğunu kabul etmektedir. Toplumla rahat iletişim kuramadığı için de derin bir ayrıksılık duygusuna kapılır.

    Çare Arayışı

    Zenchi, burnunu diğer insanlarınki gibi normal göstermek için ayna karşısında uzun zaman geçirir. Farklı açılardan, değişik ışık altında baksa da burnunun anormal biçimi değişmez. Onun, ayna karşısında uzun zaman geçirmesi, durumundan hoşnutsuz olduğu gerçeğini daha fazla göz ardı edemeyeceğini gösterir. #Özfarkındalığı simgeleyen aynada (De Vries, 1984: 431) çözüm bulamayınca başkaca yöntemlere başvuracaktır. Bu hareketi, Zenchi’nin kendisi için bir şeyleri değiştirme cesareti göstermesinin somut ifadesidir. Önce Budist metinler başta olmak üzere çeşitli kitaplar içinde, kendisininki gibi bir buruna sahip birisi olup olmadığını araştırır. Ancak ne kutsal Sutralarda ne de Çin hikâyelerinde anormal bir burundan söz edilir. İçinde burun sözcüğü geçen bir cümleden eskiden beri rahatsızlık duyan Zenchi, tapınağa gelen ziyaretçilerin ilkin burnunun şeklini inceler. Dahası, onlarla konuşurken burnunun ucunu sıvazladığını fark edip utandığı anların sayısı giderek artmıştır. Burnu karşısında hissettiği çaresizlik duygusu ve bu duruma çare bulma isteğinin yoğunluğu, burnunu fare pisliği ile ovdurmasından anlaşılabilir. Derken, Kyoto’ya giden çömez keşişlerden birisi, o dönemin en ileri uygarlıklarından biri olan Çin’den gelen bir doktordan burun kısaltma yöntemini öğrenir. Burun bir kabın içine doldurulan sıcak su ile haşlanacak ve yumuşadıktan sonra ayak altında ezilecektir. Bu ıstıraplı yöntemi deneme kararı, Zenchi’nin çaresizliğinin son haddine vardığını göstermektedir. Burun pek çok kültürde gururu sembolize eder (Eren, 2004). Bu durumda Akutagawa, Zenchi’nin burnunu ayaklar altına aldırmasıyla gururunu çiğnetmiş olduğuna işaret etmektedir.

    Farklılık

    Istırap veren tekrarlardan sonra Zenchi’nin burnu normal uzunlukta bir biçim alır. Artık Ike-noo’dakilerden farklı değildir. Aynadaki yüzü, aynanın karşısındaki kendi yüzünü mutlu bir ifadeyle seyrederken, kendisine göz kırpar. Sanki yıllarca uğraşıp Mahayana Sutrası’nı kopya etmeyi başarmışçasına içi huzurla dolar. Ancak, burnunun eski haline dönmesinden sıkça endişe duyar; böylesi anlarda onu eliyle yoklayarak uzamadığından emin olur. Bununla birlikte çevresinde kendisine tuhaf gelen durumlarla karşılaşır. Tapınağı ziyaret eden bir samuray gözünü Zenchi’nin burnundan ayıramayınca, aralarında doğru düzgün bir konuşma geçmez. Çömezler ise, o arkasını döner dönmez gülmeye başlamışlardır. Başkeşiş bu alaycı gülmeler karşısında dinginliğini kaybeder. İlk bakışta bu çatışkının Zenchi ile Ike-no-o toplumu arasında yaşandığı düşünülebilir. Ancak, bu durum, normal bir buruna sahip olma arzusu (#honne: asıl duygu ve düşüncesi) ile 50 yaşını aşmış bir başkeşiş olarak dünyevi konuları kendine dert etmemesi gereken mertebede olması (tatemae: olması, görünmesi gereken) arasında yaşanan bir çatışma olarak değerlendirilirken, Tamura (1999: 60) da bu çatışmanın Zenchi’nin kendisinden kaynaklandığını iddia etmiştir. Diğer bir deyişle, bu çatışkı dışsal değil içseldir.

    Gerçeğin Açığa Çıkması
    Zenchi, yıllar boyunca burnunun şekilsiz olmasını sorun etmişliğini gizleyebildiğini düşünmüştür. Ne var ki, çömezler onun bu kompleksinin farkındadırlar. Kyoto’dan dönen keşiş kendisine tedavi yöntemini önerirken, gururunu zedelememek için sözcükleri dikkatle seçmiştir. Yıllar boyu Zenchi’nin ezik ruh hali çömezlerde ona karşı acıma duygusu ve sempati uyandırmıştır. Burnu kısaltma yönteminin başarılı olmasıyla Zenchi’nin, aslında o güne kadar burnunu hep sorun ettiği de ortaya çıkmıştır. Budizm’in temel öğretisi kişinin arzularından vazgeçmesine dayanır. Kendisini yüce olduğunu düşündüğü bir amaca, #Budizm’e, adamış bir keşişin fiziksel bir kusurla uğraşmasına çömezler hoş bakmaz, çünkü imgelemlerindeki Budist keşiş özellikleri ile onun bu tavrı uyumsuzdur. Bu duruma Zenchi’nin hırçın tavırları da eklenince, çömezlerin ona duydukları sempatinin yerini eleştiri alır. Hatta kendisini tedavi eden keşiş bile Zenchi’yi son davranışından dolayı tenkit eder.

    Düğüm Noktası

    Zenchi’nin normal hâle gelmiş burnu ile mutlu olması, yerini rahatsızlığa bırakmıştır. Bir gün bahçeden gelen köpek havlamalarından rahatsız olup odasından çıktığında çömezleri görür. Birinin elinde, burnu tasın içine girmesin diye kullandığı tahta vardır. Diğer çömezler ona “(köpeğin) burnuna vur, vur tahtayı burnuna” diye bağırmaktadır.

    Köpek, egoizmi temsil eder (Ad, 1984: 179). Buruna tahta ile vurulması egonun (nefsin) terbiyesi olarak ele alınabilir. Çömezlerin bu hareketi karşısında Başkeşiş, statüsünü göz önüne alıp suçluluk duymaya başlamıştır. Normal biçimli burnundan duyduğu mutluluk yerini artık pişmanlığa bırakmıştır. Vicdanı rahat değildir.

    #Seneca, vicdanı “davranışımızı ahlaki nitelikle rine göre suçlayan ya da savunan bir iç ses” olarak tanımlamıştır (Fromm, 1993:170). İnsanda iki tür vicdan vardır. Birincisi, hümanist vicdan; tüm kişiliğimizin, kendi fonksiyonunu gerektiği şekilde yerine getirmesine ya da getirememesine karşı göstermiş olduğu tepkidir. Bir iç onaylama ve doğruluk duygusuna yol açar. İnsanın kendi menfaatinin ve kişilik bütünlüğünün ifadesidir (Fromm, 1993: 188-189). İkincisi, otoriter vicdan ise içe mal edilmiş bir dış otoritenin, ana babanın, devletin ya da belli bir kültür içerisindeki herhangi bir otoritenin sesidir. İnsanların kendi vicdanlarından kaynaklanan bir suçluluk duygusu olarak gördükleri bir yaşantı, gerçekte, çoğu zaman bu otoriteler karşısında duydukları korkudan başka bir şey değildir (Fromm, 1993: 177).

    Zenchi’nin duyduğu suçluluk duygusunun özü de, eskiden sempatiyle kabul görüldüğü topluluk tan tamamıyla dışlanma korkusudur. Bilindiği üzere, kişi toplumla uyum içinde olmadan sağlıklı bir yaşam süremez, bu yüzden de toplumda kabul görüp, kendini güvende hissetmek için, bireyselliğinden ödün verir. Bu ödünün sınırları zorlanır, baskıcı bir hal alırsa durum katlanılmaz olur. Bu noktada otoriter vicdan devreye girmektedir.

    Geriye Dönüş

    Zenchi, bir akşam birdenbire çıkan rüzgâr, rüzgâr çanının sesi ve soğuktan uyumakta güçlük çeker. Gecenin ilerleyen saatlerinde burnu kaşınmaya başlar. Ertesi sabah uyandığında tapınak bahçesi, sabah güneşinin parıldattığı yapraklarla altın sarısı rengindedir. Pagodanın çatısı göz kamaştırmaktadır. O anda burnunun eski haline döndüğünü anlar. Uzunluğu on beş santime yakın burnunu sabah rüzgârında sallayarak ferahladığını hisseder. Artık kimse onu eleştirmeyecektir; ayna karşısında yansıması tek olacaktır.

    Sonuç

    Her insan yaşamının bir döneminde kendisine şu soruları sormuştur: “Eğer kendim için değilsem, kim benim için olacak? Eğer sadece kendim içinsem neyim ben? Şimdi değilse- ne zaman?” (Abod Talamud Misnah’dan aktaran Fromm; 1994:6). Akutagawa’nın yazdığı “Burun” adlı öykünün başat karakteri de kendini sorgular. Burun ile sembolize edilen kompleksli (kusurlu) yanından kurtulursa, Ike-no-o’dakilerle daha iyi iletişim kurup o toplumun acınan değil, herkesle eşit olarak kabul gören bir parçası olacağına inanmış olmalıdır.

    Zenchi, kendisi için bir şeyleri değiştirmek, daha mutlu olacağına inandığı şekilde yaşamak istemiştir. Başlangıçta burnunu kısaltmaktan da son derece mutlu olmuştur. Bu insancıl eylemini hümanist vicdanı olumlarken, tapınaktaki çömezlerin de dâhil olduğu Ike-no-o sakinlerinin temsil ettiği dış otoritenin yaptırım gücü karşısında Zenchi’nin iradesi dayanıksız kalmıştır. Toplum, alışageldiği Zenchi imgesinin değişmesini istememiştir. Alaycı gülmeler, ardından konuşmalar, bazen de yüzüne karşı imâlı konuşmalarla Zenchi’yi toplum dışına itmişlerdir. Kendisi olma sorumluluğunu bir süreliğine göze alıp mutluluğunu sağlasa da, Zenchi bu noktada, toplumdan tamamıyla dışlanmayı göze alamamış ve burnu eski haline döndüğünde onu tekrar kısaltma çabası içine girmeden, kendini yine toplumun hoş gördüğü kalıp içine sokmuştur. Böylece kendini yeniden güvende hissetmiştir. Yine toplumda kabul gören eski Zenchi olmuştur; ortak yaşamın gerektirdiği şekilde yaşayarak huzurlu bir yaşam sürecektir. Bu öyküde otoriter vicdan Ike-no-o toplumunun dayatmacı yanı ile temsil edilse de, asıl çatışma Zenchi’nin kendi içinde yaşadığıdır.

    Akutagawa’nın 1916’da kaleme aldığı “Burun” öyküsünün evrensel beğeni kazanıp günümüzde hâlâ sevilerek okunması, öykünün izleğinin kesin ve açık olması, olay örgüsünün sade bir üslupla işlenmesi, zaman-çevre ile başat ve yan karakterlerin inandırıcılıklarıyla birlikte, okuyucuya kendisi olmayı göze alıp alamadığı yönünde sorular sordurarak onu tedirgin etmesinden de kaynaklanmaktadır.

    NOTLAR:
    * #ErciyesÜniversitesi Edebiyat Fakültesi #JaponDiliveEdebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
    (1) Bu yazı, yazarın Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’nin 4. sayısında (Haziran 2010) “Akutagava Ryunosuke’nin ‘Burun’ adlı Öyküsüne Vicdan Kavramı Açısından Bir Bakış” başlığı ile yayımlanan makalesinde yer alan bilgiler üzerinden derlenmiştir.
    (2) Öykünün Japoncadan Türkçeye çevirisi: H. Can Erkin, İmge Öyküler, Sayı: 5, 2005, ss. 99-103.

    KAYNAKÇA
    -De Vries, Ad (1974). Dictionary of Symbols and Imagery. North Holland P.C.
    -Eren, Serdar (10 Aralık 2004). “Burun Güzelliği ve Felsefesi”, Estetik Bakış. Pazar, Milliyet.
    -Fromm, Erich (1993). Erdem ve Mutluluk, Ahlak Psikolojisi Üzerine Bir İnceleme (5. Baskı), Çeviren: Dr. Ayda Yörükan; Derleyen ve Yayına Hazırlayan: Dr. Turhan Yörükan, Türkiye İş Bankası Yayınları.
    -Fromm, Erich (1994). Özgürlükten Kaçış. (2. Basım), Çeviren: Selçuk Budak. Ankara: Öteki Yayınları.
    -Kimura, Ikio (2002). “Sutigima toshite no ana- Akutagawa Ryūnosuke ‘Hana’ ron,”
    -Okayama Daigaku Kyōiku Gakubu Kenkyū Shūroku, Dai 120 Go, ss. 1-9)
    -Nakajima, Kunihiko (2003). “Hana,” Gendai Bungaku Meisakusen, Tokyo: Meiji Shoin, ss. 59-71.
    -Tamura, Shūichi (1999). “Akutagawa Ryūnosuke ‘Hana’ ron-Komin Ikeeto no negai,” Ritsumeikan University Ronkyū Nihon Bungaku Kiyoo, V.71, ss. 56-68.

    #ErichFromm #öykü #japonkültürü #uzakdoğu #JaponEdebiyatı #Japonyazar #AliVolkanErdemir

    romankahramanlari replied 1 year, 6 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
ÖZ GERÇEKLEŞTİRME KAYGISI* Makale Yazarı: Ali Vol…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now