YAŞAR KEMAL DENİNCE
-
YAŞAR KEMAL DENİNCE
YAŞAR KEMAL DENİNCE*
Makale Yazarı: Eray Canberk
*Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Nisan/ Haziran 2015, 22. sayıda yayımlanmıştır.
“Yaşar Kemal denince…” dedim ama buna “yakın okur, uzak ahbap gözüyle” diye bir açıklama getirmek yerinde olacak sanırım.
Televizyonlarda ölüm haberini duyunca bir an duraksadım. Hastanede ve sağlık durumunun nazik olduğu biliniyordu ama iyileşmesi umudu ve dileği birbirine eşlik ediyordu gönlümüzde. Duraksamam bundandı. Biraz toparlanınca gidip İnce Memed romanını çıkardım kitaplıktan.
Romana şöyle bir göz atarken bir yandan da aklımdan şunlar geçti:
1944-45 yıllarında babamın görev yaptığı #dana’daydık. Yaşar Kemal de o yıllarda belki Adana’daydı. Hayal meyal hatırladığım Adana’yı gözümde canlandırmaya çalışıyorum: Saat Kulesi, taştan bir köprü (#Taşköprü olmalı), yatağı geniş bir dere (#Seyhan Nehri olmalı) ve onun üstünden geçen demiryolu köprüsü (ki yayalar için de bir yan yolu vardı), mezbaha, baraj, orduevi, portakal bahçeleri ve bizi İstanbul’dan getiren ve bir süre sonra Adana’dan İstanbul’a götürecek olan trenin büyük istasyonu (Adana Garı)… Aradan on iki yıl kadar geçtikten sonra bir Yaşar Kemal okuru olmam ve daha sonra kendisiyle İstanbul’da tanışmam…
#İnce Memed romanı benim Yaşar Kemal’den okuduğum ilk eserdi. Remzi Kitabevi yayınları arasından çıkmış olan roman 1957 tarihini taşıyordu. İkinci baskıymış ve kitaplığımın 231 numaralı kitabıymış. Kaynaklara baktım; roman 1953-1954’te Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilmiş, 1955’te Çağlayan Yayınları’nca iki cilt olarak yayımlanmış ve 1955’te Varlık Roman Armağanı’nı almış. Bu oylumlu (412 sayfa) romanı okuduğum sıralarda 17-18 yaşlarındaymışım demek ki.
İnce Memed benim hiç tanımadığım, bilmediğim bir dünyanın, hayatların romanıydı. Romanın ve arka kapaktaki “Duvarın dibinde resmim aldılar/ Ak kâğıt üstünde tanıyın beni” dizelerinin etkisinde kaldığımı, memleketimin gerçekleri üstüne düşünmeye başladığımı, Yaşar Kemal’in daha önce yayımlanmış olan Sarı Sıcak ve Teneke adlı hikâye kitaplarını da romandan sonra edinip okuduğumu çok iyi hatırlıyorum. Daha sonra yayımlanan İnce Memed dörtlüsü içinde İnce Memed I ilk göz ağrısı olarak kalmıştır bende.
Yaşar Kemal’le 1970’lerin başlarında, ilkokul öğretmenliği yaptığım sıralarda yayınevlerinden birinin yönetim yerinde karşılaşıp tanıştığımı hatırlıyorum. Daha sonraki karşılaşmalarımızda bana, ilkokul öğretmenliğimden kinaye, “ilk öğretmen” diye takıldığını hiç unutamam.
1970’lerin ortasında #AfşarTimuçin ile birlikte yayıncılık serüvenine atıldığımız yıllarda daha çok karşılaşır olmuştuk kendisiyle. Bu karşılaşmalar da Adana’dan hemşerisi ve bizim de kuşaktaşımız olan #NurerUğurlu’nun GE-DA adlı kitap dağıtımevinde olurdu. İş gereği Nurer’e uğradığımda çoğu zaman Yaşar Kemal’i orada görürdüm. Bir keresinde “Yahu, ben sizin adlarınız karıştırıyorum. Hanginiz Afşar, hanginiz Eray?” demişti. Bunun üzerine Nurer “Amma da yaptım Yaşar ağabey, biri esmer, biri kumral. En azından böyle ayırt edersin!” deyince Yaşar Kemal “ Esmer olan hangisi, kumral olan hangisi?” deyip kahkahayı basmıştı.
Hiç unutamadığım bir anım da daha sonraki yıllardadır. Bir akşam, edebiyatçıların sık sık uğradıkları ünlü bar #Papirüs’te arkadaşlarla oturuyorduk. Aramızda #Selimİleri de vardı. Bir ara Yaşar Kemal de arkadaşlarıyla geldi. İleri’yi ve beni görünce yine hâl hatır sordu, takılmaktan da geri kalmadı. Aramıza almak istedik, hatırımızı kırmadı, biz gençlerin masasına oturdu. Ardından lâtifeli söyleşisiyle ve takılmalarıyla masayı neşeye boğdu. İleri’nin ve benim dışımızda Yaşar Kemal’i şahsen tanıyan yoktu masada. Alçak gönüllüğü karısında arkadaşların hayrete düştükleri yüzlerinden, bakışlarından belli oluyordu. Bir süre söyleştikten sonra kalkıp arkadaşlarının yanına gitti. Gösterdiği yakınlıktan ben kendime pay çıkarmıştım ama Selim İleri ile ahbaplıkları daha fazlaydı kuşkusuz.
Yaşar Kemal ile tanışıklığımız rastlantıların yarattığı karşılaşmalarla sınırlı kaldı. Ne var ki “İnsan Yaşar Kemal’i bu karşılaşmalarda tanıdım” desem yeridir. Ünlü bir romancı değil de içten bir dost, bir ağabey gibi davranır, deyim yerindeyse hiç tafra yapmaz, hâl hatır sorar, yerine göre takılır ve tadına doyulmaz söyleşisine başlardı… Ölümünün ardından yazılan yazılarda da bu yanı hep belirtiliyor. Ayrıca, kendisini yakından tanıyanlar her kesimden insanla çabuk ilişki ve yakınlık kurması ve babacan tavrı nedeniyle ahbap ve tanıdık çevresinin çok geniş olduğunu da anlatıyorlar. Bu çevreye yazarla tanışıp görüşen, ahbaplık kuran okurlarını da katarsak eskilerin deyişiyle ve tam anlamıyla “kesîrü’lahbâb” biriydi.
Bir karşılaşmamız da Alpay Kabacalı’nın cenaze töreninde oldu (Nisan 2014). İlerlemiş yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen, bu yakın dostuna son görevi yerine getirmekten geri kalmamıştı. Bu son karşılaşmamız olacakmış.
#AlpayKabacalı deyince Kültürümüzden İnsan Adaları (YKY, 1995) adlı kitabını hatırladım. Kabacalı söz konusu kitapta Çağımızın Büyük Romancısı Yaşar Kemal (1992) adlı kitabından yaptığı alıntıyla Yaşar Kemal’e oldukça geniş bir yer vermiş. Bellek tazelemek için söz konusu bölümü tekrar okudum. Müthiş bir söyleşi. Daha söyleşinin başında Stendhal ve Nâzım Hikmet hayranlığından söz ediyor Yaşal Kemal: “Eskiden her romanıma başlamadan Kızıl ve Kara’yı, bir de Nâzım Hikmet’in şiirlerini okurdum…”
Bu sözün benim açımdan ilginç yanı 1957’de İnce Memed ile Kızıl ve Kara’yı art arda okumuş olduğumu hatırlatmasındadır.
Özledikçe Tanpınar’ın Huzur’unun herhangi bir sayfasından başlayıp birkaç sayfa okuduğum gibi Yaşar Kemal’i de aynı yöntemle okuduğum olur. Bu sayfalarda doğa betimlemeleri varsa çoğunlukla Çukurova’da, Toroslar’da bulurum kendimi. Köylülerle, ırgatlarla, göçerlerle birlikte bu coğrafyada dolanır gibi olurum.
Yazarımızın İstanbul’la ilgili röportajlarını gazetelerde okurken de içinde yaşadığımız ama yabancı kaldığımız bir başka İstanbul’u ve burada, yerli olsun gurbetçi olsun, hayata tutunmaya çalışanları tanımıştık.
Her zaman söylendiği gibi; bir yazar dünyamızdan göçse de kitaplarıyla yaşamayı sürdürür. Yaşar Kemal de öyle olacak elbette.
Sorry, there were no replies found.
