Victor Hugo: TÜRKÇEDE İLK HUGO ÇEVİRİLERİ
-
Victor Hugo: TÜRKÇEDE İLK HUGO ÇEVİRİLERİ
TÜRKÇEDE İLK HUGO ÇEVİRİLERİ*
Makale Yazarı: Lütfi TINÇ
*Bu makale, Roman Kahramanları dergisinin 3. sayısında (Temmuz/Eylül 2010) yayımlanmıştır.
Benim Victor Hugo ile tanışmam, ilkgençlik yıllarıma ve okul kütüphanesinin raflarındaki Édition Nelson ciltlerine dayanır. Sefiller’in beş ciltlik özgün ve tam versiyonuyla da o yıllarda haşır neşir olmuş; Gavroche tipiyle de aynı dönemde karşılaşmıştım. O günlerden tam on beş yıl sonra da, sevgili Erdal Öz’ün talebiyle, 1980 başlarının Görsel Yayınlar’ı için, Sefiller’in Édition Hachette tarafından düzenlenmiş çocuk versiyonunun çevirisini yapmıştım. Bu çeviri çabası, beni Gavroche ile bir kez daha karşılaştırmıştı. Okul sıralarından değil, “hayatın içinden” Gavroche’a, bu ölümsüz sokak çocuğuna bakmış ve onu daha fazla sevmiştim.
Eminim, 2003’te sevgili İsmail Yerguz de, Sefiller’i ilk kez “hiç makaslamadan” özgün biçimiyle Türkçeye kazandırırken, Gavroche’u çok sevmişti! Ama şimdi biz, kahramanımız Gavroche’tan uzaklaşıp, yazarına ve özellikle de Sefiller yazarının Türkçedeki serüvenine bir göz atalım. Ayrıca bu yolda en güçlü rehberimizin, İsmail Habib’in (Sevük; 1892-1954) Avrupa Edebiyatı ve Biz adlı devasa yapıtı (1940-1941) olduğunu belirtmeden de geçmeyelim.
Victor Hugo adı Türkçede ilk kez, 1862’de geçer. “İngiliz Çörçil” tarafından çıkartılan Ceride-i Havadis gazetesi Hugo’nun Sefiller romanını, “Mağdurin Hikâyesi” adı altında tefrika eder. Çevirinin kim tarafından yapıldığı belli değildir. Ancak kısa bir tanıtma yazısıyla Hugo hakkında bilgi verilir.
Hugo’dan ilk şiir çevirilerini ise, Edhem Pertev Paşa (1824-1873) yapar. “Tıfl-ı Nâim / Uyuyan Çocuk” başlığı altında yayımlanan bu uzun şiiri çevirirken Edhem Pertev Paşa, Hugo’nun kafiye düzenine ve şiirin sekizer mısralık kıtalar halinde akışına sadık kalır.
Güllü Agop’un tiyatro repertuvarına konulmak üzere Teodor Kasap tarafından yapılan Hernani çevirisi yayımlanmamıştır. Ancak 1873’te yayımlanan bir başka Hernani çevirisinde “Ahmed S.” imzası vardır. Mustafa Nihad Özön’ün 15 Nisan 1938 tarihli Kalem dergisinde (sayı 2) belirttiğine göre, Ahmet Vefik Paşa’nın da yayımlanmamış bir Hernani çevirisi bulunmaktadır. Bu arada, yine Teodor Kasap, 1875’te Lucrece Borgia’yı Türkçeye kazandırır. Selanikli Tevfik’in 1887’de bitirdiği Claude Gueux çevirisi de, Hugo tercümelerinin “ilk”leri arasındadır. Bu arada, Araba Sevdası romanının yazarı Recaizade Mahmud Ekrem’in de, Hugo’dan şiir çevirileri yaptığını ve bunları Naçiz adlı kitabında topladığını belirtmekte fayda var.
Kendini Arapça, Türkçe ve Fransızca sözlüklerin hazırlanmasına adamış bir dilci olan Şemsettin Sami’nin Sefiller çevirisi, İstanbul’da 1879’da Mihrah Matbaası tarafından bölüm bölüm yayımlanırken, bir jurnal üzerine toplatılacak ve böylece çeviri yarım kalacaktır. İsmail Habib, söz konusu çeviriyi değerlendirirken, Namık Kemal’e ilginç bir gönderme yapar:
“Şemsettin Sami Bey tercümede aslına olduğu gibi sadakat etmeye çalıştığından, yer yer Türk nahvine aykırılıklar göstermekten de çekinmemiştir. Sonra onun âlimane, rükûdetli, mantıkî kalemi bu coşkun romantik esere bir durgunluk veriyor. Öyle bir eseri bizde o zamanlar Namık Kemal gibi bir kalem tercüme edebilseydi, o tercümede aslının havası da oldukça aksetmiş olurdu.” (Avrupa Edebiyatı ve Biz, Cilt 2, sayfa 233).
Gerçekten de, Namık Kemal, Fransızların romantic şairlerine ve özellikle de “Hugo’ya meftun”dur. Her ne kadar, Magosa’dan Abdülhak Hâmid’e yazdığı bir mektupta, “Vatan Şairimiz”, düzyazı alanında, 18. yüzyıl Fransız Aydınlanma Çağı yazarlarına hayran olduğunu belirtse de, bütün Tanzimat Edebiyatı yazarları gibi, Namık Kemal’in de Hugo’nun şiirinde büyük bir çekim gücü bulduğunu biliyoruz. Ama Namık Kemal’in Hugo hayranlığı, aslında Fransız yazarın en diri, en canlı kalabilmiş düzyazılarına ve özellikle romanlarına yönelmez; Hugo’nun siyasal çıkışlarıyla öne geçen Les Châtiments gibi şiir kitaplarıyla sınırlı kalır. Namık Kemal şiirindeki kimi seslenişler, bize bu yolda açık ipuçları verir… Ancak sürgün bulunduğu Sakız Adası’nda Namık Kemal, ölümünden kısa bir süre önce, 1888’in kış aylarında, Sefiller’i okumaktadır… 1862’de dünyanın sekiz başkentinde birden yayımlanan ve kısa sürede birçok dünya diline kazandırılarak yazarına 400 bin Fransız Frangı ve uluslararası bir ün getiren Sefiller’in yeni harflerle ilk ve tam çevirisi için ise, Türk okurlarının 1930 yılını beklemeleri gerekecekti…
————–
Sorry, there were no replies found.
