Toplumdan Bireye/Bireyden Topluma Bir Sarmal: Sevgi Soysal Romanı
-
Toplumdan Bireye/Bireyden Topluma Bir Sarmal: Sevgi Soysal Romanı
Toplumdan Bireye/Bireyden Topluma Bir Sarmal: Sevgi Soysal Romanı*
Makale Yazarı: Ayşegül Yiğit
*Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Ocak/Mart 2014, 17. sayıda yayımlanmıştır.
Sevgi Soysal (1936-1976) eserlerine genel bir çerçeve çizmeye çalıştığımızda karşımıza adeta uçsuz bucaksız bir deniz çıkar. Edebiyat biliminin sınırlamaları ve adlandırmaları içerisinde yazdığı metinler, 12 Mart romancılığının mihenk taşlarından biri olarak kabul edilen yazarın edebi dünyasını bu dönem ile anlamaya çalışmak romanlarındaki katmanların ancak az bir kısmının tadına varabilmeyi sağlar. Doğrudur ki Sevgi Soysal bir yönüyle yaşadığı dönemin siyasal çalkantılarını, bu çalkantılar içinde savrulmuş bir aydın olarak, romanlarına derin bir şekilde işlemiştir. Eserlerin dramatik kurgusunda siyaset, siyasi sorgulamalar, hapishane, toplumsal/yönetimsel baskı, değişim ve kaos, fikir çatışmaları, psikolojik ve bedensel şiddet kahramanlar arasındaki olayların fitili olarak kullanılmaktadır. Bu yön, yazarın metinlerini toplumsal, ideolojik ve siyasi yönden kuvvetli kılar. Bir Sevgi Soysal romanından bir Türkiye dönem tarihi çıkarmak mümkündür.
Sözünü ettiğimiz yönün eserlerde kuvvetli olmasının ardında elbette yazarın dönem olayları içinde bizzat bulunması vardır. Yazarın hayatına ilişkin pek çok otobiyografik izi metinlerin içinde sürmek mümkündür. Bu iz içerisinde ön plana çıkan özellik ise aslında başına gelen olaylar değil bu olaylar nedeniyle maruz kaldığı haksızlıklardır: Eserlerde temel olarak içinde yaşanılan düzenin haksızlığına/hukuksuzluğuna değinilir ve bu bozuk düzenin bireysel yaşam ile haklar üzerinde yarattığı olumsuz etki sarsıcı bir şekilde anlatılır. Özellikle Yeni Şehirde Bir Öğle Vakti (1973), Şafak (1975) ve Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu (1976)’nda sözünü ettiğimiz bu karakter doruk noktasıyla kendini gösterir.
Bu özellik aslında #12Mart dönemi romanının temel bir niteliğidir: “Bir zamanlar şu ya da bu şekilde harekete karışmış olduğunu anladığımız bu devrimcilerin, romanda, yakalandıktan sonraki yaşamları ele alınmakta, etkin oldukları günler değil edilgin oldukları günler anlatılmaktadır. Çünkü, yaptıkları değil, onlara yapılandır önemli olan. Başarısızlığa uğramış devrim hareketi arka plandadır, ön plana çıkarılan ise egemen güçlerin keyfi davranışları, zorbalıkları ve yaptıkları zulümdür.”[1] Yazarın 1976’da yayımlanan Barış Adında Bir Çocuk kitabının içinde yer alan öykülerde de bu motifi yakalamak mümkündür.
Sevgi Soysal, her ne kadar öyküler kaleme almış olsa da onu Türk edebiyatı içerisinde bir romancı olarak görmek daha doğru olacaktır. Çünkü, yazar edebiyat tarihine yön veren eserlerini bir romancı olarak vermiş ve aynı zamanda bir yazar olarak karakteristik özelliklerini romanlarında yaratmıştır.
Tüm bu siyasi dokusu kuvvetli eserlerin içlerinden, ideolojik öğeleri çektiğimizde “edebi sanat eseri” değerlerinden hiçbir şey kaybetmezler. Sevgi Soysal, metinlerini yazıldığı dönemden günümüze taşıyan niteliği de budur. Her ne kadar onun ismi anıldığında akla 12 Mart dönemi ve sol ideoloji gelse de eserleri güçlü biçimde bireysel çatışmaları, karmaşaları, siyasetle şekillenen kişilikleri ve bu kişiliklerin kendi içindeki bölünmelerini işler. Böylece, yazarın eserleri, 12 Mart romanlarının içine düştüğü estetik kaygıdan uzak biçimselliğin içine girmezler. Pek çok yazar, 12 Mart dönemi romanlarını daha çok sosyolojik eserler olarak kabul etmekle birlikte Sevgi Soysal’ın estetik değeri yüksek yapıtları onu bu sınıftan ayırmaktadır. Şunu da eklemek gerekir; eserlerinde görülen “mizahsal yapı” da onu diğer 12 Mart yazarlarından ayırarak okuyucu ile arasındaki bağı kuvvetlendiren bir nitelik olarak görülebilir. Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’nda sözünü ettiğimiz mizahi üslup en belirgin şekliyle karşımıza çıkar. Yazar bu yarı otobiyografik romanda açıkça askeri yönetimle dalga geçer ve bu yolla derin bir siyasi eleştiri yapar.
Öte yandan, hem öykülerinde hem de romanlarında yakaladığı kendine özgü güçlü kadın kahramanlar da eserlerinin bir başka baskın karakteridir. Örneğin Tante Bosa (1968)’da, kitaba adını veren kadın kahraman; yaşamı, tercihleri, sorunları/sorunsalları çerçevesinde çok boyutlu bir şekilde irdelenirken bu yolla yine toplumsal yapının kadına bakış açısı eleştiri konusu yapılır.[2] Yine Tutkulu Perçem (1962) ve Yürümek (1970) de yazarın kadın karakterlerinin belirgin biçimde ön plana çıktığı eserleri arasında kabul edilmektedir.
Sevgi Soysal romanları hem bir dönemin toplumsal kilometre taşlarını döşer hem de zamansal ve mekânsal olarak sınırlandırılamaz birey açmazlarını en yalın ve akıcı bir dil ile örer. Bu nedenle bu metinler gerek toplumsal yapıyı gerekse hem bu yapı içinde şekillenen hem de bireyin birey olmaktan kaynaklanan çelişkilerini işler.
Yazar, bu eksen etrafında dönen eserlerinde aslında toplumun ve bireyin karanlık yönlerini aktarsa da üslubunun sadeliği ve dilinin akıcılılığıyla okuyucuyu sıkmaz/bunaltmaz; okur, bireyin ve toplumun karanlığını bir gözlemci olarak derin bir şekilde duyumsarken, satır aralarından yansıyan “umudu” da hisseder. Bu umut, ne olursa olsun hayatta kalmaktır. Tüm baskılara, şiddete, haksızlık ve zorbalığa karşı insan olarak ayakta durabilmektir.
Böylece, bu üçlü yapı içinde karşımıza toplumsal damarı güçlü; bireysel çatışmalara ilişkin örgüsü kuvvetli; dili ve üslubu duru ve her ne olursa olsun umut ışığının gölgesini taşıyan sade ve fakat bir o kadar çok katmanlı romanlar karşımıza çıkar. Yazarın, Türk edebiyatı içindeki özel yerinin temelinde de bu yapı yatar.
Sevgi Soysal kırk yıllık kısacık ömrüne son eseri olan Hoşgeldin Ölüm’ü tamamlayamadan veda etti. Arkasında dokuz tane eser; üç tane evlilik; uzun hapis yılları; bir Adana sürgünü; bir askeri darbe ve Türk edebiyat tarihinde derin bir iz bıraktı. ■
————————
* Hacettepe Üniversitesi, Yeni Türk Edebiyatı YL Öğrencisi, Avukat
[1] Moran, Berna, (2007), Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış, İstanbul: İletişim Yayınları
[2] Çevirme, Ali Emre, Sevgi Soysal’dan Sıradışı Bir Kadın Portresi: Tante Rosa, Roman Kahramanları, sayı: Nisan/Haziran 2011#Sayı17 #SevgiSoysal #AyşegülYiğit #TanteBosa #HoşgeldinÖlüm #YıldırımBölgeKadınlarKoğuşu

Sorry, there were no replies found.