Subay: OTORİTENİN KUYULARI

  • Subay: OTORİTENİN KUYULARI

    Posted by romankahramanlari on 11 Temmuz 2024 at 16:00

    OTORİTENİN KUYULARI*

    Makale Yazarı: Ayşe Akaltun

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI (Nisan/Haziran 2017) 30.sayıda yayımlanmıştır.

    “Suç hiçbir zaman kuşkuya yer bırakmaz.”
    Ceza Kolonisinde / Franz Kafka

    Yıllar içinde, Ceza Kolonisinde’yi her yeni okuyuşumda başka bir ayrıntıya takılıp kalıyorum. Bu kez öykünün ilk paragrafında tasvir edilen kan dolu kuyunun içinde olup olmamaya karar vermektir hayat, diye düşündüm öyküye ilk başladığımda.

    Kafka pek çok öyküsünde olduğu gibi #CezaKolonisinde de olayların ortasına getirip bırakır okuru. Olaylar ve mekân tanıdık değildir. Öykünün bilmediğimiz bir mekân ve zamanda kurulması kendi gerçekliğini oluşturmasına, bizim de bu gerçekliğe inanmamıza sebep olur. Okurun farklı anlamlar kurması için alan açar böylece.

    Öyküye ilk adımı Gözlemci ile beraber atarız. Bir iş için görevlendirilmiş, tarafsız ve pasif kalmaya çalışan Gözlemcinin adımlarını izleriz. Mahkûmun öykü boyunca onun hareketlerini takip etmesi gibi, mesafe koyarak okur da takip eder. Ana karakter aslında makinedir. Otoriteyi ve sistemi temsil eden makine, öykünün ortasında korkutuculuğu ve karmaşıklığıyla durur. Subay, makineye olan inancı ile otoritenin uygulayıcı elidir. Yasa koyucu, yargıç ve cellattır #Subay, varoluş sebebi makinedir.

    Makine ise incelikle tasarlanmış, suçu vücuda kazıyan bir infaz aletidir. Eski zamanlarda bütün ihtişamıyla varlığını sürdürmüş, yeni yönetimin gelmesiyle biraz horlanmıştır. Subaya göre yeterli ilgiyi görmemektedir artık. #Makine ihtişamını kaybettikçe Subayın varoluşu da sarsılmaktadır.

    Suçlu ise otoritenin kurduğu sistemin en altındakileri temsil eder. Alt üst ilişkisinin her alanında olduğu gibi, iktidar kurma yöntemleri öyküde de karşımıza çıkar. Suçlunun, otoritenin (sistemin) dilini bilmediğinden kendini savunmak, suçunun ne olduğunu öğrenmek gibi bir hakkı yoktur. Subayın temsil ettiği #vatan ve otoritenin yanında suskun kalmaya mahkûmdur aynı zamanda. Mecburiyetiyle birlikte otoriteyi o kadar içselleştirmiştir ki kaçmayı hayal bile etmez. Bırakılsa itaatkâr bir köpek gibi, ilk duyduğu ıslıkta geri dönecektir. Görevli #asker suçludan bir mertebe kadar yukarıda duruyor gibi görünse de, ondan pek farkı yoktur. Otoriteye, onun uygulayıcılarına ihtiyacı vardır karar verebilmek için.

    Öykü başlangıcında uzun uzun makinenin işleyişini, mekanik özelliklerini okuruz. Subayın hayranlık duyarak anlattığı makine suçu, suçlunun bedenine binlerce iğne yardımıyla yazar. Üstelik bir üst dil kurmaya ve bu işlem sırasında otoritenin dilini kullanmaya devam eder. On iki saat süren bu işlem sonunda mahkum kan kaybederek ve bedeninde bilmediği bir dilin izini taşıyarak ölür. Bedene ve ruha uygulanan bu işkenceyi adil bulmamızı ister sistem bir taraftan da. “Yatağın baş kısmında ise şu küçük keçe tıkaç vardır, dediğim gibi mahkûm yüzükoyun yatırıldığında tam ağzına gelecek biçimde ayarlanır. Bunun amacı da mahkûmun bağırmasını ya da dilini ısırmasını önlemektir” diye okuruz öykünün bir bölümünde. Bu mahkûmun daha az acı çekmesi için midir, otoritenin izin verdiği acının dışına çıkılamayacağını göstermek için midir? Bir baba gibi “cezanı çekmelisin ama ben yine de seni seviyorum” diyerek yeni bir otorite mi kurmaktadır?

    Bütün öykü boyunca Gözlemcinin mesafeli tutumuna şahit olmaya devam ederiz. Makineye karşı çıkıyorsa bile (ki bundan da emin olamayız) bunun okur gibi vicdan ya da adalet duygusundan kaynaklanmadığı hissederiz. Subay için, merkezden gelen #gözlemci, makinenin yargıcıdır. Yeni bir #adalet sistemi içinde yargılanan bu kez makinedir. Suç ve adalet gibi evrensel olduğunu düşündüğümüz kavramların değişkenliği gerçeğiyle yüzleşiriz bir kez daha.

    Makinenin son kurbanı, varoluşunu onunla tanımlayan subay olur. #Otorite zaman değiştiğinde, cezalandırmak için kullandığı eli yok etmekte sakınca görmez. Subay makineye girdiğinde kendiliğinden çalışması, on iki saat sürmesi gereken infazın dakikalar içinde bitmesi bunun göstergesidir. Otoritenin işine yaramayanlar, onun çarkları arasında yok olur.

    Subayın yok oluşuyla beraber Gözlemci bir üst göz olmaya, yeni bir otoriteyi temsil etmeye başlar aslında. Mahkûm ve askerin öykünün sonunda Gözlemcinin peşine takılarak, bir otoriteye ihtiyaç duyduklarını ve bunun için onu seçtiklerini belli ederler. Gözlemciyse onları geride bırakarak devam eder yoluna. Öykü böyle bitse de ben onların yeni bir otorite aramaya devam ettiklerini düşünürüm hep.

    Bu seçimle birlikte yeni bir kuyu da seçmiş olurlar kendilerine.

    romankahramanlari replied 1 year, 10 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
OTORİTENİN KUYULARI* Makale Yazarı: Ayşe Akaltun …
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now