SARAY OYUNLARI VE KURBANLARI: MEDEA
-
SARAY OYUNLARI VE KURBANLARI: MEDEA
SARAY OYUNLARI VE KURBANLARI: MEDEA*
Makale Yazarı: Menekşe Toprak
*Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Ekim/Aralık 2015, 24. sayıda yayımlanmıştır.
Gelmiş geçmiş en trajik katildir o. #Barbar, kara büyünün kraliçesi bir cadı. Genetiğini ve bilgeliğini #sihirbaz ve erkek düşmanı teyzesi #Kirke’den devralmış, Yunan tragedyasının vahşi göçmeni. Esmer teni, egzotik güzelliğiyle #yiğit Yunan denizcisi İason’un kanına girmiş; aşk, kin ve öfkeyle kardeşini ve çocuklarını katletmiş olan kadın. #Antikçağ aşkının kara çığlığı Medea.
Bugünkü #Gürcistan topraklarında, Kolkhis kralının kızı olan Medea, #AltınPost’un peşine düşmüş olan Egeli İason’a âşık olur. Doğanın döngüsüne, bitkilerin dünyasına vakıf olan bu kadın, İason’la işbirliği yapıp büyücülüğüyle babasını alt eder ve ona Altın Post’u kazandırır. Bununla da yetinmez, İason’la kaçmak için çıktığı deniz yolculuğunda peşine düşen kardeşini öldürüp #Karadeniz’in sularına gömer, çetin ve uzun deniz yolculuğunu yine büyücülüğüyle alt ederek İason’un memleketi #Korinthos’a varır. Çift burada evlenir, iki çocukları olur ama bu birliktelik ancak on yıl sürer. Çünkü Medea’nın uğruna babasına, memleketine ihanet edip kardeşini öldürdüğü İason, tahta çıkabilmek için (#KralKreon‘un genç kızı Prenses #Glauke) ile evlenmeye karar verir. #Öfke, #kıskançlık, öç alma duygusu Medea’yı kasıp kavurur. İason’un evleneceği gün büyüyle önce kralın kızını öldürür, ardından da kocasına acıların en büyüğünü tattırmak için çocuklarının canına kıyar.
Medea’nın bu hikâyesi ilk olarak M.Ö. 430 yılında Yunanlı şair #Euripidus tarafından kaleme alınan Medeia tragedyası ile ulaşır günümüze. Bugüne kalmış en kapsamlı versiyonunun ise Roma filozoflarından Seneca’ya (M.Ö 4-M.S.65) ait tragedya (1) olduğu bilinmektedir. Eski Yunan’ın bu trajik kadın miti, Romalı Seneca’nın eliyle daha keskin ve kesin bir profil kazanır.Ama…
#Edebiyat belki de bir ama ile başlayarak karşı koyar verili olana. Hafızaya ve akla bazen #cebren, bazen de hile ve desiseyle sürülmüş olana, bilinçaltımıza işlenmişlere, mitlere, doğar doğmaz önümüze konmuş inanca, doğrusu budur denilen ışıklı ve kötüsü budur diye buyrulan karanlık yolların doğruluğuna… Neyse ki bu doğrulara koskocaman bir AMA’yla karşı koyan, edebiyatla bunu inandırıcı kılan yazarlar var.
Bu yazarlardan biri de #ChristaWolf’tu. Alman edebiyatının güçlü kadın yazarlarından olan Wolf, 1996 yılında yayımlanan #MedeaStimmen (2) adlı romanında, Euripides öncesi kaynakları da izleyerek, yaşadıkları dönemlerin sistemleriyle barışık erkek düşünür ve yazarlarca çizilmiş Medea’nın kaderine karşı çıkar ve sorar: ”Söylediğimiz bir isim sadece, ama bakıyorsunuz onun çağındasınız; duvarlar geçirgen çünkü, arzuladığınız karşılaşma hiç zorlanmadan tarihin derinliklerinden size göz kırpıyor. Çocuk katili olduğu gerçekten doğru mu?” (Medeia Sesler, s.11, giriş) Evet Medea bir #katil mi, çocuklarının ve kardeşinin canına kıydı mı gerçekten? Sakın bunun arkasında bir hile, bir iktidar ve bir düzen oyunu olmasın?“Ne aradıklarını sen biliyor musun Medeia,” diye bana sordu. “Hiçbir şeyin suçunu taşımadıklarını onlara anlatan kadını arıyorlardı; kendi yaptıkları işlere onları bir rastlantı sonucu tapındıkları tanrıların ittiğini… Arkalarında bıraktıkları kan izlerinin, tanrıların onlara biçtiği erkekliğin gereği olduğunu. Kocaman korkunç çocuklar. Yayıldıkça yayılıyorlar. Senin takıldığın şu genç de yakında sana yapışacak. Kötülük içine gitmiş bile. Ama çaresizliği yaşamaya dayanamıyorlar. Bizleri mahkûm ettiler çaresizliğe, birilerinin de yas tutması gerek çünkü. (Medeia Sesler sayfa 94-95,Christa Wolf)
Medea’nın #büyücülük, #otçuluk gibi pek çok meziyetini kendisinden devraldığı söylenilen teyzesi Kirke, Christa Wolf’un kalemiyle bunları söyler yeğenine. Kirke’in bu uyarıları aynı zamanda yazarın yeniden yarattığı Medea gerçekliğinin özeti gibi. Tıpkı Medea gibi Kirke de kadın yazarın eliyle bildiğimiz kötü kadın imgesinden kurtulup şifa veren bilge kadına yoğrulur. Hatta Kirke, yeğeni Medea gibi büyücü bir mit kahramanı değil, kötülüğünün nedeninin de anlaşılır hale geldiği gerçekçi bir roman karakteri olarak çıkar karşımıza. Wolf Medeia Sesler’de bildiğimiz mitin ana kahramanlarına ayrı ayrı söz vererek modern romanın yöntemlerine başvurarak yapar bunu. Dili ise bir sesleniş halidir, yer yer tiyatro sahnesindeki #antikçağ tragedyalarını andırır. Ana anlatıcılar ise Medea, Medea’nın kocası İason, Medea’nın eski öğrencisi Agameda, Korinthos kralı Kreon’un baş astronomu Akamas, kralın kızı Glauken’dir. Roman, Medea’nın annesine seslenişiyle başlar. Bu, bir çocuğun anneye sığınan acılı ağıtı gibidir. Bir dert, başka bir derdin üzerini açar; seslendikçe dili açılır, yaşadıkları, anlatmak istedikleri aydınlanır yavaş yavaş Medea’nın. Ona yüz çevirmiş olan kocası İason’dur şikâyeti, on yıldır yaşadığı ama bir türlü kendini yerleşik hissedemediği İason’un memleketi, iktidar hırsıyla cinayetlerin işlendiği Korinthos krallığı ve burada dönen acımasız kumpaslardır. Hâlbuki Medea tam da aynı mantıkla işleyen bir düzenden kaçmak için gelmiştir yıllar önce bu ülkeye. Hayır, hayır, Yunanlı şair Euripides’in yahut Romalı düşünür Seneca’nın iddia ettiği gibi sadece aşk yüzünden binmemiştir İason’un gemisine, bu yüzden terk etmemiştir memleketini. Elbette İason erkekliğiyle çekmiştir Medea’yı ama onun ülkesini terk etme, babasına yüz çevirme nedeni aşk değildir. Kendi çıkarı ve zenginliği uğruna halkını yoksullaştıran babası Kral Aites, yedi yıllık iktidar dönemi bittiği için artık tahtı devralacak olan oğlunu, Medea’nın kardeşini öldürtmüştür. Altın Post’un peşindeki denizci İason’un tam o sıralarda memleketlerinde bulunuyor olmasını fırsat bilen Medea, nefret ettiği bu düzenden kaçmak için İason’un Altın Post’a ulaşmasına yardımcı olmuş, ardından da himayesindeki kadınlarla göçü seçmiştir. Otların dünyasını tanıyan, krallığın tapınağında başrahibe olup babasının zalim yönetiminin eleştirisini yapan gençlerin yanında şifa dağıtan bir kadın, bir muhaliftir çünkü Medea, adının büyücüye çıkması da bundandır.
Bu şifa dağıtan özelliğini yeni geldiği Ege kıyılarındaki Korinthos Krallığında da sürdürür Medea. Üstelik bu ülkenin kadınına benzemeyen esmerliği, güzelliği, dik ve güçlü duruşu büyücülüğüne başka bir boyut katar: #Yabancı, #arkaik ve #anlaşılmaz olanın egzotizmidir bu. Ülkenin onca doktoru, astronom dedikleri gökbilimcileri varken bu kadın yıldızlardan dünyanın döngüsünü okuyabilmekte, elleriyle yaptığı ilaçlarla hastalara şifa ve güven dağıtmaktadır. Kralın büyük kızı Glauke’nin epileptik hastalığına ülkenin doktorları çare bulamazken mesela, bu kadın, vahşi bir gelenekten gelmiş olan bu kibirli yabancı, otlarıyla kıza merhem olmakta, telkinleri ve konuşmalarıyla ona yeni bir kimlik kazandırmak üzeredir. Medea ülkenin düzeni, doktorları, astronomları için bir tehdittir.
Medea’nın bu özelliğini romanın diğer kahramanlarının anlattıklarından da öğreniriz. Ve bu kişiler konuştukça, iç sesleri romanda çoğaldıkça Medea’nın #erkekdünyası içindeki yalnızlığı ve ülkede istenmeyen yabancılığı daha da anlaşılır hale gelir. Onun halk arasında yayılan ününü, hastalar üzerindeki büyüsünü ortadan kaldırmak, İason’dan bütünüyle koparmak için bir kumpas kurulur. Medea’nın erkek güzeli kocası İason, kralın hasta kızı Glauke ile evlenecek, İason böylece o çok istediği tahta çıkacaktır.
Medea böylece saray etrafından uzaklaştırılır. Ardından da onun memleketinde kardeşini öldürdüğü söylentisi yayılır ülkeye. İftira çarkı dönmeye başlamıştır çoktan, iftiranın zehri Medea’nın tedavileriyle iyileşme belirtisi gösteren, İason’a âşık kralın kızı Glauke’nin kalbine de zikretmiştir. Şöyle seslenir kendi kendine Glauke:
“Hayır, onu unutmam gerek, unutmak zorundayım, bunu bana tavsiye eden herkesin hakkı var, özellikle de Kreon’un, babamın hakkı var. Bu kadının adını hafızamdan silmeli, onu tümüyle kafamdan atmalı, kalbimden çekip koparmalıyım. Birilerinin bana sorması gerek, ya da benim kendime sormam gerek: Bize hep yabancı kalacak birine kalbimi nasıl açtım? Turun haksız sayılmaz; ona hain derken ve onu kara büyü yapmakla suçlarken (…) Çirkin olduğum ilk emin olduğum şeydi, ismini anmak istemediğim kadın istediği kadar alay etsin, bana nasıl yürüyeceğimi, saçlarımı nasıl yıkayacağımı ve tarayacağımı istediği kadar öğretsin, bu numaraların hiçbirini yutmayacağım.” (Medeia, Sesler sayfa 122)
Saray ve etrafındakilerin Medea’ya karşı kurduğu bu iftira kumpasının tek nedeni, onun düzeni bozan ayrıksılığı değil sadece. Kral Kreon kanunlara göre tahtın varisi olan ilk kızını, kadın iktidarın çevre ülkelerde süren savaşlarla baş edemeyip yenik düşeceği gerekçesiyle küçük yaşta öldürtmüş, halktan gizlenen bu sırrı ise Medea öğrenmiştir. Üstelik aynı iktidar hırsıyla kardeşinin canına kıymış olan babasından kaçıp daha adil olduğu inancıyla sığındığı bu ülkenin düzeni karşısında hayal kırıklığını gizlemeyen Medea, bu sırrı saklamayacak kadar dik başlı ve kibirlidir. Bu arada, ülkede #deprem olmuş, bunun sonucunda bir #veba baş göstermiştir. Medea ise, şifalı otlarıyla halkın derdine deva olmak için canını dişine takmıştır.
#Saray kumpasçıları için yeni bir ışık, yeni bir umut doğmuştur aslında. Önlenemeyen vebanın saikı bulunur ve vebalılara şifa dağıtmaya ve halkın gerçek kahramanı olmaya başlayan Medea günah keçisi seçilir. Vebanın asıl nedeni, kocasını sarayın prensesine kaptırdığı için kıskançlık ve kinle dolup taşan bu büyücü kadındır. Zaten İason’a duyduğu aşk yüzünden kardeşini bile öldürmemiş miydi? Tam bu sıralarda İason’la evlenmek üzere olan kralın kızı, yeniden zikreden hastalığına yenik düşüp intihar ettiğinde onun ölümü de büyücü Medea’nın hanesine yazdırılır. Öyleyse bu kara büyünün yok edilmesi, ülkeden bir an önce sürülmesi gerekmektedir. Ve öyle de yapılır, Medea sürgüne gönderilir. Çocukları ise taşlanarak öldürülür. Sonrasında ise katil kimliği pekiştirilir ve kin ve nefrete yenik düşen bu kadının gözünü kırpmadan çocuklarını öldürdüğü haberi yaydırılır ülkeye. Medea, sadece kardeş katili değil, aynı zamanda çocuklarının katili bir canidir, bu yüzden kaçmıştır memleketten.
Eski Doğu Almanya’nın önemli entelektüel seslerinden de olan Christa Wolf (1929-2011), iki Almanya’nın birleşmesinden önce sosyalizmin dönüşebilirliğini ve reform edilebilirliğini savunduğu yani Doğu Almanya’daki sistemi eleştirdiği için Ortodoks sosyalistler tarafından sevilmeyen bir yazardı. Öte yandan birleşmeden sonra da sosyalizme olan inancını koruduğu için bu kez de Batı Almanların sert eleştirilerinin hedefi olur. Hatta onun eski #DoğuAlman gizli servisi #Stasi’nin bir ajanı olduğu iddia edilir. Yazara karşı hunharca bir eleştiri kampanyası başlar medyada. Bu saldırılar karşısında kendisine yöneltilen “Medya sizi düşürmeye mi çalışıyor?” şeklindeki bir soruyu Wolf şöyle yanıtlar: “Monarşileri, başbakanları düşürebilirsiniz, bir yazarı değil. Bir yazarı yok sayabilirsiniz, ona küfredebilirsiniz ama düşüremezsiniz.” Ve gerçekten de düşüremezler, kızarlar, küfrederler; bir süreliğine yok sayarlar onu. Ama sadece birkaç yıllığına. Çünkü 1996 yılında Medea-Stimmen eseriyle ortaya çıktığında, o aynı medya övgüleriyle eğilmek zorunda kalır Wolf’un önünde. Namık Kemal Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden Doç. Dr. Yıldız Aydın, Kültürlerin Barışma Umudu (3) başlıklı bir makalesinde Medea-Stimmen romanının Wolf’a karşı başlatılan böylesi bir karşı kampanyadan sonra, tam da bu cadı avını anlatmak üzere ortaya çıktığını yazıyor. Aydın aynı makalede, romanın aynı zamanda Almanya’daki yabancı düşmanlığı ve göç politikasının bir eleştirisi olduğunu da kaydediyor.
Bu gözle okunduğunda, bugün Avrupa’nın kapılarına dayanmış, istenmeyen kaçak göçmen fenomenine içerden, derinden bakan bir metin olarak da görebiliriz Medea Stimmen romanını.“Bizim Korintoslular, göçmen grubuna tuhaf hayvanlara bakar gibi baktılar elbette; ne öyle dostça ne de öyle düşmanca. O zamanlar birkaç iyi sene geçirmiştik” der Korinthoslu baş astronom Akamas romanın bir yerinde. Evet, Medea’yı en tehlikeli hasmı olarak gören ama bunu söylemeye dili varmayan Akamas’ın da ifade ettiği gibi Medea ve ait olduğu kaçak göçmen grubunun varlığına sadece birkaç yıl tahammül edilir. Çünkü göçmenlerin içinden sivrilen Medea farklı çalışan aklıyla, dişil varlığı ve güçlü duruşuyla hem Akamas’ı hem de saray çevresindeki pek çok kişiyi tehdit etmektedir. Bu yüzden gücünün kırılması için başlatılan kampanya tam da halkın en yumuşak karnı olan yabancı düşmanlığı ve korkusu üzerinden yürütülür. Medea ise iki kesim arasında arabulucu görevini üstlenmeye çalışır sürekli ama hem kendi göçmen halkı hem de yerleşik Korinthoslular tarafından şüpheyle karşılanır. Sürgüne gönderildiği yerde kâh annesine, kâh babası tarafından öldürülmüş olan kardeşine, kâh kocası İason’a seslenirken hatırlar sürekli Medea:
“Oistros uzayıp uzayıp giden düşüncelerimi kesti ve onları değiştirip barışa yönlendirmenin benim işim mi olduğunu sordu. “Sana bir tek neyin yararı olur, biliyor musun?” dedi. “Senin de bizim gibi, Arethusa ve benim gibi kendini görünmez kılman. Gözden uzak bir hayat, konuşmamak, renk vermemek… O zaman sana tahammül ederler ya da unuturlar. Başına gelebilecek en iyi şey bu. Ama bu yol sana kapalı.” (Medeia Sesler, S.171)
Medea’nın hikâyesi Wolf’un kalemiyle bir trajedi olmaktan çıkar mı? Hayır, tersine, bu kez de güç ve taht kavgası peşindeki erkeğin, verili eril düzenin karşısındaki kadının trajedisine tanıklık ederiz. Ortaçağ’ın cadı avlarını hatırlatıyor Wolf’ta Medea’nın trajedisi: Şifa dağıtan, halkın aklına girip kendini sevdiren bu #güçlükadın, sıkışmış ruhları telkinlerle, hasta bedenleri merhemleriyle iyileştirerek eril tıbba meydan okuduğu için büyücü ilan edilmiş, dolayısıyla yok edilmesi, yakılması gereken bir cadıdır. Wolf’un kalemiyle Medea yakılmaz ama Batı ülkelerin bugün suçlu gördüğü yabancıya yaptığı gibi elindeki pasaportu alınıp ülkeden sınır dışı edilir. Aslında Christa Wolf şunu sorar romanında. #Katilkim? Gerçekte doğaya yakın, doğanın bilgisiyle konuşup eyleyen kadın mı, yoksa iktidarını korumak ve güçlendirmek için gözünü kırpmadan cinayetler işleyebilen devlet mi? Yasa koyucu saray ve yasayı uygulayan saray bekçileri mi katil, yoksa o yasanın kötülüğüne vakıf olup buna ses çıkaran Medea gibi bir kadın, yani birey mi?
NOTLAR:
(1) Medea, Seneca (Latince-Türkçe), Hasan Yücel Klasikleri Dizisi, Çeviri: Çiğdem Dürüşkan, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007)
(2) Medea Stimmen, Christa Wolf, Rheda Wiedenbrück, Bertelsmann Verlag 1996, Türkçeye Medeia Sesler olarak Turgay Kurultay tarafından çevrilmiştir. Telos Yayıncılık 2000.
(3) Yıldız Aydın’ın Almanca “Christa Wolfs Medea. Stimmen Hoffnung auf Versöhnung der Kulturen” başlıklı bu makalesi Migration und kulterelle Diversitaet, (Metin Toprak/İmran Karabağ ((hrsg), Peter Lanf Edition, 2015) adlı kitapta yayımlanmıştır.#karabüyü #kraliçe #erkekdüşmanı #Yunantraedyası #vahşi #göçmen #Yunandenizci #iason #Kolkhiskralınınkızı #mitkahramanı #romankarakteri #şifacı #cadıavı

Sorry, there were no replies found.