RUM BASINI VE OSMANLI’NIN İLK KADIN DERGİSİ KYPSELİ: Efrosini Samarcidu

  • RUM BASINI VE OSMANLI’NIN İLK KADIN DERGİSİ KYPSELİ: Efrosini Samarcidu

    Posted by romankahramanlari on 11 Temmuz 2024 at 15:59

    RUM BASINI VE OSMANLI’NIN İLK KADIN DERGİSİ KYPSELİ*

    Makale Yazarı: Ari Çokona

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI (Ocak/ Mart 2014) 17. sayıda yayımlanmıştır.

    1 Mayıs #1845’te İstanbul’da #Kypseli adında Rumca bir kadın dergisi yayımlanmaya başlar. Ayda bir çıkan derginin yayımcısı Efrosini Samarcidu, kadın haklarına değinir ve özellikle eğitimde kadınlara fırsat eşitliği tanınması gerektiğini coşkuyla savunur. Bu kendine özgü öncü inisiyatifin önemini kavrayabilmek için Yunan basın tarihine kısa bir bakış atmak yararlı olacaktır. (1)

    Matbaanın 1450’de icadından XV. yüzyıl sonlarına kadar hepsi de İtalya’da olmak üzere 66 Yunanca kitap basılmıştır. 1476’da Milano’da yayımlanan Konstandinos Laskaris’in Grammatiki i Epitomi ton Okto tu Loğu Meron (Gramer ya da Sekiz Sözcük Türünün Kısaca Tetkiki), çağdaş dilde yazılmış ilk Yunanca kitap olarak bilinir. 1495’te Venedik’te Aldus Manutius’un matbaasında basılan Theodoros Prodromos’un uzun mizahî şiiri Galeomiomahia (Kedi Fare Muharebesi – XII. yüzyıl eseri), akademik çevreler dışındaki kitlelere hitap eden ilk popüler kitap oldu. 1493’te Giritli Zaharias Kalliergis ve Nikolaos Vlastos, son #Bizans Büyük Dukası [başbakan] #LukasNotaras’ın kızı Anna Notara’nın maddi desteğiyle, Venedik’te sahibi Yunanlı olan ilk matbaayı kurdular. 1499’da, burada Megas etymologos (Büyük Etimolojik Sözlük) kitabı yayımlandı. Son olarak, Yunan alfabesiyle Türk dilinde (#Karamanlıca) yayımlanan ilk yayın, Nafpaktos ve Arta Metropoliti Neofitos Mavromatis’in Apanthisma tis Hristianikis Pisteos (Hıristiyan İnancı Antolojisi) kitabıdır. 1718’de yayımlanan bu kitap aynı zamanda ilk Türkçe kitaptır. Macar asıllı #İbrahimMüteferrika’nın, Arap alfabesiyle çıkan ilk Türkçe kitabı olan Sıhâh-ı El-Cevherî’nin Kitab-ı Lügat-ı Vankulu on bir yıl sonra, 1729’da basılmıştır.

    Osmanlı topraklarında ilk Rum matbaasının faaliyete geçmesi için bir buçuk yüzyıl beklemek gerekti. 1627’de yenilikçi patrik I. Kyrillos Lukaris bu iş için gerekli izni alabildi. Londra’dan getirtilen keşiş Nikodimos Metaksas yönetimindeki matbaada basılan ilk kitap #Lukaris’in Sindomos Prağmatia Kata İudeon (Yahudiler Aleyhine Kısa Bir Risale) oldu. O tarihlerde İstanbul’da yoğun #misyonerlik faaliyetlerinde bulunan #Cizvitler matbaadan rahatsızlık duydular. Burada sahte fermanlar basıldığını, kalpazanlık ve isyan hazırlıkları yapıldığını yaydılar. Tahrik ettikleri yüz elli kadar yeniçeri matbaayı basarak tahrip etti ve çalışanlarını tutukladı. Görülen davada beraat etmesine ve müftüden basılan kitapların sakıncalı olmadığına dair fetva almasına karşın, mal varlığını yitiren #Metaksas İstanbul’u terk etti. V. Kyrillos Karakalos (1748 – 1751) ve Samuil Hançeri (1763 – 1768) dönemlerinde tekrar faaliyete geçen #patrikhanematbaası, 1798’de V. Grigorios döneminde tam teşekküllü çalışmaya başladı.

    Avusturya İmparatoru II. Joseph’in, ülkesinde konuşulan dillerde gazete yayımlanmasına izin vermesi üzerine Zakynthos asıllı #matbaacı #GeorgiosVendotis 1784’te #Viyana’da ilk Yunanca gazeteyi yayımladı. Ancak I. Abdülhamit, bu gazeteyi İstanbul’daki Osmanlı uyruğu Rumların da okumasından rahatsızlık duyarak yayının yasaklanmasını istedi. İki ay süreyle sadece sekiz sayı yayımlanabilen gazeteden günümüze herhangi bir nüsha kalmadığı gibi adı da kayıtlara geçemedi. 1790’da Pulios ve Georgios Markidis Puliu kardeşler yine Viyana’da Efimeris (Gazete) gazetesini yayımlamaya başladılar. Yunan Aydınlanma hareketinin önde gelen isimlerinden #RiğasFerreos’un yazılarına da yer veren gazete, 1798’de Ferreos’un Avusturya makamlarınca tutuklanarak Osmanlılara teslim edilmesinden ve idamından sonra kapatıldı.

    Osmanlı Rum Basını

    Osmanlı topraklarında yayımlanan #ilkRumcagazete, İstanbul ya da İzmir’de değil #Girit’te çıktı. Adanın yönetiminden sorumlu olan Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa, 1830’da resmî gazete işlevini gören iki dilli (Türkçe – Rumca) Vakayi-i Giridiye’yi yayımladı. İstanbul’da yayımlanan ilk Rumca süreli yayın, resmî gazete Takvim-i Vakayi’nin Rumca çevirisi Othomanikos Mynitor (1832 ya da 1835) oldu. O tarihlerde Atina Büyükelçisi olan Konstandinos Musuros’un kardeşi Yango Musuros’un yayımladığı gazete 400 nüsha basılıyordu. Ancak Patrikhane çevreleri de dâhil, Rumların resmî gazetenin Türkçe baskısını tercih etmesi üzerine 1841’de yayınına son verdi. Tarih sırasına göre İstanbul’un ikinci Rumca gazetesi, Babıâli memuru Konstandinos Adosidis’in yayımladığı haftalık Tileğrafos tu Bosporu (Boğaziçi Telgrafı, 1843 – 1857) oldu ve saray yanlısı politika izledi. Bu tarihlerde İstanbul’da Melissa tu Vosporu (Boğaziçi Arısı, 1841 – 1842) ve Peristera tu Vizantiu (Bizans Güvercini, 1841 veya 1842) dergileri de yayımlanmıştı. Elimizde hiçbir nüshası olmadığı halde, başka yayınlardaki reklamlardan ve ona atıflardan Fanos tis Mesogiu (Akdeniz Feneri, 1844) dergisinin varlığından da söz edilebilir.

    Anadolu’daki ilk Rum gazetesi İstanbul’dan önce İzmir’de yayımlandı. Evangeliki Lisesi’nin müdürü Avramios Omirolis, okulun bir odasında küçük bir matbaa kurarak 1831’de Protestan misyonerler İ. Bruer ve Luis’in yardımlarıyla O Filos Ton Neon (Gençlerin Dostu) gazetesini yayımlamaya başladı. Ama Osmanlı İmparatorluğu’nda Rum basını dendiğinde başka bir yayın öne çıkar.

    Matematik öğretmeni #KonstandinosRodes, 6 Ağustos 1838’de Anadolu Rum basınının en uzun süreli ve saygın gazetesi olan #Amaltheia’nın ilk sayısını yayımladı. Amaltheia, mitolojiye göre babası Kronos’un şerrinden korunmak üzere Girit’te bir mağarada gizlenen Zeus’u sütüyle besleyen keçiydi. Yasaklanarak yayınına ara vermek zorunda kaldığı kısa süreler dışında gazete 1922’ye kadar aralıksız yayımlandı. Yasaklandığı dönemlerde bile, bu iş için satın alıp beklettiği imtiyazları devreye sokuyor, başka adlarla çıkmaya devam ediyordu. Gazete kısa sürede Osmanlı uyruğu Rumların bilgi hazinesi, haklarının koruyucusu ve dünyaya açılan penceresi oldu. 20.000’i aşan tirajıyla Anadolu ve Trakya’nın en ücra köylerine ulaşıyor, kahvehanelerde öğretmen ve papazlar tarafından yüksek sesle köylülere okunuyordu. İzmir başkentten uzak olduğu için sansür daha zayıftı ve İstanbul’dan farklı olarak, Kypseli’nin yayımlanmasından önceki yıllarda burada yirmiden fazla gazete ve dergi yayımlanmıştı. Ancak #İzmirRumbasını başka bir yazının konusu olabilir.

    Kypseli’nin ne kadar sıra dışı bir dergi olduğunu anlayabilmek için Osmanlı İmparatorluğu ve Yunanistan’daki diğer kadın dergilerinin ilk yayımlanma tarihlerine de bakmalıyız. Sadece kadınlara yönelik yazılar içeren ve Atina’da on beş günde bir çıkan Euterpi (1847 – 1854), erkek yayımcılar tarafından çıkarıldığı için tam olarak kadın dergisi sayılamaz. Emilia Leondias’ın Mitir i Filostorgos’u (Şefkatli anne, 1862) ve Pinelopi Lazaridu’nun Thaleia’sı (1867) Yunanistan’ın yayımcısı kadın olan ilk kadın dergileridir. İstanbul’un ikinci Rumca kadın dergisi ise Emilia Ktena Leondiadu’nun Evrydiki’sidir (1870 – 1873). Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih itibariyle ikinci kadın dergisi Elbis Gesaratsyan’ın 1862’de Ermenice yayımladığı Gitar ve ilk Müslüman kadın dergisi, Arife Hanım’ın 1886’da yayımladığı Şukûfezar’dır.

    “Kadınlar tarafından kadınlar için yayımlanan kadın dergisi” şartını zorlarsak Kypseli’nin özgünlüğü daha da belirginleşir. Literatüre göre, feminist bir grup kadının yayımladığı English Womans’s Journal (EWJ), bu anlamda İngiltere’nin ilk dergisidir ve yayımlanma tarihi Kypseli’den on üç yıl sonrasını,1858’i işaret eder.

    Şair, öğretmen ve yayımcı

    #EfrosiniSamarcidu (1820 – 1877), döneminin tanınmış aydınlarından olduğu halde hayatı hakkında bildiklerimiz çok azdır. (2) Skyros Adası’nda doğdu, ilkokulu adasında okudu ve eğitimini özel hocalarla evinde sürdürdü. Lefkada asıllı doktor Spyridon Samarcidis ile evlendikten sonra, Maru olan babasının soyadını bırakarak eşinin soyadını aldı. Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde görev yapan aydın doktor, genç eşinin entelektüel uğraşlarını teşvik etmiş olmalı.

    E. Samarcidu’nun #öğretmen ve müdire olarak çeşitli kız okullarında çalıştığı bilinmektedir. Midilli’nin Plomari kasabası (1842), Selanik (1864 – 1870) ve Serres’te (1872 – 1875) görev aldığını başka kaynaklar da belgeler. Aynı zamanda şiirleri kitap halinde yayımlanan ilk Yunanlı kadın şairlerden biridir. Önce kendi dergisinde yer verdiği şiirlerini daha sonra Efterpi ve Nea Eptalofos dergilerinde yayımladı, 1857’de de Atina’da kitaplaştırdı. Kitabın önsözünde, kitabın satışından elde edilecek geliri, eşinin bağışıyla kurulan Larissa kız okulunda okuyan yetim kızlara bağışladığını yazar. (3) Kallirroi Parren’in tanıklığına göre, İtalyan şairler M. A. Camini ve E. Fusco ile yazışıyordu ve bazı şiirleri İtalyancaya çevrilmişti. (4)

    1 Mayıs 1845 tarihinde yayımlanan dergi sadece altı ay çıktı ve günümüze bu altı sayıyı bir arada içeren tek bir nüsha gelebildi. Akilla Milas’ın arşivindeki derginin fotokopileri internette de bulunabilir. (5) Dergi Antonios Koromilas ve Platon Paspallis’in matbaasında basıldı. Yıllık aboneliği dönemin güçlü dövizi olan üç İspanyol distilon’uydu (pezos). İlk sayının arka kapağında, İzmir, Atina, Bükreş, Galati (Romanya) ve Siros Adası’nda derginin satın alınabileceği beş matbaanın adresi veriliyordu.

    Sadece birkaçını imzalamasına karşın derginin bütün yazılarını Samarcidu yazıyordu. Sayfa numaraları sürekli olan derginin günümüze kadar gelen sayılarından ilki üç forma (3×16 sayfa), diğer beşi de ikişer forma olmak üzere toplam 208 sayfaydı. Altıncı sayıda başlatılarak devamının bir sonraki sayıda verileceği ilan edilen bir öyküden anlaşılacağı üzere yayıncı yayını sürdürmek niyetinde olmalıydı. Bu durumda, derginin günümüze kadar gelemeyen başka sayılarının da bulunması ihtimali vardır.

    Dergi, 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı’nın getirdiği yeniliklerin methiyesini dizer. İlk sayıda şunları okuruz: (6) “Doğu’nun sadık ve masum halkları çok sevdikleri Sultanlarının cömertliğine karşılık vererek bugün eğitim alanında birbirleriyle yarışıyorlar. Sosyal hayatta yer almayı hak eden bahtsız kadın cinsi, başımızda Siz Valide Sultan’ın bulunmasından büyük bir mutluluk duymaktadır. Sevgili Sultanımız Tanrı’nın inayetiyle hükmettiği milletlere sadece eğitimin verebileceği nimetleri cömertçe sunarken, kadınların eğitiminin önemini vurgulamak maksadıyla bu mütevazı yayını yayımlamaya cüret ettik…”

    Başyazı #SultanAbdülmecid’in annesi #BezmialemSultan’a ithaf edilir. “Sevgili #ValideSultan, Doğu’da pek yaygın olmayan cesaretimizi hoş görmenizi rica ediyoruz. Ayaklarınızın altına serdiğimiz bu mütevazı eserin zamanla gelişerek yüksek arzularınıza ve sultanlara özgü iradenize yaraşır sonuçlara neden olmasını dilerim…”

    Samarcidu bu yazısıyla inisiyatifine meşruiyet kazandırmaya çalışıyordu. I. sayıdaki bir şiirinin altındaki nottan, bir yıl öncesine kadar Ayvalık’ta yaşadığını öğreniyoruz. İstanbul’a yeni gelen bir doktor eşinin kısa sürede geniş bir çevreye sahip olması beklenemezdi. Belki de bu yüzden, dönemin diğer yayınlarında pek görülmeyen bir yaklaşımda bulunarak Valide Sultan’ın desteğine gerek duyar.

    Eğitimde #kadınerkekeşitliği Kypseli ve daha sonra onun izinden giden, Emilia Ktena Leondiadu’nun İstanbul’da yayımladığı #Evrydiki dergisi, orta gelir grubuna mensup burjuva kadınlarının cinsiyet bilincini uyandırmaya çalışır. Tek bir kadının çabalarına dayanan Kypseli’den farklı olarak, ardılı Evrydiki bu misyonu kolektif bir katılımla yerine getirmeye çalışır. Osmanlı İmparatorluğunda oluşmakta olan burjuva toplumunda, sosyal açıdan erkeklere göre daha alt konumda bulunan kadınları bilinçlendirmek, geliştirmek ister.

    Dergi, kadınların ezilmesini, biyolojik sebeplere değil, kurallarını tamamen erkeklerin koyduğu sosyal sebeplere bağlar: “İnsanoğlunda gözlemlenen bütün farklılıklar, alışkanlıklarla ve yetiştirilme tarzıyla açıklanabilir. Bütün canlılar yetiştirilme tarzlarına göre şekillenirler. Herhangi bir topluma veya cinsiyete mensup bütün insanların yetiştirilme tarzı da erkek yasa koyucuların tespit ettiği yasalara göre düzenlenir.” (7)

    Daha sonra gelişen ve kadının yaşam şartlarını biyolojik farklılığını vurgulayarak iyileştirmeyi hedefleyen #feminist hareketten farklı olarak, kadınlar için erkeklerle eşit olanaklar talep eder. Dönemin şartlarında çalışma hayatında eşit olanaklar sağlanamayacağı için eğitime yoğunlaşır. Dergide yer alan bütün makale, hikâye, şiir ve çevrilmiş edebiyat eserleri eğitimden söz eder. (8) Aydınlanma hareketinin öğretilerinden hareket ederek gelir düzeyi ve sosyal konumu ne olursa olsun bütün kadınların eğitim almaları gerektiğini savunur. Bunu da kadınların daha iyi anne ve daha iyi eş olmaları için değil, doğal hakları olarak gördüğü için ister.

    Kypseli, taleplerini bir adım ileriye götürerek kadınların eğitiminin sadece sosyal alanlarla kısıtlı kalmamasını, teknik ve meslekî eğitimi de kapsamasını ister. İlkokul seviyesinde genel bir eğitim alan herkes, kendisine bir meslek kazandıracak teknik – meslekî bir eğitim de almalıdır: “Sesimizi duyurma imkânını bulabilseydik, her sosyal sınıf, kesim ve cinsten insanların standart bir eğitim görmesini ve bütün genç erkek ve kızların bir işte çalışmasını buyuran evrensel bir yasa çıkmasını isterdik.” (9)

    Yunanistan devletinin ilk on yılında, egemen milli ideoloji, kadınların toplum içindeki kötü konumunu, Osmanlı geçmişin “kölelik ve cehalet”ine bağlıyordu. Milli Kurtuluş Savaşı’nın sonrasında kadınların daha iyi anne ve eş olmaları için ihtiyaç duydukları eğitime kavuşacaklarını öne sürüyordu. Samarcidu, kadınların eğitim eksikliğini barbar Doğu – uygar Batı, milli özgürlük – kölelik ikileminden çıkararak, kadınları ezilen sosyal bir kategori olarak ele alır. #Aydınlanma hareketinin temel öğretilerinden hareketle, insanların tarih öncesinde eşit olduklarını, ancak toplumsal örgütlenme esnasında erkeklerin sosyal konumlarının güçlenerek kadınların geri planda kaldığını öne sürer ve durumun düzeltilmesini ister. “Gelenek ve göreneklerin katılığı barbarlık yıllarında bir şekilde hoş görülebilirse de bahtsız kadınların Aydınlanma Çağı’nda ezilmesi kesinlikle kabul edilemez…” (10)

    Efrosini Samarcidu’nun Kypseli’si, yaşadığı coğrafyada çağının ötesine geçerek, günümüzde bile tam gerçekleşemeyen, kadınlarla erkeklerin eğitim alanında ve sosyal hayatta eşit olanaklara sahip olmaları gerektiğini savunmuştur.

    Öncü yayımcının ardılları

    Efrosini Samarcidu düşüncelerini hayatında da uygulama fırsatını buldu. Oğlunu doğru olduğuna inandığı yöntemlerle yetiştirerek başarılı bir eğitimci ve şair olmasını sağladı. Ancak #HristoforosSamarcidis (1843 – 1900) annesini yayımcılık ve gazetecilik alanında da izledi. Kulalı öğretmen Evangelinos Misailidis’in Karamanlıca, yani Yunan alfabesiyle Türk dilinde yayımladığı Anatoli gazetesinde görev aldı. 1865 yılında, gazetenin ayrı bir Rumca baskısının yayın yönetmenliğini üstlendi. Karamanlıca ile özdeşleşen Anatoli gazetesinin Rumca baskısı pek başarılı olamadığından kısa sürede kapandı.

    Samarcidis, Türk basın tarihinde çok önemli yeri olan başka bir inisiyatifte de sorumluluk üstlendi. 1870’te İstanbul’da Fransızca yayımlanmaya başlayan #TeodorKasap’ın haftalık #Diyojen mizah dergisinde görev aldı. Birkaç ay içinde derginin Türkçe ve Rumca baskıları da çıkmaya başlayınca Kleanthis Triandafilos ile birlikte Rumca baskının başyazarı oldu. Diyojen, liberal reformlar yapılarak Osmanlı toplumunun hürriyet ve refaha kavuşmasını savunuyordu. Kısa süre sonra haftada iki, daha sonra da üç kez yayımlanmaya başlayan derginin iki yıl içinde 183 sayısı çıktı ve beş kez kapatıldı. Türkçe baskıda Âli Bey, Recaizade Ekrem ve Namık Kemal yazıyordu.

    Ailenin üçüncü nesli de eğitimci oldu. Hristoforos Samarcidis’in kızı Ağlaia, İstanbul’un tarihî #ZapyonKızLisesi‘nde görev aldı. Zapyon Lisesi mezunu yazar ve tiyatro artisti Eleni Halkusi, anılarında ondan sevgiyle bahseder. Yıllar sonra, doğup yetiştikleri İstanbul’dan çok uzakta, Atina’da tekrar bir araya gelen öğretmenle öğrencisinin duygusal ilişkisini aynen aktarıyorum: (11)

    Yıllardır, İstanbul Zapyon Lisesi mezunlarıyla, yuvalarından kopartılarak buraya gelen öğretmenlerin günlerini geçirdiği #AtinaHuzurevi‘ne ziyaretlerimizin mutluluğunu yaşamaktayım.
    Güçlü kişilikli kadınların bitap ve hareketsiz yatmalarını, daha önce yüreklerini titrettikleri öğrencilerinin ellerinden, küçük çocuklar gibi armağan beklemelerini izlemek beni duygusallaştırıyor.
    Bu simalardan bazılarını gözümün önüne getiriyorum: Son günlerine kadar cesaret ve canlılığını yitirmediği için huzurevinde “Gerilla” adını taktıkları K. Konstandinopulu. Gençliğinde, Florina, Vitolia ve Selanik’te Balkan Savaşlarından çok önce ilkokullar kurup yönetmişti. Birkaç kez ölüm tehlikesi atlatmıştı ve gururla Bulgarların 1906’da öldürdüğü babasının akıbetine uğramadan hayatını nasıl kurtardığını anlatıyordu. Bana onlarca kez anlattığı, bir efsaneyi andıran hayatı, etkileyici anlatımının güzelliğine erişemeyecek de olsa, bir gün mutlaka yazılmalı…
    Hele Bayan Ağlaia! Zapyon Kız Lisesinin yatakhane ve giyim sorumlusu Bayan Ağlaia!
    Yüz yaşını çoktan devirmiş, Evgiria Pronoia Huzurevindeki yatağında yatalak yatıyor, inleyip sızlanıyordu. Ama bugün hepsi de nine olmuş eski öğrencilerini gördü müydü hemen canlanıyordu. Hepimizi kızlık soyadlarımızla hatırlıyor, neşelenip eski zihin açıklığına kavuşuyordu.
    Bir Paskalya bayramı öncesi perşembe günü ziyaretine gittiğimde: ‘Sen nasıl sarışın oldun öyle?’ diye sormuştu. ‘O güzelim atkuyruğu saçlarına ne oldu? Az kalsın seni tanıyamayacaktım.’
    ‘Ama ben sizi görür görmez tanıdım. Hiç değişmemişsiniz.’ dedim pek de inanmayarak.
    ‘Contre-lumiere durduğumdandır!’ demişti çapkın bir gülümsemeyle. ‘İlkbahar güneşinin karşısında senin gibi durayım da değişip değişmediğimi görürsün!’

    Makedonya Savaşlarında bunca etkin olmuş Skiros Adalı şair Hristoforos Samarcidis’in kızı, yatakhane ve revirin korkulu rüyası Bayan Ağlaia, vefatından 5 yıl önce ziyaretine gelen Zapyon Lisesi Mezunları Derneğinin Başkanı Evğevia Kasapoğlu’na bir isteğini iletmişti:
    ‘Bir dahaki gelişimizde size neler getirmemizi isterdiniz?’
    ‘Hiçbir eksiğim yok hamdolsun.’ demişti zorlukla yatağında doğrularak. ‘Kolonyam ve konyağım bitmedi daha, geceliğim de sıcacık ve yumuşak. Sadece üç arşın bez istiyorum. Bilirsin… Yalnız gözünü seveyim, #yumuşacık olsun… Beni burada kullandıkları kaba sert kumaşa sarmalarını istemiyorum… Bizim oralardan ince bir batista olsun, merserize, yumuşacık…’
    ‘Yumuşacık…’

    Yumuşacık kelimesi, yurtdışındaki Rum kızlarının iyi bir eğitim alması için kendini feda eden öğretmenin, evde kalmış kız yalnızlığına, yıllar boyunca giyilmiş sert kolalı yakalara ve sıkı korselere itirazı gibi, şefkatli bir okşama gibi kulaklarımda yankılandı durdu.”

    NOTLAR:
    (1) Konuyla ilgili bilgiler, yakında yayınlanacak olan kitabım “Yüz Yıl Önce Rumlar”dan alınmıştır.
    (2) Efrosini Samarcidu’nun yaşamıyla ilgili, bkz. Kontogianni Basiliki (editör), ΛόγοςΓυναικών [Kadın Eserleri] Konferansı Tebliğleri, Eleni Furnaraki, Ένα πρώιμο γυναικείο δημοσιογραφικό εγχείρημα: η Κυψέλη της Ευφροσύνης Σαμαρτζίδου, Κωνσταντινούπολη 1845, [Erken Bir Gazetecilik Teşebbüsü, Efrosini Samarcidu’nun Kypseli Dergisi, İstanbul 1845], Trakya Demokritos Üniversitesi Yayınları 2008.
    (3) Samarcidu Efrosini, Συλλογή ποιήσεως [Şiir Seçkisi], önsöz sayfası, Atina 1857
    (4) Parren Kallirroi, Ευφροσύνη Σαμαρτζίδου [Efrosini Samarcidu], Efimeris ton Kirion [Kadınların Gazetesi], 13-1-1895, sayfa 2
    (5) http://anemi.lib.uoc.gr/ Ulaşım 24.111.2013
    (6) Samarcidu Efrosini, Αφιέρωσις προς την ευκλεεστάτην και χαριεστάτην Σουλτάναν την Βασιλομήτορα [Çok Sevilen Değerli Valide Sultan’a İthaf], Kipseli I. sayı, Mayıs 1845, sayfa 2.
    (7) E. Samarcidu, Σύγκρισις ή περί ισότητος των δύο γενών [Karşılaştırma veya İki Cinsin Eşitliğine Dair], a. e. sayfa 30.
    (8) Dalakura Katerina, Λόγοι για την εκπαίδευση στα γυναικεία περιοδικά του Οθωμανικού χώρου, [Osmanlı Coğrafyasındaki Kadın Dergilerinde Kadınların Eğitimine Dair Yazılar], Mnimon 31 – 2010, sayfa 121
    (9 E. Samarcidu, Ανατροφή, [Yetiştirilme], a. e. sayfa 180.
    (10) E. Samarcidu, Αι διάφοροι φάσεις στην ιστορία του γυναικείου φύλου [Kadın Cinsinin Tarihindeki Çeşitli Safhalar], a. e. sayfa 55
    (11) Halkusi Eleni, Πόλη αγάπη μου, [Sevgilim İstanbul], Kaktos Yayınları, Atina 1980, sayfa 184 – 187.

    #AriÇokona #RumBasını #Osmanlı #ilkkadındergisi #Rumca #İstanbul

    romankahramanlari replied 1 year, 9 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
RUM BASINI VE OSMANLI’NIN İLK KADIN DERGİSİ KYPSE…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now