Ruhunun Azmettiricisi Zagreus: Bir Şaibeli (Dolaylı) İntihar Vakası
-
Ruhunun Azmettiricisi Zagreus: Bir Şaibeli (Dolaylı) İntihar Vakası
Ruhunun Azmettiricisi Zagreus: Bir Şaibeli (Dolaylı) İntihar Vakası*
Makale Yazarı: Hakan İsmail Şiriner
*Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Ekim/Aralık 2016, 28. sayıda yayımlanmıştır.
Hiç kimse korunmaya değer bir yaşamı gözden çıkarmaz. (David Hume)
Camusgil İntihar: Uyumsuz/luk pistinde ölüm ve yaşam dansı
“Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, intihar” diyor #Camus: “Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir.” (Camus, 2010, s. 15) #Shakespeare bunu “olmak ya da olmamak?” diye söyletir Danimarkalı prense. “Sorulmaya değer tek soru budur diyecektir Camus. #Montaigne’den John Donne’a bu soru, yanıtı bulunamadan düşünülecektir.” (Minois, 2008, s. 102)İntihar ve cinayeti felsefesinin özeğine yerleştiren Camus için en başta yanıtlanması gereken, yaşamın anlamı sorusudur. (Camus, 2010, s. 16) Ancak burada yaşamın, bir anlam uğruna tahammül edilebilen bir olgu olmadığı yargısı şaşırtmasın. Çünkü “Yaşam anlamdan ne kadar yoksun olursa o kadar iyi yaşanacağı çıkıyor ortaya” der Camus; (Camus, 2010, s. 58) ona göre uyumsuz (absurde) deneyim intihardan uzaklaşır. İntihar sanıldığı gibi bir başkaldırı eylemi değildir. Tersine, içerdiği boyun eğiş ile son noktasına götürülmüş bir kabullenmedir (Camus, 2010, s. 59). Görüldüğü üzere Camus yaşamdaki anlam arayışını orta dan kaldırıp oradaki uyumsuz gerçeği parlatır ve uyumsuzu olumlayarak intiharın bir çözüm olma olasılığını ortadan kaldırır. “Yaşamak uyumsuzu yaşatmaktır” (Camus, 2010, s. 58). Camus’ye göre gerçek çaba, “Burada elden geldiğince fazla kalmak, bu uzak bölgelerin abartılı bitkilerini yakından incelemektir.” (Camus, 2010, s. 21) Schopenhauer da Hayatın Anlamı’nda intiharın, en yüksek ahlaki hedefe erişmekten alıkoyduğunu, gerçek bir kurtuluşun yerine zahiren öyle görünen bir kurtuluşu koyduğunu söyleyerek bu eylemi reddeder (Schopenhauer, 2010, s. 82).
Camus’nün felsefesini kurduğu dönemlerde, romantizmin estetize ederek bir nevi kutsadığı intihar, modernizmle birlikte bir passion moderne halini almıştır. Bu ikincisi, Walter Benjamin’in Baudelaire’in bir dizesinden hareketle yaptığı kavramlaştırmadır. “Modernizm, intihar olgusunun işaretini taşımak zorundadır. Bu intihar bir vazgeçiş değil bir tutkudur.” (Benjamin, 2002, s. 169)
Camus intiharda toplumun etkisini yadsır. Toplumun etkisi yoktur ona göre: “Kurt insanın yüreğindedir, için için yer.” (Camus, 2010, s. 16) İntiharın toplumsal arka planını açığa çıkarmak için intihara dair ilk toplumbi limsel çalışma olan İntihar’ın yazarı Durkheim da “Acaba intihar eğilimi doğuştan başlayarak örtülü bir durumda olup giderek su yüzüne mi çıkıyor” (#Durkheim, 2014, s. 96) diye sorar. Kendisi de Paris’te intihar eden İranlı yazar Sadık Hidayet, Diri Gömülen’de, Camus ile aynı düşünsel çizgide, adeta bu soruyu yanıtlamıştır: “Hayır, hiç kimse intihar kararına varmaz. İntihar bazılarında birlikte bulunur. Onların yaradılışında mevcuttur ve onun elinden kaçamazlar. İşte bu alın yazısının hâkimiyet gücü vardır. İnsana hükmeder.” (Hidayet, 2015)
Bir cinayet / intihar soruşturması
Albert Camus, Yabancı’nın prototipi olan ve ilk yazdığı roman olmasına rağmen ancak ölümünden sonra yayınlanabilen Mutlu Ölüm’de iki bölüm ile iki ayrı ölüm türünü sunar: “Doğal Ölüm” ve “Bilinçli Ölüm.” Bilinçli Ölüm bölümünde mutlu bir ölüm imkânının peşinde olan Yabancı’nın kahramanı ile aynı adı taşıyan1 ve romanın da başkişisi olan Mersault bulunur. Doğal ölümle yaşamı son bulan kişi ise Roland Zagreus. Camus, Defterler’inin ilk cildinde Mutlu Ölüm üzerine aldığı notlarında Zagreus’un öldüğü bu doğal ölüm bölümü için parantez içinde “intihar-doğal ölüm” diye yazar (Camus, 2003, s. 50). Bir başka yerde de “Bir gün, önemsiz bir olay: Dostlarından biri onunla üstünkörü konuşur. Evine döner. Kendini öldürür (Camus, 2003, s. 28) notunu alır. Şu halde romanın ilk taslaklarında bir intihar vakası olacağı kesin. Ancak basılı romanda açıktan, doğrudan bir intihar gözlenemiyor. Dahası, çıkarsanabilen intihar da, ancak ve ancak “dolaylı intihar” olarak kavramlaştırılan intihar şekli ile mümkün kılınıyor.Karl Augustus Menninger, intiharın özel bir ölüm şekli olduğunu savunur. Bu özel ölüm şeklinde ölüm, cinayet, infaz üçü birliktedir (Volant, 2005, s. 197). Menninger’in sembolik anlamda ifade ettiği bu terimler Zagreus’un ölümünde birbirine içkin gerçeklikler olarak belirir. Her şeyden önce Zagreus’un ölümünün intihar olup olmamaklığı yoruma açıktır. En başta Zagreus kendi eliyle kendini öldürmez. Ölüm arzusunu dile getiren ve bunu bir başkasının yapması için istekte bulunan kişi, her ne kadar öteki eliyle öldürülmüş de olsa öznenin gönüllü ölümü söz konusudur. Bu nedenle bu türden ölüm intihar olmakla birlikte dolaylı sıfatını almıştır. Albert Bayet, Ortaçağ romanslarından dolaylı intihar örneklerini sıralar, Minois ise bu örnekler için şöyle der: “Bu kişilerden hiçbiri kendini doğrudan öldürmez, ama bir başkasının elinden ölmek isteyerek, dolaylı bir intihara başvurmuş olmazlar mı? Bunun dolaysız intihardan farkı ancak biçimsel bir farktır: niyet de, sonuç da aynıdır; onların tek yaptığı kendilerini öldürmek için bir başkasının kolunu ödünç almak. “(Minois, 2008, s. 23)
Dinlerin yasaklamış olduğu pagan ötanazinin yeniden tartışmaya açılmasıyla birlikte intihar tanımlarında kişinin iradesi ve ölme arzusunun altı daha çizilir olmuştu. Örnek bir tanımlamayı Volant, A. J. Drodge ve J. D. Tabor’un A Noble Death adlı kitabından alıntılıyor: “Bu terimle (intihar), kâh kendi eliyle, kâh bir başka kişinin müdahalesiyle, kâh kaçınılmaz sonucunun ölüm olacağını bildiği birtakım koşulların yaratılmasıyla ölmek isteyen bir bireyin düşünüp taşınarak aldığı kararın sonucu olan edimi anlıyoruz.” (Volant, 2005, s. 142) Bu tanım özellikle Zagreus’un ölümündeki buğuyu silmek adına ayrıca önem taşır.
Zagreus, yirmi beş yaşında servet edinmeye başlayan, dolandırıcılık karşısında, hatta hiçbir şey karşısında gerilemeyen ve sonunda bu çabası ile birkaç yılda önemli bir servet kazanan; parayı mutluluğun ana malzemesi olarak gören bir kişidir. Parayla saadet olmaz sözünü tersinlediği gibi vakit, nakittir sözünü de tersine çevirir. Zagreus’un kitabında nakit, vakittir. “Paraya sahip olmak, zamana sahip olmaktır. Bu görüşümde kararlıyım. Zaman satın alınır, her şey satın alınır. Zengin doğmak ya da zengin olmak; bu hak edildiğinde mutlu olmak için zamana sahip olmaktır.” (Camus, 1991, s.61)
Mutluluk arayıcısı ve dünya tutkunu Zagreus, servetini elde etmiş ve kendi deyişiyle dünya önünde açılmaya başlamışken talihsiz bir kaza ile iki bacağını birden kaybederek eve hapsolur. Artık yaşama sanatından yoksundur. Pascal Quignard bir romanında elleri kestirilen heykeltraş Fidias için “sanatçı öldü, insan (gövde) yaşıyor” diyordu. Zagreus da tıpkı bu sözün açımladığı gibi artık yaşama sanatından mahrum kalmıştır. Eve kapanır. Romanda bu trajik olayı kaldıramayan Fidias’ın gönüllü ölümü istemesi gibi Zagreus’un da aklına intihar fikrinin düştüğü muhakkaktır.
Kaldı ki birçok intiharın, artık yeterlik gösterememekten kaynaklandığını görüyoruz. Amansız hastalığa yakalananlar, felç olanlar, gözlerini kaybedenler vd… Böylesi bir durumda ölüme yönelmek Stoik ilkeyi yürürlüğe koymaktır. Örnekse: Seneca’da yaşamın süresi değil niteliği önemlidir. Kant için intihar, özgürlüğünden yoksun kalmaktır. Oysa Jean Améry, intiharın özgürlüğün bir yolu olduğunu söyler. Elbette bir şerhle: “ama özgürlüğün kendisi değildir.” (Volant, 2005, s. 31)
Zagreus, intiharı düşlemekliğin bariyerinden öteye sıçrar; adeta intiharı yansılar. İntihar mektubu tarihsiz şekilde yazılı, hazır beklemektedir komodin çekmecesinde. Aynı çekmecedeki silahı alır, soğuk demiri şakaklarında gezdirir, namlunun ucunu diliyle yalar sonra mektubun yanına geri bırakır. Tetiği çekecek ödünç bir el gereklidir Zagreus’a. O elinse Mersault’nun eli olduğunun farkına varmıştır.
Bu noktada Zagreus adının yüklendiği anlama değinip geçmeli: Zagreus, Yunan mitolojisinde insanın var edilmesinde etken rolü olan Dionysos’un antik Girit bölgesinde anılan adıdır (Bonnefoy, 2000, s. 327). İnsanın uyumsuzluğunun arkasında da bu kadim Zagreus’un payı vardır. Mutlu Ölüm’ün kurbanı Zagreus da Mersault’nun yaşamında bir dönüm noktasıdır. Mersault’nun bahtı Zagreus’la döner. Bundandır ki romanın kurgusunda Camus sinematografik bir açışla o can alıcı sahneyi tam girişe yerleştirir. Buradan sonra geriye dönüş ve ileriye sıçrayışlarla ilerleyecektir roman.
Yine bir Tanrı olarak Zagreus’un görevlerinden biri ölümde de dirimde de insanların yanında ve yardımcıları olmaktı; “güzün bitkilerle birlikte ölüme, ilkbaharda da yine bitkilerle birlikte dirilişe çağrılıyordu” (Bonnefoy, 2000, s. 327). Roland Zagreus’un yaşamı “pırıl pırıl, soğuk, duru, donuk, mavi ve güzel bir ilkbahar sabahı” (Camus, 1991, 21) son bulurken Mersault, Zagreus’un diriltici gücüyle, kasadaki mutluluk ülkesinin pasaportu birikmiş parayla yeni bir yaşama kavuşur. Bu, sabahında ölüm ve dirim döngüsünü getiren gece bir çağrıdır Mersault için: “Gecenin yüreğinden kendisine doğru çağrılar ve sessizlikler yükseliyordu. Burada uyuklayan dünyanın sınırlarında, bir gemi uzun uzun, insanları yola çıkmaya ve yeni başlangıçlara çağırdı.” (Camus, 1991, 71)
Mutlu bir yaşama, dahası bir mutlu bir ölüme ulaşmak için cinayeti göze almak zorundaydı Mersault. Menninger’in intihar üç geni tam burada devreye girer. Ölüm, cinayet, infaz. Mersault cinayet köşesinden tutar bu üçgenin. Diğer yanında Zagreus kendine yönelik infaz köşesindedir. Ben Zagreus’un, Mersault’nun ruhunda yeni bir yaşam ve zenginlik için cinayet işleme gizilgücünü en başından fark ettiği kanısındayım. Ayrıca kendi eliyle yaşamına son veremeyeceğinin de ayırdındaydı. Bu nedenle kendi ruhuyla ölümcül bir oyuna tutuşmak istedi.
Bu sırada Zagreus şömineye değmekte olan küçük sandığı açtı ve kararmış büyük bir çelik kasayla anahtarını gösterdi. Kasanın üzerinde beyaz bir mektupla kocaman, siyah bir tabanca vardı. (…) Durum çok basitti. Yaşamını yok edecek trajediyi yoğunlukla duyduğu günlerde, tarihi atılmamış ve ölme isteğini dile getirdiği mektubu kendi önüne koyuyordu. Sonra silâhı masaya bırakıyor[du]. Mersault’nun Çevresindeki ışık onunla hep suç ortaklığı içindeydi. Öyküsünün başından beri ilk kez Zagreus’tan yana baktı: “Anladığımı sanıyorum” dedi. (Camus, 1991, s62-63)
Mersault bu sözsüz ölümcül oyunun hal diliyle yapılan davetine karşı ilk tepkisinden sonra “Atılmaya değer güzel tehlike” diyecektir. Zagreus verdiği yanıtla ölüm oyununu doğrular: “Dünya üzerine bahse girmek.” Yaşam üzerine yüklü bir bahse girmiştir artık ve Mersault’nun tehlikeyi güzel bulmasıyla bahisler kapanmıştır.
1. “Mutlu Ölüm’ün başkişisi Mersault, Yabancı’nınki Meursault’tur. Kaynaklarda genellikle, birincisinin ‘denizgüneş’, ikincisinin ‘ölüm-güneş’ sözcüklerinin bileşimi olduğu belirtilir.” (Çevirmen Ramis Dara’nın notu.)

Sorry, there were no replies found.