Romain Gary: Soğuk Savaş Günlerinde Paramparça Aşklar ve Faşistler

  • Romain Gary: Soğuk Savaş Günlerinde Paramparça Aşklar ve Faşistler

    Posted by romankahramanlari on 11 Temmuz 2024 at 13:30

    Soğuk Savaş Günlerinde Paramparça Aşklar ve Faşistler*

    Makale Yazarı: Burcu Polat

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Ocak/Nisan 2017, 29. sayıda yayımlanmıştır. 

    “Çok eğlendim, teşekkür ederim, hoşçakalın.”

    1975 senesinde ünlü yazar #RomainGary’nin de yakından takip ettiği #FransızEdebiyatı’na muhteşem bir kitap düşer. Kitap, adından başka hakkında kimsenin hiçbir şey bilmediği #EmileAjar adlı bir yazarın ilk romanıdır: “#OncaYoksullukVarken”.

    O güne değin dönemin Fransız Edebiyatı’nın en büyük yazarlarından varsayılan R. Gary, tüm edebiyat eleştirmenlerince kendisinden daha büyük bir yetenek ve dehaya sahip olduğu iddia edilen Emile Ajar’ı herkesten iyi tanımaktadır. Emile Ajar kayıp bir yazardır ve yoktur; Romain Gary ise vardır ve tüm yaşananları gülerek seyretmektedir. Romain Gary, Emile Ajar’ın kendisidir.

    Litvanyalı Yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğan yazarın adı aslında ne Romain Gary’dir ne de Emile Ajar. Onun adı #RomanKacew’dir. Roman Kacew önce Romain Gary olur, sonra Emile Ajar; fakat Emile Ajar olmazdan evvel de iki farklı adam olmuşluğu vardır. Fosco Sinibaldi ve Shatan Bogat isimleri ile de kitaplar yazar. Gary’nin intihar notunun son cümlesi üç bölümde incelense idi; ilk bölümü kendinden yarattığı yeni kişilerle kurduğu dünyasını anlatırdı herhalde; “çok eğlendim”.

    Toplamda -bizim bildiğimiz- dört farklı adamı içinde barındıran Romain Gary de, Meksikalı ünlü yazar Carlos Fuentes de aynı kadına aşık olacaklardır: Jean Seberg. 13 Kasım 1938’de Marshalltown’da doğan #JeanSeberg #FransızYeniDalgaAkımı temsilcilerinden ünlü yönetmen #Godard’ın “#SerseriAşıklar” filmi ile ünlenen bir aktristir. İlk rolü #JeannedArc’ı oynamak için 18.000 kişi arasından seçilir. Çünkü o kalabalığın içinden seçilen genç Seberg’in körpe yüzü şöyle tasavvur edilir: Gri-yeşil gözleri şaşırtıcı bir parlaklık saçan -ki insanı ilk çarpan şey bu imiş- , çok belirgin kaşları iyi gerilmiş bir yay halinde bakışla bütünleşen, hafifçe sarkan elmacık kemikler, davetkar ama aşırıya kaçmayan dudaklar ve çok kısa saçların çevrelediği bir başın ahenkle çevrelediği muhteşem yüz… Fakat yine de derler ki kendi karanlık günlerini de yansıtan “Lilith” filminde Lilith’i oynamayıp, Lilith’in kendisi olarak, Lilith’in kişiliğine dönüşerek esas kariyerini taçlandırır Seberg. Kabala’nın filozofik ve teolojik doktrinine göre Lilith, Adem gibi topraktan yapılmış, onunla aynı anda can almış, Havva’dan önce yaratılan kadının adıdır. Lilith yasak meyveyi hiç yemez. Lilith Adem’e itaat etmez. İtaat etmeyince de cennetten kovulur. Havva’nın düşmanı olur. Durmaksızın şehevi duygularla kıvranan, karanlık ve şeytani aşkların ilham kaynağı haline gelir. Fakat tüm bunların tek sebebi vardır; o da Adem’in yersiz erk merakı. Zaten Adem’in yersiz erk merakı olmasaydı; pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, bir kadını gösterir miydi hiç? Göstermezdi.

    1960 ilkbaharında Jean Seberg ile Romain Gary ilişkisi başlar. Fakat aşkları konusunda ketum kalırlar. İkisi de evlidirler ve skandalın gölgesi bile bu iki ünlü insana ağır gelecektir. Soğuk Savaş tüm acımasızlığı ile devam etmektedir çünkü.

    İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bazı çevreler; ülkede çok sayıda Sovyet ajanlarının bulunduğunu ve gizli tertipler içinde olduklarını iddia etmeye başlar. Savaştan sonra orta, doğu ve güneydoğu Avrupa’da SSCB’nin etkisi artmaya başlar ve bu bölgedeki ülkeleri bir ölçüde kendi şemsiyesi altına alır. Bundan korkan ABD ve İngiltere, batı Avrupa’da ve başka yerlerde Sovyet yanlısı komünist partilerin iktidara gelmemesi için çeşitli girişimlerde bulunurlar. Kan dökmeden hayatların bitirildiği, komünistlerin cadı avlarına kurban gittiği bu dönem silahlarla yapılan savaşlardan daha korkunç geçmektedir. ABD’de ortaya atılan paranoyak teoriler ve “ülkeyi yıkmaya yönelik düşünceleri ve de propagandaları” suç belleyen kanunlar ile birçok muhalif ya hapishanelere tıkılır, ya öldürülür, ya da ülkeyi terk etmek zorunda bırakılır. Esasında, düşünce özgürlüğünü sınırlayan bu yasalar Amerikan Komünist Partisi’ni hedef almak amacı ile çıkartılır. Ülkedeki komünist faaliyetleri araştırmak üzere kurulan Amerikan Karşıtı Faaliyetler Komitesi (#HUAC), sendikacılardan yazarlara, müzisyenlerden eğitimcilere onlarca insanı sorgular. Ancak bunlar arasında en çok gürültüyü Hollywood’un bilinen isimlerinin sorgulanması koparacaktır. İsimsiz ve imzasız ihbarlara dayanarak; sendikacıların, yazarların, müzisyenlerin, eğitimcilerin, film yıldızlarının, yapımcıların, gazetecilerin ve akla gelen herkesin sorgulanmaya tabii tutulması ne kadar da tanıdık; faşizm dünyanın her yerinde aynı. Amerikan Karşıtı Faaliyetler Komitesi başkanlığında hiç şaşırmayacağımız üzere yine milli duyguları kabarık bir vatansever vardır: Joseph Mccarthy. İşte Mccarthyism’in doruklarında olduğu bu dönemde Jean Seberg de siyasi görüş ve eylemlerinden ötürü zor zamanlar geçirecektir.

    İki yıl gizli saklı ilişkilerini yürüten Gary ile Seberg 1962 yılında evlenirler. Aralarında 24 yaş vardır. Evlendiklerinde Romain Gary Jean Seberg kadar ünlü değildir. Godard’ın Serseri Aşıklar filmi ile ünlenen J. Seberg Jean Paul Belmondo, Warren Beatty ve Clint Eastwood gibi dönemin birçok önemli oyuncusu ile birlikte kamera karşısına geçmiştir çünkü. Hatta derler ki Seberg’in #ClintEastwood ile ilişkisi olduğundan şüphelenen #GaryEastwood’u düelloya bile davet eder. Evlenmelerinin üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra çocukları Diego dünyaya gelir. Jean Seberg Romain Gary ile olan evliliğinde farklı nitelikte, farklı düzende, farklı boyut ve süreklilikte bir mutluluğu keşfeder; sağlam temele oturtulmuş, dengeli, bilinçli ve aydınlık bir mutluluk. Mutluluk mu yetmez, biter mi mutluluk, yoksa insanın iç mutluluğunun eksikliğini fark edişi midir mutlu olduğuna inanılan günleri bir anda silen bilinmez ya da tartışılır fakat çok sürmez bu dengeli, bilinçli ve aydınlık mutluluk. Yine de evlilikleri boyunca güzel günler geçirirler Gary ile Seberg. Bu evlilikte Romain Gary, ikiliden hayatı kolaylaştırıcı olan rolün- dedir esasında. Öyle ki; Jean’ın sinemada canlandırdığı kişilerin repliklerinin düzeltmelerini yapar, bazı filmlerin yapım giderlerini karşılar. Belli başlı kaygısı ona maddi sıkıntılardan uzakta bir hayat sağlamaktır. Karısı göçebe gibi o film çekiminden bu film çekimine yaşarken, o da peşinden ayrılmaz. Gary, Jean Seberg’i daima korumaya eğilimli bir içgüdü ile derinden sever; onu himaye eder, yaşamak için ihtiyaç duyduğu güveni ona sağlar. Hatta bir ara karısını onurlandırmak amacıyla film projeleri üzerinde çalışmaya koyulur. Bu projelerden biri kendi öykülerinden oluşan Kuşlar Peru’da Ölecekler filmi olur. Fakat ilginçtir bu film Seberg’in kariyerindeki en aşağılayıcı, en yanıltıcı imajı yaratan film olacaktır. Bir kadının cinsel soğukluğunu umutsuzca ve trajik terimlerle yansıtarak, aynı ruhsal bunalımlardan acı çeken birçok kadını intihara teşvik etme riski taşımakla suçlanır film. Bu noktada Gary’nin kendi saplantılarından birini dışa vurmak için Seberg’i kullanıp kullanmadığı sorulabilir esasında; çünkü “Daima aşkta yenilgiye uğramanın saplantısıyla yaşadım. Aşktan yoksun kalma saplantısı gitgide yoğunlaşıyor, aşkın peşinden koşarken, onu ararken çileden çıkıyordum” cümlelerinin sahibi de Gary’nin kendisidir. Aşkta yenilgiye uğramaktan saplantılı biçimde korksa da 1962 yılında evlendiği Jean Seberg ile 1970 yılında evliliklerini bitirme kararı alırlar. Karı-koca arasında anlaşma yapılır: Oğulları Diego annesinin yanında kalacak, ama Avrupa’da eğitim görecektir. Paris’teki apartman dairesi ikiye bölünecek, ama en büyük kısmı Romain kullanacaktır. Jean Seberg ile Romain Gary sekiz yılın ardından boşanırlar; fakat yine de Gary’nin intihar notunun son cümlesi üç bölümde incelense idi; ikinci bölümü Seberg ile geçirdiği yılları için yazmış olurdu herhalde; “teşekkür ederim”.

    1969’u 1970 yılına bağlayan yılbaşı gecesi Jean Seberg ile #CarlosFuentes karşılaşırlar. Kadın 31 yaşında ve güzelliğinin doruğundadır, adam ise 41 yaşında ve sadık kaldığı tek şey edebiyat olan bir Don Juan tiplemesidir. İkili arasında tutkulu bir aşk başlar. Fakat biz biliriz, aslında Don Juan da Don Juan’a aşıktır. Bir kadını hatasız sevmenin en kolay yolu onu başka erkeklerin nasıl sevdiğini bilmek ise; Fuentes çok şanslıdır. Gary’nin Seberg’i nasıl sevdiğini görmüştür. Fakat Jean, Fuentes’in tabiri ile “yalnız avlanan tanrıça”, yalnızca iki ay sürecek olan bu birliktelikte Fuentes’ten sıkılacaktır. Yıllar sonra hem Fuentes’in hem de Gary’nin ortak dostlarının kır evinde hafta sonlarını geçiren iki adam arasında geçen konuşma esnasında Gary şu cümleyi kuracaktır : “Sorun şu ki, yardım edemeyeceğiniz, değiştiremeyeceğiniz ama terk de edemeyeceğiniz bir kadını sevmenin zorluğundan habersizdiniz.”

    #BertoltBrecth, #CharlieChaplin gibi ünlülerin sorguya alınıp komünist olduklarını itiraf etmeleri baskısına dayanamayarak ülkeyi terk ettikleri zamanlarda Jean Seberg ırkçılık karşıtı Marksist-Leninist örgüt #KaraPanterler’e desteğini her daim belirten bir kadındır. Defalarca örgüte yüklü miktarlarda bağışlar yapar. Bu da dönemin fişlenen isimlerinden biri olması için yeterli bir sebeptir. Fuentes’ten hamile kalması ile esas kara günleri başlar. Dönemin FBI başkanı, Seberg’in hamileliğinden faydalanarak korkunç bir karalama ve aslında yok etme planı devreye sokar. Faşist propogandaların odak noktası ahlak üzerinden algı yönetimi yapmaktır. Ülkedeki tüm basın kuruluşlarına Seberg’in Kara Panterler üyesi “zenci” bir teröristten hamile kaldığını yazan mektup gönderir. Derhal kamuoyu yaratılır ve Seberg kısa süren hamileliğini, bebeğinin Kara Panterler üyesi “zenci” bir teröristten olmadığını kanıtlamaya çalışarak geçirir. Kimseyi inandıramaz. Taa ki erken ve ölü doğan beyaz bebeğinin içinde bulunduğu camdan bir küvezle düzenlediği basın toplantısına kadar. Katılanların anlamsız ve meraklı bakışları arasında bebeği kaldırır ve bağırır: “Bakın! Beyaz işte!” O günden sonra her yıl bebeğinin ölü doğduğu tarihte kendisini öldürmeye kalkışır; dokuzuncu senesinde amacına ulaşır. 8 Eylül 1979 tarihinde günlerdir aranan kayıp bir araba bulunur Paris’te. İçinde bir tüp sinir hapı ve boşalmış maden suyu şişesi ile birlikte şişmiş ve bozulmaya yüz tutmuş bir de kadın cesedi vardır. Kadın Jean Seberg’dir. Elinde tuttuğu küçük kağıt parçasında oğluna seslenir: “Diego, sevgili oğlum, beni affet. Artık yaşamaya tahammül edemiyorum…”

    İçinin derininde ölmek ölmeklerin en zorudur belki de ya; Jean Seberg de içsel ölümü be- densel ölümünden önce gerçekleşenlerdendir bu dünyada. Belki de onun içsel ölümüne en çok şahit olan insan olan 8 yıllık eski eşi Romain Gary, son notunu bıraktığı oğlu Diego’nun babası olan Romain Gary, ayrılıklarının ardından başkasından hamile kaldığı çocuğuna babalık yapmayı teklif eden Romain Gary, Fransa’nın en önemli edebiyat ödüllerinden olan Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü’nü kazanan Romain Gary, kendinden ölesiye sıkılıp Emile Ajar’ı yaratarak bu ödülü ikinci kez kazanan Romain Gary; Cezayir Savaşı’nın sürdüğü yıllarda tehdit edildiği Fransa Başkonsolosluğu görevinde iken edindiği 38’lik tabancası ile 2 Aralık 1980 günü odasına girer, sırtüstü uzanır, ağzına namluyu dayar ve tetiğe basar. Yaşamı boyunca ölümden korkmamış bu adam, Gece Dingin Olacak adlı kitabında tam da şöyle bahseder ölümden:

    “Ölüm mü? Göklere çıkarmışlar. Başka şey denemeli.”

    Gary’nin intihar notunun son cümlesi üç bölümde incelense idi; üçüncü ve son son bölümü ölüm yerine o başka “şey”i deneyemediği zamanlarını anlatırdı herhalde; “hoşçakalın”.

    Kaynakça
    Maurice Guichard – Jean Seberg
    Carlos Fuentes – Diana Yalnız Avlanan Tanrıça Khaled Hosseini – Bin Muhteşem Güneş
    Emile Ajar – Yalan-Roman
    Emile Ajar – Onca Yoksulluk Varken
    Romain Gary – Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı Romain Gary – Kadının Işığı
    Romain Gary – Uçurtmalar

    romankahramanlari replied 2 years ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
Soğuk Savaş Günlerinde Paramparça Aşklar ve …
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now