Pedro Arkanjo: Jorge Amado’nun Mucizeler Dükkânı’nda Bir Afro-Brezilyalı’nın Varoluş Savaşımı
-
Pedro Arkanjo: Jorge Amado’nun Mucizeler Dükkânı’nda Bir Afro-Brezilyalı’nın Varoluş Savaşımı
Jorge Amado’nun Mucizeler Dükkânı’nda Bir Afro-Brezilyalı’nın Varoluş Savaşımı: Pedro Arkanjo*
Makale Yazarı: Zeynep Kayacık
*Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI dergisinin (Ekim/Aralık 2017) tarihli 32. sayısında yayımlanmıştır.
Kristof Kolomb’un Yeni Dünyayı keşfetmesiyle birlikte İspanya, İngiltere, Fransa ve Portekiz hâkimiyetlerini sürdürebilmek için sömürgecilik faaliyetlerine hız vermişlerdir. “1500 yılında Portekizli denizci Pedro Alves Cabral, Brezilya’nın Salvador kenti yakınlarındaki Bahia’ya ayak basmasının ardından ilk Portekizli yerleşimcilerin buraya gelmesi 1530’lu yılları bulur. Portekizliler iki yıl sonra São Paulo yakınlarındaki São Vicente kentini kurarak burada önemli bir şeker kamışı merkezi oluşturmayı hedeflemişlerdir. Bu amaç doğrultusunda Afrikalı köleler şeker kamışı plantasyonlarında çalıştırılmak için Portekizliler tarafından Brezilya’ya getirilir. 1548 yılında bu yeni oluşum öncülüğünde Salvador Bahia’da yeni bir hükümet kurulur ve Salvador Bahia ise 1763 yılına kadar Brezilya’nın başkenti olarak kalır. Brezilya ise Portekiz karşısında 7 Eylül 1882 yılında bağımsızlığını ilan eder.”(1)
Atlas okyanusu üzerinden köle ticaretinin yapıldığı zamanlarda sayıları yaklaşık olarak 3,647,000’i bulan erkek, kadın ve çocuk Afrika’dan Brezilya topraklarına taşınmış, bunların 1,200,000’i sadece Bahia kentine yerleştirilmiştir. Böylelikle Salvador Bahia, Brezilya sınırları içinde en çok Afrikalı nüfusu barındıran şehir olmuştur. Bu durum ise ülke nüfusunun yapısını değiştirmiş ve bir anlamda bugünkü Brezilya nüfusunun temelleri atılmıştır. Günümüzde yerli Afrika halkının gelenekleri, Afro-Brezilyalı dinler, tapınma adetleri, folklorik ve gastronomik özellikleri gibi birçok yön Brezilya ile özdeşleşmiştir.(2)
Bugün Brezilya’nın toplam nüfusuna baktığımızda kendisini siyahi ya da melez olarak tanımlayanların sayısı, kendisini beyaz olarak tanımlayanların önüne geçtiği görülmektedir. Bu toplumsal zenginlik, ne yazık ki Brezilya’nın geleceğini kötü yönde etkilemiş, beyaz ve siyahi/melezlerin arasında kutuplaşmaların oluşmasına neden olmuştur. Siyahi ve melezlerin karşılaştıkları eşitsizlikler, ırkçı muameleler, yoksulluk, ayrımcılık, adaletsizlik gibi sorunlar ülkenin önde gelen entelektüellerinden Jorge Amado’nun da temel çıkış noktası olmuş ve romanlarında Afro-Brezilyalı halkın çektiği sıkıntıları, aşklarını, Afrika temelli dinlerini, tapınma adetlerini, gelenek ve göreneklerini, kültürlerini işlemiştir. Eserleri 49 dile çevrilmiş olan Amado, dünyaca tanınmış bir yazardır. Amado 10 Ağustos 1912 tarihinde Brezilya’nın Bahia şehrinin güneydoğusundaki bir kasabada #AfroBrezilyalı orta sınıf bir ailede dünyaya gelmiştir. Dönem dönem hükümetle yaşadığı sıkıntılar sebebiyle Uruguay, Arjantin ve Fransa’ya sürgüne gönderilmiştir. 2001 yılında ise şeker hastalığından hayatını kaybetmiştir.
20. yüzyılın en tanınmış Latin Amerikalı yazarları arasında olan #JorgeAmado “Mucizeler Dükkânı” (Tendas dos Milagros-1969) adlı eserinde; 1969 yılında Brezilya’ya hayranı olduğu kitapların yazarı olan Pedro Arkanjo’nun vatanını tanımaya gelen bir yabancının hikayesiyle başlar, gerçek bir bilge ve Bahia halkının babası olarak gördüğü siyahi #PedroArkanjo’nun ölümüyle devam eder. Roman, Pedro Arkanjo’nun Bahia’daki Afrika kültürünü korumak, Afro-Brezilya kültürünün oluşması ve Brezilya toplumuyla bütünleşmesini sağlamak için verdiği uğraşı anlatır.
Bahia’daki ırkçılığa ve dini ayrımcılığa karşı mücadele veren başkahraman Pedro Arkanjo oldukça mütevazı, sağduyulu, siyahilerin, melezlerin, fakir halkın, kadın erkek herkesin sevgisini kazanmış, aynı zamanda yardımsever, güvenilir bir kişidir. İlk bölümde filozof, matematikçi, sosyal bilimci, halkbilimci, Columbia Üniversitesinde öğretim üyesi Nobel Bilim Ödüllü James D. Levenson’un Pedro Arkanjo’nun hayatını araştırması için görevlendirdiği asistanı Fausto Pena’nın yaptığı ayaküstü söyleşide Brezilya’ya geliş sebebini açıklarken onun hakkında düşündüklerini şöyle ifade eder: “Derin ve cömert idealleri olan kusursuz bir insanın, modern hümanizmin kurucusunun, yurttaşınız Pedro Arkanjo’nun yaşadığı kenti tanımaya geldim.”(3) Ulusal çapta pek tanınmayan Pedro Arkanjo’nun uluslararası bir çevrede nasıl da böyle bir üne kavuştuğu oldukça büyük merak konusudur. Nobel ödüllü Levenson, Pedro Arkanjo’nun memleketine yani Brezilya’ya konferanslar vermeye geldiğinde uçağa binerken gazetecilere verdiği röportajda; “Pedro Arkanjo’nun memleketindeyim, mutluyum”(4) der ve “Büyüleyici Pedro Arkanjo’nun, Brezilya kültürüne son derece katkıda bulunmuş bu yazarın şiir ve bilim dolu kitaplarını inceleme konusu olan kenti ve halkı tanımaya vakit ayıracağım.”(5) diye ekler. Bu sözler karşısında bir hayli şaşıran gazeteciler kendi aralarında Levenson’un kimden bahsettiğini konuşur. Ülke içindeki aydın kesimin ipsiz sapsız bir melezin yazdığı bu deli saçması kitaplar nasıl olur da bu Nobel ödüllü Levenson’ın dikkatini çeker, anlamaları pek mümkün olmaz. Üstelik Levenson Portekizce de bilmez. Ancak İspanyolca ve Latince bilmesi Pedro Arkanjo’nun ölümsüz eserlerini anlamasında büyük katkı sağlar. Bu yabacının birkaç övgü dolu sözüyle farkına vardıkları Pedro Arkanjo ile ilgili bilgi aramaya koyulmuş olup, hayattayken kıymetini bilmedikleri bu değerli büyüğü anlamak ve anlatmak için değişik çabalar içine girerler. Yazar Amado Brezilya toplumunun kendi içinde barındırdığı değerleri ancak dışarıdan yabancı bir otoritenin dile getirmesiyle farkına varıp sahiplenmesini eleştirir.
Bir sonraki bölümde Pedro Arkanjo’nun bir gece yarısı sokakta üstünde kimliğinin bulunmadığı bir halde elinde bir not defteri ve kurşun kalemle ruhunu teslim etmesi anlatılır. Pedro Arkanjo Bahia halkının babası gibidir. Onu sokak ortasında öyle bir vaziyette yatarken gören Bahia halkı çok üzülür. Şaşkınlıktan donakalan Bahialılar, Ojuoba’nın (Tanrı’nın Gözleri) öldüğüne inanamaz. Bahia halkının önde gelen isimlerinden olan Binbaşı, Üstat Arkanjo’nun ölümüyle ilgili şu ifadeleri telaffuz eder: “Pedro Arkanjo bu, Binbaşı kaskatı kalakalmış; bronz renkli suratından bir gölge geçer gibi olmuştu. Yanılmamıştı; bu ihtiyardı; ellisine merdiven dayamış binbaşı anadan babadan yoksun, yetim kalmış artık yapacak bir şey kalmamıştı, hiçbir şey, neden bir başkası söz gelimi tanımadık biri değildi sanki? Yeryüzünde bir alay mendebur varken, bu boktan dünyada, gece yarısı sokak ortasında, kimsenin haberi olmadan, böyle ölen yaşlı Arkanjo’ydu, olası mıydı bu?”(6)
Üstat Arkanjo’nun, akademik bir eğitimi olmamasına karşın engin tarih bilgisine sahip olması, konuştuğunda dinleyenlerin kendini ayrıcalıklı hissettiren doğuştan gelen bir yeteneği olduğu da kuşku götürmez. Bir Bahialının ağzından Üstat Arkanjo ile ilgili şu sözler dökülür: “İhtiyar Arkanjo, yolun her köşesini tanıyordu, evler, ağaçlar onun tanışıydı, yüzyıllık tanışı; çünkü Arkanjo onların geçmişlerini ve şimdiki durumlarını, geçmişteki sahibinin, şimdiki sahibinin kim olduğunu, oğlunu, babasını, babasının babasını, büyükannesinin babasını ve kimlerle karıştığını biliyordu. Tutsak edilerek Afrika’dan getirilmiş zencinin geçmişini bildiği kadar, sürgüne gönderilmiş Portekizlinin, Engizisyon Mahkemesi’nden kaçan ‘Yeni Hıristiyan’ın da geçmişini biliyordu. Bitmişti artık bu bilgilerin, güzel konuşmaların tümü. Kapanmıştı Ojuoba Şango’nun gözleri. Artık yalnızca mezarlıkta işe yarayacaktı Ojuoba.”(7) Oysa Arkanjo da kimdir, odacı olarak çalıştığı üniversitenin ileri gelenleri tarafından küçümsenen, alt sınıf mensubu olduğu düşünülen bir insan… Üstat Arjanjo’nun ölümü, Bahia sokaklarında ağızdan ağıza dolaşarak her yere yayılır. Bu haberi duyan gençler, yaşlılar, işçiler, hayat kadınları, işi olmayanlar, dilenciler, sarhoşlar ve gece çalışanlar her kim varsa ona koşar. Kutsal olduğuna inandıkları Ojuobaları artık hayatta değildir. Bahia halkından toplanan parayla Ojuoba’nın cenazesi defnedilir.
Fausto Pena’nın Üstat Arkanjo ile ilgili araştırmalarına yer verilen bir sonraki bölümde ise ülkenin ileri gelenleri tarafından Arkanjo’ya ağır eleştirilerin getirildiği görülür: “Çünkü bize en bilimsel diye benimsetmeye çalıştığı nedir? Basit halk, ayak takımı hakkında kötü bir Portekizceyle yazılmış ipe sapa gelmez yazılar. Kimdir bu ünlü Arkanjo? Olağanüstü bir kişi mi, profesör mü, doktor mu, bilim adamı mı, büyük bir politikacı mı, ya da en azından varlıklı bir tüccar mı? Hiçbiri değil: Tıp Fakültesinin basit bir odacısı, dilencinin az üstü, tam bir işçi bile sayılmaz.”(8) Yazarın aydın görünümlü Brezilya insanına da Fausto Pena üzerinden dolaylı bir şekilde eleştiri getirdiği görülür: “Seçkin vatandaş ağzından köpükler saçıyordu; öfkesinin yerinde olup olmadığını tartışmadım, batista yaşamını pornografiye, törelerin yitirilmesine, mayolara, Marx’a ve Lenin’e Olavo Biliac’ın Latium’un Son Çiçeği’nde yaptığı gibi, Portekizcenin yozlaştırılmasına haykırmakla geçmişti. Ama ne sonuç elde etmişti? Hiç. Pornografi, kitaplara, sinemaya ve yaşama egemen olmuştu, törelerin yitirilmesi olağan ve günlük bir hale gelmişti, genç kızlar uyuşturucularını kilise teşbihleriyle taşır hale gelmişlerdi. Kitaplara ve Portekizceye gelince, ünlü öğretim üyemizin Camoes’in(9) arı ve doğru dilinin kalıplarına uygun yapıtları, birer depo haline gelen kitapevlerinin raflarında uyurken, dilbilgisi kurallarından nefret eden yazar bozuntularının dili binlerce satılıyordu.”(10) Melez Bahia halkını küçümseyen ifadelerin birkaçı da Doktor Argolo’nun ağzından dökülür. Katıldığı bilimsel kongrelerde, yazdığı makale ve dergilerde melez kültürü hakkında küçümseyici ifadelerde bulunur: “Melez halkların Psişik ve Akli Bozukluğu: Bahia Örneği… Az gelişmişliğimizin, geriliğimizin temel etkeni olan melezler yeteneksiz alt ırkı oluşturmaktadır… Yeterince uygar olmayan siyahlar, dünyanın neresinde devlet kurabilmişlerdir?”(11) gibi soruları yöneltir meslektaşlarına. Bu da Pedro Arkanjo’nun değerinin zamanında anlaşılmamasını oldukça doğal olduğunu gösterir çünkü ülke içinde melezlerin yaptıkları her şeyi eleştirmek bir maharet göstergesi gibidir. Kendini aydın olarak tanımlayan ülkenin ileri gelenleri Brezilya’nın kötü gidişatının sebebini melezler olarak gösterir. Romanda kanlarına siyahi kanı bulaşmadığı için şükreden beyazların varlığı görülür.
Nobel ödüllü Levenson’ın ettiği sözlerle birdenbire uluslararası alanda ünlenen Arkanjo’nun ölümünün 100. yılında anılması amacıyla üst düzey aydınlar arasında televizyonlarda, gazetelerde, köşe yazılarında ve radyolarda neler yapılabilir görüşmeleri başlar. Nasıl olur da bu ulusal değerin kitaplarını Levenson’ın tozlu raflar arasından çekip çıkarmasıyla fark ederler, çoğunun böyle bir kişinin varlığından bile haberi yoktur. Üstat Arkanjo’nun bu uluslararası üne kavuşması tıp fakültesinde çalıştığı odacılık görevini de farklı boyutlara yükseltir. Bu yapılan göstermelik çalışmalar arasında gerçekten de değerli birkaç çalışma vardır, bunlar önceden Üstat Arkanjo’yu okumuş ve iyi tanıyan, hatta daha önceleri Arkanjo’nun eserleriyle ilgili yaptıkları çalışmalarını yeni nesil araştırmacılara tanıtmaya çalışmış ama pek başarılı olamamışlardır. Ta ki Nobel ödüllü Levenson’un bu ulusal değeri fark etmeleri için yaptığı röportajı izleyene dek…! Edebiyat eleştirmeni ve Marksist teorisyen Fredric Jameson bu toplumsal yozlaşma üzerine şöyle bir görüş öne sürer: “Toplumun kendi geçmişini bilme yetisini kaybettiğini, sürekli olarak anın yaşandığını, etkili anlamlar ve derin yorumların yerini, küresel medyanın sığ ve merkezsiz çokuluslu iletişim ağları almıştır.”(12) Burada yazarın dolaylı yönden eleştirmek istediği asıl nokta ise Brezilya’daki siyahi/melez entelektüel birikimin ülke içinde ciddiye alınmayışına, ancak dışarıdan bir otoritenin değerlendirmesiyle kendi çevresinde değer görmesi üzerinedir. Ünlü bir Brezilya atasözü ülkedeki siyahilerin toplum içindeki yerleri konusunda sahip olunan ulusal kanıyı göstermektedir: “Brezilya’da ırkçılık yoktur: Siyahiler kendi yerini bilir.”(13)
Terno da Estrela-d’alva’daki 60 numaralı giriş katı boşalınca Lidio Corro tarafından kiralanır. Tabelasındaki her bir harfi renk renk boyayarak adını “Mucizeler Dükkânı” koyar. Bu ismi koymasını isteyen kişi ise Arkanjo’dur. Burada genelde yoksul ailelerin çocuklarına okuma yazma, matematik dersleri verilir. Bir yandan da baskı işleri yapılır. Aradan geçen zamanda Mucizeler Dükkânı’nın, Bahia halkının yaşamının değerli bir parçası olduğu görülür. Aynı zamanda burada kültürel sohbetlerin yapıldığı ve yaşanılan sorunlarla ilgili kararların alındığı bir meclis de vardı: “Mucizeler Dükkânı yoksulluğun ileri gelenlerini bir araya getiren bir tür senato, kalabalık ve önemli bir meclisti. Yalorişalar, babalao’lar, bilgeler, her biri kendi yeteneğiyle, alçıdan melek üretimcileri, şarkıcılar, dansörler, kapuera ustaları, sanatın ve tümel sanatlarını ustaları orada kararlaştırılır ve söyleşirlerdi.”(14)
Pedro Arkanjo, 20 yılı aşkın bir süredir gördüğü hikâyeyi, konuyu, anlamlı anlamsız her türlü ayrıntıyı not eder. Arkanjo’nun genç yaştan bu yana bilimle uğraşmayı sevmesi onun kuşkusuz Ojuoba Şango’nun yeryüzündeki temsilcisi olmayı da hak etmesi de rastlantısal olmadığını gösterir. Otuz iki yaşındayken tıp fakültesindeki odacılık görevine atanan Arkanjo, kısa zaman içinde üniversite öğrencileri tarafından da sevilir. Arkanjo’nun ilk romanı “Bahia Halkının Popüler Yaşamı” 1907 yılında yayımlanır, 1928 yılında çalışmalarını iyice derinleştiren Arkanjo’nun ikinci kitabı “Bahia Gelenekleri Üzerinde Afrika Etkileri” basılır. Daha sonra “Bahia Ailelerinde Irkların Karışımı Üzerine Yaklaşımlar” adlı romanı çıkar. En son olarak Bahia mutfağının kökenlerine ve Afrika etkilerine ilişkin olarak “Bahia Mutfağı: Kökenleri ve Pratikleri” adlı romanı basılır. Arkanjo’nun kaleme aldığı romanlardan da anlaşılacağı üzere, Bahia halkıyla ilgili antropolojik, etnolojik ve sosyolojik değerlendirmelerini içeren eserler verdiği görülür. Bahia halkının kendi popüler kültürünü korumasını isteyen Üstat Arkanjo ırkçılığın karşısında ancak ırkların melezleşmesiyle durulabileceği kanısındadır. Yazar Amado Bahia halkının etnik ve kültürel oluşumunu bir nebze tanıtmak için romanda AfroBrezilya kültürüne özgü Kandomble, Ojuoba, Şango vb. kelimeleri çokça kullanır ve yazarın Brezilya toplumunda yerilen Bahia halkını da övgülerle yüceltir: “Ey halk, ey şan dolu Bahia halkı, sen ki Hollandalıları püskürttün, Portekizli sömürgecileri bozguna uğrattın, şimdi, babamız Ojuoba’yı çamur içinde çürümeye mi bırakacaksın? Ey Bahia halkı!”(15) Romanda Bahia halkına bir övgü de Kirsi adlı İsveçliden Mucizeler Dükkanı’ndan memleketi Finlandiya’ya dönerken gelmiştir: “…Lidio’ya Budiao’ya ve Aussa’ya dönerek, ‘Sizler dünyanın en iyi insanlarısınız, yeryüzünde melez Bahia halkından daha uygar bir halk yok.”(16) der. Aslına bakılırsa yazar Amado, romanın her sayfasında gerek Bahialı karakterler gerekse Kuzey Amerikalı Fausto Pena gibi yabancıların ağzından Bahia ve melez insanlarının, ülke içerisinde düşünüldükleri gibi olmadıklarını, aslında içlerine giren herkesi sevgiyle kucaklayıp, ülkede hâkim olan genel kanının aksine boş işlerle uğraşmadıklarını, onların da Brezilya toplumuna kattığı ya da katabileceği faydaları göstermeye çalışır.
Pedro Arkanjo’nun yaşamıyla ilgili araştırmalar yapmak için görevlendirilen Fausto Pena, doğumunun 100. yılını anma törenlerinde ülke genelinde yapılacak genel kampanyanın başında yer almaya niyetlidir, çünkü aralarında Üstat Arkanjo’yu en iyi tanıyan kişi odur. Kendisine Arkanjo ile ilgili araştırma yapması için bir de para ödenmektedir, daha ötesi var mı? diye sorgular. Ona göre bu kampanyanın başında olmayı en çok o hak eder. Ancak bu göreve bir başkası layık görülür. Yaşadığı dönemde beş parasız gezen, yazdıklarına deli saçması muamelesi yapılan Üstat Arkanjo’nun adını, ülkenin ileri gelenleri tarafından bir sokağa ve bir okula verilmesi çağrısında bulunulur. Bu kampanya hazırlık sürecinde Arkanjo için söylenen sözler oldukça şaşırtıcıdır: “Arkanjo’nun mütevazı, emekçi sınıftan geldiğini, oralardan bilimin ve edebiyatın doruğuna kadar tırmandığını unutmayalım.”(17)
Bahia halkının babası Arkanjo, doğumunun 100. yılı anısına düzenlenecek etkinlikler sayesinde ulusal alanda kendi sesini istediği gibi duyurabilecek, ancak bunu kendi gözleriyle görmeye ömrü yetmeyecektir. Yazdığı romanlar ile ölümsüzlüğü yakalamış, düşünceleri nesilden nesile aktarılacaktır. Kim bilir belki de Brezilya’nın kurtuluşu Arkanjo’nun ileri sürdüğü savlardan geçmektedir. Brezilya’da tüketim toplumu, Arkanjo’nun kazandığı bu ünü malzeme yaparak yine emellerine ulaşmaya çalışır. Felsefe bölümünden Profesör Azevedo, Profesör Ramos Rio’ya yolladığı mektupta ırkçılıkla ilgili düşüncelerini şöyle dile getirir: “Bu ırkçılık sorununun her yerde, özellikle siyah erkin yeni ve hatırı sayılır bir etmen olduğu ABD’de bir patlama unsuru olabileceğini, Nazizm’in mirasının yerleşmiş göründüğü Güney Afrika’da çok daha ciddi boyutlarda yaşandığını”(18) belirtir. Brezilya’nın ırkçı demokrasisi, ırklar arasında ayrım yapılması gibi sorunların çözümünün Pedro Arkanjo’nun eşsiz önerisi ile mümkün olabileceğine dair inançlar artmıştır. Romanda Brezilyalı özellikle beyaz aydınların ülke içindeki bu ırkçı tutumlardan uzaklaşılması için öncülük niteliği taşıyabilecek söylevlerde bulunmaları da yerinde bir duruş olarak görülür.
“#MucizelerDükkânı”nın kahramanları Bahia halkının haklarını savunan gerçek kişilere dayanmaktadır, ancak kendi isimleriyle değil yazarın koyduğu isimlerle var olmuşlardır. Yazar başkahraman Pedro Arkanjo’yu #ManuelQuerino adlı siyahiden esinlenilerek yaratmıştır. Manuel Querino, Salvador Bahia’da yaşayan beyaz elit kesimin soyağaçlarının izini süren, Bahia mutfak kültürünün çok önemli olduğunu düşünerek bunlar üzerine antropolojik, etnik içerikli eserler vermesiyle ünlenmiş bir kişidir.(19) Sonuç olarak baktığımızda Jorge Amado’nun bahse konu romanında Afro-Brezilyalı siyahi/ melez halkın yaşamını, gelenek ve göreneklerini işlediğini görmekteyiz. Romanın genelinde araştırmacı Fausto Pena’nın Pedro Arkanjo hakkındaki gözlemlerine yer verilir. Bahia’da yaşayan halkın her yönüyle mistik Afro-Brezilyalı dünyasını anlatan Arkanjo #Brezilya toplumundaki bu çift tutumun ülke geleceğine zarar verdiğini yıllar öncesinden görüp bunu dile getirmiş öncülerden biridir. Arkanjo’nun bugün #Bahia topraklarında yaşayan insanların çektikleri sıkıntıların giderilmesi için mücadele eden her kişinin bir yansıması olduğu görülür.
1 Dzidzienyo, Anani, The Position of Black Population in Brazilian Society, New York & London, 1971. s.5.
2 A.g.e., ss. 6-7.
3 Amado, Jorge, Mucizeler Dükkânı, İletişim Yayınları, İstanbul, 2017, s.36.
4 A.g.e., s. 38.
5 A.g.e., s.38. 6 A.g.e., s. 91.
6 A.g.e., s. 91.
7 A.g.e., s. 51.
8 A.g.e., s. 70.
9 Luis de Camoes: 16. Yüzyılda yaşamış ünlü bir Portekizli şair.
10 A.g.e., s. 71.
11 A.g.e. s. 124.
12 http://blog.kavrakoglu.com/tag/postmodernizme-elestiriler/ (ET:18.07.2017)
13https://books.google.com.tr/books?id=MQolDwAAQBAJ&pg=PA3&lpg=PA3&dq=in+brasil+there+is+not+racia (ET:19.07.2017)
14 Amado, Jorge, Mucizeler Dükkanı, s. 121.
15 A.g.e., s. 55.
16 A.g.e., s.124.
17 A.g.e.,s.135.
18 A.g.e., s. 270.
19 https://www.passeidireto.com/arquivo/3449871/tenda-dos-milagres—jorge-amado (ET: 21.07.2017)Kaynakça
Amado, Jorge, Mucizeler Dükkanı, İletişim Yayınları, İstanbul, 2005.
Dzidzienyo, Anani, The Position of Black Population in Brazilian Society, New York & London, 1971.İnternet Kaynakları
http://blog.kavrakoglu.com/tag/postmodernizmeelestiriler/
https://books.google.com.tr/books?id=MQolDwAAQBAJ&pg=PA3&lpg=PA3&dq=in+brasil+there
+is+not+racia
https://www.passeidireto.com/arquivo/3449871/tenda-dos-milagres—jorge-amado
https://static1.squarespace.com)
Sorry, there were no replies found.
