Pantagruel: Pantagrüel’ci Felsefe

  • Pantagruel: Pantagrüel’ci Felsefe

    Posted by romankahramanlari on 12 Temmuz 2024 at 11:00

    Pantagrüel’ci Felsefe*

    Makale Yazarı: Gülser Çetin(1)

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Nisan/Haziran 2013, 14. sayıda yayımlanmıştır. 

    #Pantagruel adlı roman, Rabelais’nin Alcofribas Nasier mahlasıyla yayımladığı ilk kitabıdır (1532), ancak baba #Gargantua’nın da hikâyesini yayımlandıktan sonra (1534), roman serisinin ikinci cildi olur. Yazarın önsözünde iddia ettiği gibi: “Bu kitap rakipsiz, eşsiz ve benzersizdir.”2 (Rabelais, s.7)

    #AzizeMeryem’in hayatı okunduğunda doğum yapmakta olan kadınların hiç acı hissetmemesi gibi, bu kitaptan bir sayfa okuyup da içi ferahlamayan olursa üzerine yüz eski lira vermeyi vaat edenler çıkıyordu.” (Rabelais, s.6)

    XVI yüzyılın başlarında yayıncılık müthiş bir biçimde gelişir, çok sayıda İncil ve kitap basılır. Buna bağlı olarak da kitap yayıncılığı ve tüketimi artar:
    “(…) yayıncılar tarafından iki ay içinde dokuz yılda satılan İncil’den daha çok sayıda satılmıştır.” (Rabelais, s.7)

    Rabelais, bir yandan çağdaşlarının dinle fazla alakadar olmadıklarını gösterirken, kitapların tüm toplumsal kesimlere ulaştığını ima eder ve hızla yaygınlaştığı gerçeğine işaret eder. XVI. Yüzyılda tüm Avrupa’da olduğu gibi Fransa’da da matbaacılığın gelişmesiyle kayda değer toplumsal ve entelektüel bir dönüşüm yaşanır. Bütün bunlara rağmen Rabelais, kitap basmanın yasaklanabileceği ihtimalinden söz eder:

    “Ben herkesin (…) bu anlatıların içinde doya doya dolaşmasını (…) ezbere öğrenmesini çok istiyorum. Bir gün #matbaa sanatının macerası sona erer ve tüm kitaplar yok olursa, herkesin gelecekte bu öyküleri kendi çocuklarına eksiksiz aktarabilmesini, kutsal bir gelenek gibi dilden dile çocuklarına ve torunlarına miras bırakmasını diliyorum çünkü bu küçük neşeli öykülerin, (…) o beyni kabuk bağlamış kendini beğenmişler güruhunun sandığından çok fayda sağlayacağını biliyorum.” (Rabelais, s.5)

    Aslında, Rabelais’nin korkuları yersiz değildi, çünkü yayıncılık yeni girmişti insanların hayatına. Basılan kitap sayısı artmış ve her kesim tarafından ulaşılır hale gelmiştir. Bu arada hem pagan dönemi hümanist eserleri hem de kutsal kitapları ilk elden okuma fırsatı doğmuştur. Kitap okuma kültürü yerleştikçe hem dünyayı algılama hem de inanç konularında bireyselleşme gözlenmiştir. Yeni oluşan Batılı Birey, kişisel okuma sürecinde kâinatın sonsuzluğu içinde kendi varlığını idrak etmeye çalışıyor, Yüce Tanrı’nın kutsal kelâmına erişmeye çabalıyordu. Avrupa’da insanlar bilinçlendikçe, Krala ve Kilise’ye her zaman itaat edilmeyeceğini öğrendiler. Ayrıca yerel prensler, sık sık başkaldırıyor, Kral’ın gücünü zayıflatıyorlardı. Katolik kilise ile Protestanlar arasında gerginliğin arttığı dini bölünmüşlük ortamında, yerel prensliklerin, daha fazla bağımsızlık talepleri karşısında tahtı için kaygılanan I. François, suçluyu buldu. Suçlu, kitaplar ve dolayısıyla matbaacılıktı, çünkü okuyan kişi, hakikate ulaşmak, dolayısıyla günahlarından arınıp kurtulmak için Kilise’ye ihtiyaç duymaz. Kilise’nin öğrettiklerini sorgulayanlar, Kral’ın iktidarını da sorgulayabilir. O halde, kitaplar ortadan kaldırılmalı, matbaacılık yasaklanmalıydı. Fransız edebiyatı tarihçisi Frank Lestringant, Fransız Kralı I. François’nın, 1535 yılının ilk aylarında, matbaacılığı yasakladığını, ancak, yaratmaya çalıştığı bilim ve sanat dostu, aydın kral imajını zedeleyeceği endişesiyle yasak konusunda geri adım attığını bildirir.3 İşte bütün bu nedenlerle, Rabelais, matbaacılığın geleceğinden pek emin olamıyordu ve bu yüzden anlatıların sözlü olarak aktarılmasını tavsiye ediyordu. Ne var ki, sözlü sanat eserlerinin aktarımında insan belleğinin mükemmel ve güvenilir olmadığının farkındaydı. Rabelais de tıpkı Erasmus, Calvin ve Luther gibi, Hıristiyanlığın hakikatlerini doğru ve eksiksiz bildirmek için kitaba ihityaç duyulduğunun bilincindeydi.(4)

    (Tanrı’ya hitaben) “Yalnız sana inanıyor ve yalnız sana güveniyorum. Tüm bu diyarlarda, aynı zamanda tüm bu Ütopya ülkesinde ve ötesinde, gücüm ve nüfuzum olan her yerde, senin kutsal İncil’ini kayıtsız şartsız, eksiksiz öğretme sözü veriyorum. Böylece, insani zaafları ve ahlaksızca buluşlarıyla tüm dünyayı zehirleyen bir yığın yalancı sofu ve sahte peygamberin suiistimalinden kurtulmuş olacağız.” (Rabelais, 176)

    Rabelais, batıl inançlarla ve olağanüstü mucize inanışlarıyla alay eder. Bunun yanı sıra, romanlarında, özellikle Pantagruel’de kilisenin yozlaşmasını çarpıcı bir biçimde eleştirir. Protestanların, İncil’in öğretisinden uzaklaşıldığı kaygılarını paylaşmakla beraber, kendisinin Katolik olarak kaldığı söylenir.

    Pantagruel adlı roman, Ortaçağ geleneksel şövalye romanının bir parodisi olarak kaleme alınmıştır. Biçemi bakımından şövalye romanlarında olduğu gibi dev kahramanın doğuşu, çocukluğu ve canavarlarla savaşları anlatılır. Ancak içeriği bakımından geleneksel şövalye romanının ciddiyetinden çok uzaktır. İşte bu farklılıktan gülünç etki ortaya çıkar. Pantagruel adlı romanında Rabelais, kâh komik felsefe tartışma sahnelerine yer verir, kâh savaş hikâyeleri anlatır.

    Pantagruel bir devdir ve olağanüstü zor kuraklık ve açlık koşullarında dünyaya gelir. Komik bir dille, kahramanlıkların anlatıldığı bu destanda açlık ve susuzluk kavramları, Rabelais’nin bilgi felsefesini ifade eden birer göstergeye dönüşüyor. Öğrenme açlığını ve bilgiye susamışlığını gidermek, Pantagruel’in davranışlarını belirleyen temel güdüleridir. Pantagruel’in türlü maceralardan sonra ulaştığı gizemli bilgi “Trink”, yani “İç” biçiminde ifade edilmiştir. Başka bir deyimle, gerçek hümanist bilge, hayattan haz almalı, tadını çıkararak yaşamalı ve beynini gerçek bilgiyle donatmalıdır.

    Özetle, bilgiye övgü, Rabelais’nin Pantagruel adlı romanının ve tüm roman serisinin ana programında yer alır. Babası Gargantua’nın, oğlu Pantagruel’e yazmış olduğu mektubunda, bilgiyi edinmenin ve öğrenmenin ne denli önemli olduğu vurgulanmıştır. En güvenilir bilgi kaynağı olarak Antik çağ eserleri gösterilmiştir. Bu yüzden eski Yunanca, Latince, İbranice ve Sümercenin öğrenilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

    François Rabelais, hümanist ve evanjelik düşüncelerini Pantragruel vasıtasıyla ifade etmiştir. Gerçek bir hümanist olarak Rabelais, Antikçağ edebiyatı ile yetişmiş, Epikuros’un ahlâk felsefesinden etkilenmiştir. Bunun yanı sıra, Rabelais’nin kaleme aldığı Gargantua, Pantagruel, Üçüncü Kitap, Dördüncü Kitap ve Beşinci Kitap adlı romanlarında Platon, Plutarkhos, Sokrates ve Aristoteles’in etkileri hissedilir. Pantagruel adlı eserin 8. bölümünde Gargantua’nın, oğlu Pantagruel’e hitaben yazdığı mektubunda, aslında Rabelais, kendi hümanist eğitim programını ilân eder:

    “(…) Plutarkhos’un Epistulae Morales’ini, Platon’un o güzel Diyaloglar’ını, Pausinias’ın Monuemens’ini ve Ethenaeus’un Antiquitiez’ini okumaktan keyif alıyorum.

    İşte bu nedenle oğlum, gençliğini bilgi ve erdem konusunda iyice ilerlemeye adamanı istiyorum.” (Rabelais, s.53)

    Erdem, doğru yaşamaktır; doğru yaşamak ise mutluluğu aramak ve ona ulaşmak anlamına gelir. Bu yolla Pantagruel’in ulaşacağı bilgelik, erdem niteliğini kazanacaktır:

    “(…) bilgelik kötü niyetlilerin ruhuna girmez ve vicdandan ayrı düşmüş bir bilim ruhun felaketinden başka bir şey değildir.” (Rabelais, s.55)

    Pantagruel, hakikat arayışında yalnız değildir. Panurge, tahammül edilmesi zor, kadın düşmanı bir meczup olmanın yanı sıra, Pantagruel’in sadık dostudur. Pantagruel ile Panurge, ayrılmaz bir ikilidir. Bu bakımdan Panurge figürü, Pantagruel’in alter ego’su olarak ele alınabilir. Nasıl ki Pantagruel, babası Gar gantua tarafından bilgiye sonsuz güvenle yetiştirilmişse, onun tam aksine Panurge, bilgiyi, cinsellik takıntısıyla kötüye kullanır; onun oyununa gelmeyen kadınlardan şeytani bir zevkle intikam alır. Pantagruel, bilgiyi, insanların iyiliği ve mutluluğu için kullanırken Panurge, tiksindiren fırsatçılığıyla, iblisle yarışır.

    “Pantagruel, (…) amacının insanları soyup soğana çevirmek değil, zenginleştirmek ve tamamen özgür bırakmak olduğu cevabını verdi.” (Rabelais, s. 168)

    Aslında Dipsotların Kralı “(…) iyi yürekli Pantagruel”in (Rabelais, s. 169) başından geçen komik serüvenler, genç dev bilginin, kendi yolunu çizme arayışlarıdır. Üçüncü Kitap’ta, Panurge’ün evlenip evlenmeme konusunda yaşadığı derin ikilemi anlatılır. Kendisi bir çözüme varamayınca Panurge, Pantagruel ile beraber, uzakta bir mağrada yaşayan bir kâhine başvurmaya karar verip yola çıkar. Bu yolculu- ğun hikâyesi, Dördüncü Kitap’ta anlatılmıştır. Beşinci Kitab’a gelindiğinde ise olay çözüme kavuşur: Pantagruel ile Panurge, üzerinde Bacchus’e ithafen yazılmış kısa bir şiirin (ode) bulunduğu mucizevi bir şarap şişesine ulaşırlar. fiiirin sözcük ve satırlarının dizilişi, şişe şeklini alır. Bu şiir, Fransız edebiyatında #calligramme olarak bilinen bir şiir türüdür. Bacchus’un Roma mitolojisinde şarap Tanrısı olduğu dikkate alınacak olursa, mucizevi şarap şişesi imgesinin, XVI. yüzyıl hümanist bilgelik anlayışını temsil ettiği söylenebilir. Dolayısıyla, Pantagruel ile Panurge’un kazanımları, evanjelik inanç ve insani bilgelik olmuştur. Pantagruel, günümüze kadar ulaşıp hâlâ okunan bir dünya edebiyatı klasiğidir, çünkü Pantagruel’in serüveni, insanoğlunun büyüme ve olgunlaşma serüvenidir. Eseri değerli kılan şey ise Pantagruel’ci felsefe, yani hayata, o dönem için yeni sayılabilecek hayat anlayışı olmuştur:

    “Ve iyi birer #Pantagrüelci olmak istiyorsanız (yani huzur, neşe, sağlık içinde, her zaman bol bol yiyip içerek yaşamak istiyorsanız), dünyaya bir delikten bakan insanlara hiçbir zaman güvenmeyin.” (Rabelais, s. 213)

    Pantagruel’ci anlayışa göre, ruh, gerçek bilgi kaynaklarından beslenmeli. XVI. yüzyılda derin ve doğru bilginin kaynağı, Antik Helen ve Roma edebiyatının yanı sıra, İbranice yazılmış Eski Ahit (Tevrat), Yunanca yazılmış Yeni Ahit (İncil) ve Arapça yazılmış tıp kitaplarıydı. Ruhu yüceltirken, beden de yaşamaktan zevk almalıydı:

    “Keyfimize bakalım ve içelim.” (Rabelais, s. 195)

    “Böylece Satürn çağı tekrar başlamış oldu. Bolca yenilip içilip eğlenildi.” (Rabelais, s.197)

    1- Doç.Dr. Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Fransız Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

    2-Tüm alıntılar, Rabelais, Pantagruel’in Türkçe çevirisinden yapılmıştır: Rabelais, François, Pantagruel, 1532. Türkçesi: Birsel Uzma, Everest Yayınları, İstanbul, 2012.

    3- Tadié, Jean-Yves’in yönetiminde La littérature française: dynamique & histoire, içinde Lestringant, Frank, “La voix et le livre”, Gallimard, Paris, 2007,s .258-259.

    4 A.g.e., s.259

    romankahramanlari replied 1 year, 7 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
Pantagrüel’ci Felsefe* Makale Yazarı: Gülser Çeti…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now