Ölülerin Anılarında Kalan Pedro Páramo

  • Ölülerin Anılarında Kalan Pedro Páramo

    Posted by romankahramanlari on 11 Temmuz 2024 at 14:31

    Ölülerin Anılarında Kalan Pedro Páramo*

    Makale Yazarı: Nihal Kalkan Yağcı

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI dergisinin (Ekim/Aralık 2017)  32. sayısında yayımlanmıştır. 

    buradan gidilir acılar kentine,
    buradan gidilir bitmek bilmeyen acıya,
    buradan gidilir yitmiş insanlar arasına(1)

    Dante’nin Cehennem’e yolculuğu gibidir Juan Preciado’nun bilincin ve farkındalığın olmadığı düşsel yolculuğu. “Bizi böyle unutmasının hesabını sor ondan.”(2) Annesinin ölmeden önceki bu sözlerinin ardından sürekli babasını düşünen Juan kararını vermiştir. Düşlerini takip ederek Comala’ya gidecek ve babasını bulacaktır. Adından başka hiçbir şey bilmediği babasını, Pedro Páramo’yu.

    Çocukluğundan beri annesi Dolores’in dilinden düşürmediği, özlemini çektiği inişli çıkışlı yolları, yeşil düzlükleri sarı ekinleri ve bembeyaz evleri ile Comala, babasının, #PedroPáramo’nun yaşadığı bu topraklar artık sonsuz bir hiçliğin içinde sıkışmış gizemli, korkutucu, tekinsiz bir köydür. Juan yolda karşısına çıkan Abundio adlı bir adamın da Pedro Páramo’nun oğlu olduğunu ve babalarının çoktan ölmüş olduğunu öğrenir. Dante’ye Cehennem’in yolunu gösteren kayıkçı Kharon gibi katırcı Abundio da Juan’a #Comala’nın yolunu gösterir. Ancak burası Cehennem’den daha sıcaktır. “Derler ki Comala’da ölenler Cehennem’e gittikten sonra battaniyelere sarınırlarmış.”(3)

    Sadace Pedro Páramo değildir ölü olan. Onunla birlikte tüm köy de ölmüştür. Tüm evler boşalmıştır. Yaşadığını zannedenler bile ölüdür esasen. Zaman akışı durmuştur ve sadece anılar vardır etrafta dolaşan ve de hepsi bir nefreti anlatır; Pedro Páramo’ya olan nefreti. Ne bir çocuk sesi duyulur sokaklarda ne bir güvercinin uçuşu görülür havada. Ruhlarla doludur köy. Gelecekleri, umutları olmadan öylece Araf’ta kalmıştır bu ruhlar. Çaresizlik ve yalnızlık içinde geçmişi tekrar tekrar yaşayarak bir girdaba mahkûm olmuşlardır. Juan da bu geçmişten gelen seslerden öğrenir babasının kim olduğunu. Pedro Páramo artık sadece ölülerin anılarından ibarettir.

    “O fısıltılar duvarlardan geliyordu sanki, çatlaklardan, yarıklardan sızıyordu. İnsan sesleriydi bunlar, ama açık seçik değillerdi; geçerken bir şeyler fısıldıyorlardı kulaklarıma, ara sıra tekdüze bir fısıltıya dönüşüyorlardı.”(4) Bu seslerin ardından Juan’ın vücudu kaskatı kesilir ve orada ölür. Uyandığında Dorotea adlı bir kadınla aynı mezardadır. Artık o da Comala’nın ruhları arasına katılmıştır. Meksika kültürünün en önemli özelliklerinden biri olarak ölüm olgusu eserde çarpıcı bir şekilde ele alınmaktadır. Ölümden sonra ruhun geri dönmesi Meksika edebiyatına uzak bir konu değildir keza atalarının en derin inançlarından biridir. Günümüzde halen Ekim ayının son günü ve Kasım ayının ilk iki günü boyunca bir festival olarak kutlanan #ÖlülerGünü’nde ruhları mutlu etmek için hazırlıklar yapılır; mezarlıklar temizlenir, süslenir, ruhların yaşarken sevdikleri yemekler hazırlanır. Koloni öncesi yerli inançları ile Katolik inançlarının ortak bir sembolü haline gelen bu gelenek ölümün yaşamın doğal bir süreci olduğuna ve asıl ölümün unutulmaktan ibaret olduğuna işaret eder. Ruhlar hatıralarda, fotoğraflarda ya da düşlerde hala var olabilirler.

    Comala’da öldüyseniz ruhunuz oraya zincirlenir. Ne #Cennet’e gidebilirsiniz ne #Cehennem’e. Bir tür Araf’tasınızdır ya da #Araf zaten Comala mıdır? Burada ölenlerin arkasından “Huzur içinde yat” diyemezsiniz çünkü ruhları hiçbir zaman huzuru bulamayacaktır. Günahlarından arınmadan ölmüşlerdir ve utançtan başlarını göğe kaldırıp af bile dileyemezler. Bedenleri gömülmüş ama ruhları yeryüzünde yalnızlığa mahkûm bu ölülerin anıları kronolojik olarak sırasız bir şekilde Pedro Páramo’nun hayatından kesitler sunar. Comala’nın ruhları Pedro Páramo’nun intikamını anlatırlar. Defalarca hapisten kurtarıp ahlaksızlıklarının, suçlarının üzerini örttüğü, doğururken ölen annesinin kim olduğunu bile hatırlamadığı ama soyadını verdiği tek oğlu Miguel attan düşüp öldüğünde atın derhal öldürülmesini istemiştir. Her şeyin intikamı alınmalıdır. Tanrı’nın, oğlunu elinden alması bile akıllandırmaz köy ağasını. Pedro Páramo’nun babası sağdıç olarak gittiği bir düğünde damadı öldürmek isteyenlerin kurşunları ile öldürülmüştür. O günden sonra kimin ateş ettiğini öğrenemediği için düğünde bulunan herkesten intikam almıştır. Pedro Páramo “babası vurulduktan sonra önüne geleni öldürmüş, düğüne gidenlerin hemen hemen hepsini kesmiş derler.”(5) Juan eser boyunca babasının kurbanı olan zavallı ölülerin yakarışlarını dinler. Kötülük demek Pedro Páramo demektir.

    Bir aşk hikâyesi de anlatılır bu anılarla. Pedro Páramo’nun büyük aşkı. Yıllarca peşinden gidilen tam kavuştuğunu zannettiğinde tüm dünyayı ayaklarına sermek isterken Tanrı’nın tüm dünyayla birlikte yıktığı karşılıksız bir aşk. Çocukken mısır tarlalarında ninesine yardım ettiği o yıllarda âşık olduğu ve hayatı boyunca sevdiği tek kadın olan Susanna San Juan’a otuz yıl sonra türlü yalanlarla ve oyunlarla kavuşabilmiştir. Ama o artık bu dünyanın dışında bir kadındır. Aklını kaçırmış kadının ölümünün ardından Pedro Páramo kendini her şeye kapatır. Köyde günlerce çalan çanların susmaması üzerine matem havası zamanla bir şenliğe dönüşür, sirk kurulur, çalgıcılar köye akın eder. Zalim köy ağası tabii ki bunun da intikamını alacaktır. “Kollarımı kavuşturup oturacağım, Comala kıtlıktan inim inim inleyecek.”(6) Dediğini de yapar, evdeki herkesi kovar, ne bir tarla ektirtir köylüye ne bir iş verir. Topraklar bakımsız kalır. Zamanla göçler başlar, kimse geri dönmez olur. Geride sadece açlığa mahkûm zavallılar kalır. İstediğini elde etmek için her yolu kullanan, nefretin ta kendisi olarak tanınan toprak ağası bu nefretle yok etmiştir tüm köyü hatta kendisini bile. Kendi gücünden başkasını tanımayan acımasız bir dünya yaratmıştır. Ne hak ne hukuk vardır onun köyünde, sadece kendi koyduğu kurallar işler. Aslında istediği her gücün ötesinde bir şeydir; sevdiği kadının aşkı.

    1910 yılında patlak veren #MeksikaDevrimi’nin(7) etkileri pek çok yazar gibi Juan Rulfo’nun kaleminde de yansımasını bulmuştur. Eserde hükümete ve tüm baskıcı yöneticilere karşı ayaklanarak köye baskına gelen ihtilalciler bu despot köy ağasının karşısına dikildiğinde yine kurnazlığını ortaya koyar, beklenilenin aksine onlara yardım teklif eder. Kimin haklı olduğu önemli değildir kim güçlüyse onun safında yer almalıdır. Devrimden bir süre sonra yaşanılan ekonomik kriz sonrası köylüler topraklarını terk ederek büyük kentlere göç ederler. Geride Comala gibi terk edilmiş kasabalar bırakarak.

    Pedro Páramo kim midir? O nefretin ta kendisidir. Babasız kalmış çocukların, terk edilmiş kadınların nefretidir. Bakımsız kalan toprakların, kovulan işçilerin nefretidir. Köyde istediği her kadınla beraber olan Pedro Páramo’dan belki de en nefret eden Peder Renteria’ya göre çocukken zararsız olan bu adam büyünce zehirli bir yosun gibi her yeri sarmıştır. Köylü kadınlar pedere günah çıkarmaya geldiklerinde bu günahlar her defasında Pedro Páramo ile ilgili olmuştur: “Dün gece Pedro Páramo ile yattım Muhterem Peder, Pedro Páramo’dan bir çocuğum olacak Muhterem Peder, Muhterem Peder kızımı Pedro Páramo’ya sattım.”(8) Oysa beyaz derili çocuklar doğuracakları için Tanrı’ya şükretmeleri gerekir bu kadınların. Sadece Juan’ın annesi Dolores’i mal varlığından ötürü kendisine eş seçmiştir. Oğlu Juan doğduktan sonra sevgiden ve aşktan yoksun bu adamı bırakarak çekip giden zavallı Dolores günlerce kocasının gelip onları almasını bekler. Ne oğlunu ne eşini umursayan Pedro Páramo hiçbir zaman onları arayıp sormaz. Ölümü de bu varlığından habersiz oğullarının birinin elinden olur. Henüz ölen karısını mezara gömmek için birkaç kuruşa ihtiyacı olan Abundio babasının, Pedro Páramo’nun evine gider ve bir an kendini kaybederek onu bıçaklar. Ölmeden önce hala Susana San Juan ile olan güzel anılarını düşünen bu despot toprak ağası bir taş yığını gibi dağılıverir.

    Edebiyatta sıkça işlenen baba oğul ilişkisi bazen otoriter bir babanın gölgesinde kalan aciz oğul, bazen baba oğulun iktidar mücadeleleri, bazen de babasını arayan umutsuz oğul gibi motiflerle karşımıza çıkmaktadır. Juan Rulfo’nun bu eşsiz eseri de baba oğul ilişkilerini çeşitli yönleriyle ele almaktadır. Babasının himayesinde istediği her türlü zorbalığı kendine hak gören Miguel, terk edildiği için hesap sormak isteyen Juan, asla evlat olarak kabul edilmeyen piç olarak görülen oğullar. Ve sonunda baba katili olan Abundio. “Dünya edebiyatının üç büyük eserinin Sophokles’in Kral Oidipus’unun, Shakespeare’in Hamlet’inin ve Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’inin aynı konuyu, yani “#babakatilliği“ni ele alması rastlantı olarak açıklanamaz,”(9) der Freud. Baba oğul ilişkisi olgusunun bu başyapıtların temel konusu olması bir şekilde insanlığın ortak bir bilincinden, derin bir kimlik sorunundan kaynaklanmaktadır. Devrimi toprak ve kimlik kazanma savaşı olarak gören Meksikalı yazarlar Kolomb öncesi yerli kültürle İspanyol kültürünün bir karışımı olan Meksika kültürünü keşfetmek istemişlerdir. Devrimle birlikte yıllarca sömürülmüş ve kendi kültürüne yabancılaştırılmış Meksika’da kimlik edinme süreci başlamış; halk kültürü, Kızılderili medeniyeti ve Aztek tarihinin öğeleri tekrar ön plana çıkarken Meksikalılık olgusu önem kazanmıştır. Juan Rulfo’nun bu başyaptında da babasını bulma amacının arkasında kralını, ağasını arayan bir figür olarak Juan bir bakıma kendi kökenlerinin, kendi kimliğinin arayışındadır.

    #ÇağdaşLatinAmerikaEdebiyatı’nın en önemli temsilcilerinden biri olan Meksikalı yazar #JuanRulfo yaşamı boyunca kaleme aldığı iki eseri olan “El Llano en Llamas” adlı kısa öykü kitabı ve “Pedro Páramo” adlı romanında gerçekle hayal olanı harmanlamış iç monologlar, bilinç akışı, zamanda kaydırma gibi tekniklerle yeni bir edebi akım başlatmıştır. Yazar arka planda 20. yy Meksikasının sosyo-kültürel ve ekonomik problemlerine değinmiş ayrıca mitolojik öğelere yer vererek büyülü bir yazın ortaya koymuştur. “Yapıtın ünlenmesindeki en önemli etken “Pedro Páramo”nun Büyülü Gerçekçi özellikler taşımasıdır… Sahnelerin yarıda bırakılması, zamanın olmadığı bir eşzamanlılık okuyucuya yazarla işbirliği yapma olanağı tanımakta ve boşlukları okuyucunun doldurmasına yol açmaktadır ki, bunlar da hep büyülü gerçekçi unsurlardır.”(10) Birçok eleştirmenin Don Quijote (1605/Miguel de Cervantes) romanından sonra İspanyolca yazılmış en iyi eser olarak yorumladığı 1955 yılında yayımlanan “Pedro Páramo” adlı bu roman sadece #Meksika edebiyatına değil dünya edebiyat tarihine damgasını vurmuştur.

    1 Dante Alighieri, “İlahi Komedya”, çev. Rekin Teksoy, Oğlak Klasikleri, İstanbul, 2011, s. 47.
    2 Juan Rulfo, “Pedro Páramo”, çev. Tomris Uyar, De Yayınevi, 1970, s.5
    3 A.g.e, s.8
    4 A.g.e, s.64
    5 A.g.e s. 85
    6 A.g.e. s. 125
    7 Meksika Devrimi (1910-1920): Meksika’da 1876-1910 yılları arasında iktidarda olan Porfirio Díaz diktatörlüğünü devirmek amacıyla ezilen, köleleştirilen ve yoksullaşan halkın demokratik ve sosyo-ekonomik sorunlarına çözüm arayışıyla silahlanarak ayaklanmasıyla başlayan ve 10 yıl süren süreç.
    8 A.g.e, s.74
    9 Freud, Sigmund, “Dostoyevski ve Baba Katilliği” Freud-Jung-Adler, Psikanaliz Açısından Edebiyat, (Çev. S. Hilav), Dost Kitabevi Yayınları, İstanbul, 1981, s. 22.
    10 Teker Garcia, Ayfer, Latin Amerika Edebiyatı’nda Büyülü Gerçekçilik, Ürün Yayınları, Ankara, 2010, s.127

    Kaynakça
    Alighieri, Dante, İlahi Komedya, (çev.Rekin Teksoy) Oğlak Klasikleri, İstanbul, 2011.
    Freud, Sigmund, “Dostoyevski ve Baba Katilliği”, Freud-Jung-Adler, Psikanaliz Açısından Edebiyat, (Çev. S. Hilav), Dost Kitabevi Yayınları, İstanbul, 1981

    Rulfo, Juan, Pedro Páramo, (çev. Tomris Uyar) De Yayınevi, 1970

    Teker Garcia, Ayfer, Latin Amerika Edebiyatı’nda Büyülü Gerçekçilik, Ürün Yayınları, Ankara, 2010

    http://www.tomrobinsonphotography.com/dia-de-los-muertos Erişim Tarihi: 25.07.2017

    http://www.surysur.net/juan-rulfo-el-unicoautor-mexicano-universal-el-mas-leido/Erişim Tarihi: 25.07.2017

    #meksikaedebiyatı #babaoğul

    romankahramanlari replied 1 year, 11 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
Ölülerin Anılarında Kalan Pedro Páramo* Makale Ya…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now