Neriman: YAŞAR KEMAL’E “KALEMLER” ÖYKÜSÜYLE VEDA
-
Neriman: YAŞAR KEMAL’E “KALEMLER” ÖYKÜSÜYLE VEDA
YAŞAR KEMAL’E “KALEMLER” ÖYKÜSÜYLE VEDA*
Makale Yazarı: Nükhet Eren
*Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI (Nisan/Haziran 2015) 22. sayıda yayımlanmıştır.
Tam iki hafta önce, 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nde Yaşar Kemal’i ziyarete gittim. Aynı zamanda Sevgililer Günüydü ve ben önceki akşamdan ona gitmeyi kafama koymuştum. Öğlene doğru Kadıköy’den vapura bindiğimde, “Kalemler” öyküsü aklımda dolanıp duruyordu…
Tıpkı İstanbul’a benzeyen bir #İstanbulçöplüğünde çalışan adamın evi, mahallenin en temiz #gecekondu evidir. #Çöptentoplanan rengârenk, türlü türlü kalemler ise, yıkanıp paklanıp ailenin küçük kızı Neriman’a verilir. Sahip olduğu tek değerli eşyasını arkadaşlarına gösterme hevesiyle yanıp tutuşan çocuk, gerçeği söylemekten hep çekinir. Varlıklı aile çocuklarına kendi hazinesini gösterebilmek için yalan söyleyen Neriman’ın mutluluğu, tahmin edileceği üzere çok kısa sürer. Yaşar Kemal’i en son Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın cenaze töreninde görmüştüm. Birkaç yıl önce #Adana’ya gittiğimde, konuştuğum herkesin onun adını mutlaka anmasına ise elbette şaşırmamıştım. Arkadaşımın ilk teklif ettiği gezi yeri onun bölgesi olan #Kadirli’ydi. Oraya gidemedim; ancak siyah şalvarların satıldığı sıralı dükkânların olduğu çarşı içerisinde saatlerce dolaştım. Kırk yıl önce okuduğum #DemircilerÇarşısıCinayeti’ndeki mekânları arıyordum sanırım. Ortaokulu bitirdiğim yazın sarı sıcağında elimden düşmeyen kitabın bazı bölümlerini sesli olarak babaanneme okuduğumu hatırlıyorum. Güzel atlarla iyi insanların hikâyesi, okuma yazma bilmeyen yaşlı kadını nasıl da kendine bağlamıştı.
“Kalemler”in gururlu kızı Neriman okul arkadaşlarına ait kalemleri çalmakla suçlandığında, onların çöplükten geldiğini asla söylemez ve ailesine söyletmez. Söylenirse kendini öldürecektir. Hırsız olduğu için okuldan kovulunca, mis gibi çiçeklerle çevrili tertemiz evlerini ailesiyle birlikte terk edip ortadan kaybolur. Ne olursa olsun yine umutsuz bırakmaz bizi Yaşar Kemal ve pis, aşağılık, kalleş, merhametsiz şehrin çöplüklerinden renk renk kalemlerin çıkacağının altını çizerek bitirir öyküsünü.
Hastanede eşi Ayşe Hanım’la konuşurken, “Kalemler”in Yaşar Kemal’in de en sevdiği öykülerden biri olduğunu öğrenince önce şaşırıyorum. Sonra başım öne düşüyor. “Teneke” adlı romanını opera olarak sahneye koyan İtalyan yönetmenin, bir ara “Kalemler”i sinemaya uyarlamak istediğini öğrendiğimde çok heyecanlanıyorum. Büyük şehir ve çöplükleri, çöplerin arasından çıkan çeşit çeşit kalemler ve bunların taşıdığı görsel zenginliği gözümüzde canlandırınca, filmin bir gün mutlaka çekileceği konusunda hemfikir oluyoruz.
Yüksek bir kaide üzerinde duran onun için açılmış deftere ne yazdığımı tam olarak bilmiyorum. Dünya Öykü Günü ve Kalemler sözcüklerinin bir biçimde beyaz sayfaya girdiğini hatırlıyorum. Çapa’nın yoğun bakımından ayrılıp geniş hastane binasının merdivenlerini çıkarken, makineye bağlı o bedeni düşünmüyorum zerre kadar. 16 yaşında bir genci görüyorum. Doğduğu Hemite köyünde, Medine Mustafa’nın karısı Kara Zeynep’in yaktığı ağıtı dinliyor. 11 yaşındaki Neriman ise çantasından çıkardığı rengârenk kalemleri uzatıyor ona yazması için.
Dünya edebiyatının usta kalemi, sana “Kalemler”le veda olsun. Yattığın yeri rengârenk kalemler doldursun.
Sorry, there were no replies found.
