Mustafa İnan: Herkes “N” Nedir Öğrenmeli Benden

  • Mustafa İnan: Herkes “N” Nedir Öğrenmeli Benden

    Posted by romankahramanlari on 12 Temmuz 2024 at 11:11

    Herkes “N” Nedir Öğrenmeli Benden*

    Makale Yazarı: Nurgül Özlü

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Ocak/Mart 2017, 29. sayıda yayımlanmıştır. 

    #OğuzAtay, #İstanbulTeknikÜniversitesi’nde kendi hocası olan #Mustafaİnan’ın hayatını #BirBilimAdamınınRomanı’nda anlatır. Oğuz Atay sadece biyografik roman yazmakla kalmayıp o dönemin toplumsal yapısına eleştirel bakışını da aktarır. #TÜBİTAK‘ın Mustafa İnan’ın hayatını romanlaştırma fikri nedeniyle, Oğuz Atay, İnan ailesinin isteği üzerine yazar bu romanı.

    Orta yaşlı profesör ve genç öğrencinin karşılıklı konuşmaları ile biyografi sunulur. Orta yaşlı profesör ile genç öğrencinin Mustafa İnan’ın hayat hikâyesini romanlaştırma kararı almaları kurmacanın temelini oluşturur. İlginçtir ki ne profesörün ne de gencin herhangi bir betimleyici özellikleri hatta adları bile yoktur. Oğuz Atay o dönemde yaşamış birilerini çağrıştırmaktan kaçınmış olabilir. Biyografiden, yazarın yoğun bir araştırma yaptığı ve belge topladığı anlaşılıyor. Yaşanmışlıklar orta yaşlı profesörün dış anlatıcılığıyla aktarılır.

    Orta yaşlı profesör ve genç öğrenci, TÜBİTAK Hizmet Ödülü töreninde karşılaşırlar. Orta yaşlı profesör, gelecek nesillere Mustafa İnan’ın tanıtılmasından ve onun başarılarının aktarılmasından yanadır. Bu nedenle tüm bildiklerini, kurmacada, belgeleriyle birlikte anlatır. Romanı yazmak için birbirlerine “Türk gibi başlayıp, İngiliz gibi bitirme” sözü verirler. Roman işinden alacakları manevi hazdan dolayı orta yaşlı profesörün bir ekol olmaya çalıştığı anlaşılır. Dedikodulardan, kulaktan dolma bilgilerden uzak, planlı ve disiplinli bir çalışma yürütürler.

    Oğuz Atay, üniversitede okuduğu bölüm gereği romanda adı geçen bir öğrencidir. Bir hocalarıyla ilgili sıkıntılarını anlatmak için rektör olan M. İnan’a gittiğinden bahseder. Bir sınavda ise sakallı olduğu için M. İnan “ Ne o hacca mı gidiyorsun?” sorusuna, Oğuz Atay “Yok hocam, şu imtihanı bir vereyim, doğruca berbere gideceğim.”(s.180) yanıtını verdiğini aktarır. Böylelikle yazar da kurmacanın içine bir alıntıyla girmiş olur.

    Mustafa İnan’ın dünyaya gelmesi için ailesi batıl inançlardan medet umar. Çünkü ailenin doğan diğer çocukları yaşamamışlardır. Doğum öncesi hazırlık yapılmaz, bir bebeğin doğacağından bahsedilmez. Varlığının temeli batıl inançlarla atılan bu çocuğun büyüyüp de bilim adamı olacağını kim bilebilirdi ki? Mustafa İnan’ın dedesi çok dindardır, soyadı kanununa sıcak bakmaz, mecburen bir soyadı seçeceği için mümin anlamına gelen İnan soyadını seçer. Mustafa İnan küçük yaşta damdan düşer. Ölümden döner. O dönemin zorlu yaşam şartları nedeniyle belki de nice Mustafaları kaybetmişizdir. Orta yaşlı profesörün “Bir #Newton’u mahalle mektebinde, falaka korkusuyla… düşünebiliyor musun? Ya da #Leibniz’ i dört yaşında damdan düşerken gözünün önüne getirebilir misin?” sözleri çok anlamlıdır. (s. 28)

    Mustafa İnan’ın babası, hiç ders çalışmaması nedeniyle oğlunun adam olacağından kuşkuludur. Oysa Mustafa İnan’ın duyduğu her şey aklında kalır. Bir filozof gibi dünyayı hayretle karşılar. Öğrenme merakı bitmez, her konuya ilgi duyar. Lisedeyken tiyatro oyununda bir profesörü canlandırır. Çok güzel oynadığı bu rol sanki geleceğin habercisidir. Çok yönlü ve başarılı bir öğrencidir. Sınavda boş kâğıt verdiğinde coğrafyacı Sabri Bey, “Kâğıda sıfır, Mustafa’ya on.” der. (s.61)

    Mustafa İnan, liseden sonra arkadaşının ikna etmesi üzerine mühendis okuluna başvurur. Sınavı birincilikle kazanır. Ailesi parasal yönden yeterli olmadığı için “leyli meccani” (burslu öğrenci) olur. Mühendis okulunda sınıftakilerle hem arkadaştır hem de onlara hocadır. Arkadaşlarının neyi bilmediklerini öğrenir sonra onların anlayabilecekleri bir dille anlatır kendi bildiklerini. Lise yılları alfabenin değiştiği, yeni ile eskinin çatıştığı kültür ortamında geçer. Bir İngiliz hocası derste not tutmadığı için dersi dinlemediğini düşünüp ona dersi anlattırır Mustafa İnan dersi fazlasıyla anlatır. İngiliz hoca “Bu öğrenci sınıfta oldukça ben ders veremem” diyerek istifa eder. (s.77)

    Yetiştirdiğimiz değerlerin ziyan olmamak için Batıya gitmelerine karşın Mustafa İnan İsviçre’de kalmayıp ülkesine geri dönmüştür. Mühendislik Mektebinde yurt dışında doktora yapan ilk öğrencidir. M. İnan, bütün meselelere üstten etraflıca bakma yeteneği olan biridir. İleri düzeydeki zekâsı ve hafızası hayranlık uyandırır çevresinde. Bir arkadaşı şöyle bir sözünü aktarır; “‘n’ bilim demekti. Bu ‘n’i herkese anlatabilmeliyim, herkes ’n’ nedir öğrenmeli benden. Bir öğretmen olmalıyım ve demeliyim ki arkadaşlar ‘n’…”(s.45) Soyut düşünmenin önemini çok iyi biliyordu. Bilime adanmışlığının en güzel ifadeleridir bu cümleler. Yarattığı ekol herkesi etkilemiştir.

    Orta yaşlı profesör, Mustafa İnan için, “Çok tanrılı profesörler sisteminde Mustafa İnan’ı #Zeus yapmışlardı öğrencileri.” benzetmesi yapar. (s.172) Öğrencilerini ve çevresindeki herkesi harekete geçirmeyi çok iyi bilirmiş. Üniversitenin teknik olmasını, kürsüler kurulmasını ister, bu yönde çaba gösterir. Girdiği her ortamda aydınlatıcı bir rol üstlenmiş. Mühendis olsa da öğretmek sevdasındadır. Öğrencilerinin kendisini geçmesi için onlara ilerleme yolunu açık tutar. Mustafa İnan Newton kadar şanslı değildir. Alanında birikmiş bilgi ya da deneyim seçeneği yoktur. Sözünü “Newton da, ‘Başkalarından daha ilerisini görebiliyorsam, bunu, devlerin sırtına çıkmama borçluyum.’ demiştir.”(s.38) diyerek orta yaşlı profesör Mustafa İnan’ın işinin ne kadar zor olduğunu belirtir. Doğu geleneğinin sistemsizliği sıkıntı verir bilim adamımıza. Kadercilik engel duvarıdır. Çok çalışıp, durup dinlenmek bilmeyen Mustafa İnan sayesinde mekanik hızla ilerler.

    Kafasında formüllerin ötesinde bir hizmet anlayışı vardır. Başarı hızla gelir, çok genç yaşta doçent olur. Yüzü her zaman öğrencilerine dönüktür, ilgilidir. Üniversitedeki eski sistemi değiştirmek için “Ne yapmalı?” sorusunu sormuştur her zaman. Mühendislik sayesinde çok para kazanabilirdi fakat Mustafa İnan bilime hizmet etmek istiyordu. Kimseleri incitmeden dünyayı değiştirmeye kararlıdır. Değişimin zor olacağını bilir. Çok çalışmak gerekiyordu her şeyden önce. Mustafa İnan’ın işi zordu, beylik ve basmakalıp gelenekleri terk etmek gerekiyordu. Batılı olmak gibi bir derdi olmamıştır, Doğunun zenginliklerinin farkındadır. Bilime ekol kurarak hizmet etmeyi seçer. İsviçre’de kalsaydı dünyanın en ünlü mekanikçisi olabilirdi. Bir makalesinde “Dünya yüzünde gerçek barış, ancak milletler arasında mevcut ekonomik ve kültürel seviye farklarını gidermekle kabil olacaktır.”(s.92) derken bilimin evrenselliğine olan inancını belli eder.

    Hem sayılarla hem de harflerle ilgilidir. Edebiyat, tarih, dil, felsefe onun için vazgeçilmezdir. Bilimi sevdiği kadar farklılıkları ve farklı yaşamayı da sever. Yahya Kemal’in bütün şiirlerini ezbere okurmuş ve tüm toplantılara davet edilirmiş. Sözcüklerin ve deyimlerin kökenini araştırmış. Kelimelerin hece sayısı üzerine incelemeler yapmış. “Düşünmek Mustafa Hoca’ya göre, ‘derunî bir konuşma’idi. Bu konuşma sessiz olduğu gibi dilsizdi de. (s.154) İnsanların öğrendikçe daha hoşgörülü olacağına ve evrenselleşeceğine inanır.

    Mustafa İnan’ın derdi kâmil bir insan olmaktır. İnsanların başkalarıyla hesaplaşmaktan kendileriyle hesaplaşmaya vakit bulamayışlarını içlenir. Hayat şartlarının bizimki gibi kapalı toplumları zorlayacağına inanır. Açık sistemin insanları geliştirdiğini düşünür. Açık sistemin, açık sözlü adamıdır Mustafa İnan.

    Orta yaşlı profesör, Mustafa İnan’ın hayatını içsel bir yönetmeliğe göre sürdürmeden içinden geldiği gibi doğal yaşadığını belirtir. Zenginlik gibi bir derdi hiç olmamıştır. Üniversitedeki mekanik anlayışını değiştirmektir hedefi. Mülkiyetçi yanı baskın değildir. Daha çok eser yazmalıydı diye hayıflanıp eleştirenler olmuştur.

    Ünlü bir film yıldızı ya da şarkıcı olsaydı Mustafa İnan, ülkede herkes tarafından tanınırdı. Mustafa İnan’ın adı #İTÜ merkez kütüphanesine verilmiş. Ankara-İstanbul arasındaki karayolunda, Kocaeli yakınlarında bir köprü yoldan geçerken, “Mustafa İnan Viyadüğü” yazısını okuyup, ‘Mustafa İnan kimdir acaba?’ sorusunu soranlarımız oluyordur mutlaka. Bilime hep asık suratla yaklaşmış bir toplumuz. Sayıların kendi aralarındaki canlı ilişkiler sistemini sevmekte zorlanıyoruz. Düşünüp sorgulayan bireylerimiz çoğaldıkça bilimsel merakı olanların sayısı da çoğalacaktır.

    Dünya çapında üstün insan sayımız az olduğu için alışkın değiliz böylesi kahramanlara. Onlara alışmak ve kabullenip inanmak zor geliyor bizlere. Çalışmalarını gözümüzle görmediğimiz için gerçekçi bulmuyoruz hikâyelerini, uzaktan bakmayı tercih ediyoruz. Herkese ve her duruma duyarlı, sayısal ve sosyal zekâsı dâhilik düzeyinde olan Mustafa İnan gerçek bir başarı öyküsünün gerçek kahramanıdır.

    Kaynak:
    Oğuz Atay, Bir Bilim Adamının Romanı, İletişim Yayınları, 45. Basım, İstanbul, 2015

    romankahramanlari replied 1 year, 6 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
Herkes “N” Nedir Öğrenmeli Benden* Makale Yazarı:…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now