Marlow: Karanlığın Yüreğine Yolculuk

  • Marlow: Karanlığın Yüreğine Yolculuk

    Posted by romankahramanlari on 12 Temmuz 2024 at 09:42

    Karanlığın Yüreğine Yolculuk*

    Makale Yazarı: Şehmus Ay

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Temmuz/Eylül 2015, 23. sayıda yayımlanmıştır. 

    Batı uygarlığının karanlık derinliklerine doğru yapılan gizemli ve okuyanı dehşet içinde bırakan bir yolculuğun romanı. Görünüşte Kongo Nehrinin tehlikeli ve karanlık sularında yapılan bu yolculuk, bir yanıyla karakterlerinin iç dünyasına ayna tutar, bir yanıyla da bütün romandaki unsurlar kullanılarak sömürgeciliği, emperyalizmi dünyayı yağmalarken aslında nasıl da suçüstü yakaladığını gösterir. Daha sonra aynı romanın Vietnam Savaşına uyarlanarak #FrancisFordCoppola tarafından sinemaya aktarılması, Conrad’ın bu gerçeği sergilemedeki ustalığını da göstermektedir. Conrad’ın Kongo Nehrindeki bu uzun ve zorlu yolculuğu anlatan romanı, esas olarak bütün sömürgeci ve yağmacı ilişikler üzerine evrensel gözlemler ve değerlendirmeler içermektedir. Coppolla’nın filmi de bunu doğrulamaktadır.

    Joseph Conrad külliyatındaki en etkileyici romanı hiç şüphesiz Karanlığın Yüreği’dir. Kimilerinin Dantevari bulduğu ve romandaki sembolizm nedeniyle hem psikanalitik çözümlemelere hem de sosyo-politik analizlere konu olan Karanlığın Yüreği, pek çok okumaya açık bir romandır. Bu kısa ama etkili roman, özetle, #Marlow adlı bir kaptanın adı sanı belirtilmeyen ama sömürgeciliğin temsili olarak da okuyabileceğimiz fildişi ticareti yapan bir Şirket’in buharlı gemisinde kaptan seçilmesiyle başlıyor. Marlow, Kongo Nehrinin okyanusa dökülen geniş ağzından kıtanın içlerine doğru yola koyulur.

    Korkunç bir yolculuktur bu. Conrad’ın sinematografik anlatımıyla okur yolculuğun bir parçası haline gelir. Daha anlatının başında Marlow, kendi ruhunda bir yolculuğa çıktığının işaretlerini de verir. Bu yolculuk esas olarak insanlığın yüreğindeki karanlığa yapılan bir yolculuktur ve Marlow’un gizemli anlatımı sayesinde okurlar de metin boyunca bu yolculuğun bir parçası olmaktan, insanlığın karanlığına tanık olmaktan kurtulamazlar. Thames Nehri ile Kongo Nehri arasında kurduğu paralellikler, Roma İmparatorluğunun fetih seferleri ve çağdaş sömürgeciliğin dünyanın dört bir yanını yağmalamaya çıkan keşif kolları arasındaki ilişkileri de okura anımsatır.

    Sömürgecilik eleştirisi
    Oryantalizmin tarihi #Napolyon’un #1798MısırSeferi ile başlatılır. Batının Doğuyu keşif süreci ile emperyalizmin dünyayı talan etme süreci at başı gider. Başka kültür ve uygarlıkların birbirleriyle karşılaşma biçimleri ve güç ilişkileri üzerine yazılmış geniş literatüre bir de Conrad’ın bakışıyla bakıldığında tüyler ürpertici bir manzara çıkar karşımıza. Marlow’un Kongo Nehrinin vahşi sularında kıtanın içlerine doğru giderken yaptığı tasvirler ve gördüklerine adeta kamera tutar gibi çizdiği manzaralar okuru dünyanın nasıl bir cehenneme çevrildiği konusunda dehşet içinde bırakır. Ancak bu romanın sosyo-politik açıdan en büyük zaafı, bütün bu emperyalist, sömürgeci ve yağmacı ilişkilerin yine bir beyazın, hem de o kıtayı yağmaya çıkmış Şirket’in bir görevlisinin ağzından anlatmasıdır. Biz Karanlığın Yüreği’nde yerlileri yarı-insan yaratıklar ve gölge-varlıklar olarak görüyoruz. Ancak bütün bunlar anlatının gücünü ve etkisini azaltmaz. Conrad’ın henüz 19.yüzyılın sonlarında başlattığı bu emperyalizm ve sömürgecilik eleştirisi her açıdan çok değerlidir ve günümüzde halen de tartışılmaya devam etmektedir.

    Conrad, Marlow’un ağzından şunları söyler:
    Onlar fatihtiler. Bir ülkeyi fethetmek için, o zaman sadece vahşi güce ihtiyaç vardı. Bu güç, ona sahip olduğunuz zaman, övünülecek bir şey değildi. Çünkü gücünüzü, başkalarının zayıf olmasına borçluydunuz ve bu bir tesadüftü. Onlar elde edilmesi gereken şeyleri elde ettiler ve körükörüne işledikleri büyük ölçüde cinayetlerle ağırlaşan, şiddete dayanan bir hırsızlıktan sorumluydular. (s.25-26)

    Conrad’ın esrarengiz karakteri: #Kurtz
    Karanlığın Yüreği’ndeki Kurtz, anlatı boyunca karanlık bir gölge gibi sayfaların arasında karşımıza çıkar. Conrad’ın edebiyat tarihine en armağan ettiği en gizemli karakterlerden birisi olan fildişi tüccarı Kurtz, esas olarak Batı uygarlığını temsil etmektedir. Babası yarı Fransız, annesi de yarı İngiliz olan Kurtz, Marlow’un deyimiyle, yaratılmasında bütün Avrupa’nın katkısı olan bir karakterdir. Bununla birlikte Kurtz, bütün insanlığın içindeki vahşi ve gemlenemez yanları da yansıtmaktadır.

    Fildişi tüccarı olarak şirketin en önemli adamı olan Kurtz, Kongo’da kısa sürede bir tür yarı-tanrı gibi davranmaya başlar. Aklı almaz vahşet yöntemleriyle yerlileri öldürür. Kontrol edilemeyen, dizginlenemeyen bir güç ve iktidar tutkusuyla adeta bir canavara dönüşür. Bahçesinin etrafındaki parmaklıklara süs niyetine öldürdüğü yerlilerin kafataslarını dikecek kadar insanlıktan çıkmıştır. Bir tür çılgınlık içinde ölen Kurtz’un son anları da dehşetlidir. Öyle ki T.S Eliot romandaki “Bay Kurtz… Öldü o” sözünü “The Hollow Men” şiirinde epigraf olarak kullanmıştır.

    Kurtz karakterini daha iyi anlamak için Francis Ford Coppola’nın 1979 tarihli #ApocalypseNow filmini izlemek gerek. #MarlonBrando’nun canlandırdığı Albay Kurtz, Vietnam Savaşında görevli önemli bir komutandır. Kongo’daki fildişi tüccarı Kurtz ile Vietnam-Kamboçya sınırında kendine küçük bir krallık kuran Albay Kurtz, insanın içindeki canavarın kontrolden çıkması halinde neye dönüşeceğini en iyi yansıtan karakterlerdir. Jale Parla, Kurtz’u şöyle anlatmıştır:

    “Kurtz, Kongo’ya gelip ‘zamanın örtüsünden sıyrılmış’ insan gerçeğiyle, yani kendi gerçeğiyle yüzleşmiş bir Kurtz’dur. İşlediği bütün cinayetler bir yana, bu gerçeğe bakabildiği için Kongo’daki sömürge istasyonlarına serpiştirilmiş daha küçük çaplı sömürgecilere, şeytancıklara kıyasla tam bir Mefisto, lanetlenmiş bir Lusiferdir. Dizginlenemeyen güç tutkusunu sonuna kadar yaşamış, delirmek ve ölmek pahasına insanlığın karanlık yüreğine bakmıştır. Lanetliliğinin farkında olduğu için de son sözleri, “dehşet, dehşet” olmuştur.”

    Karanlığın Yüreği, edebiyat tarihinin gizemli yolculuklarını anlatan muhteşem bir romandır. Bir yanıyla Batı uygarlığının yarattığı karanlığa, bir yanıyla da insanlığın içindeki karanlığa doğru yola çıkar. Biz görünüşte Kongo nehrinin tekinsiz sularından kıtanın karanlık ormanlarına doğru bir #yolculukhikâyesi okusak da metin boyunca neredeyse her sayfasından insanlığın karanlığı akmaktadır.

    * #JosephConrad, #KaranlığınYüreği, çev: #SevimKantarcıoğlu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1984

    #ŞehmusAy

    romankahramanlari replied 2 years ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
Karanlığın Yüreğine Yolculuk* Makale Yazarı: Şehm…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now