Lula Ann Bridewell (Bride)
-
Lula Ann Bridewell (Bride)
Amerikan edebiyatının en önemli yazarlardan biri olan, roman yazarlığı, editörlük, öğretim görevliliği gibi farklı artalanlara sahip Toni Morrison’un Türkçeye “Tanrı Çocuğu Korusun” olarak çevrilen romanının kahramanıdır. Eser 2016 yılında Elif Ersavcı tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Afrika kökenli Amerikalı yazar Morrison, çocukluk ve gençlik dönemlerinde Afro- Amerikanların yaşadığı ırk ayrımı, sınıfsal fark, cinsiyet eşitsizliği gibi baskılara maruz kalmış ve yaşadığı bunalımlı dönemleri ve o dönemlerin hayatındaki etkilerini pek çok eserinde ilham kaynağı olarak kullanmayı başarmıştır. Her anlamda üretken bir kimliğe sahip olan Morrison, Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan ilk siyahi kadın yazardır. Morrison’ın eserleri genellikle post-modern bağlamda değerlendirilmekle birlikte feminizm, sınıf mücadelesi, ırkçılık ve cinsiyet eşitliği gibi konular yazarın eserlerinde sıkça ele aldığı ana temalar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Toni Morrison 2016 yılında yayınlanan “Tanrı Çocuğu Korusun ”’isimli eserinde eritme potası ve çok kültürlülük gibi asimilasyon politikalarıyla “Amerikanlaştırılmış” yeni siyahî kuşağın psikolojisini irdelemektedir. İnsanın hikâyesine çocukluğun ne şekilde yön verdiğini ve çocukluk travmalarının ilerleyen yıllarda onulmaz yaralara dönüşümünü ele alan yazar bu eserinde ırkçılık, cinsiyet ayrımı ve özellikle çocuk istismarını çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermektedir. Güçlükleri aşmak için her çareye başvuran, her şeyi göze alma cesareti gösteren siyahi kadın kimliğini pek çok romanında ayrıntılı bir şekilde ele alan Morrison bu eserinde de aynı geleneği sürdürmektedir.
Melez bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Lula Ann Bridewell’in, o kendisine zamanla Bride ismini veriyor ve kendisini öyle tanıtıyor, katran karası ten rengi yüzünden ailesi tarafından dışlanması, kabul edilememesi ile başlayıp alımlı, güçlü, başarılı bir genç kadına dönüşümünü, bu sürede yaşadığı travmaların ve geçmişte söylediği bir yalanın hayatını değiştirmesini, sevgilisinden ayrılmasını ve sonrasında gelen iç çöküntüsünü vurucu bir şekilde ele alan kitap, ırk ayrımcılığı ve çocuk istismarı temalarını bir potada eriterek okuru bu acıları sorgulamaya davet etmektedir.
Eleştirmen Nilay Kaya Kasım 2016 tarihinde T24 isimli internet gazetesindeki “Siyahın Bin Bir Tonu” başlıklı eleştiri yazısında Morrison’un bu eserinin salt etnik ayrımcılık perspektifinden değerlendirilemeyeceğini şu sözleri ile ifade etmektedir (2016): “Peki, etnik ya da türlü sebeplerle maruz kalınan ayrımcılık bir bireye salt mağduriyet mi getirir? Morrison aslında romanında bu soruyu soruyor ve Bride’ın geçmişinde işlediği önemli bir suçu gerilim ve özhesaplaşma unsuru olarak yetkinlikle kullanıyor, ki bu konu romanın en can alıcı kısımlarından olduğu gibi, siyah olmanın mağduriyetini melodram soslu, tek yönlü bir mağduriyet sorunu olmaktan çıkarıyor. Siyahın en zifirî tonuna sahip olması bahtsızlığı, Bride’ın bir başkasının yaşam hakkını ihlal etmesine mani olmuyor. Bu karmaşık insan doğası, Morrison’ın yazın dünyasında her zaman konu edindiği insan oluşa dair bilgileri sorgulatıyor. Sadece Bride’ın günahlarına dair olmayan, romandaki farklı karakterlerin de etrafında gezindiği pedofili meselesi; yanı sıra ebeveyn- çocuk ilişkisi, aile sırları, ten renginin farklı tonları, ırk, para, yalan gibi konular, yazarın insan eylemlerinin güdülenme ve ortaya çıkma biçimleri üzerine tefekkürünün dışavurumları oluyorlar.”
Kitapta Bride’ın hikayesi anlatılırken aslında başka çocukların da hikayeleri, acıları da konu edinilir. Morrsion’un diğer romanlarında olduğu gibi olayları kahramanların gözünden takip eder okur. Hikâye farklı “ben anlatıcılarla” ve ara ara “üçüncü tekil anlatıcı” ile okura sunulur. Ele alınan temaların ve anlatıcıların, zamanda gidiş gelişlerin çokluğu, romanı çok katmanlı bir hâle getirmektedir.
Romanda sevgilisinin Bride’ı terk etmesinden sonra vücudunun çeşitli bölgelerinde yaşanan değişimler, kulak deliklerinin kapanması, genital bölgesi ve koltuk altındaki tüylerin dökülmesi gibi, “büyülü gerçeklik” olarak düşünülse de aslında yazar burada çocukluk korkularıyla ve travmalarıyla savaşıp kendini ispatlamaya çalışan Bride’ı çocukluk haline, Lula Ann olduğu zamana geri döndürerek sembolizminden faydalanmaktadır. Toni Morrison’un bu romanı dört ana kısım altında on yedi bölümden oluşmaktadır ve her bölüm o bölümün anlatıcısının ismiyle adlandırılmıştır. Bu bölümlerde okur hikayeyi o bölüme ismini veren anlatıcının bakış açısından dinlemektedir. Diğer romanlarının aksine Morrison’un bu romanı, 1990’lı yıllardan 2000’li yıllara uzanan bir zaman diliminde geçmektedir.

Sorry, there were no replies found.