Kesişen Olanaklar Atölyesi Calvino Biyografisi

  • Kesişen Olanaklar Atölyesi Calvino Biyografisi

    Posted by admin on 11 Temmuz 2024 at 14:01

    Kesişen Olanaklar Atölyesi Calvino Biyografisi*

    Makale Yazarı: Pınar Özdemir

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Ekim/Aralık 2017, 32. sayıda yayımlanmıştır. 

    Her insanın ilk düşü: Büyümek
    Kent ve Calvino birbirini çağrıştıran iki sözcüktür. Kentlerinin pek çok imgesi olduğu gibi #Calvino’nun izini bıraktığı pek çok kent vardır. Torino, Paris ve New York hayatına karışan kentlerin başında gelir. Yaşamının son yıllarında “benim kentim New York’tur”(1) demiş olsa da “Paris’te Münzevi” kitabının Sunuş’unda kendisi için ideal yeri, yabancı olarak yaşamanın en doğal olduğu yer diyerek tanımlar: “Paris, bundan dolayı kendime bir eş bulduğum, ev kurduğum, bir kız evlat büyüttüğüm kent.”(2)

    Calvino hakkında Türkçede yayımlanmış en kapsamlı biyografilerden biri olan “Italo Calvino Albümü” yazarın kentlerinden yola çıkar. Kitap ilk kez Calvino’nun ölümünün onuncu yılında #MandadoriYayınları tarafından yayımlanmıştır. Türkçeye kitabın 2003 yılındaki ikinci baskısı dikkate alınarak, Calvino’nun pek çok kitabını çevirmiş olan Kemal Atakay tarafından çevrilmiştir. Dünya Kitapları’nın yaşam öyküsü dizisinden yayımlanan kitap, Pavese’nin Calvino’ya yakıştırdığı “Kalem Sincabı” ana başlığını taşır.

    Yazarın biyografisini tamamlayıcı nitelikte diğer bir metin ise eşi Esther Calvino tarafından derlenen “Paris’te Münzevi”dir. Esther Calvino bu kitapta Calvino’nun öz yaşam öyküsüne iliş kin daha önce farklı yerlerde yayımlanmış yazıları, söyleşileri bir araya getirir. Bu metinlerin yanı sıra Calvino’nun politik tutumunu anlatan yazılar da derlemeye alınmıştır.

    Italo Calvino 15 Ekim 1923’te Havana yakınlarında Santiago de Las Vegas’ta, “benim kentim” dediği kentlerin çok uzağında doğmuştur. Ailesi ona “esinini göçmenlerin yurt sevgisinden alan, oysa yurtta tunçtan, yurtsever bir çağrışımı olan”(3) Italo adını verir. Aile ilk çocuklarının doğduğu Küba’yı iki yıl sonra terk edecek ve Calvino’nun kronolojik sıralamaya göre ikinci kenti olan San Remo’ya yerleşecektir.

    Calvino’yu doğum kayıtlarında Kübalı yapan serüven babasının hikâyesinde saklıdır. Mario Calvino İtalya’nın Lingurya bölgesinden gelen San Remolu köklü bir ailenin ziraat mühendisi ve botanikçi oğludur. Bilimsel çalışmalarındaki titizliği ve başarısı nedeniyle #MeksikaDevrimi sırasında, Tarım Bakanlığına bağlı Deneysel Tarım İstasyonu’nu yönetmek üzere Meksika’ya davet edilmiştir. Meksika’da geçen 10 yıldan sonra, bir tarım okulunda çalışmak üzere Küba’ya yerleşmiştir.

    Calvino’nun annesi Evalina (Eva) Mameli de botanikçidir. Sardinya’nın özerk bir bölgesi olan Sassari’de dünyaya gelmiştir. Pavia Üniversitesi’nde Doğa Bilimleri Fakültesi’ni bitirmiş; aynı üniversitede öğretim üyesi olarak çalışmaya başlamıştır. Evalina Mameli İtalya’da bir botanik kürsüsünün başına geçen ilk bilim kadını olmuştur.

    Kardeşi de ünlü bir jeolog olan Calvino bu aile hikâyesinin içinde edebiyatçı olarak yetişmesi karşısında “ailenin yüz karasıydım ben, tek edebiyatçısı(4)” demiştir.

    Calvino’nun annesiyle babası birbirlerinin bilimsel bildirilerini okuyarak tanışmışlardır. Tanıştıkları sırada Maria Calvino Küba’dadır. Eva ile önce yüz yüze görüşmek, sonra da evlenmek için İtalya’ya gidip gelmiş, 30 Ekim 1920’de evlendiği Eva’yı da Küba’ya götürmüştür.

    1925 yılında aile Küba’dan ayrılarak İtalya’ya dönmüş ve San Remo’da yaşamaya başlamışlardır. “Calvino Albümü”nün doğayla bütünleşen bu bölümü San Remo ile başlamıştır.

    San Remo’da babası Villa Meridiana adında bahçeli, dış duvarlarını bir begonvilin kuşattığı, şehir manzarasına hakim, büyük bir ev satın alır.

    Eva Calvino ile birlikte evin bahçesini deneysel bir botanik laboratuvarına dönüştürürler. Farklı türlerde çiçeklerin yetiştiği, nadir ve egzotik ağaçlarla süslü bu bahçe Calvino’ya “Ağaca Tüneyen Baron” kitabını esinlemiştir. Hikâyenin kahramanı Cosimo’nun ilk tünediği ağaç, San Remo’daki bahçenin “yalancı karabiber” ağacından başkası değildir.

    Calvino’nun kardeşi Floriano 1927’de San Remo’da doğmuştur. Bu bahçede birlikte ağaçtan ağaca tırmanarak oyunlar oynamış, ağaçların dallarında kitap okumuşlardır. Böylece Calvino başka bir yaratıcı; doğa tarafından da beslenmiştir. Calvino bu bahçeyle ilgili olarak “San Remo kitaplarımdan fırlayıp çıkmaya devam ediyor, yazdıklarıma farklı biçimlerde yansıyor” demiştir.

    Calvino’nun #EunaudiYayınları’ndan çalışma arkadaşları olan Luca Baranelli ve Ernesto Ferrero tarafından, ailenin özel arşivinden yararlanılarak hazırlanan biyografisinde Calvino’nun çocukluğundan başlayan okuma tutkusunun izleri de sürülür. Çocukluğunda serüven kitapları okumayı seven Calvino’nun bu yaşlarında en sevdiği kitap Rudyard Kipling’in “Orman Çocuğu” olmuştur: “Gerçek bir kitabı okumanın verdiği ilk zevki oldukça geç yaşadım: on iki ya da on üç yaşımda ve Kipling’le oldu bu, Jungle’ın birinci ve özellikle ikinci kitabıyla. Kitaba bir okul kütüphanesinden mi, yoksa armağan edildiği için mi ulaştığımı hatırlamıyorum. O zamandan sonra, kitaplarda arayacak bir şeyim vardı: Kipling’le yaşadığım okuma zevkinin yinelenip yinelenmediğini görmek.”(5)

    Calvino daha sonra okuduğu “Poe’nun ‘Romantik’ dizisinden çıkan Gordon Pym’i, “çocukluğunun ilk zorlayıcı, bütünsel okumalarından biri”(6) saymıştır.

    İnsanlık Tutumu
    Calvino’nun dini inancı ile siyasi yönelimi de ailede şekillenir. Calvino’nun annesi ve babası cumhuriyetçiliği savunan, anarşist ve marksist değerler sistemine sahiptir. Çocuklarının okulda dini eğitim almasını istememiş, onlara Katolik ya da başka herhangi bir dinin eğitimini vermemişlerdir.

    Calvino bu yönde ilk düşüncelerinin ailesinin yönlendirmesiyle nasıl şekil aldığını şöyle anlatır: “Benim siyasal ve ahlaksal eğitimimde annemle babamın kişiliğinin büyük etkisi olmuştur: Babam, Liguryalı eski radikal ve sosyal demokrat kuşağın, Orazio Raimondo’lar(7) ve Giovanni Canepa’lar(8) kuşağının klasik bir temsilcisiydi. Ayrıca, Meksika deneyimini yaşamıştı; bu da, faşizmi o ülkedeki çelişkili devrimci hareketler çerçevesinde değerlendirmesine yol açıyordu. Anneme gelince, o da bir bilim insanıydı ve babamla birlikte çalışıyordu; laik, insansever ve barışçı ideallerle beslenmiş birisi olarak, babamın aksine, şaşmaz ve gözü pek bir biçimde antifaşistti.”(9)

    Ailesinin isteğiyle öğrenim hayatı boyunca din derslerinden muafiyetini öğretmenlerine ve arkadaşlarına açıklamakta zaman zaman zorlanmıştır: “Annemle babamın yerleşik düzene karşı koyuşlarının en göze çarpan yönü, gösterişli ve ödün vermez ruhban sınıfı karşıtlıklarıydı. Küçüklüğümden itibaren, okulda, başkalarından farklı bir fikre sahip olmanın, resmi fikirlerin izinden gitmemem yüzünden kuşkulara, ayrımcılıklara, yöneticilerin ve arkadaşları küçümsemelerine katlanmanın ne demek olduğunu öğrendim. Ayine gitmediğim, arkadaşlarımla vaftizi pekiştirme duasını etmediğim ve annemle babam resmi belgelerin din hanesine ‘hiçbiri’ yazdıkları için parmakla gösterilir olmuştum. Annemle babamın çocukluğumdan beri zihnime soktukları bir başka fikir monarşi düşmanlığıydı, eski cumhuriyetçi ve #Mazzinici geleneklerden gelen bir aileye ait olduğum bilinciydi.”(10)

    Calvino önce aile geleneğine uyarak 1941’de Torino Üniversitesi’nde Ziraat Mühendisliği okumaya başlar. Kendisini kuşatan doğanın verdiği cömert karşılığa kendini kaptırsa da doğanın bilimsel anlamdaki öğretisine daha sonra sırt çevirecektir. Calvino’nun doğada hayran olduğu şey ona verdiği esindir.
    Çocukluğu ve ilk gençliği faşizm baskısı altında geçmiştir. Ailesinin de etkisiyle politika bu yılların belirleyici figürü olur. “Paris’te Münzevi” kitabındaki bir söyleşisinde “İkinci Dünya Savaşı çıkıncaya kadar dünya bana birbirine karşıt olmayan, yan yana dizilmiş değişik ahlak ve davranış tonlarından oluşan bir eğri gibi geliyordu.”(11) demiştir.

    Üniversite yıllarında aile öğretisinin yerini arkadaş yönlendirmeleri almıştır. Eugenio Scalfari(12) ile lisedeki sıra arkadaşlıkları üniver site yıllarında da devam etmiş, Calvino “politik uyanışını”nın Scalfari ve onun fikirleri sayesinde gerçekleştiğini söylemiştir. Scalfari’nin yönlendirmesiyle Huizinga, Montale, Vittorini, Pisacane gibi antifaşist İtalyan yazarların kitaplarını okumuştur.

    Üniversiteye başladıkları dönemde Scalfari, GUF adı verilen Faşist Üniversiteli Gruplar (İtalyancası: Gruppi Universitari Fascisti) hareketinin muhalif gruplarına katılmıştır. Ancak bu durum kısa sürede anlaşılıp GUF’dan ihraç edilince aralarında Calvino’nun da bulunduğu bir arkadaş grubuyla birlikte MUL’u yani “Liberal Üniversite Hareketi’ni (İtalyanca: Movimento Universtario Liberale) kurmuştur.

    Üniversitedeki ikinci yılında Calvino, Floransa Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ne geçmiştir. 1943 yılı sonuna doğru Almanlar Ligurya’yı kuşatmış ve kuzey İtalya’da Mussolini önderliğinde bir kukla Salo Cumhuriyeti kurmuşlardır. Bu sırada 22 yaşında olan Calvino da askere çağrılmış ancak silah altına girmeyi reddederek bir süre ortadan kaybolup saklanmıştır. Birkaç aylık bu gizlenme dönemini okumakla geçirdiğini anlatmıştır.
    1944 baharında anneleri Eva, Calvino ve 1944 baharında anneleri Eva, Calvino ve kardeşi Floriano’yu “gerçek adalet ve aile erdemleri” adına İtalyan Direnişi’nde yer almaya teşvik etmiştir. Calvino için direniş önce ailevi, sonra toplumsal ve ilkesel bir seçim olmuştur. “Paris’te Münzevi”de partizan savaşı anılarını birinci kişi olarak anlatmanın kendisine hep güç geldiğine değinse de bu haklı savaşı “eşsiz bir insanlık tutumu”13 olarak nitelendirir.

    Calvino “Santiago” kod adıyla Garibaldi Tugayları saflarına katılmıştır. Kardeşiyle birlikte Ligurya’nın ön saflarında faaliyet gösteren tugayın ikinci saldırı tümeninde görev alırlar. Ancak 15 Kasım 1944’te Calvino faşist birliklere karşı komplo kurmak suçlamasıyla tutuklanıp Santa Tecla’daki San Remo Hapishanesi’ne gönderilir. Bütün bir günü hücrede kurşuna dizilmeyi bekleyerek, yan hücrede teleferikle haberleşmeyi sağladıkları için tutuklu bulunan ve ertesi gün şafakta kurşuna dizilen bir grubun şarkılarını dinleyerek geçirir. Calvino ertesi sabah kamyonla askeri haber alma merkezine götürülürken mola sırasında kaçmayı başarır. Kaçtıktan sonra bir süre babasının San Giovanni’deki çiftliğinde bir dehlizde saklanmıştır.

    Aslında savaş Calvino’nun hümanizma anlayışı ile çelişir. Silah altına alınmayı ve savaşa hazırlanmayı reddettiği için askere gitmeyen Calvino partizan savaşına katılmak için kendi içindeki güçlü direnişi de yenmek durumunda kalmıştır. Yaşamın üstünlüğünü politikanın dayattığı savaşın üzerinde tutsa da haklı bir nedeni olduğuna inandığı Direniş’e katılır.

    Calvino bu dönemi şu sözlerle anlatmıştır: “Söze dökülmesi olanaksız bir dizi tehlike ve huzursuzluk yaşadım. Hapsi ve firarı tanıdım, birkaç kez ölümün eşiğinden döndüm. Ama yaptıklarımdan, biriktirdiğim deneyimlerden memnunum, hatta daha fazlası olsun isterdim.”

    Bu dönemde Calvino’nun annesiyle babası da çok zor günler geçirir. Almanlar tarafından uzun süre rehin tutulurlar. Kara tugaylar babasını annesinin gözleri önünde üç kez kurşuna dizecek gibi yaparak onları defalarca kez ifade vermeye zorlamıştır. Annesi ve babası bu dönemde faşistlere karşı büyük bir direniş gösterir. Aile savaşın bitiminde, 1945’te San Remo’ya döner.

    Kara Koyun
    Calvino savaş sonrası dönemde San Remo’daki çeşitli dergi ve gazetelere yazılar yazar. Savaş sırasında öğrenci olan gençlere tanınan kolaylıktan yararlanıp üniversiteye döner ancak ailesinin isteği üzerine okumakta olduğu Ziraat Fakültesi’ni bırakıp kendisinin istediği Edebiyat Fakültesi’ne yazılır.

    Calvino, Milano ile Torino arasında bir süre kararsız kaldıktan sonra Torino’ya yerleşir. “Albüm”ün bundan sonraki sayfalarını kendi yaptığı bu seçim belirleyecektir.
    Savaştan sonra politika ile edebiyat arasına bir perde çeker ve Einaudi Yayınevi sayesinde edebiyat, yaşamının merkezinde yer almaya başlar. Einaudi Yayınları için kitap tanıtım metinleri, yabancı dilde ya da İtalyanca dosyalara ait okuma notları hazırlar. Cesare Pavese ile bu dönemde tanışır ve Calvino onun sayesinde Carlo Muscetta’nın yönettiği Aretusa dergisinde “Kaygı” (Angoscia) adlı öyküsünü yayımlatır. Bu dönemde Vittorini’nin Politecnico dergisine de yazılarıyla katkıda bulunmuştur.

    Calvino’nun Torino’yu seçmesindeki en büyük etmenlerden biri Pavese’dir: “Yazdığım her sayfayı okuyan ilk kişi o olurdu; bana bir uğraş sunan da o oldu, beni Torino’nun bugün hâlâ önemi ülke sınırlarını aşan bir kültür merkezi olmasını sağlayan yayıncılık dünyasına soktu ve nihayet, bana kentini görmeyi, caddelerinde ve tepelerinde dolaşarak ince güzelliklerinin tadına varmayı öğreten kişiydi.”(14)
    Calvino’yu roman yazmaya “ayak altında fazla dolaşmasın” diyerek yönlendiren de Pavese olmuştur. Calvino ilk romanı “Örümceklerin Yuvalandığı Patika”yı (Il Sentiero Dei Nidi Di Ragno) 1946 yılının aralık ayında yirmi günlük bir çalışma sonrası tamamlayıp ilk önce Pavese’ye okutmuştur.

    Calvino Pavese’nin intiharından sonra onun ardından şöyle yazmıştır: “Pavese’yi 1946’dan ölüm yılı olan 1950’ye kadar tanıdım. Yazdığım her şeyi ilk o okuyordu. Bir öyküyü bitirip okutmak için ona koşuyordum. Öldüğü zaman, o ideal okura başvurmaksızın artık yazamam gibi gelmişti bana.”

    Amleto
    Calvino aslında yazmaya savaştan önce, 1941 yılı başlarında başlamıştır. Yazdığı hikâyeleri “Ben mi Deliyim, Başkaları mı Deli?” adıyla derlemiş ve bu derlemeyi Einaudi Yayınlarına götürmüştür. Einaudi bu derlemeyi reddetse de Calvino yazmayı sürdürür.

    Bu dönemde gazete ve dergilerde daha sonra “Karga Sona Kaldı” adıyla kitaplaştırılan hikâyeleri ile L’Unità gazetesinde “Zaman İçinde İnsanlar” (Gentenel tempo) adını verdiği köşesinde yazıları yayımlanmıştır. İşçi grevleri başta olmak üzere her türlü direniş hareketinin yanında olan bu gazete için Amleto15 takma adıyla bildiriler de kaleme almıştır. Bu metinler sayesinde bir imza ya da sınırlama olmaksızın, doğaçlama yazma imkânı bulmuştur. İlk ödülünü de bu yıllarda kazanır. Milano, Torino, Cenova ve Roma’da dört ayrı basımı olan L’Unità’nın eski partizan komutanı Bini tarafından yönetilen Cenova baskısının açtığı öykü yarışmasına katılır. Ödülü, kendisi gibi genç bir yazar olan Marcello Venturi ile paylaşır.
    Calvino 1947’de edebiyat fakültesinden mezun olmuş, bitirme tezini Joseph Conrad üzerine hazırlamıştır. Calvino ilk kitabını yazdığı sırada henüz öğrencidir ve ailesinden aldığı harçlıklarla geçinmeye çalışmaktadır. Dostu Scalfari’ye yazdığı mektubunda şöyle yakınmıştır: “Ne var ki, günümüzde yazmak, uğraşıların en kasvetlisi ve çilecisidir. Torino’da buz gibi bir tavan arasında yaşıyorum, kemer sıkarak ve annemle babamın gönderdiği havaleleri bekleyerek geçiniyorum. Bunun üzerine yazılarımla haftada kazandığım birkaç bin lireti ekleyebiliyorum ancak.”(16)

    Kalem Sincabı
    Calvino’nun “Örümceklerin Yuvalandığı Patika” romanı Mondadori Yayınevi’nin genç yazarlar yarışmasına katılır, kazanamaz, ancak ertesi yıl Einaudi Yayınları kitabı yayımlar ve Riccione Ödülü’ne aday gösterir. Roman Riccione Ödülü’nü kazanır. Pavese L’Unità’daki değerlendirme yazısında Calvino’yu “kalem sincabı” olarak tanımlar ve şöyle yazar: “korkudan çok, oyun olsun diye ağaçlara tırmanma ve partizan yaşamını gürültülü, rengârenk, değişik bir orman masalı gibi gözlemleme gücü vardır.”(17)

    “Örümceklerin Yuvalandığı Patika” beklenmedik bir başarı kazanarak savaşın hemen ertesine denk gelen dönemde 5.000 adet satılır. Bu kitap Calvino’nun daha sonraki eserlerinde de sürdüreceği “yeni gerçekçi” edebiyat anlayışını yansıtmaktadır.

    Calvino bu kitabıyla ilgili şöyle bir değerlendirmede bulunmuştur: “Çocuk Pin karakteri ile partizan savaşı arasındaki ilişki, simgesel olarak benim partizan savaşı ile ilişkime karşılık geliyordu. Pin’in bir çocuk olarak büyüklerin anlaşılmaz dünyası karşısındaki yetersizliği, aynı durumda, burjuva olarak, benim hissettiklerime karşılık geliyor.”(18)

    Az ve Öz Yazma
    Calvino 1954 tarihinde kaleme aldığı “Az ve Öz Yazma” başlıklı yazısında: “Çünkü az ve öz yazmanın iletişim kurmak ve öğrenmek için iyi, denetimsiz ve aldatıcı her sözü uzatmaktan daha iyi bir yöntem olduğuna inanıyorum.”(19) demiştir.

    Calvino “bize sadece dilin verebileceği şeyler var” diyerek dilin sınırlarını zorlamıştır. Yapıtlarını önce “hafiflik ideali” üzerine kurar. Ondaki hafiflik anlayışı sadeleştirme değil; metnin ağırlığını azaltma, damıtma, ritmini bulmadır. Sözün ağırlığını karşıtı olan hafifliğe dönüştürür. Sözcüklerin anlamını ve ağırlığını koruyarak metni hafifletmesi üslubuna derinlik katar. Bu anlamda Kundera’nın izinden gider. Calvino’ya göre Kundera da “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği”nde yaşamda hafif diye nitelendirdiğimiz her şeyin zamanla dayanılmaz ağırlığını açığa vurduğunu anlatmıştır.

    Calvino düşünce ve yenilik anlayışı açısından aydınlanmacı düşünürlerin izinden gider. Calvino’nun edebiyattan felsefeye, bilimden görsel sanatlara kadar uzanan kozmoloji algısı bilginin pek çok alanını kapsar. Kerstin Pilz’in “Doğa Felsefesi Olarak Edebiyat” başlıklı makalesine göre Calvino aydınlanma felsefesinden yola çıkarak eserlerinde modernite krizinin altını çizer. Calvino’nun özellikle “Atalarımız” üçle mesindeki karakterleri insanın doğadan kopuşu, mantığın yenilgisi, insan ve doğa arasındaki organik uyumun yerine yabancılaşmanın alması gibi hususlara değinir.(20)

    1947 yılına doğru Einaudi Yayınevi’nin içine girdiği ciddi bir mali kriz yüzünden Calvino yayınevi değiştirmek zorunda kalmıştır. 1950’de tekrar Einaudi Yayınları’na dönmüştür. Einaudi Yayınları’na ikinci dönüşünde yayınevinin edebiyat dizileri editörü olarak göreve başlamıştır.

    “Karga Sona Kaldı” (UltimoViene il Corvo) adlı hikâye seçkisi 1949 yılında yayımlanmıştır. Calvino 1951 yılının Ekim ve Kasım aylarında Sovyetler Birliği’ne gitmiştir. Savaş sonrası dönemde Calvino İtalyan Komünist Partisi’ne üye olmuştur. Parti’nin bağlantılarıyla, L’Unità Dergisi adına muhabir olarak gerçekleştirdiği bu seyahate ilişkin izlenimlerini dergide yayımlanan “Kafkasya’dan Leningrad’a” adlı yazı dizisinde kaleme almıştır. Calvino bu yazı dizisi ile Saint Vincent gazetecilik ödülünü kazanmıştır. 1956’da Sovyetler Birliği’nin Macaristan’ı işgalini protesto ederek Komünist Parti’den ayrılmıştır.

    1954’te Einaudi Yayınları için kapsamlı bir “İtalyan Masalları” (Le FiabeItaliane, 1956) derlemesi yapmıştır.200 kadar masalı, kimini farklı lehçelerden çevirerek derlemiştir. Bu çocuk kitabı çok önemsenmiş ve yayımlandıktan sonra uzun yıllar çok satanlar arasında kalmıştır.

    Calvino bu dönemde Marksist düşüncenin haftalık yayın organı olan “Il Contemporaneo” dergisinde de çalışmıştır.

    Calvino’nun 1950’lerde kaleme aldığı “İkiye Bölünen Vikont” (1952) “Ağaca Tüneyen Ba ron” (1957), ve “Var Olmayan Şövalye” (1959) adlı hikâyeleri “Atalarımız” başlığı altında bir araya getirilmiştir. Yazınının gerçeküstücü yapısını ortaya koyan bu yapıtları için Calvino şu değerlendirmede bulunmuştur: “Ben de, Direniş edebiyatından yola çıkan yazarlar arasındayım, ama vazgeçmek istemediğim şey, fiziksel ve ahlaksal enerjinin epik ve serüvenci yükü olmuştur. Çağdaş yaşamın imgeleri bu gereksinmemi karşılamadığı için, bu yükü fantastik serüvenlere, zamanımızın dışına, gerçekliğin dışına aktarmak doğal geldi bana. Yaşamını ağaçlara tırmanarak geçiren bir 18. Yüzyıl soylusu; bir top güllesinin ikiye böldüğü ve ikiye bölünmüş olarak yaşamaya devam eden bir savaşçı; var olmayan, yalnızca boş bir zırh olan bir Ortaçağ savaşçısı. Niçin? Bütün söylediklerimden, her zaman eylemi devinimsizliğe, iradeyi teslim oluşa, sıra dışılığı alışılmışa yeğlediğimi anlamış olmalısınız.”(21)

    1959 yılı Kasım ayında Calvino ABD merkezli Ford Foundation’un verdiği bir bursla altı aylığına Amerika’ya gitmiştir. Bursu kazananlar arasında Avrupalı başka genç yazarlar da vardır. Amerika’ya gitmek için sağlıklı akciğerlere sahip olunmasını zorunlu kılan bir madde yüzünden, bursu kazandığı halde tıbbi muayeneyi geçemediği için Günter Grass geziye katılamamıştır. Bu yolculuk, Amerikan yayınevlerine ziyaretler, ABD’li yazarlarla buluşmalar, bu buluşmaların ayrıntılı değerlendirmeleri gibi faaliyetlerle geçmiştir. Calvino New York’ta yaklaşık dört ay kalmış; sonra da Chicago, Middle West, San Francisco, Los Angeles ve LasVegas’a gitmiştir. Aynı zamanda Einaudi’nin de bir çalışanı olan Calvino bu gezisi sırasında tanıdığı Salinger, Saul Bellow, Bernard Malamud, William Styron, James Purdy, William Goyen gibi ABD’li yazarla rın daha sonra Einaudi yayınlarınca çevrilip yayımlanmasını sağlamıştır.

    Calvino yola çıkarken, seyahat dönüşü Amerika üzerine bir kitap yazmayacağını beyan etse de seyahat notları “Amerika’da Bir İyimser, 1959-60” adıyla kitaplaştırılır. Bu seyahati sırasında Einaudi’deki arkadaşlarına yazdığı mektuplar ise “Amerika Güncesi” adıyla derlenmiştir. Bu güncenin tamamı “Paris’te Münzevi” kitabında yayımlanır.

    1960’lı yılların başında Calvino Torino’dan ayrılıp Paris’e yerleşmiştir. 1962 Nisan’ında Paris’te tanıştığı Esther Judith Singer’le 1964 yılında Havana’da evlenmişlerdir. Esther Judith Singer, Arjantin asıllı bir çevirmendir. Aynı zamanda UNESCO ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı gibi uluslararası kuruluşlar için çalışmaktadır. Havana’da bulundukları sırada Calvino doğduğu yeri ziyaret etmiş ve Che Guevara ile görüşme imkânı bulmuştur. Che Guevara’nın ölümünden birkaç gün sonra, 15 Ekim 1967’de Calvino Guevara için bir anma yazısı kaleme alır. Bu yazı Küba’da 1968’de, İtalya’da ise yazıldıktan 30 yıl sonra, 1998’de yayımlanır.

    1965 yılında Esther ile birlikte Roma’ya taşınırlar ve kızları Giovanna Roma’da dünyaya gelir: “Kırk yaşından sonra ilk kez babalık deneyimi yaşamak, büyük bir doluluk hissi veriyor insana ve hepsinden önemlisi, beklenmedik bir eğlence.”22 1960’ların ortalarından itibaren Calvino Einaudi Yayınevi’nde danışman editör olarak görev yapmıştır. Bu durum hem kendi yazarlık uğraşına daha fazla vakit ayırmasına, hem de gelen dosyaları değerlendirerek yeni yazarlar keşfetmesine olanak sağlamıştır. Calvino Einaudi’deki ilk 15 yılını şu sözlerle anlatmıştır: “Yaklaşık on beş yıl boyunca yaşamım, bir yayınevinde yayıncılık uğraşıyla geçti ve bütün bu dönem boyunca başkalarının kitaplarına kendi kitaplarımdan çok daha fazla zaman ayırdım. Kısacası, her ne kadar görünüşte en elverişli ortamda bulunsam da, kendimle yazarlık arzum arasına bir perde çekmeyi başarmıştım yine.”(23)

    Genç Oulipien
    1965’ten itibaren Calvino “Kozmokomikler” adıyla derlenecek olan öykülerini yazmaya başlar. Bu öykülerin bir bölümü yazıldığı dönemde, Il Caffé adlı bir edebiyat dergisinde yayımlanır.

    Calvino Roma’ya taşınsa da Paris’e gidip gelmeye devam eder. Bir yandan da Fransız edebiyatından çeviriler yapar. Georges Perec, Raymond Queneau gibi yazarların kitaplarını İtalyancaya çevirir ve bu yazarlarla dostluk kurar. Yazarlık ve yayıncılık uğraşı kadar çevirmenliği de önemsemiştir: “Çeviri yapmak, bir metni okumanın gerçek biçimidir; sanırım bu birçok kez söylenmiştir, şunu ekleyebilirim: Bir yazar için kendi metninin çevirisi üzerine düşünmek, çevirmenle tartışmak, kendi kendisini okumanın, neyi niçin yazdığını iyice anlamanın gerçek biçimidir…”(24)

    Queneau Calvino’yu; Georges Perec, matematikçi Jacques Roubaud, François Le Lion nais ve Paul Fournel’in biraraya geldikleri Oulipogrubuna takdim eder. Oulipo, 1960 yılında Raymond Queneau ve arkadaşları tarafından kurulan ‘Ouvroir de Littérature Potentielle’in (Potansiyel Edebiyat Atölyesi) kısaltmasıdır. Paris Calvino’ya edebiyatta yeni biçimler deneyeceği bir ortam da armağan eder.

    Potansiyel edebiyat, Oulipo’nun edebi estetiğini ortaya koyan; belirli kurallarla çerçevelenmiş sıkı bir biçimsel kısıtlama sistemine ve bazı kombinasyon kurallarına göre yazılan, edebi geleneğin ve edebi yeniliğin karşılıklı yakınlıklarını gösteren, anlatımla yapılmak isteneni açığa vuracak kıvrak bir dilsellikle desteklenen yazma biçimini ifade eder.(25)

    İlk örneklerinden biri Raymond Queneau’nun on soneden oluşan “Yüz Bin Milyar Şiir” adlı yapıtıdır. Queneau matematik kurallarından da yararlanarak dilde ve edebiyatta yeni biçimler dener. Oulipo akımı okuru edebi yazının farklı biçimlerini görmeye davet eder. Calvino, Oulipo grubu yazarlarını 1960’ların ortasında tanımış olsa da gruba ilk katkısı 1977 yılında grubun yayını Bibliothéque Oulipenne’nin “A Raymond Queneau” başlıklı dördüncü sayısında yayımlanan bir şiiriyle olur. Calvino şiiri İtalyanca kaleme almış, şiir Fransızcaya çevrilerek yayımlanmıştır. Calvino’nun akıma ikinci katkısı Bibliothéque Oulipenne’nin altıncı sayısında yayımlanan, Perec’in bir metninden yola çıkarak yazdığı deneysel bir metindir.

    Calvino Oulipo’nun Georges Perec, Jacques Roubaud, Marcel Bénabou gibi yeni kuşak yazarlardan oluşan “genç Oulipienler” grubuna dâhil olmuştur. Calvino’nun bu akıma dâhil edilen ilk eseri 1969’da yayımlanan “Kesişen Yazgılar Şatosu”dur. Calvino gelenekle oyunu farklı kombinasyonlar üzerinden birleştirmeyi tarot kartları aracılığıyla dener. Bir seminer için kaleme aldığı, hikâye anlatıcılığının geometrisi üzerine bir denemesinde edebiyatı “yazarın kişiliğinden bağımsız olarak, kendi malzemesine özgü olasılıklar üzerinden oynanan bir oyun”(26) olarak tanımlamıştır. Calvino daha sonraki yapıtlarında farklı yolları denemeyi, içine okuma edinimi kattığı oyunlarla metinlerini zenginleştirmeyi, okuru da serüvenine katmayı sürdürmüştür. Calvino’ya göre anlatıcının elinde sonsuz olanağı varsa, bu olanakları zorlamak için sınırsız sebebi olmalıdır.

    Warren Motte, “Italo Calvino and the Oulipo” adlı makalesinde Calvino ile Oulipo arasındaki bağlantıyı şöyle özetlemiştir: “Deneme isteği, edebi biçimin sınırlarını test etme arzusu belki de Calvino’nun kişisel estetiği ile Potansiyel Edebiyat Atölyesi’nin bütünü arasındaki en derin yakınlıktı.”(27)

    Calvino 1967 yılında yayımlanan “Sıfır Zaman” (Ti conzero) adlı kitabıyla kendisine verilmek istenen Viareggio Ödülü’nü “kurumlara olan inancını yitirdiği” gerekçesiyle reddeder. Ancak 1970 ve 1972 yıllarında verilen Asti ve Feltrinelli ödüllerini kabul eder.

    1972’de “Görünmez Kentler” (Le città invisibili) yayımlanmıştır. 1970’lerde Einaudi Yayınları için edebiyat dizileri, seçkiler hazırlamaya devam eder. 1972-73 yıllarında “The Name, TheRose” ve Oulipo’dan ilhamla yazdığı “The Burning of the Abominable House” öykülerini yazmıştır. “The Burning of the Abominable Ho use” öyküsü Playboy dergisinin İtalyanca basımında yayımlanmıştır.

    Bu dönemde Calvino İtalya’nın en önemli gazetelerinden biri olan Corriere della Sera’da düzenli olarak yazmaya başlamıştır. Yazlarını ise Tuscany’de, denize bakan bir yamaçta bulunan Roccamare’de inşa ettirdiği villasında geçirmeye başlamıştır.

    1975 yılında Calvino Amerikan Akademisi’ne onur üyesi olarak seçilir. 1976’da da Avusturya hükümeti tarafından verilen Avrupa Edebiyatı Ödülü’nü almıştır.

    Son Yıllar
    1978 yılında annesinin ölümünden sonra Villa Meridiana satılır. Calvino anne ve babasının bilimsel koleksiyonunu San Remo Kütüphanesi’ne bağışlamıştır. 1979 yılı aralık ayında “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu” yayımlanır. Bu yıllarda Calvino Repubblica gazetesinde de yazmaya başlar.

    Calvino edebiyatla akademik açıdan da ilgilenmiştir. Göstergebilime ilgi duymuş, Sorbonne’da Roland Barthes ile çalışmalar yürütmüş; kendisi de Urbino Üniversitesi’nde bu konuda çalışmalar yapmıştır. Dante, Homeros, Cervantes, Shakespeare, Balzac, Cyrano de Bergerac, Giacomo Leopardi, Flaubert, Tolstoy, Dickens gibi yazarlar üzerine yaptığı çalışmalarının bir bölümü “Klasikleri Niçin Okumalı?” adlı kitabında derlenmiştir.

    1981’de Fransa hükümeti tarafından kendisine Légion d’honneur nişanı verilmiştir. Calvino 29. Venedik Film Festivali’nde de jüri üyeliği yapmıştır. 1985 yazında Calvino Harvard Üniversitesi’nde sonbahar döneminde vereceği dersler için notlar hazırlar. Ancak 6 Eylül günü akşamüzeri, Roccamare’deki evinde inme geçirir. Buradaki hastane yetersiz kalınca Siena’daki bir hastaneye götürülür ve burada ameliyat edilir. Ameliyatından kısa bir süre sonra geçirdiği beyin kanaması sonucunda 19 Eylül 1985’te hayata gözlerini yummuştur.

    1985 yazında hazırladığı ve son bölümünü tamamlayamadığı ders notları “Amerika Dersleri-Gelecek Bin Yıl İçin Altı Öneri” adıyla 1993 yılında yayımlanmıştır.

    Calvino, bu yazıda incelenen derlemeye adını veren “Paris’te Münzevi” başlıklı denemesinde “düş gücünün bir yeri benimsemesi, orayı kendi tiyatrosu yapması için o yerin bir içsel manzaraya dönüşmesi gerekir.”(28) demiştir. Düş gücünün ürünü olan her şey Calvino’nun önünde sonsuz olanaklar yaratır. Calvino bu olanakları elinden geldiğince zenginleştirerek okurun dünyasına düşsel evrenler ve manzaralar armağan etmiştir. Son yapıtını tamamlayamamış olsa da yazının belirsizliği göze alan dünyasında büyük bir açıklıkla yazmıştır.

    Son Yıllar
    1978 yılında annesinin ölümünden sonra Villa Meridiana satılır. Calvino anne ve babasının bilimsel koleksiyonunu San Remo Kütüphanesi’ne bağışlamıştır. 1979 yılı aralık ayında “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu” yayımlanır. Bu yıllarda Calvino Repubblica gazetesinde de yazmaya başlar.
    Calvino edebiyatla akademik açıdan da ilgilenmiştir. Göstergebilime ilgi duymuş, Sorbonne’da Roland Barthes ile çalışmalar yürütmüş; kendisi de Urbino Üniversitesi’nde bu konuda çalışmalar yapmıştır. Dante, Homeros, Cervantes, Shakespeare, Balzac, Cyrano de Bergerac, Giacomo Leopardi, Flaubert, Tolstoy, Dickens gibi yazarlar üzerine yaptığı çalışmalarının bir bölümü “Klasikleri Niçin Okumalı?” adlı kitabında derlenmiştir. 1981’de Fransa hükümeti tarafından kendisine Légion d’honneur nişanı verilmiştir. Calvino 29. Venedik Film Festivali’nde de jüri üyeliği yapmıştır. 1985 yazında Calvino Harvard Üniversitesi’nde sonbahar döneminde vereceği dersler için notlar hazırlar. Ancak 6 Eylül günü akşamüzeri, Roccamare’deki evinde inme geçirir. Buradaki hastane yetersiz kalınca Siena’daki bir hastaneye götürülür ve burada ameliyat edilir. Ameliyatından kısa bir süre sonra geçirdiği beyin kanaması sonucunda 19 Eylül 1985’te hayata gözlerini yummuştur. 1985 yazında hazırladığı ve son bölümünü tamamlayamadığı ders notları “Amerika Dersleri-Gelecek Bin Yıl İçin Altı Öneri” adıyla 1993 yılında yayımlanmıştır. Calvino, bu yazıda incelenen derlemeye adını veren “Paris’te Münzevi” başlıklı denemesinde “düş gücünün bir yeri benimsemesi, orayı kendi tiyatrosu yapması için o yerin bir içsel manzaraya dönüşmesi gerekir.”28 demiştir. Düş gücünün ürünü olan her şey Calvino’nun önünde sonsuz olanaklar yaratır. Calvino bu olanakları elinden geldiğince zenginleştirerek okurun dünyasına düşsel evrenler ve manzaralar armağan etmiştir. Son yapıtını tamamlayamamış olsa da yazının belirsizliği göze alan dünyasında büyük bir açıklıkla yazmıştır.

    Dipnotlar:
    1. Calvino, Italo, Paris’te Münzevi, Çev: Neyyire Gül Işık, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2005, s. 256.
    2. a.g.y., s. 8.
    3. Baravelli, Luca/ Ferrero, Ernesto, Kalem Sincabı (Italo Calvino Albümü), Dünya Kitapları, İstanbul, 2005, s. 15.
    4. Kalem Sincabı, s. 13
    5. Kalem Sincabı, s. 23.
    6. a.g.y. s. 23.
    7. Orazio Raimondo (1875-1920), İtalyan avukat ve politikacı.
    8. Giovanni Battista Canepa (1896-1994), İtalyan gazeteci ve yazar.
    9. a.g.y. s. 15.
    10. a.g.y. s. 16.
    11. Paris’te Münzevi, s. 167.
    12. Scalfari, Eugenio (d.1924), L’espresso haber dergisinin editörü, La Repubblica gazetesinin kurucusu, gazeteci, eski milletvekili
    13. Paris’te Münzevi, s. 177.
    14. Paris’te Münzevi, s.48.
    15. İtalyancada Hamlet
    16. Paris’te Münzevi, s. 18.
    17. Kalem Sincabı, s. 42.
    18. a.g.y. s. 42.
    19. a.g.y. s.14.
    20. Kerstin Pilz, “Literature as Natural Philosophy: Italo Calvino’s (Post) modern Re-evaluation of Cosmogony”, Annali d’Italianistica, Vol. 23, Literature & Science (2005), s. 194.
    21. Kalem Sincabı, s. 65.
    22. a.g.y. s. 73
    23. Paris’te Münzevi, s.243.
    24. Kalem Sincabı, s. 104.
    25. Motte, Warren, “Italo Calvino and the Oulipo”, Romance Notes, Vol.39, No:2, Winter 1999, s. 185
    26. a.g.y. s.187.
    27. a.g.y. s.188.
    28. Paris’te Münzevi, s. 193.

    İncelenen Kitaplar:
    Baravelli, Luca / Ferrero, Ernesto, Kalem Sincabı (Italo Calvino Albümü), Dünya Kitapları, İstanbul, 2005.
    Italo Calvino, Paris’te Münzevi (Özyaşamöyküsel Notlar), Çev: Neyyire Gül Işık, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2005.

    Kaynaklar:
    Calvino, Italo, Paris’te Münzevi, Çev: Neyyire Gül Işık, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2005.

    Baravelli, Luca / Ferrero, Ernesto, Kalem Sincabı (ItaloCalvino Albümü), Dünya Kitapları, İstanbul, 2005.

    Pilz, Kerstin, “Literature as Natural Philosopy: Italo Calvino’s (Post)modern Re-evaluation of Cosmogony”, Annalid’Italianistica, Vol. 23, Literature & Science (2005)

    Motte, Warren, “Italo Calvino and the Oulipo”, Romance Notes, Vol.39, No:2, Winter 1999

    #biyografi #aile

     

     

    romankahramanlari

    admin replied 1 year, 11 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: admin
Kesişen Olanaklar Atölyesi Calvino Biyografisi* M…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now