Kendini Arayanların Yol Hikayesi: Lupita Ütü Yapmayı Seviyordu
-
Kendini Arayanların Yol Hikayesi: Lupita Ütü Yapmayı Seviyordu
Kendini Arayanların Yol Hikayesi: Lupita Ütü Yapmayı Seviyordu*
Makale Yazarı: Burcu Tekin
*Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Ekim/Aralık 2017, 32. sayıda yayımlanmıştır.
İnsanoğlunun kendini arayıp bulması, yalnızlığının bilincine varması; kendisiyle dünya arasındaki o algılanamayacak kadar saydam bilinç perdesini çekip kaldırmasıyla gerçekleşir.(1)
Lupita ütü yapmayı severdi. Geçmişin travmalarından kurtulmanın en etkili yoluydu ütü yapmak. Ütü yaptıkça huzura kavuşuyor, ütüden yükselen buharla birlikte içinde biriken kir ve pasın yok olduğunu hissediyordu. Yalnızlığa ve anılar içinde kaybolmaya alışmıştı, fakat o gün belki de hayatının kırılma noktalarından birini yaşadı kadın #polis #Lupita. Bulunduğu ilçenin Belediye Başkanı Arturo Larreaga’nın öldürülmesine istemeden tanık oldu. Yaşadığı sarsıcı deneyimden kurtulmak için bildiği tek yolu denedi, ütü yapmaya başladı. Fakat saatler önce işlenen cinayeti bir türlü aklından çıkaramıyordu.
Lupita, kendini Cuihtláhuac Parkı’nın karşısındaki sokakta yolun diğer tarafına geçerken gördü, belediye başkanının makam arabasına doğru ilerliyordu. Şoförü Başkan Larreaga’ya arabasının kapısını açmaktaydı. Başkan telefonda konuşuyordu, Lupita yürürken başkanı selamlamak üzere elini kaldıran bir adamın yanından geçmişti. Başkan, elini şakır şakır kanlar akmaya başlayan boynuna götürmüştü. Lupita silah sesi duyduğunu hatırlamıyordu.(2) Kimse ateş etmemişti, peki o zaman belediye başkanı nasıl ölmüştü? İfade verirken huzursuzdu, Larreaga’nın ölümünü aklında konumlandıramıyordu. Artık her şey Lupita’ya ağır geliyordu. Geçmişini düşündü. Üvey babasının tecavüzü, kocasından gördüğü şiddet, çocuğunun ölümü ve daha nice yıkıcı olayla geçmiş ömrü onu yeniden içten içe kemirmeye başlamıştı. Lupita’ya göre bu durumla başa çıkmanın en kestirme yollarından biri de içki içmekti. Gerçeklerden kaçmayı, her şeyle bağlarını koparmayı, çekip gitmeyi, kendini özgür kılmayı seviyordu.
Alkol, ölmesine gerek kalmadan kendisi olmaktan çıkmanın en güzel yolunu sunuyordu ona, içki içtiğinde yalnızca kendisine acı veren o “ben” silinip gitmekle kalmıyor, aynı zamanda tüm âlem gözlerinin önünden yok olup gidiyor, artık kendisine acı vermez oluyordu, başka bir deyişle alkol onu tümden uyuşturuyordu.(3) Ayık olduğunda gerçeklerle yüzleşemiyor, sarhoşluğunda ise tümden kayboluyordu. Araf’ta hissettiği bu anlarda boşluktaydı Lupita. Ne geçmiş vardı ne gelecek ne de şu an. Sadece boşluk vardı. Adsız Alkolikler’e katılarak içkiden kurtulmanın yollarını arıyordu, ama ne zaman başı sıkışsa en yakın arkadaşları içki kadehlerine doğru ilerliyordu. Ruhsal arbede içinde sıkışıp kalmıştı. İstediği tek şey kurtuluştu. Anılardan, geçmişten ve hayatındaki boşluklardan kurtulmak.
Lupita, içinden yükselen kurtuluş isteğini çamaşır yıkayarak bastırıyordu. Çamaşır yıkarken ellerini suya sokup en sevdiği duasını etmeye bayılırdı: “Yalnızca bugün. Yalnızca bugün suyu alkole yeğleyeceğim. Yalnızca bugün göz yumacağım suyun beni temizlemesine, beni arındırmasına”.(4) Çamaşırlarla uğraşırken kendini güvende hissediyordu. Tüm günahlarından arınıyordu. Lupita suyun iyileştirici gücü olduğunu düşünüyordu. Aztek tanrıçası Tlazoltéotl gibi su kutsaldı Lupita için. Her türlü kötülük suyla temizlenebilirdi ama Belediye Başkanı Larreaga’nın boynundan akan kanı düşündükçe ürperiyordu. Başkan nasıl ölmüştü? Lupita’nın gözü önünde Belediye Başkanı Larreaga yere yıkılmıştı. Bütün bunlara bir anlam veremiyordu Lupita, silah sesi bile duymamıştı. Şu an en nefret ettiği şey meraklı komşuların bakışlarıydı. Hiçbiriyle konuşmak, hiçbirine derdini anlatmak istemiyordu. Herkesin onu televizyonda gördüğüne emindi. Bu düşünceler arasında gidip gelirken en yakın arkadaşı Celia, Lupita’nın eline batan cam parçasını temizlemekle uğraşıyordu. Larreaga’nın ölümü sırasında yere düşen telefonundan düşen cam parçalarıydı bunlar muhtemelen. Celia bir yandan Lupita’nın eliyle ilgileniyor, bir yandan da bitmek bilmeyen sorular soruyordu. Lupita Belediye Başkanı Larreaga’nın birkaç metre ötesindeydi ve olayı nasıl görememişti? Larreaga’nın gırtlağını kim kesmişti? Yoksa biri mi ateş etmişti? Lupita bunu nasıl fark edememişti? Herkes bu cinayeti konuşuyordu. Peki, bu cinayetin şüphelileri kimler olabilirdi? Lupita bu olayı çözebilecek miydi? Tam da kendine acımayı alışkanlık haline getirmişken bir de bu olayın kurbanıyla mı uğraşmak zorunda kalacaktı? Nereden çıkmıştı bu cinayet?
Çağdaş Meksika edebiyatının önemli yazarlarından biri olan #LauraEsquivel 2014 yılında okuyucuyla buluşan #LupitaÜtüYapmayıSeviyordu adlı romanında kadın polis Lupita’nın Belediye Başkanı Arturo Larreaga’nın öldürülmesine tanık olmasıyla başlayan hikayesini anlatır. Küçük yaşlarında üvey babasının tecavüzüne uğrayan, alkol ve uyuşturucu batağına saplanıp kalan, kötü bir evlilik geçiren ve çocuğunun ölümüne istemeden sebep olan Lupita’nın mücadelesidir. Lupita, tüm kurgunun anti kahramanıdır. İlk bakışta romanda olay örgüsü cinayet gibi algılansa da ilerleyen sayfalarda Lupita’nın alışmış olduğu mutsuz düzenden ve bağımlılıklarından tanık olduğu bu cinayet sayesinde özgürleşebileceği farklı bir bakış açısıyla değerlendirilir.
Kendi merkezini kaybeden ve maddi dünya içinde kaybolan Lupita, cinayeti çözmeye çalışırken ataları ve kökleriyle de tanışır. İçindeki gücü keşfeder. Esquivel romanda Meksikalıların atası sayılan Azteklerden, mitolojilerinden, döneme ait çeşitli inanış ve ritüellerden bahseder. Azteklere ait pratikler hem Lupita karakterinin gelişim aşamalarıyla harmanlanarak okuyucuya sunulur hem de Lupita’nın kendi özüyle iletişime geçmesinde önemli bir motivasyon kaynağı olarak olay örgüsü içinde aktarılır.
Lupita roman boyunca tanık olduğu cinayet sayesinde kendi yol haritasının muhakemesini yapar. Bu muhakeme, Lupita’nın kendisiyle yüzleşmesi elbette kolay olmayacaktır. Şimdi yeniden zamana ihtiyacı vardı. Huzura. Sessizliğe. Bir zamanlar var olan Lupita’yı geri kazanabilmek için. Kendisinin bile artık hatırlamadığı Lupita’yı. Bazen kendini havaalanında unutulmuş bir valiz gibi hissediyordu. İçi, hiç kimsenin dışından baktığında göremediği süprizlerle dolu bir valiz gibiydi. İçinde hayatın tüm öyküsünü saklayan ama onu kapalı tutan kilidi açması için sahibi bulunamazsa, kimsenin dikkatini çekmeyecek olan bir valiz. O kendisi hem valizdi hem de valizin sahibi.(5) İçinde sıkışıp kalan kilidi kırmanın, zincirlerden kurtulmanın ve kendini bulmanın da bedeli vardı. Larreaga cinayetini araştıran Lupita kafasını dağıtmak amacıyla gittiği barın ve içki sefasının ardından sabahın erken saatlerinde boş bir arazide gözlerini açmış ve geceye dair yaşanılanları hatırlayamamıştı. Hareket edemiyordu, her yanı ağrıyordu. Ne olduğunu, başına ne geldiğini bir türlü hatırlayamıyordu. En son hatırladığı sahne içki kadehleriydi. Birisi veya birileri onu ölüme terk etmişti. Yine yeniden yalnızlığıyla baş başa kalmıştı. Şans eseri yanında telefonu vardı. En yakın dostu Celia’nın onu almaya gelmesini beklerken susmak bilmeyen iç sesi Lupita’yı suçladıkça suçluyordu. Neden bu olaylar hep Lupita’nın başına geliyordu? Lupita neden içindeki karanlığı yenemiyordu? En sevdiği rolü çaresizliğe yeniden bürünmüştü.
Celia Lupita’yı iyileşmesi için rehabilitasyon merkezine yatırmıştı. Lupita sessizliğin içindeyken hayatındaki en önemli kişilerle yeniden buluşuyordu. Ruhunun çözülmüş olan ipliklerini dikkatle eline alarak, sevdiklerinin iplikleriyle bir araya getirip bir daha çözülmeyecek biçimde örüyordu.(6)
Rehabilitasyon merkezi tarumar edilmiş, Lupita apar topar tanımadığı birinin yardımıyla oradan kaçmayı başarabilmişti. Adının Tenoch olduğunu açıklayan bu kişi kendisi hakkında daha fazla bilgi vermemişti. Tenoch, Lupita’yı ormanın ortasında sadece kadınlar ve çocuklardan oluşan bir topluluğun yanına bırakıp gitmişti. İşte Lupita’nın manevi yolculuğunun başladığı yer tam da burasıydı. Esquivel romanda doğanın iyileştirici gücünü Lupita’yı iyileştiren ve kendine getiren bir kaynak olarak yorumlar. Lupita’nın toprakla haşır neşir olması doğanın içinde teknolojiden ve dijital yaşamdan uzak bir zaman diliminde bir süre yaşaması kendisiyle yüzleşmesini sağlar. Yalnızlık ve tek başınalık artık korkutucu gelmemektedir. Topluluktaki kadınlar Lupita’ya şifalı bitkilerin kullanımını göstermişler ve nesilden nesile aktarılan bilgiye Lupita’yı da dahil etmişlerdi. Lupita gitgide rahatlıyor, aklında cinayetle ilgili bir türlü oturtamadığı parçaları yavaş yavaş hatırlamaya başlıyordu. Belediye başkanını kim öldürmüştü? Neden insanlar Lupita’nın peşindeydi? Lupita’nın bu durumdan çıkarması geren ilahi ders ne olabilirdi? Hepsi yavaş yavaş çözülmeye başlıyordu…
Lupita ütü yapmayı, kafayı çekmeyi, örgü örmeyi, dans etmeyi, gökyüzünü gözlemlemeyi, koşmayı, soru sormayı ve olaylardan ders çıkarmayı seviyordu, fakat en sonunda kendini de sevebilmeyi öğrenmişti. Kendini olduğu gibi kabul edebilmeyi, içine dönmeyi ve geçmişi ardında bırakmayı… Laura Esquivel’in kaleminden Lupita’nın evrensel değerler barındıran hikayesini okumak ve bu güzel bir o kadar da çarpıcı dönüşüm serüveninin bir parçası olmayı kim istemez ki?
Dipnotlar:
1- Paz, Octavio, Yalnızlık Dolambacı, Çev. Bozkurt Güvenç, Cem Yayınevi, İstanbul, 1978, s. 19.
2- Esquivel, Laura, Lupita Ütü Yapmayı Seviyordu, Çev. İnci Kut, Can Yayınları, İstanbul, 2016, s. 15
3- A. g. e., s. 23.
4- A. g. e., s. 29.
5- A. g. e., s. 112.
6 A. g. e., s. 112.Kaynakça:
Esquivel, Laura, Lupita Ütü Yapmayı Seviyordu, Çev. İnci Kut, Can Yayınları, 2016,
İstanbul. Paz, Octavio, Yalnızlık Dolambacı, Çev. Bozkurt Güvenç, Cem Yayınevi, 1978, İstanbul.#Meksikaedebiyatı #roman #polisromankahramanları #cinayet #LatinAmerika #LatinAmerikaEdebiyatı

Sorry, there were no replies found.