İKI OZAN, BİR SES, BİR ANADOLU HOMEROS VE EVDALE ZEYNIKE

  • İKI OZAN, BİR SES, BİR ANADOLU HOMEROS VE EVDALE ZEYNIKE

    Posted by romankahramanlari on 12 Temmuz 2024 at 08:59

    İKI OZAN, BİR SES, BİR ANADOLU
    HOMEROS VE EVDALÊ ZEYNIKÊ*

    Makale Yazarı: Fecri Polat

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Nisan/ Haziran 2018, 34. sayıda yayımlanmıştır. 

    Her topluluk, birçok farklı unsurdan meydana geldiği için, maddî, manevî bütün kültür ürünleri, ait olduğu topluluğun kimliğini temsil eder. Kültürel anlamda karşımıza çıkan bütün bu maddi ve manevi ürünlerin de sözlü kültür ortamında bir karşılığı vardır. #Sözlükültür, her toplumun sözlü ve yazılı geleneklerinde ve bireylerin hayatında müşterekleri bir araya getiren ve harmanlayarak yeniden topluma sunan ve bu sayede #ortakbirkimlikoluşturma gücü olan faaliyetlerin bütünüdür.

    Sözlü kültür, yazıdan yoksun olan toplumların, kendi dünyalarında oluşturdukları hazır kalıpları kullanarak deneyimlerini ve yaşanmışlıklarını pekiştirecek şekilde bir biçime kavuşturmasıdır. Bu şekilde halkın bilincine yerleşen #kalıplar, varlıklarını yüzyıllarca sürdürebilmektedir. Düşüncenin söze yansıyan bu hali, zamanla gelişir ve hazır deyişler ustalıkla kullanılmaya başlanır. #Toplumhafızasında oluşan bu #birikim, zamanla gelişen bu usta anlatımlarla yeni kuşaklara aktarılır.

    Anadolu’da sözlü kültürün iki büyük ismi vardır. Bir tanesi #Anadolu’nun en batısında Antik adı #Smyrna olan #İzmir’de doğan Homeros, diğeri ise Anadolu’nun en doğusunda Antik adı #Ararat olan #Ağrı’da doğmuş olan Evdalê Zeynikê.

    Yakın zamanda yaşamış olan ve Büyük Ozan #YaşarKemal tarafından “Kürtlerin Homeros’u” olarak adlandırılan Evdalê Zeynikê’nın hayatıyla başlamak, Homeros’u daha iyi anlamamıza ve yorumlamamıza yardımcı olacaktır.

    #Evdal, 1800’lü yılların başında, Mustafa ve Zeynê çiftinin oğlu olarak dünyaya gelir. Ağrı’nın #Tutak ilçesine bağlı #Cemalwêrdi Köyü’nde doğan Evdal, bölgenin önemli aşiretlerinden biri olan göçebe #MemanAşireti’nin #Pazukî kolundandır. Evdal daha iki yaşındayken babası ölür. Eşinin ölümünden sonra annesi Zeynê evlenmez ve kendini oğluna adar. Bu nedenle annesinin adıyla, Evdalê Zeynikê olarak çağrılmaya başlanır. Tıpkı Homeros’un, annesi #Kritheis tarafından yalnız başına yetiştirilmesi gibi. #Babasız olarak Meles ırmağının kıyısında dünyaya gelen ve #Melesigines ismini alan ozan, bir annenin ilkeleri ile büyüdüğü için olmalı ki daha sonra “#kefil” anlamına gelen Homaros/ Homeros ismini alır. Belki de Evdal’ı ve Homerus’u bir duygu deryasının içine iten ve eşsiz eserler yaratmalarına neden olan şey bir #anneninverdiğisevgi ve ilkeli bir yaşamın eseridir.

    Evdal, çocukluk ve gençlik yıllarını #denbêjlerin/ ozanların divanlarında #destan/ #masal dinleyerek geçirmiştir. 30 yaşına kadar destan seslendirmemiştir. Sanırım bu bir hazırlık aşamasıdır. Büyük Ozan Homeros’un da yaşlılık yıllarında ortaya çıkmasının temel sebebi bu olabilir. Yeterli birikime sahip olmasının bir sonucu olmalı ki; bir gece bir #rüya görmüştür. Kendisini bir karmaşanın içinde bulmuştur. Sanki dünya ters düz olmaktadır. Sonrasında kusar ve ağzından darı taneleri dökülür. Sabah kalktığında #köyünenbilgekişisine gider ve rüyasını anlatır. Yaşlı adam, “Allah’ın izniyle rüyan hayırlara vesiledir. Eğer bu rüyanı 15 yaşındayken görseydin, büyük bir #âlim olacaktın. Herkes senin keramet ve yeteneklerinden istifade edecekti. Eğer 20’sinde görseydin çok zengin olacaktın. Ancak bu rüyayı 15 ‘inde değil de şimdi gördün, inancım odur ki, sen büyük bir dengbêj/ ozan, #ünlübirşair olacaksın. Adın tüm dünyaya yayılacak. Dünya var oldukça, senin adın da var olacak; adını tüm insanlık duyacak” der.

    Bu rüyadan sonra dünyası değişir (1) ve içinde artık büyük bir #doğasevgisi vardır. Bu nedenle zamanının büyük bir kısmını dağlarda doğa ile iç içe geçirir ve her seferinde yeni bir eser ortaya koyar. Tıpkı Homeros’un destanlarında doğayı anlatması ve doğa sevgisi gibi. Homeros da öyle bir doğa aşığıdır ki anlatımları onun #ilkcoğrafyacı olarak anılmasına neden olmuştur. Homeros’u da doğaya iten şey Evdal’ın yaşadıklarıyla neden benzer olmasın ki?

    Evdal, o dönem #Eleşkirt bölgesinin hâkimi olan #SürmeliMehmetPaşa’nın daveti üzerine paşanın divanına katılır ve Paşa, hiçbir dengbejin/ ozanın yenemediği #Ermeni bir #papazınkızı olan #Gûlo ile atışmasını ister. #Kürtçe ve #Ermenice olarak yapılan atışmaların sonunda Gûlo pes eder.

    O dönemde her Bey’in veya Paşa’nın bir dengbêji/ ozanı vardır. Paşa, Evdal’a büyük hürmet gösterir ve ona kendi dengbêji olmasını ister. Onun bilgeliğinden faydalanır ve ona büyük bir önem verir. Evdal ise bunun karşılığında Paşa için “#EyMir” isimli besteyi yapar. Paşa ile birlikte her yere gider. #Nahçivan’a kadar uzanan yolculuklar yaparlar. Osmanlı, Paşa’ya, #Kozanoğulları’nı yerinden sürme görevi verir. 400 kişi ile #Kozan üzerine sefere giden Paşa, Evdal’ı da yanında götürür. “Xozan” (Kozan) ve “#Dersim” isimli besteleri burada bestelemiştir. Kendi çağdaşı olan ve karşı tarafta yer alan ünlü Türk ozanı #Dadaloğlu’da aynı dönemde Kozanoğulları ve #Avşar elleriyle ilgili türküler söyler.

    Dadaloğlu’nun meşhur “Ferman padişahın, dağlar bizimdir” sözü bu dönemin bir ürünüdür. Yaşar Kemal de eserlerinde her iki ozana da yer vermektedir.

    Kozan dönüşü #TarxanêQelenyê isimli bir İran Kürt aşiret reisinin dengbêji olan #ŞêxSılê ile yedi gün süren bir atışma yapar ve bundan da galip gelir. Öyle ki bu mücadeleden oluşan etki ile ikisinin isminden oluşan (Şêx Silê û Evdalê Zeynikê) bir beste dahi ortaya çıkmıştır. Yaşar Kemal de bu tür uzun süren atışmalardan sık sık söz eder.

    Çok sevdiği Sürmeli Mehmet Paşa’nın ölümü üzerine “#Paşao” isimli besteyi yapar ve ondan sonra hayata küser. Birçok beyin kendi ozanı olma isteğini geri çevirir.

    O dönem Ermeni bir doktor ile bir Kürt kızının umutsuz aşkını anlatan yaşanmış bir hikâyeyi de kayda geçirir. #Hekîmo isimli bu beste en ünlü eserlerindendir.

    Evdal yaşlanmaya başlar, eşi #Eyşo ve çocuklarıyla fakir bir yaşam sürer. Bu sırada bir de Temo isminde bir de evlatlık alır. #Temo aslında kendi yetimliğinin acısını dindiren bir yoldaştır. Temo sekiz yaşına geldiğinde Evdal kör olmuştur (Homeros’un doğaya, renklere ve şekillere olan hâkimiyeti, bize onun da belli bir yaşanmışlıktan sonra Evdal gibi son dönemlerinde kör olduğu fikrini vermektedir). Artık kimse sormaz olmuştur Evdal’ı ve o dönemde Temo onun eli, ayağı ve gözü olmuştur bir anlamda. Artık eski dostları, etrafında fır dönen ağalar, beyler sormaz olmuşlardır Evdal’ı.

    Evdal’ın bir de “#qulingamin (#turnam)” dediği ve üzerine besteler yaptığı meşhur bir turnası vardır. Kör olduğu için ona yoldaşlık edecek en iyi hayvan motifi turnadır burada. #Turna aynı zamanda Homeros’un da kuşudur ve Anadolulu bütün ozanlar için bir #yolgöstericidir. Ömrünün son yıllarında İranlı bir hekim sayesinde gözleri tekrar açılır ve o dönemde #KürtMirleri ile #Osmanlı arasındaki çekişmeler üzerine birçok destan yazar. Bu dönemde Tarxanê Qelenyê gibi Kürt Beyleri için yazdığı destanlar yakın dönem tarihini ışık tutması açısından da önemlidir.

    İşte tam da bu nedenle yakın dönemde yaşamış olan ve hakkında daha çok şey bildiğimiz Evdal’ın hayatına bakarak ünlü ozan Homeros’un hayatı ve #Anadoludestangeleneği hakkında da daha açıklayıcı yorumlar yapabiliriz.

    Homeros ile ilgili yaşadığı dönemden kalma hiçbir yazılı belge bulunmamaktadır. Ozanla ilgili bütün yazılı kaynaklar kendisinden sonra yazılmışlardır. Bu belgelerin birçoğu M.Ö. 7. ve 6. yüzyıllardan kalmıştır

    Homeros araştırmacılarına göre, ozanın doğum yeri, Batı Anadolu’daki #AntikFoça (#Phokaia), İzmir’in 8 km kuzeyinde yer alan Smyrna ve #Değirmendere (#Kolophon) arasındaki bölgedir. Ünlü ozan, M.Ö. 8. yüzyılda bu bölgede dünyaya gelmiştir.

    Ozan, #Troialılar ile #Akhalar arasında M.Ö. 1200’lerde yaşanan Troia Savaşını anlattığı ölümsüz eseri olan İlyada’yı yaklaşık olarak M.Ö. 700’lerde yazmıştır. Bu tarihten itibaren dünya edebiyatının önemli eserleri arasında yerini almıştır. Fakat bilinen tek gerçek şu ki bu eserlerde yer alan destanlar, bir sözlü gelenek ürünüdür ve Homeros’a kadar anlatılagelen bu destanlar Büyük Ozan Homeros tarafından yazıya geçirilmiştir.

    #MilmanParry Homeros şiirlerini konu edindiği doktora çalışmasını 1928 yılında tamamladığında, sözlü kültürün anlaşılması açısından önemli bir eser ortaya çıkmıştır. Parry bu çalışmada #İlyada ve #Odysseia destanlarındaki şiirlerin bir uzun iki kısa heceden oluşan altı vuruşluk dizelerle (#Heksametrik dize ölçüsü), bu dize ölçüsünü tutturmak için uydurulmuş sıfat ve kalıplaşmış söz yapılarından meydana geldiğini söyler. Bu yazı biçimi Homeros’un sözlü geleneklerde sıkça görülen #sıfatuydurma yeteneği ile birleştiğinde ortaya bol tekrarlı bir şiir biçimi ortaya çıkmıştır. İşte bir Anadolu kültürü olan bu geleneğin bir diğer adı Dengbej’liktir. Günümüzden 2700 yıl önce Anadolu topraklarında yaşayan Ozan/ #DengbejHomeros’un sesi, 2500 yıl sonra Kürtler’in Homeros’u olarak zikredilen Evdalê Zeynikê’nin nefesinde yeniden hayat bulmuştur.

    Anadolu’nun her köşesinde sözün hâkim olduğu yıllar boyunca söz, kişiden, ağızdan, anlatandan ve dinleyenden güçlüdür. Odur insana egemen olan. Ancak sözünüzü hangi araçlarla ve nasıl söylediğiniz önemlidir ve bu bir anlatı formu oluşturmanızı gerekli kılar. Anlatıyı güçlü kılan siyasal veya kültürel duruşunu, hatta kalıcılığını belirleyen, figürlerin ve anlatının kutsal olandan değil, #insandanyana olmasıdır. Bu duruş bir bakıma dünyasallığın, bugünkü deyimle, laikliğin insanlar arasındaki serüvenine başlamasıdır. Çünkü insanın kaderi, kutsal olan tanrının elinden alınmak istenir. İnsanın yazgısı yine insanın eline verilir. Asıl olan insandır. İnsanın zaaflarıdır ya da güçleridir. Aldatma, hırsızlık, sahtekârlık gibi dünyayla ilgili kötülükler tanrılara da yakıştırılır. Çünkü Homeros için de Evdal için de tek belirleyici artık #yeryüzününtanrısı olan insandır. Her iki ozan da destan anlatısında insanı öne çıkarır.

    Bu insan “#etik” insandır ve “#akıl” ile donatılmıştır. Bu donanımlardan uzaklaşıldığında sorunlar ve çözümsüzlükler başlar. Burada bir etik çaba söz konusudur. Çünkü olmuş olandan hareket ederek olanı, daha doğrusu insanı eksiklikleriyle ve yetkinlikleriyle betimlerler. Akılcıdırlar, çünkü dünyasal düzende insanın kaderi yine insanın kendisindedir.

    Homeros ile debgbêjler ve Evdal konusundaki önemli tespitleri ise Yaşar Kemal, #MehmetUzun gibi son büyük dengbêjler yapmıştır. Yaşar Kemal, #YerDemirGökBakır adlı romanında Kürtlerin Homeros’u için bakın neler yazmış: “#AbdaleZeyniki derler bir er kişi. İki gözden de yoksun büyük bir âşık kişi. Dağa taşa, kurda kuşa türkü söyler. O, başka âşıklara benzemez. Sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar durmadan türkü söyler. Uzun söyler. Bir türkü söyler ki, kırk gün kırk gece söyler de gene bitmez. Türkülerini Kürtçe söyler. Kürtçe söyler ama Türkü de, Acemi de Rus’u, İngilizi de ne dediğini anlar. Bu bir sırrı hikmettir kimse bilemez.” Mehmed Uzun 1998 tarihli “Dengbêjlerim” isimli eserinde Yaşar Kemal’in dost sohbetlerinde Evdalê Zeynikê’nin Kürtlerin Homeros’u olduğunu defalarca söylediğini belirtmiştir. “Yaşar Kemal böylelikle çok kapalı yaşayan Kürtlerin arasında bile oldukça yerel olan Evdal’e #evrensel bir kimlik veriyor, Evdal’ı evrensel bir geleneğin Homeros’la kıyaslanabilecek bir ustası haline getiriyordu. Yaşar Kemal haklıydı, Evdalê Zeynikê bu evrensel geleneğe de aitti. O da Gılgamış’ın, Homeros’un soyundandı.” diye de eklemiştir.

    Kürtler’in Homeros’u ve Batı’nın Evdalê Zeynikê’si arasındaki bu denli benzerlik şüphesiz ki bu iki gelenek için de dikkat çekicidir. Burada iki büyük anlatıcı-aktarıcı, iki #kör (Homeros’un da Evdal gibi sonradan kör olduğu tahmin edilir), iki #Anadolulu, ozan atışmalarına katılmış iki tarihi şahsiyet, geleneklerinin en büyük temsilcisi iki canlı toplum belleği söz konusu olan. Homeros’un;

    “…
    Çağır #Makhaon’u buraya, #Talthybios, haydi çabuk,
    Çağır #Asklepiosoğlu’nu, kusursuz hekimi,
    #Atreus’un cenkçi oğlu #Menelaos’a gelsin baksın.”
    (İlyada, 4. Bölüm 193-195 Türkçe çev: Azra Erhat, A. Kadir)

    “… Makhaon gazî li vir bike, Talthybîos, haydê zû,
    gazî kurê Asklepîos, dojdarê bêqisûr bike,
    bila were li Menelaosê kurê Atreûs ê cengawer binihêre.”
    (İlyada, 4. Bölüm 193-195 Kürtçe çev: Kamuran Demir, Fecri Polat) söyleyişi ile

    Evdal’ın;
    “Gel söyle ey hekim, oy, #hekim kurban
    Allah aşkına naz eyleme bize
    Sen bir merhem yapasın baba evimin yaralısının yarasına…”

    “Were bêje Hekîmo Hekîm qûrban tuyê bi xwe kî
    Xwedê hebînî ser me da neke nazî, wey neke nazî
    Tuyê merhemekê ji birîna birîndarê mala bavê min re çêkî…”

    biçemi toplumu o kadar çok etkilemiştir ki yüzyıllar bunu eritmeye yetmemiştir. İşte dengbêjlik ile Homeros hikâyeciliğinin en çok hissedilen benzerliği budur. Tabii bir de sözlü geleneklerin devamlılığı da önemli bir husus. Mesela #Reso, Evdalê Zeynikê’nin öğrencisi, son büyük dengbêjlerden #Şakiro (#ŞakirDeniz) da Reso’nun öğrencisidir. Dengbêjlik böyle bir “usta-çırak ilişkisi”yle devam eder. İlyada, Homeros’a ulaşmadan önce aynen dengbêjlik gibi bir aktarım ile beş yüz yıl gibi önemli bir zaman dilimi kadar yaşayabilmiştir; yani onu Evdaller, Resolar, Şakirolar yaşatmıştır bu kadar zaman boyunca…

    “Evdal dibê bihar e qulingê ser me de neqîrîne
    Dibê per û baskên qulinga min şikestine
    Çavê Evdalê Zeynê kor e, rê nabîne
    Kesekî xwedan xêr tune bi destê Evdal bigire
    Biavêje ser ocaxa Şêx Badîn e
    Belkî diayekê bixwezî ji Xaliqê Alemê Rebê Jorîn
    Xwedê çavên Evdalê Zeynê sax bike
    Per û baskên qulingê bikewîne
    Li min way li min way…
    Li min way li min way…
    Temo lawo felek xayîn e
    Bi bavê te re çi bikim nayê rayê…”

    diyen Evdal en büyüğüdür, bütün dengbêjlerin toplandığı divanda gece gündüz yılmadan söyleyebilen odur çünkü. Bu nedenle onun bir diğer adı da “Homeros”tur bizce. Gördüğünü şiire çevirmiştir, tanık olduklarına, yaşadıklarına ve yaşamak istediklerine ahenk vermiştir Evdal. Bunu yaparken de sesini ait olduğu toplumun ve coğrafyanın gücüyle yoğurmuştur. Sonsuzluk peşinde değildir fakat yüz üç yıllık hayatı sonsuzluğa uzanan bir niteliktedir. O, bu nedenle “Abdal” gibi güzel bir isimle ödüllendirilmiştir. Biz Evdalê Zeynikê’yi ve Kritheis’in oğlu Homeros’u bütün dengbêjlerin/destancıların, dengbêjliğin/destan geleneğinin kadim yapısının birer sembolü diye algıladık. Nitekim bunu bizden evvel dillendirenler de çok olmuştur. Homeros geleneğinin detaylıca anlaşılması sonrasında, bu kültürün devam ettiğini özellikle vurgulamak için bizim olmazsa olmazımızdı Evdal. Homeros ve Evdal’ın iyice tanınması İlyada ve dengbêjliğin daha iyi anlaşılmasına yarayacaktır.

    Bir çığlıktır yüzyıllardan bu yana söylenegelen. Haksızlıkları, kahramanlıkları, yiğitlikleri, çatışmaları, sürgünleri, yıkılmış şehirleri, sönmüş ocakları, çaresiz sevdaları ve sevdalıları anlatır bizlere tarihin en bilinmeyen zamanlarından beri.

    * #FecriPolat, #TroiaKazıProjesi üyesi ve #TroiaVakfı mensubu

    NOT:
    (1) Günümüzde ve geçmişte yaşayan birçok dengbêj/ozan da benzer çerçevede rüyalar gördüklerini ve kalktıklarında farklı bir ruh hali içine girdiklerini farklı ortamlarda belirtmişlerdir. Aslında bu durum, duygu doygunluğunun eriştiği son noktadır.

    #EvdalêZeynikê #Homeros #anadolu #ozan #KürtlerinHomerosu #Melesırmağınınkıyısında #Fermanpadişahın #dağlarbizimdir

    romankahramanlari replied 1 year, 9 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
İKI OZAN, BİR SES, BİR ANADOLU HOMEROS VE EVDALÊ …
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now