Genç Kadın: Füruzan’ın Gecenin Öteki Yüzü
-
Genç Kadın: Füruzan’ın Gecenin Öteki Yüzü
Füruzan’ın “Gecenin Öteki Yüzü” adlı uzun öyküsünün kahramanıdır “Genç Kadın”.
Yazar’ın, ilk baskısı 1982 yılında yapılan “Gecenin Öteki Yüzü” adlı öykü kitabında yer alan ve kitapla aynı adı taşıyan öyküsünün dört ana karakteri vardır. Öyküde hiçbirinin adını belirtmemiştir yazar ve onları genç kadın, küçük kız, genç adam ve genç kız olarak anar. Bu öykü, 80’li yılların sonlarında, TRT tarafından aynı adla dizi olarak uyarlanıp yayımlanmıştı. Zuhal Olcay’ın muhteşem oyunculuğuyla hayat bulmuştu “Genç Kadın”.
Öykü, açıkça ismi zikredilmese de İstanbul’da, muhtemelen 1940’lı-50’li yıllarda geçiyor. “Genç Kadın”, okula gitmiyor oluşundan, 5-6 yaşlarında olduğunu anladığımız kızıyla birlikte yaşıyor. Yaşadıkları yer, her bir odasında ayrı kişilerin kiracı olarak yaşadığı, o eski apartmanlardan biri. Kimsenin kimseyi tanımadığı, birbirleriyle hiçbir ilişki kurmadıkları, herkesin yoksulluk içinde yaşadığı bir yer.
“Genç Kadın”, çok varlıklı bir aile içinde doğup büyümüş. 17 yaşındayken farklı bir çevreden, hayatını emeğiyle kazanan biriyle tanışıyor ve ona âşık oluyor. Ailesinin itirazlarını dinlemeden, mirastan yoksun bırakılmayı göze alarak sevdiği adamla evleniyor. Kızları henüz bebekken ölüveriyor kocası. Ailesi onu ve kızını geri kabul etmek için şartlar koyup ezmeye çalışıyor onu. Kadın da zengin ailesine dönmek yerine yoksul ve yalnız bir hayatı seçiyor.O kadar güzel bir kadın ki insanlar ona hayranlıkla bakmaktan kendilerini alamıyorlar. Çekik yeşil gözlerinde en sevdiğini kaybetmenin acısı, yalnızlığın, yoksulluğun hüznü, durgunluk ve yabansı bir tedirginlik seziliyor. Soğuk, fakir bir odada kızıyla hayata tutunmaya çalışırken sanki tüm duygularını yitirmiş gibi sert bir duruşu var hayata karşı. Ne bir umut kırıntısı ne bir yaşama sevinci ne de hayattan bir beklentisi var. Küçük kızına bile sevgisini göstermiyor. Eski varsıl hayatından kalan birkaç parça eşyayı utanç içinde, para karşılığı rehin bırakarak; belki zaman zaman bilinmeyen, anlatılmak istenmeyen başka işler de yaparak sürdürüyor hayatını. Çektiği ıstırabın acısını çok kere kızından çıkarıyor. Yorulmuş, yenilmiş, direnmekten vazgeçmiş, yalnız bir kadın. Yenilgiyi kabullenerek bir sığıntı gibi zengin ailesinin yanına dönmeye karar verdiği bir zamanda, iki yeni insan hayatına sızıveriyor. “Genç Kadın” bu yeni insanların hayatına girmesine direnmek istiyor çünkü onun için artık çok geçtir, yenilmiş ve tükenmiştir. Ama bunu bile beceremiyor.
“Genç Kadın” güçlü görünmeye çalışsa da aslında güçsüz bir insan. Mücadele etmeye cesareti de yok. Sevdiğini kaybedince hayata küsmesi, kendini ve kızını kurtarmak için yeterince çaba göstermemesi, mesela çalışıp para kazanmayı düşünmemesi, kendini hayatın akışına bırakıp savrulması bundan. Zorluklara direnemiyor. Zengin ailesine, rahat yaşamın çağrısına direnemiyor. “Çemberi kırıp çıktığımı sanmıştım. Kolay değilmiş, yeniden giriyorum. İşte hepsi bu. İsyan bitti…” diyor. Direnme gücü öylesine tükenmiş ki, ailesine dönmeye karar verdiği bu zamanda kendisini zenginliğin, rahatın tam aksi yönde tutacak olan genç adama da direnemiyor. “Genç Kadın”, kuru bir yaprak gibi hep savrulup duracak sanki.

Sorry, there were no replies found.