Francesco Amca: Emilio Lussu ve Un anno sull’Altipiano Adlı Eseri

  • Francesco Amca: Emilio Lussu ve Un anno sull’Altipiano Adlı Eseri

    Posted by romankahramanlari on 12 Temmuz 2024 at 11:05

    I. Dünya Savaşı Dönemi İtalyan Edebiyatının Güneyli Yazarı Emilio Lussu ve “Un anno sull’Altipiano” Adlı Eseri*

    Makale Yazarı: Bülent Ayyıldız

    *Bu makale Roman Kahramanları 20. sayıda (Ekim/Aralık 2014) yayımlanmıştır. 

    1890 yılında Armaglia’da (Cagliari) dünyaya gelen Emilio Lussu, 1914 yılında eğitimini tamamlayarak kentsoylu sınıfın en çok tercih ettiği ve saygı duyduğu eğitim dallarından biri olan- hukuk fakültesinden mezun oldu. 1915 yılında ise patlak veren I. Dünya Savaşı sebebiyle orduya çağrıldı ve savaş sona erene kadar La Brigata Sassari’de İtalya adına subaylık yaptı. Güney İtalya’nın küçük kentsoylu bir ailesinden gelen Emilio Lussu, 1915-1918 yılları arasında I. Dünya Savaşında cephede ön saflarda yer alarak bu yıkıcı eylemin birinci derece tanığı oldu. Emilio Lussu için savaş insanın doğası, sosyal yapısı ve politika anlayışı hakkında oldukça öğretici bir deneyimdi. Bu savaş deneyimi ve cephenin yansımaları, 1938 yılında Paris’te yayınlanan “Un anno sull’Altipiano”(1) adlı kitabının ilham kaynağı ve çıkış noktası oldular.

    “Un anno sull’Altipiano” adlı eserin sosyal arka planını I. Dünya Savaşı ile birlikte insanların içine düştükleri dehşet, korku, ümitsizlik ve kaçış duyguları oluşturur. I. Dünya Savaşında yaşanan travmatik olayların yarattığı bu kaçış ve ümitsizliğin en önemli etkisi, özelde İtalyan, genelde ise dünya edebiyatında daha iyi bir dünya ve yaşam arayışı düşüncesiyle fantastik edebiyat ile bilim kurgu edebiyata doğru yönelmedir.

    Emilio Lussu, kendi bireysel deneyiminden yola çıkarak, özyaşamöyküsel bir eser ortaya koyar, bu yönüyle Lukacs’ın roman kuramında belirttiği gibi, ‘romanın biyografik özellik göstermesi gerektiği’ tezini doğrular. Lukacs’ın ampirik incelemesinin temeli ekonomik olgulara dayanmaktadır: Lussu’nun eserinde, hâkim kesimlerin daha fazla elde etmek uğruna birbirleriyle olan savaşımında, toplumun daha alt kesimlerine olan yansımalar oldukça önemlidir. Kentsoylu Lussu’nun anlatımında “Francesco Amca” ekonomik döngünün tam bir örneğidir, savaşa ülküsel duygularla değil, tamamıyla maddi gerekçeler dolayısıyla katılan bir askerdir. Yoksul güney İtalya’da yoksul bir aile babasıdır; savaşa giden askerlere ödenen aylık ile geride bıraktığı beş çocuklu ailesinin geçimini sağlamaya çalışmaktadır.

    Emilio Lussu’nun bir subay olarak hâkim konumda bulunması, gerçek hayatta kökenlerinin kentsoylu olması ile yakından ilişkilidir: “Francesco Amca”nın ise sıradan bir asker olması, sivil hayatta içinde yaşadığı toplumsal sınıfın bir yansımasıdır: sıradan bir işçi ya da üretici olan “Francesco Amca” ailesine para gönderebilmek için kentsoylu sınıfından -subay Lussu ve diğer yönetici kesimden- gelen emirleri yerine getirmekle yükümlüdür. Lukacs için bu en temel mübadele biçimlerinden biridir, hem geçmişteki hem de I. Dünya Savaşı dönemindeki ekonomik ve sosyal yapının temelini yansıtır. Diğer bir deyişle kişilerin toplumdaki konumları ve birbirleri ile olan karşılıklı ilişkileri Lukacs’ın roman felsefesini açıklar.

    Lussu’nun eserinde arka planda gerçekçi bir anlayışla anlatılan bir İtalya vardır; ulusal birliğini kısa süre önce sağlamış genç bir devlet (1862), ulus bilincine ulaşamamış bir halk, zor durumda olan dışa bağımlı bir ekonomi; bunlara ek olarak ise entellektüel açıdan savaşı (bir ölçüde de radikal bir değişimi) destekleyen Gabriele D’Annunzio ve Tommaso Marinetti gibi sanatçılar ve savaş karşıtları arasında bir sürüncemede kalmış zihinsel-ruhsal bir bunalım içinde arayışta olan bir İtalya varlık göstermektedir. Örneğin, Italo Svevo ve Luigi Pirandello’da(2) görülen kimlik ve yaşama bir anlam verme, Umberto Saba ve Giuseppe Ungaretti gibi Ermetik şairlerin ise içkin anlam arayışlarıdır. Ünlü İtalyan tarihçi Giuliano Prolacci, “Storia degli Italiani” (İtalyanların Tarihi) adlı eserinde savaşa giren bu genç İtalya’nın ruh halini ve içinde bulunduğu koşulları şu sözlerle dile getirir:

    “İtalya böylelikle, psikolojik ve askeri yönden hazırlıksız bir şekilde savaşa giriyordu. Savaşa giriş yanlısı duyurular ve D’Annunziovari ulusalcı konuşma tavrı, cepheden yaralı ve ölü taşıyan ilk trenlerin gelişiyle birlikte hoş görülmemeye başlandılar.”(3)

    Dünyanın bireyin kontrolünden çıktığı, Sanayi Devriminden beri her şeyi ekonominin katı bir şekilde yönettiği bir toplumda insani hırslar her şeye egemen olmuşlardır. Lussu işte bu noktada, “Francesco Amca” aracılığıyla bu çarkın nasıl döndüğünü en küçük dişlisinden başlayarak anlatır:

    “Taburda, askerleri gönüllüler arasından seçiyorduk. Alay komutanlığı, her bir askere 10 liretlik bir ödül veriyordu. Bir kanal için, iki adam gerekliydi: 10 kanal, 20 adam. ‘Francesco Amca’ her zaman gönüllüler arasındaydı.”(4)

    “Francesco Amca” maddiyatın hayatın temelini oluşturduğu bir dünyada ayakta kalmaya çalışmaktadır. Askerlere nöbet tuttuklarında ödenen ücretten faydalanabilmek için her nöbete ilk olarak ismini yazdırır.

    “Romanın dış biçimi özünde biyografiktir.”(5) der Lukacs; ancak amacı olayların birbiri ardına yazıldığı basit ve bayağı kronolojik bir sıralama yapmak değil, bir düşünceden yola çıkarak tez oluşturmak, çevresel etkenler, sosyal ile siyasal etmenler aracılığıyla bu düşünceyi geliştirip bir senteze ulaşmaktır. Lukacs’ın deyişiyle “Bir biyografinin merkezi karakteri ancak kendisinden daha büyük bir idealler dünyası ile olan ilişkisi nedeniyle önemlidir: ama bu dünya da, ancak o bireyin içindeki varoluşu ve bireyin yaşanmış deneyim aracılığıyla kavranır.”(6) Lukacs bireyselliği ve romandaki otobiyografik yapıyı bu şekilde tanımlar. “Francesco Amca”nın karakteri tüm bir İtalyan toplumunu yansıtır.

    Burada eserin yazıldığı dönemde İtalyan ulusal birliğini sağlamayı amaçlayan Risorgimento’nun ekonomik etkisi, diğer bir deyişle, yeni kurulmuş bir devlette finasmanın sağlanması ile ilgili var olan zorunluluk ve var olan tarihsel yapı unutulmamalıdır. Zira uzun uğraşlar sonunda İtalya bir ulus-devlet olabilmiş ve anayasal bir düzenin kurulmasıyla burjuva sınıfı günümüze kadar gelen egemenliğini devam ettirecek zemini bulmuştur. Tarihçi Leo Huberman, Avrupa genelinde yaşana bu değişim dönemini şöyle anlatmaktadır:

    “Burjuvazi on sekizinci yüzyılın sonunda artık eski feodal düzeni yıkacak kadar güçlenmişti. Feodalizm yerine, malların serbest mübadelesine dayanan, öncelikle kar etme amacını güden değişik bir toplum, burjuvazi tarafından kuruldu. Bu sisteme kapitalizm diyoruz.”(7)

    I. Dünya Savaşına kadar adeta kapalı bir toplum (Lukacs’ın deyişiyle bütünlüklü bir dünya (8) içerisinde yaşayan birey, savaş ile birlikte zihinsel ve ruhsal bir arayış içine girerek, kendisini, kimliğini, yaşadığı dünyayı sorgulamaya başlayarak sorunsal bir hâl almıştır. Bu konuda, İtalyan ve dünya edebiyatının en önemli arayışlarından birini gerçekleştiren Zeno Cosini’nin hikâyesi ve Italo Svevo unutulmamalıdır. Emilio Lussu, “Yaylada Bir Yıl”da bu bunalımı ve belirsizliği “Francesco Amca” üzerinden şu şekilde anlatır:

    “Sırt çantasının ağırlığı sebebiyle, adımları ağırdı. Yüzünde, herhangi bir neşe ifadesi yoktu. “Francesco Amca” bir şeydi, şarkısı bambaşka bir şey. Eğik başı ve toprağa sabitlenmiş bakışıyla, yürüyüş düzeninden ve arkadaşlarından oldukça uzaktaydı.”(9)

    Lukacs’a göre roman, aslı itibarı ile ironik bir yapıya sahip olmalıdır. Hem ekonomik mübadeleyi, hem de ironiyi eserinde “Francesco Amca” üzerinden oldukça belirgin bir şekilde verir. Lussu, sınıflar arasındaki ekonomik ilişkiyi “Francesco Amca” aracılığı ile subay ve komutan arasında yaşanan bir sahnede oldukça açık bir şekilde gösterir: askerlerin coşkuyla yürüdüklerini gören komutanın gözü, diğerlerinden daha yaşlı ve neşeli olan “Francesco Amca”ya takılır ve komutan “Francesco Amca”ya iletmesi için subaya beş liret verir. Subay tarafından kendisine bu cömert hediye verilince “Francesco Amca” oldukça sevinir, ancak bu sevincinde ironik bir özellik de vardır:

    “Hayatımda hiçbir zaman, bir seferde 5 liret kazanmadım. Bir haftada bile 5 liret kazandığım olmadı. Günü ilk ışıklarından alacakaranlığa kadar tırpan salladığımız, hasat dönemi hariç.”(10)

    “Francesco Amca” karakterinin isim seçimi de oldukça ironiktir. Karakter ismini Hristiyan dünyasının en önemli âlimlerinden ve kutsal kişiliklerinden olan, Fransisken tarikatının kurucusu Aziz Francesco d’Assisi’den alır. Aziz Francesco, “bir lokma bir hırka” anlayışını felsefe olarak benimsemiş, maddi dünyanın nimetlerini ve aldatıcılığını reddederek kendini dine adamış ve dininin yaygınlaşması için çalışmıştır. Ancak “Francesco Amca”, maddi dünyanın egemenliği altına girerek, uhrevi hayattan, ister istemez, uzaklaşmıştır. Emilio Lussu’nun ironik yönü buruda ortaya çıkar: Lukacs’ın deyişiyle bu ironi var olan değerlerin sarsılması ve adeta ters yüz olarak, başında para, hırs, kazanç ve kârın geldiği yeni değerler arayışına girilmesidir.

    “Francesco Amca”nın varlığı, aslında insani değerleri kaybetmiş ve sadece kazanma hırsıyla gözü dönmüş bir toplumun işleyiş mekanizmasını gözler önüne serer. Komutan subaya bu yaşlı askerin yani “Francesco Amca”nın kim olduğunu sorduğunda subayın verdiği cevap oldukça manidardır, İtalya adına savaşan herkesin bir portresini çizer adeta: “Bana, onun kim olduğunu sordu. Güneyli, sıradan bir çiftçi dedim ve birkaç şey daha ekledim.”(11)

    I. Dünya Savaşı, İtalya için bir bağımsızlık mücadelesinden ziyade, daha fazla elde edebilmek amacıyla girilen bir yarıştı; zira -oldukça ironik bir şekildeİtalyan kâşif ve denizci Kristof Kolomb tarafından başlatıldığı kabul edilen sömürgecilik hareketinde oldukça gerilerde kalmıştı. Diğer Avrupa devletlerine nazaran ulusal bütünlüğünü çok daha geç bir tarihte kazanmış olan İtalya, aç gözlülük ve aşırılık çağı olan XX. yüzyılın gereksinimleri doğrultusunda, daha fazla maddi çıkar elde etmek amacıyla kendini büyük bir savaş içinde bulmuştu:

    “Francesco Amca” hep çakı gibiydi ve her zaman gönüllüydü. Ama bir gece, o da geri dönmedi. Kanaldaki arkadaşı, daha sonrasında, onun cansız bedenini getirdi. Onuncu levazım birliğinde, kazandıklarından biriktirdikleri bulundu. Her seferinde, ödül olarak aldığı 10 lireti ailesine gönderiyordu. Zavallı “Francesco Amca.”(12)

    “Francesco Amca” savaşa gönüllü katılan güneyli, alelade bir köylü olarak İtalyan toplumunun sosyal yapısının iki farklı ucunu yansıtır: kendini İtalyan olarak tanımlamalarına karşın, İtalya’nın içinde bulunduğu savaşa katılan, ancak bunu vatanseverlik, ülküsellik gibi romantik duyguların ötesinde, ekonomik kazançlar amacıyla yapan bireylerden oluşan bir toplum.

    Sonuç olarak, tüm bu bilgiler ışığında değerlendirildiğinde, Emilo Lussu’nun “Yaylada Bir Yıl” adlı eseri “Francesco Amca” karakteri aracılığı ile İtalyan toplumunun I. Dünya Savaşı karşısındaki ruhsal durumunu ortaya koyarken, bireysel yapıdan yola çıkarak genel bir dünya görüşünü yansıtmaktadır. Öyle ki, alelade bir İtalyan köylüsünün, “Francesco Amca”nın hikâyesini anlatırken, insanlık tarihine yön veren en önemli olaylardan biri olan I. Dünya Savaşının yaratmış olduğu sosyal ve ekonomik bunalımları da gözler önüne serer.

    1 Eserin Türkçe Adı: “Yaylada Bir Yıl”
    2 Luigi Pirandello’nun pek çok eserinde görülen bu arayış olgusu, kendini en açık haliyle “Uno, nessuno e cento mila” adlı eserde(Biri, Hiçbiri ve Binlercesi) gösterir. Pirandello, bu eserde, Vitangelo Moscarda karakteri aracılığı ile yarattığı tiplemelerin kimlik sorunları ve yaşadıkları gerçeklik üzerine bir sorgulamada bulunur.
    3 Prolacci, Giuliano, Storia degli italiani, Tomo III, Editori Laterza, Roma-Bari, 1967, s. 487.
    4 Lussu, Emilio, Un anno sull’Altipiano, Einaudi, 1999, Torino, s. 79.
    5 Lukacs, Georg, Roman Kuramı, çev. Cem Soydemir, Metis Yayınları, İstanbul, 2011, s. 83.
    6 A.g.e., s. 84.
    7 Huberman, Leo, Feodal Toplumdan Yirminci Yüzyıla, çev. Murat Belge, İletişim Yayınevi, İstanbul, 2008, s. 174.
    8 Lukacs, Georg, Roman Kuramı, çev. Cem Soydemir, Metis Yayınları, İstanbul, 2011, s. 39.
    9 Lussu, Emilio, Un anno sull’Altipiano, Einaudi, 1999, Torino, s. 23.
    10 A.g.e., s. 23.
    11 A.g.e., s. 24.
    12 A.g.e., s. 83

    Kaynakça
    Lussu, Emilio, Un anno sull’Altipiano, Einaudi, 1999, Torino.
    Lukacs, Georg, Roman Kuramı, çev. Cem Soydemir, Metis Yayınları, İstanbul, 2011.
    Prolacci, Giuliano, Storia degli italiani, Tomo III, Editori Laterza, Roma-Bari, 1967.
    Huberman, Leo, Feodal Toplumdan Yirminci Yüzyıla, çev. Murat Belge, İletişim Yayınevi, İstanbul, 2008. #EmilioLussu #Unannosull #roman #FrancescoAmca

    romankahramanlari replied 1 year, 7 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
I. Dünya Savaşı Dönemi İtalyan Edebiyatının Güney…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now