Emma Bovary: Emma’ya Mektup

  • Emma Bovary: Emma’ya Mektup

    Posted by romankahramanlari on 11 Temmuz 2024 at 16:30

    Emma’ya Mektup*

    Makale Yazarı: Ayşe Başçı

    *Bu Makale Roman Kahramanları Nisan / Haziran 2010, 2. sayıda yayınlanmıştır.

    Elinizde, Roman Kahramanlarım Nisan-Haziran sayısını tutuyorsunuz. Oysa ben bu yazıyı Mart başında yazıyorum. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne yaklaşırken… New York’taki bir fabrikada çalışan kadınların 1857’de yaşadığı bir trajedinin anısıyken, erkeklerin güller ya da karanfillerle kızların gönüllerini fethetmeye çalıştıkları kırmızı bir yoz şölene dönüşen bir gün yaklaşırken… Belediye başkanlarının köprülere, üst geçitlere, yol kenarlarına kadınları kutlayan afişler astırdıkları bir gün yaklaşırken… Bütün bu olup bitenleri bir parodi gibi izliyorum.

    Kadın olmak kolay değil. Hele bu devirde… Teknoloji, iletişim, bilim, kozmetik sayesinde kadınların hayatları daha mı kolaylaştı? Bence bugün her şey daha zor. Kentli kadın için de, köylü kadın için de. Çünkü emek vermek, eve ekmek getirmek ya da evde ekmek pişirmek, çocuk büyütmek; bu işi yaparken dışarıdan gelen yüzlerce, binlerce uyarıcıya göğsü siper etmek, dağlarda çalı çırpı toplayıp eve yorgun argın döndükten sonra televizyonun büyülü dünyasına kapılmak, bitmek bilmez bir kaygılar yumağıyla mücadele etmek zor. Üstelik artık bunların yanında, yeni dertlerimiz de var. Örneğin doğumdan sonra jet hızıyla zayıflamak, kazayağı denen kırışıklıklar için envai çeşit krem kullanmak, yine de zamana direnememek, botoksa sığınmak, cilt bakımı yaptırmak, 50 yaşındayken 35 yaşında gibi görünmeye çalışmak, yani zamana yenilmemek. Çünkü zaman, kendi hızına ayak uyduramayanları yutuveriyor. Çünkü insanlar (hem kadınlar hem erkekler yani) zamanın izlerini sevmiyorlar. Zaman, bu çağın yel değirmeni. Mızraklar hazırlanmalı. Vakit, savaş vakti.

    Öyle mi? Oysa yaşsız kadınlar da var. Yaşamış kadar gerçek, hiç ölmeyecek kadar etkileyici kadınlar… Emma gibi. Yani şu bizim Madam Bovary. Tanırsınız canım. “Doktorun hanımı”.

    EMMA’YA MEKTUP-1
    “Emma, sırasıyla mistik ya da neşeli; konuşkan, sessiz, öfkeli ya da umursamaz olan mizacının çeşitliliğiyle erkekte bin bir istek uyandırıyor, içgüdüleri ya da eski anıları anımsatıyordu. Bütün romanların âşık kadını, bütün dramların, bütün şiir kitaplarının belirsiz bir kadın’ıydı. Léon onun omuzlarının üzerinde hamamdaki odalığın kehribar rengini buluyordu; derebeylik çağının şato sahibesinin uzun bedeni vardı onda; Barcelona’nın solgun kadımda da benziyordu; ama her şeyin üstünde Melek’ti o!”[1]

    Ah, mine’l aşk! Nelere kadir değil mi? Léon seni böyle tanımlamış. Aşkın gözü kör olduğundan herhalde… Oysa benim gözümde çok daha başkasın Emma! Ne düşünüyorsam açık açık yazacağım, kusuruma bakma. Heveslerinin, hırslarının kurbanı bir kadınsın sen; sorumsuz bir annesin; dünyayı kendi etrafında döndürmeye çalışan bir bencilsin. Öte yandan da aşka kontrolsüzce teslim oluşunla son derece cesursun; her şeye rağmen, yalanlarla da olsa kendi alanını yaratacak kadar özgürsün. Kendini o çağın kuralları altında nefessiz kalıyor gibi hissetmiş olabilirsin. Ama buradan bakınca, sen cesaretin getirdiği özgürlüğe, yani belki de özgürlüğün en saf haline sahipsin Emma. Olmak istediğim ya da istemediğim pek çok şeyden oluşan bir hayalperestsin sen. Kendi kurduğun hayale inanacak kadar da ahmaksın üstelik! Sen neden böylesin Emma? Başka bir çare yok muydu senin mutlu olman için?

    Üşenmedim, senin için yazılanları derleyip topladım. Bak neler diyorlar Emma:

    EMMA BOVARY: KENDİ ROMANTİKLİĞİNİN KURBANI [2]

    “Tıpkı Emma gibi, başka erkeklerle yaşadığı ilişkilerle ve müsrif yaşam biçimiyle köyde skandallar yaratan gerçek bir kadının hayatından yola çıkmış bu epeyce zayıf öyküden ne anlam çıkarmalıyız? Emma’nın aptalca davranışlarından ve ölümündeki trajediden alınacak bir ders, çıkarılacak bir hisse var mı? Madam Bovary’yi okumanın zorluğu -ve aslında zevki- Flaubert’in anlatıya baskın bir ahlaki kalıp yerleştirmeyi, okura bu metinden neler çıkarması gerektiğini açıkça anlatmayı reddetmesi. Madam Bovary kendi döneminde insanları şaşkınlığa düşüren bir romandı, çünkü açık ve belirgin bir ahlaki görüşü savunmuyordu; zaten ahlaki duruşunun belirgin olmaması yüzünden, halkın değerlerine ve dinsel ahlaka aykırı olduğu gerekçesiyle mahkemeye düşmüştü. Bugünün okurlarının karşısındaki güçlük ise, Emma’nın öyküsünden bir anlam çıkarabilmek.

    “Romana ilişkin en yaygın yorumlardan biri, Emma Bovary’nin mahvına, kendi sersemliğinin ve romantik eğilimlerinin neden olduğu…. Bir başka görüş ise, Emma’nın temelde trajik, idealleri aşağılık ve paragöz bir toplum tarafından kösteklenen destansı bir figür olduğu. … Bu yoruma göre Emma, yeni ‘burjuva yüzyılının’ verimsizliğine ve maddeciliğine karşı duruşu simgeleyen bir figür. Çağının öncelikleriyle ve idealleriyle olan mücadelesinde neredeyse bir sanatçı, neredeyse bir asi sayılabilir. … Emma’nın mahvının diğer bir olası yorumu da, bunun sersem olmasından değil, bir kadın olmasından kaynaklandığı. Bu feminist okumaya göre Emma ataerkilliğin bir kurbanı; kadına eş ve anne olmaktan başka bir rol biçmeyen bir toplum tarafından yok edilmiş bir kadın. On dokuzuncu yüzyıl Fransa’sında, daha doğumundan itibaren zihinsel ve fiziksel açıdan ikinci sınıf olarak kabul edilen cinsiyetin bir üyesi.”

    PATOLOJİK YAKLAŞIM [3]

    “Emma’nın bitmek bilmez arzuları, onu sürekli bir memnuniyetsizlik içine atıyor ve bunun derecesi öylesine artıyor ki sonunda Emma intihar ediyor. Emma, kendi gerçekliğine uyum sağlamasına ve sağlıklı bir hayal dünyasına sahip olmasına yardım edecek becerileri asla geliştiremiyor; bunun yerine, içinde bulunduğu koşullardan kaçmak üzere patolojik bir yaklaşımı benimsiyor. Fakat bütün çabası boşa gidiyor; hayallerini gerçekleştiremiyor; ama kendi gerçekliğiyle de yaşayamıyor.”

    NARSİST BURJUVA [4]

    “Flaubert’in Madam Bovary’si, 19. yüzyıl #Fransa’sında yaşamış, hayallerinin kurbanı olmuş narsist bir burjuvaydı. Ama mükemmel işlenmiş trajedisi bugün hâlâ yankılanıyor.”

    HEPİMİZ EMMA MIYIZ? [5]

    “Bir karakter olarak sevmedim Emma Bovary’yi. Her ne kadar o döneme ait tabuları, alışkanlıkları, beklentileri ve sosyal yaşantıyı her daim göz önünde bulundurmaya çalışsam da, bol bol dalga geçtim kadınla ve yargıladım kendimce. Kötü niyetli, çıkarcı, umursamaz, eksik bir kadın Emma. Ve bu nedenle de asla doymuyor. Hep istiyor. Ama maalesef ne istediğini de bilmiyor.”
    “Burada son kez kendi vicdanımı sizinkiyle yüzleştiriyorum. İster sıkıcı, ister basit olsun, romandaki Emma Bovary’yi anlayamayacak bir insan olabileceğine inanmıyorum ben. Onu haklı bulmak, ona acımak ya da onu tasvip etmemek değil anlatmak istediğim. Çoğumuzdan tamamen farklı koşullarda yetişmiş, hiç dostu olmayan, kendini ne evine ne de arzuladığı mevkilere ait hissedebilen, bu yüzden de sık sık depresyonlar içinde yüzen bu yapayalnız kadının iç dünyasını görememek imkânsız bu romanda. Emma Bovary’yi görmek ve hatta ondan birçok parçayı da bizim de içimizde barındırdığımızı itiraf edebilmek de bizi bu romana bir adım daha yaklaştıracak ipucudur bence.”

    EMMA’YA MEKTUP-2

    Gördün mü Emma, kimi zavallı buluyor seni, kimi destansı, kimi #narsist, kimi hasta. Hiç asma suratını. Madem ortaya serdin hayatını, bunlara razı olacaksın. Sen bilmezsin, bu devirde çok sevdiğimiz bir söz var: Reklamın iyisi kötüsü olmaz. Böyle düşünmeye çalış. Çoğu insanın işine yarıyor bu. Bir nevi vicdan terapisi. Belki sana da iyi gelir. Hem aradan 150 yıldan uzun süre geçmiş ama hâlâ seninle ilgili söylenecek sözler var, daha ne istiyorsun? Üstelik bunlar söylenenlerin sadece birkaçı. Senin için kitaplar yazıldı, dersler işlendi, hayatın didik didik edildi Emma. Ama en güzelini, öğrencilerine seni anlatırken Vladimir #Nabokov söylemiş bence: “Bir kitap, bir kızdan daha uzun ömürlüdür.”[6] Sen sonsuz #botoks yaptırmış bir kadınsın Emma. Kendini öldürdün ama ölmedin. New York’taki trajediyle aynı yaşta olmanı ise ancak kaderin cilvesi olarak yorumlayabiliyorum.

    Daha ne söyleyebilirim bilmiyorum. Buradan bakınca senin dünyan fazla “aşk zannıyla” dolu gibi görünüyor Emma. Gerçi haksızlık etmiş olmayayım, bugün de öyleyiz. Her şeye ve herkese bayılıyoruz, âşık oluyoruz.

    Üstelik biz bu duyguları çok daha kısa süreli yaşıyoruz. Senin sıkıntının temelinde belki de ikinci sınıf vatandaş olmak vardı. Belki sen, içindeki potansiyeli nereye yönlendireceğini bilemediğin için böyle savruldun. Bizim sıkıntımız ise sıkıntının ta kendisi. Bayılıyoruz sıkılmaya. Oy verme, çalışma, fikrimizi ifade etme, istediğimizi giyme, istediğimizi okuma imkânımızın olmasına karşın sıkılıyoruz hem de. Aşktan bile Emma. Aşktan bile…

    Esra Zeynep bir şiirinde (“Fırdöndü Mavisi”) “Anlat / herkes bir hayatla yorgun / sen kaç hayatın hamalısın / duygusallığın hangi yüzyıl” der.[7] Bu da benden sana armağan olsun, işin zor senin. Daha yüzyıllarca yaşayacaksın. (Tabii dünya yüreklerimizdeki kadar büyük bir kara delikle, küresel ısınmayla, gösterişli bir göktaşı darbesiyle ya da henüz öngöremediğimiz bir başka nedenle son bulmazsa…) Sana dokunan herkesin duygularının hamallığını yapacaksın ya da onlar senin duygularının hamallığını yapacaklar. Ne fark eder Emma? Bizler öleceğiz. Bazen bir hayat bile fazla gelirken, sen daha kaç hayat yaşayacaksın?

    Benden bu kadar Emma. Tanıdıklara selam söyle. Ve artık müsrifliği bırak. Duygularına da parana da sahip çık.

    Sevgiler,
    Ayşe

    Not: Charles iyi adamdı.

    ————
    [1] G. Flaubert, Madame Bovary, Çev.: Nesrin Altınova, Bilge Yayıncılık, İstanbul, 1986
    [2] http://seacoast.sunderland.ac.uk
    [3] Nicole Smith, http://www.articlemyriad.com/madame_bovary.htm
    [4] A. S. Byatt, The Guardian, 27 Temmuz 2002
    [5] http://illederoman.blogspot.com
    [6] Erica Jong, http://www.salon.com, 15 Eylül 1997
    [7] E. Zeynep, Yaşanmıştır, Broy Yayınları, Haziran 1993

     

    #Sayı2 #fırdöndüMavisi #charles #GustavFlobert #MadamBovary #emma #mektup #AyşeBaşçı #GustaveFlaubert #Flaubert #emmayamektup

    romankahramanlari replied 2 years, 1 month ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
Emma’ya Mektup* Makale Yazarı: Ayşe Başçı *Bu Mak…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now