David Kim: KAYIP ARANIYOR
-
David Kim: KAYIP ARANIYOR
KAYIP ARANIYOR
İçerik ve biçimin uyumu masa başında o kadar iyi kurgulanmış ki izlediğimiz en özgün filmlerden biri olmayı başarıyor.
‘’Searching’’ Sundance Film Festivali’nde Seyirci Ödülü aldığını duyup merak ederek sinemaya gelenleri de, gerilim filmiymiş, babası kayıp kızını arıyormuş diye oturup izlemeye başlayanlara da oldukça tatmin eden bir seyirlik sunuyor. Daha önce kısa filmleriyle kendini gösteren Aneesh Chaganty, ilk uzun metrajında hem harika bir ‘’kayıp aranıyor’’ filmi yazmış hem de onu daha önce beyaz perdede gördüklerimize hiç benzemeyen bir şekilde hayata geçirmiş.
Aslında tüm filmi biçimin ve içeriğin birbirini nasıl beslemesi gerektiğine dair bir ders olarak okuyabiliriz. Yaratıcı yönetmen vasfını fazlasıyla hak eden yönetmen seyircinin zekasını asla küçümsemiyor ve sırtını aslında kolayca bir reklam filmi fikri basitliğine dönüşebilecek biçimsel fikre yaslamıyor. Bu, uzun metraj bir filmi sıkıcı olmaktan kurtaran temel etmen. Chaganty, aklına gelen film fikriyle çok eğleniyor ve oyuncu yönetiminden kamera hareketlerine kadar neyi, nerede, ne kadar kullanacağını çok iyi kurgulayarak seyircisini de eğlendirmeyi başarıyor. Ki kendine güven ve yeteneğin birleşimi yönetmenlerin ilk uzun metrajında çok sık karşımıza çıkmıyor…
Kızı ve karısıyla mutlu mesut yaşan David Kim(John Cho)’nun ilk önce karısının kanserden ölmesi sonra da 16 yaşındaki kızının bir anda ortadan kaybolmasını anlatarak başlıyor film. Çaresiz baba kızını bulmak için dedektifliğe soyunduğunda en büyük yardımcıları ekranlı elektronik eşyalar oluyor. Evet, filmin tamamını cep telefonu, bilgisayar ya da televizyon ekranlarından izliyoruz. Yönetmen bu tercihin getireceği teknik bir sorunu çok iyi çözmüş. Kamerayı ekrana bakanla ekrandakilerin arasında üçüncü bir göz olarak konumlandırmış. Böylelikle sinemadaki izleyicilerin her birine Kim’in baktığı ekranlara baktırıyor ama ondan bağımsız olarak farklı detaylar yakalatabiliyor. En gerilimli anda aniden huzur dolu bir ekran koruyucusu izletiyor. Ya da aniden yeni Star Trek filmlerinden hatırladığımız başarılı oyuncu John Cho’nun gözlerine yakınlaşarak aslında konuştuğu kişiye güvenmediğini mi düşündürüyor? Kamerayı kullanım şekli filmin dinamizmine çok şey katıyor.
Sadece ekranları izlediğimiz bir filmin sıkıcı olacağı ön yargısına rahatlıkla sahip olabilirdik. Ne de olsa aşırı planlanmış bir film olacaktı kaçınılmaz olarak. Fakat karşımızda onlarca detayı ile öyle bir film var ki daha senaryo kurgu aşamasındayken seçtiği anlatım tarzının hakkını verircesine olabildiğince özgün bir şekilde birleştiriyor o detayları. Örneğin internetin olmadığı bir dönemde doğan Kim’in internetle olan imtihanını bir sürü eğlenceli detayla izlerken aslında bir yandan onun giderek beceri kazanmasına ve kızını bulmak için dijital bir dünyanın açıklarını kullanmayı akıl etmesine tanık oluyoruz ki bu karakter değişiminin en eğlenceli örneklerinden birini sunuyor.
Filmin belki finali küçük bir hayal kırıklığı yaşatmış olabilir, fakat o zamana kadar filmin aşırı soğuk veya tam tersi melodramatik olabilecek sahnelerinin tam tadında bırakılması yani ne çok üzen, içimizi karartan, ne de aşırı güldürüp eğlendiren tarzı filmin tonu ya da rengi denilen şeyi oluşturan önemli bir etmen. Filmin bu orta şekerli kahve tonu finalin vurucu bir şekilde gerçekleşmesini zorlaştırıyor. Bu sebepten filme bu tona hizmet eden sürpriz bir tatlı son koyulması onu kötü bir final yapmaya yetmiyor. #filmeleştirisi #sinema #kayıparanıyor #gerilim #internet #johncho #internetkuşağı #senaryo #yönetmenlik

Sorry, there were no replies found.