Dahl’ın Serüven Fabrikası ya da James ile Bir Yol Hikâyesi

  • Dahl’ın Serüven Fabrikası ya da James ile Bir Yol Hikâyesi

    Posted by romankahramanlari on 11 Temmuz 2024 at 16:22

    Dahl’ın Serüven Fabrikası ya da James ile Bir Yol Hikâyesi*

    Makale Yazarı: Merve Akıncı Almaz

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Ekim / Aralık 2017, 32. sayıda yayımlanmıştır.

    Charlie’nin Çikolata Fabrikası, Bay ve Bayan Kıl, Charlie’nin Büyük Cam Asansörü gibi kitaplarla tanıdığımız Roald Dahl, Dev Şeftali (1) kitabında iyilik-kötülük, yaşam-ölüm gibi karşıtlıklardan yola çıkarak James’in hayatını anlatıyor; fantastik unsurlara da yer vererek hem yetişkinler hem de çocuklar için keyifli bir okuma deneyimi sunuyor.

    Yetişkinler için de keyifli bir okuma deneyimi diyorum çünkü Dahl, bildiğimiz anlamıyla bir çocuk kitabı kaleme almıyor esasen. Her ne kadar onları hedef kitle olarak belirlemiş gibi görünse de bir çocuğun hayatını yine onun gözünden, biz yetişkinlerde de farkındalık sağlamak adına yazıyor ne yazıyorsa.

    Hem ülkemiz insanının okuma kültürü hem de çocuk kitaplarına, çocuk edebiyatına bakış açısı düşünüldüğünde, yukarıda söylediğim her şey geçersiz ve saçma geliyor olabilir. Nitekim pek çok kişi buna karşı da çıkacaktır. Zira çocuk kitapları yalnızca bir eğitim ya da eğlence aracı gibi görülüyor ya da belki de sadece çocukların oyalanması, uyuması için gereken materyallermiş gibi algılanıyor. Oysa en çok yetişkinlerin bu büyülü dünyalara, uçsuz serüvenlere katılması gerektiğini düşünenlerdenim. Öyle ki, ancak bu şekilde bir yanımız insani değerlerimizin farkına varır, kaybetmemek adına didindiğimiz ya da çoktan yitip gitmiş duyguların, dünyaların içinde yer alırız. İşte Dahl tam da bu noktada, James karakteriyle, çocuklarla yetişkinler arasında bir köprü görevi görüyor desek yeri.

    Hem #yazar hem #kâşif: Roald Dahl

    Dahl’ın biyografisine baktığımızda onun da hayatı aslında bir serüvenci gibi yaşadığını söyleyebiliriz. Bu anlamda aslında yazar da karakterleriyle onların serüvenlerinden çok uzak sayılmaz. #1916’da #Galler’de dünyaya geldikten sonra hayatını bildiğimiz, sıradan düzlemde yaşarken bir anda üniversiteye gitmekten vazgeçip #Newfoundland’e yapılan bir keşif yolculuğuna katılıyor. Yetişkin dünyasının monoton, dayatmacı basamaklarına bir karşı çıkış onunki adeta. Daha sonra II. Dünya Savaşı döneminde orduda tanık olduklarını, yaşadıklarını kaleme almaya başlamasıyla edebiyat dünyasında yerini alıyor. Sonrasındaysa dolaylı yoldan da olsa sinemayla ilişkisi ortaya çıkıyor. Walt Disney için yazdığı kitap sinemaya uyarlanıyor. Nitekim daha sonra Charlie’nin Çikolata Fabrikası’nı da izleyeceğiz beyazperdede.

    Kuralları hiçe sayan bir yazar olarak kabul görüyor Dahl. Oldukça zeki bir kurguyla çatılmış kitaplarıyla, yetişkin dünyasının kurallarını yıkarak, büyülü bir dünyaya giriyor karakterleriyle birlikte. Okurlarını da bu dünyalarda kendisiyle gezdirerek elbette. Aynı zamanda hem #casus hem #savaşpilotu hem #çikolatatarihçisi hem de tıbbi buluşlara imza atan bir #mucit olan Dahl, kendi yaşamını da en az kitapları kadar eğlenceli, renkli geçiriyor.

    James’le #iyilik peşinde

    Bu renkli yaşantı, Dahl’a aynı derece renkli ve eğlenceli, macera dolu kurgu evrenlerini kazandırmakla beraber, çocuksu ve kural tanımaz yanının görünümü olan karakterler de kazandırıyor Dahl okuruna. Dev bir şeftaliyle sıkıcı günlerden kurtulup neredeyse dünyayı dolaşan James de bu karakterlerden biri.

    James, anne babasını çocuk yaşta kaybediyor. Oldukça trajik fakat bir yanıyla da olmaz görünebilecek bir ihtimalin sonucunda üstelik: Hayvanat bahçesinden kaçan bir #gergedan, karnını James’in anne babasıyla doyuruyor. James daha bu travmayı atlatamamışken –ki Dahl travmaları okurunu boğan, acılardan acılara savurarak, olduğundan daha da dramatize ederek verme yoluna gitmiyor- kötü karakterli teyzelerinin –Sünger Teyze ile Diken Teyze- yanında yaşamaya başlıyor. Oldukça zor günler geçiriyor ailesiyle keyifli, rahat bir yaşantıdan sonra.

    Korkunç karakterleri kendilerinin yaşantısına da sirayet ettiğinden sürekli memnuniyetsiz, mutsuz ve zalim olan teyzelerin James’i sorumluluk duygusundan ya da büyük bir sevgiden, bir bağdan dolayı yanlarına aldıkları düşünülemez elbette. Kendilerinden başka kimseyi sevemeyen bu teyzeler, “Hep ‘iğrenç küçük canavar’ ya da ‘pis başbelası’ ya da ‘mendebur mahluk’ derlerdi ona” (s.13). Bu nedenle ne James’in iyi vakit geçirmesini, yaşı gereği edinmesi gerektiği düşünülen oyuncaklar verirler ona ne de rahat bir oda. Hücre gibi bir odada, kitapsız, resimsiz, arkadaşsız yaşamakla mücadele eder James.

    Hayatının önceki yıllarını daha neşeli, daha mutlu geçirdiğini seziyoruz elbette zira bulunduğu çevreyi, koşulları ve insanları yadırgıyor ve Dahl da bunu özellikle şu cümlede açıkça veriyor: “Zamanla James daha hüzün dolu, gitgide daha yalnız bir çocuk oldu” (s.15). Sünger Teyze ile Diken Teyze, onu yalnızca ayak işlerinde, James’in kaldıramayacağı zorlu, yorucu işlerde kullanıyor üstelik. Bir çocuğun daha hüzün dolu, gitgide daha yalnız olması nasıl mümkün olmasın ki?

    Çirkinlikleri ve kötülükleri isimlerinden bile kendini belli eden teyzeler, çoğu zaman birbirleriyle bile anlaşamıyor; ikisi de kendisini bir diğerinden daha üstün görüyor. Uzlaştıkları tek nokta ise, kötülük.

    #Timsah dillerinin mucizesi

    Teyzeleriyle anlaşmakta sıkıntı çeken James’in, onlardan dayak yemekten kaçtığı bir gün bahçede karşısına garip bir adam çıkar. Bir yandan korkutucu bir yandansa efsunlu bir hali vardır adamın. James’in yaşadıklarından haberdardır da karşısına çıkmıştır sanki. Timsah dilleriyle dolu bir kesekâğıdı verir James’e. Bu #timsahdilleri oldukça büyülüdür ve James’in hayatını da değiştirecektir ilerleyen zamanlarda; öyle ki, “bütün dünyadaki büyüler bir araya gelse şu şeylerdeki kadar büyük bir güç ve #büyü oluşturamaz” (s.22).

    James başta korksa da daha sonra kabul eder timsah dillerini. Tam da adamın anlattığı şekilde kullanır: Bir sürahi suya boşaltıp kendi saçından da on tel ekledikten sonra, harekete geçen timsah dillerini suyla birlikte bir yudumda indirmelidir midesine. Oysa bu esrarengiz adamın bilmediği bir şey vardır ki; James ne yazık ki bu konuda da çok şanssızdır.

    Bahçelerindeki yaşlı şeftali ağacının altından geçerken ayağı kayıp yere düşen James, timsah dillerinin her bir yana saçılmasına, ağacın köklerine ulaşmasına engel olamaz. Fakat bu ne James’in ne de okurun düşündüğü kadar kötü sonuçlar verir. Kötü kalpli teyzelerden kurtularak #fantastik yolculuğa çıkmak, yeni arkadaşlar edinmek, görmediği yerlere gitmek ve pek çok macera yaşamak vardır James’in önünde bu sayede.

    Burada şunu belirtmekte fayda görüyorum: Çocuk kitaplarının hep eğitim öğretim aracı olarak hazırlanması, etik değerlere yer vermesi, çocukların bazı kazanımlar elde etmesi gerektiği (bu “gerekliliği” de tartışabileceğimiz ve hatta tartışmamız gerektiğini düşündüğümü saklamayacağım) düşünülürse, tam bu noktada Dahl’ın da bazı didaktik söylemlerde bulunacağını düşünenler; kitaba daha yeni başlıyorsunuz. Dahl bir çocuk ruhuyla, zekice bir kurguyla, karşı konulamaz bir hayal gücüyle yolculuğa çıkarmak üzere sizi! Evet, arkadaşlık, #iyilik, #güzellik, #erdem vb. kavramlar yer alıyor ve bunlar asıl ulaşılması gereken amaçlarımız olarak konu ediliyor alt metinde ancak Dahl bir ders verme, bir çıkarım yapma, kitabı sadece bir öğretim aracına dönüştürmekten imtina ediyor.

    Timsah dillerinin köklerine inmesiyle dev bir şeftali veren ağaç, James’i yolculuğa yaklaştırıyor, henüz o da habersizken. Şeftalinin gitgide büyümesiyle şehir sakinlerini de bir merak alıyor. Bu nedenle sık sık teyzelerin bahçesine gitmeye başlıyorlar; fakat kalbi ancak maddi değerlerle ve kötülükle atan teyzeler buna da bir çare buluyor: Dev şeftalinin etrafını kapatıp görmek isteyenlere parayla bilet veriyorlar. Bu süre zarfında ise James odaya kilitleniyor ki kimseler görmesin, bilmesin çünkü onun varlığına bile tahammül edemeyen teyzeler, başkalarıyla görüşüp konuşsun, iyi zaman geçirsin istemiyorlar.

    Bir gösteri akşamı sonrası bahçedeki çöpleri toplama görevi verilen James, şeftalinin yanına geldiğinde bir delik görüyor. Anlamlandırmaya çalışırken bunun bir tünel olduğunu, oradan devam ederse içeri girip neler olduğunu görebilme heyecanıyla ilerliyor. İlerleyip de çekirdeğe geldiğinde, serüven dolu yolculuğunda kendisine eşlik edecek arkadaşlarıyla ilk kez karşılaşıyor: #YeşilYaşlıÇekirge, #Kırkayak, #BayanÖrümcek, #İpekböceği, #Ateşböceği, #Solucan ve #Gelinböceği.

    Arkadaşlıktan dostluğa, hücreden özgürlüğe

    Yolculuk buradan sonra başlıyor. Uzun zamandır kötü teyzelerden kaçmak isteyen ve James’i de onlardan kurtarmak isteyen bu arkadaşlar, nihayet bir gün şeftaliyle birlikte uzaklaşmaya başlıyor. Hepsi birbirinden farklı fakat eğlenceli, kimi geveze kimi huysuz bu arkadaşlar, James’in çok uzun zamandır arayıp da bulamadığı o şenliği getiriyor ona. Üstelik de pek çok tehlike atlatacakları, güzel şeyler görecekleri bir yol hikâyesiyle beraber…

    Kitap her ne kadar bu dev şeftaliyle yapılan yolculuğu ayrıntılarıyla anlatıp pek çok tecrübeyi gösterse de okurlara, aslında okumayı keyifli kılan şey, hepsi nevi şahsına münhasır bu karakterlerin bir arada yarattıkları sinerji, keyifli yaşantı. Kimi zaman kavgalar edip kimi zaman gülüp, eğlenip şarkı söylüyor, kimi zaman açlıktan bayılıp kimi zaman tıka basa doyuyor, kimi zaman tehlikelere atılıp kimi zamansa mücadele etmeyi öğreniyorlar hep birlikte. Birinin cesaret ettiğinden öteki kaçarken örneğin, birinin akıl edemediğini diğeri öne sürüyor. Hepsi, farkında olmadan da olsa, birbirini tamamlıyor. James ise bu yaşantının, bu ilişkilerin tam merkezinde; sağduyuyu, zekâyı, saflığı, iyiliği temsilen çıkıyor karşımıza.

    “Çocuk masumiyeti” klişesine düşmek istemesem de temiz, saf, iyi niyet dolu, maceracı, meraklı, cesur bir karakter olarak okuyoruz James’i. Gerçek bir çocuk kalbi gibi, anlayacağınız. İçinde yaşadığımız ülkenin, koşulların, çevrelerin, toplumun karanlık, kötücül yanına rağmen; romanın, Dahl’ın, James’in aydınlığını ve umudu eşlik ediyor her an. Bir “çocuk karakter” yaratımının da en başarılı örneklerinden elbette; aynı zamanda çocuk gözünden anlatımın, çocuk zihninin çözümlemesinin, bir çocuk hayal gücünün en samimi, en gerçek, en başarılı örneği.

    Şeftalinin başına neler mi geldi? Bunu benden değil, Dahl’dan okuyun. Fakat çekirdeğin en son #CentralPark’ta görüldüğüne dair söylentiler var…

    1- Dahl, Roald, Dev Şeftali, çev. Lale Akalın, Can Çocuk, 25. bs., Kasım 2016, İstanbul. Yapılan alıntılar bu baskıdan olup alıntılarda yalnızca sayfa numarası verilecektir.

    Kaynak: Dahl, Roald, Dev Şeftali, Çev. Lale Akalın, Can Çocuk, 25. bs., Kasım 2016.

    #james #devşeftali #roalddahl #çocukedebiyatı #çocukkalbi #çocukmasumiyeti #çocukkarakter #birçocuğungözünden

    romankahramanlari replied 2 years ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
Dahl’ın Serüven Fabrikası ya da James ile Bir Yol…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now