D.H.Lawrence: Kendi Anlatısının Kahramanı Lawrence

  • D.H.Lawrence: Kendi Anlatısının Kahramanı Lawrence

    Posted by romankahramanlari on 11 Temmuz 2024 at 14:14

    Kendi Anlatısının Kahramanı Lawrence*

    Makale Yazarı: Tuğçe Ayteş

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI dergisinin (Temmuz/Eylül 2014)  19. sayısında yayımlanmıştır.

    “Uzaklara doğru süratli bir yolculuk yapmak istiyorsanız hafif seyahat edin. Bütün gıptalarınızı, kıskançlıklarınızı, affetmezliğinizi, bencilliğinizi ve korkularınızı çıkarıp atın.” Cesare Pavese

    Giriş

    Başka ülkelere, başka şehirlere yapılan yolculuk, hele de isteğimiz dahilindeyse, hem yanımızdakileri hem de kendimizi tanımak için büyük bir fırsattır. Yolculuk sırasında insan, yepyeni bir ortamla baş başadır. Hayatında yepyeni bir sayfayı doldururken düşünceleri, söyleyecekleri gerçek kişiliğini ortaya koyacaktır. Bu yeni coğrafya, yeni insanlar, yeni yaşantılar onda nasıl bir etki yaratacaktır?

    Birçok dalda eser verdiği halde daha çok romanlarıyla tanıdığımız, yirminci yüzyılın büyük yazarlarından D. H. Lawrence, aslında dört seyahatnamenin de yazarı. Seyahatname dili de roman dili gibi incelikli ve etkileyici. Ayrıca hepsi oldukça doyurucu metinler. İngiliz Edebiyatı alanında önemli bir değerimiz olan Minâ Urgan, Lawrence hakkındaki kitabında yazardan şöyle bahseder: “Onda yepyeni olan biçim değil, içeriktir…”

    Lawrence dünya tarihinin yetenekli edebiyatçılarından olduğu kadar döneminin tartışmalı yazarlarından da. Yazar, dediğimiz gibi biçim değil içeriğe yönelik atılımlar yapar ve insan ilişkilerini en küçük ayrıntısına kadar işler, buna o dönemin tabuları arasındaki cinsel ilişki de dâhil elbette. “Lady Chatterley’nin Âşığı” romanında yaptığı ayrıntılı betimlemeler, yaşadığı yıllarda başının epey ağrımasına ve kara listeye alınmasına neden olur. 1913 tarihli “Oğullar ve Sevgililer” romanında ise Sigmund Freud’un daha 1910 yılında ileri sürdüğü Ödipus Kompleksini işler. Bu kitapta annesiyle ilişkisinden esinlenmiştir. Lawrence’ın yaşamının erken safhalarında kadınlar kadar erkeklerle de yakınlık kurduğu söylenir. “Oğullar ve Sevgililer” romanının önsözüne göre bu romanda buna dair bir ipucu yoktur.

    Yine aynı kitabın önsözündeki bilgiler ışığında ilerleyelim. 1. Dünya Savaşı’nın patlak vermesinden sonra Alman asıllı Frieda Weekley ile evlenir. O dönem İngiltere’nin büyük çoğunluğunun aksine, savaş karşıtı görüşlerini oldukça açık biçimde dile getirir. Alman bağlantısı ve bu karşıtlığı Lawrence ve eşine şüpheyle yaklaşılmasına neden olur. Alman ajanlığıyla suçlanırken bir de bahsettiğimiz gibi müstehcenlik incelemelerine maruz kalır. Cornish sahilinde Alman UBot’larına istihbarat sağlama iddiaları yüzünden 1917’de İngiltere merkezine taşınmak zorunda kalırlar. 1918 yılında Almanların teslim olmasıyla ikili gönüllü olarak yurt dışında sürgüne gönderilir. 1919’da İtalya’ya taşınırlar ve kaldıkları üç yıl boyunca güney Avrupa’yı gezerler. 1922 yılında Avustralya yoluyla ABD’ye göç ederler. Ama Lawrence’ın kötüleşen sağ- lığı onları Avrupa’ya dönmek zorunda bırakır ve Lawrence burada tüberküloz tedavisi görür.

    Lawrence’ın seyahat kitaplarını okurken eşcinsellik veya casusluk izleri aramadığımı baştan belirteyim. Esas olan bir gezgin, bir kahraman olarak Lawrence’ın kendini nasıl anlattığı ve anlatılarındaki ipuçlarından kişiliği hakkında fikir yürütmekti. Dört seyahatnamesinin üçü İtalya hakkında ve İtalya’da üç yıllık ikametinin hakkını verdiği söylenebilir. (Kitaplardan biri de Meksika hakkında.) Seyahatnamelerde Lawrence’ın insanlarla ve doğayla ilişkisi, Almanca ve İtalyanca gibi yabancı dillere ilgisi, edebiyatın yanı sıra tiyatro, resim ve sanat bilgisini birinci elden dinleme fırsatı elde ediyoruz. Muhteşem bir dil işçiliğiyle örülmüş dolu dolu denemeler karşılıyor bizi.

    Öncelikle, hepsi belli bir çerçeveye odaklanan bu seyahatnamelerin içeriklerinden kısaca bahsedelim. (Yaptığım alıntılar, kitapların İngilizce orijinallerinden kendi çevirilerimdir.)

    Lawrence’ın Seyahatnameleri

    “Twilight in Italy and Other Essays” (İtalya’da Alacakaranlık ve Başka Denemeler,1916): Lawrence bu kitabında daha genç olduğu kadar daha dinamik ve heyecanlı da. Gittiği yerlerin sakinleriyle konuşmaları daha ağırlıklı. “Dağlardaki Çarmıh”, “Lago di Garda’da”, “Sürgündeki İtalyanlar”, “Dönüş Yolculuğu” bölümleri bulunan kitapta özellikle baş kısımda ibadet yerleri ve din adamlarının izini sürüyor; dini unsurlar yoğun ama baskın değil. Lawrence İtalya’nın pek bilinmedik güzel köşelerinin altını üstüne getirirken şairlerden (Blake), oyun yazarlarından (İbsen) ve daha birçoklarından ilham alır. İtalya şehirlerine (Verona, Milano, Como) ve komşu Avrupa ülkelerine (Almanya-Münih, İsviçre-Schaffhausen, Zürih, Rigi, Avusturya-Graz) atışar mevcut.

    “Sea and Sardinia” (Deniz ve Sardinya, 1921): Bu kitapta, Lawrence eşiyle birlikte İtalya’ya gönüllü sürgün gittikten sonraki zaman zarfında gezdikleri Sardinya ve Sicilya adalarını anlatır. İlk kitapla kıyaslandığında dini unsurlara pek rastlanmaz. Özellikle baş kısımlar daha bireysel, ilk kitaptaki kadar kişi betimlemesi yok. Lawrence “Palermo”, “Deniz”, “Cagliari”, “Mandas”, “Sorgono’ya”, “Nuoro’ya” , “Terranova ve Buharlı Vapur”, “Dönüş” bölümlerinden oluşan kitapta İtalya adalarındaki şehirlerine ve ada halklarının yaşayışına odaklanır.

    “Mornings in Mexico and Other Essays” (Meksika’da Sabahları ve Başka Denemeler, 1927): Lawrence ABD’ye yerleştikten sonra seyahat tutkusundan vazgeçmeyerek Meksika hakkında deneyimlerini paylaşır. Avrupa odaklı diğer seyahatlerine kıyasla Meksika daha farklı, daha yeni bir ülke. Lawrence da bundan yola çıkarak Meksika halklarını tanımaya ve anlatmaya odaklanır. Aztekler, Kızılderililer ve Hopi yerlilerinin günlük yaşamda düzenlediği gösterilere katılarak seyahatlerine ve pek tabii anlatılarına renk katar.

    “Sketches of Etruscan Places and Other Italian Essays” (Etrüsk Mekânları Taslakları ve Başka İtalya Denemeleri, 1932): Bu seyahatname Lawrence’ın ölümünden iki yıl sonra basılmış. Yazar, bu kitapta Etrüsk uygarlığının izlerini sürer. Diğer kitaplarında mevcut yaşantıya odaklandığı göz önünde bulundurulursa bu kitabı hem farklı hem önemli. “Cerveteri”, “Tarquinia”, “Tarquinia’nın Boyalı Mezarları 1”, “Tarquinia’nın Boyalı Mezarları 2”, “Vulci”, “Voltera” denemelerini bir haritada takip ederseniz Roma’nın dışından başlayıp düzgün bir hatta planlı bir seyahat yaptığını görebilirsiniz. Lawrence Etrüsk sanatını canlı, kendine has ve Yunan sanatına daha yakın bulur. Anlattıklarına göre, Romalılar bölgeye işgalci olarak gelir ve Etrüsk mezarlarını yağmalar; kayıp tahminlerimizin ötesinde bir büyüklüktedir. Günümüzün İtalyan halkında da Romalılardan çok Etrüsklerin etkilerini gördüğünü vurgular.

    Seyahatnamelerdeki Lawrence

    Mina Urgan’dan başta yaptığımız alıntıyı tekrarlayalım: “Onda yepyeni olan biçim değil, içeriktir…” Romanlarında kişilerini dantel gibi işleyen yazarın seyahatnameleri okunduğunda kendi ve tanıştığı insanları da aynı incelik ve zarafetle kaleme aldığını görebiliyoruz. Örneğin: “Yük beygirlerinin sürücüsü korkuyor. Kuvvetli ve sağlıklı gürbüzlüğüne rağmen korku her zaman orada, içinde. Ruhu kuvvetli değil. Korkuyla sararmış ve ağarmış. Tepedeki dağlar karanlık, aşağıdaki loşlukta su gürül gürül. Yüreği korkunun değirmen taşlarının arasında eziliyor.” Dört seyahatnamesinde de kişi ve mekân betimlemeleri açısından cömert davranır. Bu betimlemeler öyle canlıdır ki uzanıp dokunacak gibi olursunuz. Lawrence’ın yazma yeteneği kadar gözlem gücü de hayranlık uyandırıcı.

    Metinlerin güzelliğini sadece yetenek ve gözleme bağlamak yetmez. Lawrence seyahatten tam bir gezgin gibi keyif alıyor. Metinlerde açık açık dile getirmese de okur olarak bunu çok rahat hissedebiliyorsunuz. Ayrıca ziyaret ettiği yerin halkıyla birebir sayısız sohbete girmekten kaçınmıyor. Girişken ve insan canlısı bir yazar olduğunu söylemekte sakınca yok muhtemelen. Ev sahibiyle, kahvede oturan insanlarla, yolda karşılaştığı kısa süreli arkadaşlarla muhabbet, onun seyahatlerinin vazgeçilmez bir parçası.

    Lawrence’ın nasıl bir gezgin olduğunu yine en iyi şekilde kendi sözcüklerinden öğreniyoruz: “Nuoro’da görecek hiçbir şey yok: gerçeği söylemek gerekirse bu her zaman içimi ferahlatır. Gezilip görülecek yerler sinir bozucu can sıkıntılarıdır(…) Gösterecek hiçbir şeyi olmayan şehre ne mutlu. Kendini ne kadar çok marifet ve gösterişten kurtarır! Yaşam o zaman yaşamdır, müzeye doluşmak değil. Oldukça durağan, Pazartesi sabahı caddelerinde avare avare dolaşılabilir ve kendi aralarında dedikodu yapan kadınlar, başında kocaman bir ekmek sepetiyle geçen yaşlı bir kadın, işten geri duran gönülsüzler ve bütün sanayinin harekete geçmekte isteksizliği görülebilir. Yaşam yaşamdır ve her şey olduğu gibidir.” Aynen dediği gibi İtalya’nın hemen her seyahat turunda geçen yerlerini değil belki aklınıza gelmeyecek veya liste başımızda yer almayacak şehirleri anlatır. Ama öyle bir anlatış ki ilk bulduğumuz haritada yerlerini işaretlememek elde değil.

    Seyahatnamelerde Lawrence sadece seyahat hakkında değil güncel konular hakkında da yorumlarını esirgemez. “Mekânın ruhu tuhaf bir şey. Mekanik çağımız bunu ezip geçmeye çalışıyor. Ama başaramıyor. Sonunda mekânın, başka başka yerlerde fazlasıyla çeşitli ve elverişsiz olan tuhaf, tekinsiz ruhu mekanik birliğimizi paramparça edecek, gerçek sandığımız her şey pat diye yok olacak ve biz öylece bakakalacağız.” Genelde çok gelişmemiş, dokusunu koruyan şehirleri ziyaret eder ama artık İtalyanların parayı daha fazla önemsemesinden ve hızlı kentleşmeden rahatsızlığını da dile getirir.

    Lawrence’ın savaş karşıtı olduğunu ve bunun suçlanma sebebine dönüştüğüne değinmiştik. Etrüsk kalıntılarını incelerken bu konudaki imalarını okuyabiliyoruz. “Savaş onlar için bütün anlamları iptal etti,” der İtalyan halkı için. Ayrıca kaba kuvvetin korkunç bir etkisi olduğunu kabul etmekle birlikte hayatı tamamen söküp atamayacağına inanır. “Kaba kuvvet bitkileri yerinden söker. Yine de bitkiler tekrar büyür.” Bu sözlerinin direnişe işaret ettiğini ileri sürmek aşırı yoruma girer ama buradan Lawrence’ın barışçıl ve umutlu (savaşın yıkıcılığı, yaşamındaki gelişmeler ve hastalığını hesaba katarsak buruk bir umuda sahip) bir insan olduğunu çıkarmamız mümkün.

    Fakat siyasete karşı mesafeli olduğunu kendisi “Politik pastaya serçe parmağımı değdirmek bile bana göre değil” sözleriyle açıklar. “Eminim her savaş sonrası ülkenin, dışarıdan birileri karışmadan veya yorum yapmadan, kendini yönetmek için yapacak çok işi vardır.” Lawrence’ın siyasetten uzak durmasına rağmen, en azından mantık açısından emperyalist yapılanmaya da pek sıcak bakmadığına dair tahmin yürütebiliriz.

    Seyahatnamelerde Lawrence kendini roman kahramanlarından biri gibi anlatır. Ama gezgin yönü dışında kendini çok da açık etmez. Eşiyle çıktığı seyahatlerde eşi ve onunla ilişkisinin, kendi duygusal yönünün derinliklerine girmez. Bu bir eksiklik değil bir tercih olsa gerek. Hatta bir yandan, onun bu anlatımı seyahatnameleri gerçekten seyahatname olarak okumamıza olanak tanır. Romanlarına hâkim olan melankoliye seyahatnamelerinde pek rastlamıyoruz. Kendisine yöneltilen suçlamaların ve sağlık sorunlarının olumsuz etkilerine rağmen seyahatin sağaltıcı etkisi çoğu zaman ağır basar. Belki de baştaki Pavese alıntısına uygun, hafif seyahat etmeyi benimsemiştir, kim bilir…

    Kendi seyahat tutkusunu ve belki de deneyimleri kaleme dökme isteğini bizzat şöyle özetler: “Kişiye mutlak bir hareket etme ihtiyacı gelir. Dahası, belli bir yöne hareket etme ihtiyacı. O zaman çifte ihtiyaç: harekete geçmek ve nereye gideceğini bilmek. İnsan neden yerinde duramaz?”

    Sonuç Lawrence’ın seyahatnamelerinde bir okur olarak onun kişiliğine, anlattığı insanlara ve yerlere ısınıyor, okurken orada onlardan biri oluveriyorsunuz. Roman sürükleyiciliğinde ve müthiş bir dil işçiliğinde yazıldıklarını tekrar tekrar belirtmek gerek. Kitaplardan “Sea and Sardinia”, “Deniz ve Sardinya Adası” olarak Türkçeye çevrildi. Günün birinde diğerlerini de Türkçede veya hâlihazırda orijinal dilinde okuyabilirseniz tavsiyem bunu bir seyahat esnasında gerçekleştirmeniz. O zaman Lawrence’ın seyahatnamelerinin keyfini çok daha fazla çıkarabilir, onu daha yakından tanıyabilir, seyahatlerinin diğer eserlerini de zenginleştiren etkisine tanık olabilirsiniz.

    Kaynaklar
    Twilight in Italy, D. H . Lawrence, Electronic Classics Series, 2003.

    Sea and Sardinia, D. H . Lawrence, http://www.archive.org/details/seasardinia00lawrrich, 2007.

    Etruscan Places, D. H . Lawrence, http://gutenberg.net.au/ebooks09/0900381h.html, 2009.

    Mornings in Mexico, D. H . Lawrence, http://gutenberg.net.au/ebooks09/0900391h.html, 2011.

    “Life & Times”, Sons and Lovers, D. H. Lawrence, Collins Classics, 2010.

    #seyahatname #italya #etrüskmekanları #denizvesardinyaadası #italyadaalacakaranlık #lawrence

    romankahramanlari replied 1 year, 9 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
Kendi Anlatısının Kahramanı Lawrence* Makale Yaza…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now