Cumali: BİR BIYIK NEDEN ÖLÜR
-
Cumali: BİR BIYIK NEDEN ÖLÜR
BİR BIYIK NEDEN ÖLÜR*
Makale Yazarı: Ayşe Akaltun
*Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI (Temmuz/Eylül 2016) 27. sayıda yayımlanmıştır.
“Ne kendini öldürmesi? Cumali’yi bıyık öldürdü.
Ben bunu bilir bunu söylerim.”
Bıyık Söylencesi / Tahsin YücelBir bıyık düşünün, #romankahramanı olsun.
Bir bıyık düşünün adı dilden dile dolaşsın, kasabanın gururu, genç kızların hayali, erkeklerin içten içe kıskançlığı olsun.
Bir de bıyığı taşıyan Cumali’yi düşünün. Bir süre sonra bıyığın adını almak, onun kişiliğini taşımak zorunda kalan Cumali’yi.Oysa her şey çok normal başlar. Tahsin Yücel küçük bir kasabayı, askerliğini bitirip geri dönen Cumali’yi tanıtır önce bize. Tek düşündüğü sevdiği kadın #BedriyeAbla ile evlenmek olan Cumali. Babasının ihtişamı altında ezilen, hiçbir şeye kendi başına karar veremeyen Cumali. Kasabanın delikanlıları arasında kolayca kaynayıp gidecek, evlenecek çocuk sahibi olacak, monoton bir hayat yaşayıp ölecek olan Cumali.
Bu kez Tahsin Yücel ve hayat rutinin dışına çıkmaya karar verirler. Cumali bir kahramana, bir simgeye dönüşür. Aslında bütün bunları bir bıyık yapar ama bıyığın bir kaideye, bir taşıyıcıya ihtiyacı vardır. Bu kutsal görev Cumali’ye düşer.
Kitap “sahip olmak” ve “var olmak” eksenleri açısından okunabilir. Ben toplumsal cinsiyet, bıyığın simgelediği erkeklik, erkeklik imgesinin altında ezilen bireyler açısından okudum. Ya da okurken bunları düşündüm.
Aslında hiç aklında yokken #berberZiya tarafından bıyık bırakılmaya ikna edilen Cumali, bir süre sonra bıyığın hakkını vermek için bütün karakterini, davranışını değiştirmek zorunda kalır. Çünkü bıyığın cevheri “leventlikten, erkeklikten” gelir ve bıyığı taşıyan da buna gör davranmalıdır. Oysa Cumali söylencelerde bahsedilen ataklık, güç, düşmana korku salmak gibi özelliklere sahip değildir. Bu özellikleri bıyık taşır ve bıyık #yurt olarak kendine Cumali’yi seçmiştir.
Bıyık büyüyüp egemenliğini sağlamlaştırdıkça Cumali küçülür ve yok olur. Bıyığın varlığına karşı çıkan, belki de gidişatı önceden tahmin eden tek kişi Cumali’nin karısı Bedriye Abladır. Başlangıçta toplumsal baskıyla bıyıkla yakınlık kurmaya çalışsa da yapamaz bunu. Kitapta doğruyu söyleme, bıyığa kafa tutmak, sağduyunun sesi olmak için seçilmiştir. Bütün kitap boyunca ona “abla” diye hitap edilir. Başlangıçta neşeli, işveli, cinselliğini hissettiğimiz Bedriye abla bu özelliklerini zamanla yitirir. Bıyığın karşısında daha “erkek” bir duruş sergilemeye başlar. Belki de baştan beri ona “abla” demek, kadınlığını, cinselliğini bir noktadan sonra unutmamızı kolaylaştırır.
Oysa bu noktada Cumali “Bıyığının ardına çekile çekile erkeklikten uzaklaşır”. Onun kişiliği yavaş yavaş bıyığın gölgesinde kalırken, bıyık büyümeye, güçlenmeye devam eder. Bir efsaneye dönüşür. İlahi bir anlam yüklenir, “Yukarda Allah var” yerine, “Yukarıda bıyık var” denmeye başlanır. Devlet görevlileriyle oturup kalkar, sokaklarda insanlar ona selam verir, genç kızlar onun hayalini kurar. Bıyık kasabanın genç kızları arasında cinsel bir objeye, bir fanteziye dönüşür. Bıyığın geceleri uçtuğuna, odalarına geldiğine, bedenlerine dokunduğuna dair söylentiler yayarlar etrafa. Geldiğinde rahat etsin diye geceliklerinin yakalarını açarlar. “En çok girdiği evlerse, gelinlik kızların evleriydi. Dosdoğru gelinlik kızın yatağına iniyor, kimi zaman şöyle bir dokunup havalanıyor, kimi zaman yanaklarını, ellerini, omuzlarını, memelerini okşadığı oluyordu.” Düşlenen genel bir erkek tanımıdır aslında, bıyığın simgelediği, yüzyıllardır süregelen erkektir bıyık. Cumali’den o kadar bağımsızdır ki, onu terk edip gider gelinlik kızların odalarına.
Cumali “erkeklikten” uzaklaştıkça, bıyık bir erkek kimliğine bürünür. Bıyık büyüdükçe, Cumali küçülür. Bıyığı yüzünden etrafında dolaşan, onunla açıkça cilveleşen, hatta yatağa kadar götüren kadınlarla hiç ileriye gidemez. Bıyığın getirdiği kadınları, bıyık yüzünden reddeder Cumali. Oysa kitap boyunca belirtilen, bıyığın uçlarının gökyüzüne bakması, ne yaparsan yap aşağıya sarkmaması cinsel bir göndermedir. Erkek cinsel organını temsil eder aynı zamanda. İktidarı temsil eden bıyık “iktidarsızlığı” da yanında taşır.
Bu noktadan sonra sadece bıyıktan söz etmeliyiz belki de. Bir adı vardır artık, “Karapala”. #Karapala bir “erkeklik” abidesi olarak bütün ihtişamıyla kaplar kasabayı. Cumali “Karapala’yla ben etle tırnak gibiyiz” demeye devam etse de içten içe bunun yanlış olduğunu bilmektedir. Bedriye ablanın bıyık karşısındaki direnişi güçlenmiştir. Karapala’ya teslim olmuş tüm kasabanın ortasında aykırı sesini yükselten kişidir. Açık açık dalga geçer bıyıkla. Cumali’nin kasabanın söylediğine ikna olup soyadını “Karapala” olarak değiştirdiğinde “Ben bir bıyık parçasına avratlık edecek kadın değilim.” diyerek son noktayı koyar Bedriye abla. O artık Cumali’nin karısı değildir. Boşanmışlardır onun gözünde. Yatak odalarını ayırarak da belgeler bunu.
Bu işgal edilmişliğe Cumali’nin bir yerde hayır demesini bekleriz okur olarak. Tahsin Yücel kasabanın delisi aracılığıyla rahatsız eder Cumali’yi. Herkesin akıllıyım diye geçinip çıldırdığı bir kasabada, deli diye tanımladıklarımızdır bazen bize doğruyu gösteren. Cumali’ye açık açık iki ayrı kişilik olarak hitap eden Adem başlatır rahatsızlığı. Bedriye ablanın yapamadığını Adem yapar.
Cumali bıyığın sadece taşıyıcısı olduğunun farkına varır. Gönülsüzce bıraktığı bıyık onu ele geçirmiştir. Ama artık bıyık olmadan nasıl bir erkek olduğunu hatırlamıyordur. Hatta o eski “erkekten” korkmaktadır. Kasabanın insanları biraz Nasrettin hocanın “ye kürküm ye” ironisinin devamı gibidir. Ye Karapala, hoş geldin Karapala, nasılsın Karapala, diye devam eder yaşam. Kıyamet berber Ziya’nın, Cumali’yi habersiz bir yarışmaya dâhil etmesiyle başlar. Yıllardır bıyığın sözünden çıkmayan Cumali, bu yarışmaya geride kalan tüm benliğiyle karşı çıkar. Sonraki günler sadece Cumali için değil, berber Ziya, kasaba ve en önemlisi bıyık için kıyametin devamıdır.
Bıyık Cumali’yle beraber zayıflamaya, beyazlamaya başlar. Artık uçları gökyüzüne bakmaz. İktidarı yavaş yavaş sona ermektedir. Yıllardır bıyığın hükmünde yaşayan Cumali için yıkımdır bu. “Şimdi sağlam bedende, sapasağlam bir başta bir bıyık ölüsü, en azından çan çekişmekte olan bir bıyık imgesi yerleşmişti gözlerinin içine. Bu duygu ötekinden, ölü başta canlı bıyık imgesinden daha korkunçtu.” Bıyığın olmadığı bir hayat düşünemez.
Odasında ölü bulunan Cumali ve bıyık için sona ermiştir iktidar.
Berber Ziya’nın dediği gibi “Ne kendini öldürmesi? Cumali’yi bıyık öldürdü.” söylemine katılmamak mümkün değildir. Bıyık ve bıyığın simgelediği her şey öldürmüştür Cumali’yi.Erkeklik öldürür, cinsiyet ayırt etmeden her şeyi ve hepimizi.
KAYNAKÇA
Yücel, Tahsin, Bıyık Söylencesi, Can Yay., 1995, İstanbul#sahipolmak #varolmak #toplumsalcinsiyet #erkeklik #erkeklikabidesi #Cumaliyibıyıköldürdü

Sorry, there were no replies found.