Comedian, Rorschach, Dr. Manhattan, Nite Owl, Silk Spectre, Ozymandias

  • Comedian, Rorschach, Dr. Manhattan, Nite Owl, Silk Spectre, Ozymandias

    Posted by romankahramanlari on 12 Temmuz 2024 at 10:08

    WATCHMEN’DE KAHRAMANLAR VE MEKÂNLARI*

    Makale Yazarı: Naz Beykan

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Temmuz/Eylül 2011, 7. sayıda yayımlanmıştır. 

    “Tarif ettiğim yaşamın yapısı –ki bu yapının nesnel olduğuna inanıyorum– binalarda, bireye ve insanın içindeki duygularının doğasına derinden ve ayrılmaz bir şekilde bağlıdır.”
    Christopher Alexander (mimar)

    Çizgi romanda mekân, kahramanların kişiliklerine ve iç dünyalarına ilişkin ipuçları taşıyan görsel bir anlatım öğesidir. Yazar Alan Moore, çizer Dave Gibbons ve #renklendiren #JohnHiggins, “Watchmen” adlı eserde, maskeli hayatlarını geride bırakmış altı kahramandan birinin öldürülmesiyle başlayan ve daha büyük bir komplonun açığa çıkmasıyla son bulmasını ele alan kurguyu, kahramanların duygu dünyalarının ve birbiriyle ilişkilerinin yönlendirdiğini aktarmak için mekân tasarımlarından yararlanmaktadırlar. Bunlar, özellikle kahramanlara ayna tutabilecek pek çok veriyi içeren, bireyin hâkimiyet alanı olan ev gibi kişisel #mimari mekânların tasarımlarıdır. Çünkü, “Kişinin ‘#yaşammekânı’ kavramı, kişilik ve çevre faktörlerinin oluşturduğu, olumlu ya da olumsuz değerlere sahip nesnelerin zihinsel modellerinden oluşmakta, kişinin çevresine ilişkin beğeni ve tercihlerini belirlemektedir.” (Çakın, 1988: 11) Dış etkenlerden soyutlanmayı ya da korunmayı sağlayan bir güven alanı olan evdeki her nesne –gerek #mobilyalar, gerekse #duvardakitablolar– bağlılık sembolü olmasının ötesine çıkıp kişinin kimliğini simgeler hale gelebilmektedir. Bu durum, açık ofis sisteminde olmasa da kişiye ait çalışma mekânları için de geçerlidir. #Sokak ise, kamusallığıyla bu mahremiyetin ve korunmanın kırıldığı, #kontrolsüzbirmekân olmasıyla evin antitezi sayılabilir. Bu nedenle, öldürülen #Comedian, bu cinayeti şüpheli bularak kurcalayan #Rorschach, insanüstü güçlere sahip #DrManhattan, sıradan bir hayat süren #NiteOwl, anne zoruyla #maskelikahraman olmuş #SilkSpectre ve başarılı #işadamı #Veidt’in kişilikleri, evleri –ya da evsizlikleri– üzerinden ortaya konmaktadır.

    EDWARD BLAKE aka. COMEDIAN
    #Politikacı kimliğiyle #EdwardBlake, kostümlü kimliğiyle #Comedian’ın cinayete kurban gittiği ev, hem Watchmen’in hikâyesinin #başlangıçnoktası olmasıyla hem de Comedian hakkında somut veriler barındıran tek mekân olması adına önemlidir. Watchmen’in hemen ilk sayfası Comedian’ın evinin penceresinden aşağı, kaldırımdaki kanına odaklanan karelerden oluşmaktadır. Dedektifin, bu sayfanın son karesindeki “Ne düşüş ama!” şeklindeki ifadesi, evle ilişkilendirildiğinde sembolik bir anlam taşımaktadır. Hikâye boyunca diğer kahramanların geriye dönüşlerinde daima savaşa ilişkin ortamlarda hatırlanan Comedian’ın, gözünü kırpmadan öldürdüğü insanlara karşı hissettiği #üstünlük, #prestimgesi yüksek katlı evinden aşağı, ‘sıradan’ insanların yürüdüğü kaldırıma atılarak öldürülmesiyle ironik bir bağ kurulmaktadır. Düşmanlarına korku saçtığı maskeli günlerine bağlılığı ve özlemi, özenle dolabının içinde gizli bir bölmede sakladığı anı eşyaları ve eski kostümüyle okuyucuya yansıtılmaktadır. Comedian’ın bu gizli kimliğiyle geçirdiği yaşamı –belki de kurgu gereği– aslında diplomatik kimliğinden önde tutulmaktadır. Evindeki #fotoğraflar ve #SilkSpectre’ın yüzüne su attığı resepsiyona geriye dönüşün dışında politik hayatına ilişkin hiçbir #mekânsalveri olmaması da bundan kaynaklanmaktadır. Anlatım boyunca sadece başka kahramanların anılarında karşımıza çıkan Comedian’ın yaşam tarzı yalnızca, öldürüldüğü eviyle okura yansıtılır.

    WALTER JOSEPH KOVACS aka. RORSCHACH
    #WalterJosephKovacs’ın gizli kimliği Rorschach, mekândan bağımsız bir kahramandır; çünkü mimarideki kişisel, yarı-kamusal ve kamusal alanı oluşturan çok katmanlı yapıyı hiçe sayarak hareket etmektedir. Aslında bir kişisel mekânı yok değildir, ama kostümünü sakladığı ve hiçbir gerçek duygusal bağı olmayan evinin onun için barınmaktan başka bir amacı bulunmamaktadır. #Kamusalalanlar olan #sokaklar ve hatta dost, düşman fark etmeksizin #NiteOwl ve #Moloch gibi başkalarının kişisel alanları olan evlere de rahatça girip çıkmaktadır. #Rorschach, bu toplumsal mekân algılarını ve soyut mahremiyet sınırlarını tanımaması nedeniyle anarşist olarak nitelendirilebilir. Bu aidiyetsizliği, Rorschach’ın toplumsal değerleri ya da değersizlikleri hiçe sayan, kendi doğrularıyla yaşayan yapısını vurgular.

    DR. JON OSTERMAN aka. DR. MANHATTAN
    #Nükleer bir kaza sonucu #mavirenkli insanüstü bir varlığa dönüşen #DrJonOsterman –ya da gizli kimliğiyle– #DrManhattan’ın, uzamsal ve zamansal algısının farklılaşmış olması nedeniyle yaşadığı #yabancılaşma, çizgi romandaki fiziksel ortamın betimlenişiyle de desteklenmektedir. Mimaride ölçek ve hiyerarşi, mekândaki canlı, cansız her elemanın birbiriyle ilişkisiyle belirlenmektedir. Bunu çizgi romanda yansıtmanın en kolay yolu karenin içinde ölçeği değerlendirmektir. Dr. Manhattan’ın, başkalarıyla bulunduğu çoğu karede boyutunun sabit olmaması, onun karedeki #baskınfigür olmasına hizmet etmektedir. Diğer kahramanlar ölçek olarak yanında küçük kalmaktadır. İnsanüstülüğünün göstergesi olan ölçeksel üstünlüğün kırılma noktası, çevresindeki insanların kansere yakalanmasına neden olduğu söylentisi sonucu medya tarafından sıkıştırılmasıdır. Kişisel mekânının sınırlarının yıkımıyla kendini etten dört duvar arasında hapsolmuş bulan Dr. Manhattan, çareyi zamanın doğrusal olmadığı uzaya –Mars’a– kaçmakta bulur. #Marsta kendine yarattığı #güneşsaati, #kumsaati ve #modernsaat öğelerinin bir araya gelmesiyle oluşan #makineyapı, zamanın çok katmanlı algısını mekânsal bağlamda somutlaştırmaktadır. Mars’ta inzivaya çekilmesi ve burada yarattığı bu zamanın doğrusallığına karşı çıkan yapı, Dr. Manhattan’ın yabancılaşmasını simgelemektedir.

    DANIEL DREIGBERG aka. NITE OWL
    #DanielDreigberg’in evi, vazgeçmek zorunda kaldığı Nite Owl gizli kimliğine geri dönüşündeki duygusal dönüşümünün tanığı olarak okuyucuya sunulmaktadır. Nite Owl, kamusal, yarı-kamusal ve kişisel alanlarının geçiş noktaları en tanımlı olan Watchmen kahramanıdır. “Mekânların fiziksel kompozisyonlarından, ölçek ve yoğunluklarından, yönelme ve boyutlarından söz edilebileceği gibi, içindeki zonlardan ve mekânın simgeselliğinden de söz etmek olasıdır. (…) Bu arada mekân ve insan kimliklendirme de önemli mekânsal tartışma boyutları olarak kabul edilebilirler.” (Öymen, 1996: 57) Kısacası, Nite Owl’un bulunduğu bu farklı konumlar kurgusal açıdan kişiliğiyle birebir ilişkilidir. Zengin olmasına rağmen, mütevazı bir sıra evde oturmayı tercih etmesi, Nite Owl’un sıradanlığı seçtiğini ve topluma asimile olduğunu göstermektedir. Bu uyumu, Watchmen’deki kahramanların aksine, kamusal alanlarda Daniel kimliğiyle göze batmadan var olabilmesinde de gözlemlenebilmektedir. Evi ise, aslında kahramanın sadece uyum sağlarmış gibi göründüğü bir dekor ya da ‘buzdağının görünen kısmı’ olarak nitelendirilebilir. Dolayısıyla Nite Owl’un evinde anı içeren, dikkati çeken hiçbir nesne yoktur. Bu yaşam alanlarındaki kişisel mekânı, hem Comedian’ın cinayetini araştıran dedektif hem de Rorschach tarafından ihlal edilmekte, böylece buraya yarı-kamusal bir özellik kazandırılmaktadır. Çoğu karede açık çizilen #sokakkapısı, kamusalla yarı-kamusalın sınırını oluşturmaktadır. Kahramanın gerçek kişisel mekânı ise, ‘buzdağının suyun altında kalan bölümü’ misali evin bodrumundaki, şehrin bambaşka yerleriyle bağlantılı olan #devdepo alanı olarak ortaya çıkmaktadır. Nite Owl, maskeli günlerine ilişkin geçmişini buraya gömmüştür. Kostümünün durduğu dolabın kapağının açık olması da, aslında bu kimliğine özlemini, o günlere her an geri dönüş yapma arzusunu hissettirmektedir. Kostümünü giyip uçan aracı #Archie’yi bodrumdan göğe yükseltmesi, simgesel olarak, içine kapanıklığını ve cesaretsizliğini kırmasını, hayallerini bodrumunda hapsolmuşluktan kurtarmasını ifade eder. Bu açıdan, Nite Owl’un evi, sokak ve bodrumuyla da ilişkilendirildiğinde, kahramanın gelişimiyle doğrudan ilişkili metaforik anlamlar taşır.

    LAURIE JUSPECZYK aka. SILK SPECTRE
    Annesinin zoruyla büründüğü Silk Spectre rolünden kurtulduğuna pek de üzülmeyen #LaurieJuspeczyk’in kişiliği, kendine ait hiçbir mekânı bulunmayan tek kahraman olmasıyla dikkat çeker. Tüm hikâye boyunca, Silk Spectre, ya annesi, ya sevgilisi Dr. Manhattan ya da sonunda kocası olan Nite Owl’a ait mekânlarda varlık göstermektedir. Mekân aidiyetsizliği ve bu üç kişiyle bulunduğu sahnelerdeki konumu, onun sürekli #korunmayamuhtaç ve kendi kendine karar vermekten aciz yapısını ortaya çıkarmaktadır. İkinci bölümde, annesini ziyarete geldiği sahnede, annesinden devraldığı kostümünün rengine çağrışım yapan sarı renk duvarlarla çevrelenmiş odadadırlar. Önce yatar pozisyonda olan annesi, bir süre sonra ayaklanmakta ve oda içinde hareket etmeye başlamaktadır. Silk Spectre’ın, tüm bu devinim boyunca, odanın içinde annesini arkasından takip etmesi, onun annesinin yönlendirmesine ihtiyacını sezdirmektedir. Dr. Manhattan’la bulunduğu yerlerde ise, adamın doğasından kaynaklanan ezici üstünlüğü, Silk Spectre’ı fiziksel ortamda hep arka plana atmaktadır. İlişkilerindeki güçsüzlüğünü yansıtan bu durum, sonuçta kadının Dr. Manhattan’dan kaçmasına neden olur. Nite Owl’la ilişkisinde ise Dr. Manhattan’da bulamadığı ölçeksel uyumu keşfettiğini izleriz. Ancak, Silk Spectre, ne kadar özgürce gezinebilse de, yine de Nite Owl’a ait mekânları kullanmakta, hikâyenin sonunda bile, bireyselliğini ortaya koyan, kendine ait bir evi bulunmamaktadır.

    ADRIAN VEIDT aka. OZYMANDIAS
    Gizli kimliğinin adını, II. Ramses’in, “Ra’nın büyük gerçeği, #Ra tarafından seçilen” anlamındaki sıfatının Yunanca çevirisi “#Ozymandias”tan alan, zeki işadamı #AdrianVeidt, Watchmen’de mekân ve kişilik ilişkisi en güçlü kurulmuş kahramandır. Adındaki Eski Mısır’a gönderme, kendini, tanrı olduğuna inanılan firavunlarla bir tuttuğu izlenimi uyandırmaktadır. Gerek kostümünde gerekse bulunduğu mekânlarda, Mısır mitolojisinde “tanrıların etinin rengi” olduğuna inanılan altın rengini seçmiş olması da bunu destekler. Sahip olduğu mekânlardaki asal, simetrik, piramitsel formlar onun antik çağlara özenen ütopik arayışlarının mimari yansımalarıdır.

    Ozymandias, hikâye boyunca, diğer Watchmen kahramanlarının aksine, hiçbir kamusal alanda yer almaz. Bir tek, görüşmeye gitmek için ofisinden çıktığı ve yarı-kamusal olarak nitelendirilebilecek (ama yine kendisine ait bir binada) saldırıya uğrar ki bu Ozymandias’ı denetimli kişisel mekânından çıkarıp tehdide açık bırakmak için, kurgusal açıdan –ve aslında kendisi tarafından– özel olarak yapılan bir seçimdir. Bu olay dışında Ozymandias, ya kendi ofisinde ya da Antarktika’daki evinde okurun karşısına çıkar. Bu iki özel yer de uzamsal ve mimari özellikleriyle Ozymandias’ın duygu ve düşünce yapısını ele verir.

    Ozymandias’ın şehirdeki ofis binası dev bir #obelisk biçimindedir. #EskiMısır’da özellikle güneş kültüyle ilişkili bu monolitik formun, Ra’nın sarsılmaz yaratıcı gücünü temsil ettiği öne sürülmektedir. Hatta tanrıların obelisklerin içinde bulunduğuna inanılmaktadır. Obelisklerin üzerinde, güneş tanrısını ya da obeliski diktiren firavunu öven hiyerogliflerin yer almasıyla Ozymandias’ın ofis kulesinde markalaşmış soyadı “Veidt”in yazması rastlantısal değildir. Lawson, “Binalar büyüklükleri ya da mütevazılıklarıyla toplumda rol oynamaya çalışırlar. Sonuç olarak da, yapılması için para veren, onu tasarlayan ve onu kullanan hakkında mekânın diliyle konuşurlar.” (Lawson, 2001: 46) sözleriyle bir yapının ölçeğinin, sosyal, politik ve ticari değerler bakımından, en önemli mimari verilerden biri olduğunu öne sürmektedir. Bu ifade ve yüksekte olmanın hep prestij ve rütbeyle ilişkilendirilmesi göz önüne alındığında, Ozymandias’ın ofisinin, kulenin en tepesinde konuşlanması doğru orantılıdır. Ayrıca Rubio, modern çağda sömürgeciliğin opak mimari öğelerden faydalanan askeri iktidar mekânizmasından, şeffaf bileşenlerle maskelenen ekonomik bir yapıya büründüğünü belirtmektedir. (Rubio, 1988: 49) Bu da, parasıyla kendini tanrısallaştıran Ozymandias’ın kulesinin, sömürgeci gücü temsil ettiğini kanıtlamaktadır. Ofisin içinde ise kahramanın kullandıkları dışında hiç mobilya bulunmaz. Bu, kimseyi ofisinde kabul etmediği, ederse de ayakta tuttuğu izlenimini vermektedir. Hiyerarşik olarak ziyaretçiyi ayakta tutmak, mekândaki hegemonyanın göstergesi sayılmaktadır. (Lawson, 2001: 147) Bu kostümlü kahramanların toplantı sahnesinde de gözlemlenmektedir. Ozymandias toplantının sonuna kadar kollu sandalyesinden kalkmayan tek kahramandır. Sadece kendisiyle ilgili şeyler (Ozymandias oyuncakları ve düzenlediği yardım kampanyasına ilişkin posterler) ya da Eski Mısır antikalarıyla dolu bu çalışma mekânı, bencilliğinin, hiçbir şeye bağlılık duymadığının yanı sıra kimseyle temas kurmadığının da kanıtıdır.

    Öte yandan, Ozymandias’ın #Antarktika’daki evi, Mısır firavunu II. #Ramses’in yaptırdığı #KarnakTapınağı’nın adını taşır. Yapının, mimari formu ve girişindeki iki obelisk de bu Eski Mısır tapınağının mimarisine gönderme yaparak, kahramanın kendini tanrısallaştırdığını ele verir. #Rubio, mimarlığı, doğa ve insanlar üzerinde sömürgeleştirme olgusunu egemen kılan bir şiddet eylemi olarak tanımlamaktadır. (Rubio, 1998: 50) Ona göre, Güney Kutbu’nun sert doğal koşullarına başkaldırmasıyla Ozymandias’ın evi, hem bir güç simgesidir hem de şiddeti kutsallaştıran bir tapınaktır. Bu bağlamda, tropik fanus içindeki bahçe, kurgudaki rolüyle, kahramanın temsil ettiği şiddetin bir ölçütüdür. Hizmetçilerinin ölü bedenlerini kar altına gömmek için, bu ölümle yaşam arasındaki sınırı oluşturan narin cam seranın içindeki tüm canlıları da katletmekten çekinmeyecek kadar yaşama değer vermemekte, kendisini canlıların hayatları üzerinde söz sahibi kabul etmektedir. Televizyon ekranlarının bulunduğu mekân ve New York’un yarısını yok etme planını gerçekleştirmesinin ardından meditasyon için çıktığı odada, güneş sistemini gösteren bir aletin önündeki piramitsel bir formun üstüne oturması, Ozymandias’ın kendisini tanrısal, nihai gözlemci olarak algıladığını kanıtlar. Çizgi romandaki son karesinde Ozymandias, Dr. Manhattan’ın “Sonunda mı? Hiçbir şey bitmez, Adrian. Hiçbir şey asla bitmez,” sözleri nedeniyle yaptıklarının sonucundan şüpheye düşmüş, huzursuzlukla, egemenliğinin simgesi piramidin üstünden inmiştir. Bu durum, aslında hikâyenin biraz da havada bırakılan, sürprizli sonuna gönderme yapmaktadır. Böylece, Ozymandias’ın göründüğü ilk kareden sonuncusuna kadar, hep kendine ait mekânlarda bulunması ve bu mekânların özel biçimleri, bu hırslı kahramanın hem kişiliği hem de duygu dünyası ve hayata bakışı okunur kılınmaktadır.

    Watchmen’in yaratıcıları, kişisel ve kamusal alanların etkileşimleri ve bu yerlerin fiziksel özellikleriyle, hikâyede odaklanılan altı kahramanın kimliklerine ve karakterlerine ışık tutmaktadırlar. Comedian’ın evi, Rorschach’ın mekânsal sınır tanımazlığı, Dr. Manhattan’ın baskınlığı ve aidiyetsizliği, Nite Owl’un sokakev-bodrum alanlarındaki geçişler, Silk Spectre’ın evsizliği ve Ozymandias’ın firavunlara özenen uzamsal hegemonyası; tüm bu kahramanların yaşadıklarını, düşündüklerini ve hissettiklerini desteklemenin yanı sıra ilişkilerinde de belirleyicidir. Hiçbir mekânın seçimi rastlantısal değildir. “İnsan, ben-merkezli algısı sonucu, devingen ve dinamik kişisel mekânı ile var olur. Merkezinde olduğu statik ve sınırlandırılmış yer de, onun durağan egemenlik alanıdır.” (Gür, 1996: 102) Bu nedenle, kahramanların konuşma balonlarına yansımayan duygusal dünyalarına ve hayattaki duruşlarına işaret etmek için, yaşam alanlarının mekânsal tasvirlerinden yararlanılması, Watchmen’in atmosferinin yaratılmasında hayli önemlidir. Ev, evsizlik, egemenlik ve aidiyet kavramları doğrudan kahramanların iç dünyalarına odaklandığından eserin çerçevesini keskinleştirmekte, çizgilerin gücüyle birleşip “gerçeklik” kazanmaktadır.

    KAYNAKÇA
    -“Dikilitaş.” Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi. 1. Cilt. İst: YEM Yayınları, 1997.
    -“Karnak” Wikimedia.com. 28 Mayıs 2011.
    -“Ramesses II.” Wikimedia.com. 19 Mayıs 2011.
    -Çakın, Şahap. Mimari Tasarım, İnsan ve Çevre. İstanbul: Kendi yayını, 1988.
    -Gür, Şengül Öymen. Mekân Örgütlenmesi. Trabzon: Gür Yayınları, 1996.
    -Lawson, Bryan. The Language of Space. İngiltere: Architectural Press, 2001.
    -Moore, Alan. Watchmen. (22. Basım). Kanada: DC Comics, 2005.
    -Moser, Gabriel ve David Uzzell. “Environmental Psychology.” Handbook of Psychology. Ed. Irving B. Weiner. Cilt 5. ABD: John Wiley & Sons Inc., 2003.
    -Rubio, Ignasi de Sola-Morales. “Sömürgeleştirme, Şiddet, Direniş.” Any Seçmeler. Der. Haluk Pamir. Ankara: Mimarlar Derneği Yayınları, 1998.
    -Uraz, Türkan Ulusu. Tasarlama, Düşünme, Biçimlendirme. İstanbul: İTÜ Mimarlık Fakültesi, 1993.

    #çizgiromandamekan #maskelihayatlar #mekantasarımları #mimarideölçek #mimari

    romankahramanlari replied 1 year, 9 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
WATCHMEN’DE KAHRAMANLAR VE MEKÂNLARI* Makale Yaza…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now