Christopher Moore: Beş Benzemez veya Eşit Eller

  • Christopher Moore: Beş Benzemez veya Eşit Eller

    Posted by romankahramanlari on 12 Temmuz 2024 at 09:34

    Makale Yazarı: Koray Feyiz

    Beş Benzemez veya Eşit Eller*

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Temmuz/Eylül 2016, 27. sayıda yayımlanmıştır. 

    Errol merhaba,

    Elimdeki tüm chipleri bahise koydum. Senin “rest”i görebilmen için ya “rest” demen ya da “rest” diyen oyuncunun masaya koyduğu miktarda masaya fiş yahut para koyarak “call” demen gerekmektedir. Pokerde oluşturulabilecek en güçlü elin, floşun astan başlayan sıralı şekli olduğunu biliyor olduğunu düşünüyorum. Hayat bir kumardır çünkü. Seni daha iyi tanıyabilmek için çevirmiş olduğun filmleri izledim bugün. “Vatan Kurtaran Aslan” #RobinHood’un Maceraları adlı filmin çok hoş. Sinema endüstrisinde halen “Stüdyo sistemi”nin hâkim olduğu bir devirde yapılan bu “kılıçlı” film, #WarnerBros stüdyoları adına bir zafer sayılmış…

    Öyleyse, bahis diyerek, maksimum bahsi aşmayan bir miktar artırma ile oyunu başlatıyorum. Bol şans! Kumarbaz Joey, senin kalp krizinden ölmediğini düşünüyor. ABD-Küba ilişkilerinin kötüye gittiği bir dönemde, #FidelCastro ile olan yakınlığından rahatsızlık duyan hükümet görevlileri tarafından öldürüldüğüne ilişkin kanıtların var olduğunu söylüyor. Hatta FBI´ın senin öldürülmen için verdiği emri bulan bir bilgisayar uzmanının kendisini sürekli rahatsız etmesinden dolayı oldukça şikâyetçi. O akşam, Batı Kanada’nın en büyük, ülkenin de üçüncü büyük metropolü olan Vancouver´daki bir apartman dairesinin çatı katında senin öldüğünü öğrendim. Öldüğünde yanında bir şişe viski ve 16 yaşında bir kız varmış. Kızın sonradan bir krupiye olduğu ortaya çıktı. Yıl 1959’du. Küba Devrimi de aynı yılda gerçekleşmişti ve #Batista, ülkeden kaçmak zorunda kalmıştı. Fidel yanında arkadaşı Che ve diğer gerillalarla aynı yıl başkent Havana’ya girdi ve devlet başkanı oldu. Senin Fidel ile çekilmiş fotoğraflarını gördüm. Devrimin destekçisi ve savunucusu olduğun anlaşılıyor. Ancak bu durum, FBI´ı çok kızdırmışa benziyor ki ipini çekmişler senin, çünkü devrim gerçekleştiği zaman sen ölüsün ne yazık ki. Oyuncu, istediği zaman elini bırakabilir ya da oyundan kalkabilir. Bol şans!

    Şimdi istersen, Bangkok’taki #FengShui Çiçekçi Dükkânı’ndan başlayarak, #Bangkok´un dumanlı ve erotik yeraltı dünyasına bir gezi yapalım birlikte… Bu mektup, yukarıda betimlediğim gibi sosyalizm, kapitalizm, küreselleşme, ekonomik eşitsizlik, çok kültürlülük, köktendincilik ve terör şiddeti gibi kuvvetlerin çokluğunun etkisi altındaki insanların parçalanmış benliklerinin yolunu çizmek için bir girişimdir. Küreselleşme dünya çapında kültürler arasında çok aktif bir etkileşim açmıştır. Küresel kültür bugün çok bilindik bir kavram haline gelmiştir. Küreselleşmenin eleştirmenleri küresel kültür kavramının aslında kültürel emperyalizm olduğu hususunda ısrarcılardır, oysa destekçiler bunu kültürel melezlik olarak hissederler. Kültür genellikle ulusal kültüre eşdeğer görülür. Ulusal kültür üzerindeki küresel eşmenin pozitif, negatif ya da nötr etkisinin yanı sıra yerel kültürler ve küreselleşen güçler arasındaki gerilimler en esaslı hususlardır. Günümüzde birçok insan için, küresel kültür Batı kültürü ve hatta Amerikan kültürü anlamına gelmektedir. Amerika Birleşik Devletleri, 21. yüzyılda insan çabasının her alanında uluslararası bir egemenlik derecesinden yararlanmaktadır. 1991 yılında #SovyetlerBirliği’nin feragatinden sonra, Amerikan üstünlüğü su götürmez şekilde kuruldu. Fidel ile aşırı yakınlığa sahip olduğun için sen konuyu şu şekilde yorumluyorsun: “ABD uzun zamandır dünya çapında standartları belirleyen bir ülke olmuştur, yalnızca genel halk için değil ama klasik kültürel küreselleşmede alana öncülük etmiştir, örneğin araştırma ve öğretimde ya da film ve modern sanatta, onun küresel rolü, ekonomik gücün bugüne kadar bilinmeyen bir harmanında kökleşmiştir, küresel kültürel gündem ve askeri üstünlüğü kurma yeteneği.”

    Kültürün küreselleşmesi geniş kapsamlı bir homojenite ya da kültürün disneyfikasyonuna öncülük eden bir takviye güç olarak suçlanmaktadır. Che, bunu sömürgecilikle kıyaslar. O, fikrini şu şekilde belirtir; “[Küreselleşme] kültürlerarası diyalogu tehdit eden yıkıcı bir güçtür. Tüm dünya kültürünün göz ardı edildiği, bazı güçlerin bizim kabul etmemiz için çalıştığı yeni dünya düzeni ve küreselleşme, yeni sömürgeciliğin bir türü gibi görünüyor. Bu emperyalizm uluslar arasında, iletişim ve kültürler arasında karşılıklı anlayışı tehdit eder.” Sınırlar, çok kültürlü ve çok etnikli bir toplum yaratarak aşılmıştır. Hibridize olmuş kültürel ve ahlaki yapı, özellikli olarak, sömürgecilik sonrası dünyada bu şekilde temsil edilmektedir. Ancak biliyorsun ki, insana paranın dışında hiçbir şey gerekli değil. Bu nedenle bir kumarbaz kazanmak ve servet yapmak için oynar.

    Ya bahis açılacak ya da kart alınacaktır.

    #ChristopherMoore, #GamblingOnMagic (#BüyüyleKumarOynamak) adlı bu yapıtında bizleri alışılmamış dünya, kentsel, küresel manzara üzerinde bir tura çıkarıyor. O sadakatle tüm sağa sola kıvrılışlarıyla, onun düzensiz topografisini kaydediyor ama asla okuyucuya tabelaların ve yeşil sinyallerin birkaç defa görünüp kayboluşlarını sunmak için başarısız olmuyor. Olayların bu derlemesindeki karakterler Amerika’dan ilk kuşak göçmenler ve onların Bangkok’taki çocuklarıdır. Yazar; kültür, zarafet ve lirik tarzında ışıltı ile hayatın görünüşte sıradan olaylarına yatırım yapar. Tamamıyla ilginin yükselişi ve zarif anlatı akışı vardır. Ana karakter, hayatının bir akşamında her şeyini kumarda kaybetmiş bir adamdır.

    Joey, masaya oturdu. Masada 10 kumarbaz vardı. Dünyaca tanınmış 10 kumarbaz. Hepsi de kazanmak istiyordular. Krupiye kız, Joey ile göz göze geldiğinde sanki ona bir şeyler söylemek istercesine dikkatlice baktı. Sigara dumanı bütün salonu kuşatmıştı. Her oyuncunun yanı başında bir kadeh duruyordu. İçleri viski doluydu. Birazdan krupiye kız, bir adet elli ikilik desteyi açtı ve saat yönünde oyunculara dağıtmaya başladı. Her bir oyuncu için oyunun temel amacı dağıtılan iki kartla masadaki kartları tamamlayarak en iyi beşliyi türetmek ve rakiplerinin çiplerini toplamak olduğundan Joey eline baktı ve elinde maça as, papaz, kız, joker ve 10 olduğunu gördü. Bu royal floştu yani pokerdeki en yüksek eldi.

    Joey gülümsedi ve krupiye kıza baktı. Karşılıklı olarak yapılan bu bakışmaların bir anlamı vardı elbette. Joey, aslında şunu mu demek istemişti? Büyü yaptım… Buradaki mesele herkesin daha fazla bahis yapmasını sağlamak ve daha fazla para kazanmaktır. Bunun yolu da iyi bir büyücü olmaktan geçer.

    Bu arada saat, gece ikiye geliyordu. Melekler şehri Bangkok’un bu alacakaranlık kuşağında, Joey’in hayatının bahçesinde hiçbir yeni çiçek açmayacağı oldukça olası bir ihtimal olsa da, o çiçek veren bitkilerin ortasında çokça bir zaman harcar. Onun geride duruşu karşılıklı olarak yararlı olacaktır. Ama o ileriye doğru ilerlemeye karar verir. O bir başka ailenin parçası, karışıklığın, anlaşmazlıkların, taleplerin ve Errol’un enerjisinin bir parçası olmayı istemedi. O, Errol’un hayatının marjları içinde, Errol’un ölümünün gölgesi içinde yaşamak istemedi. Joey’in oyununun zahmetsiz akışı sonsuza dek yaşayan hoş ve güzel şeylerdir. Oyunun billur gibi akıntısı kartların canlılığı ve insanlığın zonklatan kıvılcımı ile her şeyi yansıtır. O bir keresinde şöyle dedi: “Poker olarak sürecek ve size keyif verecek şey, genel akıllı oyuncuya hitap eden açık, etkileyici, basit ve kolay oynamaktır.” Joey için bu alışılmamış topraktan kazıp dışarı çıkaracağı daha çok şey vardır. Kartlar daha fazla pek çok şeyler sunarlar. İzleyen diğer olaylar da eşit olarak sürükleyicidir. Onların hepsi, Joey’in sıradan bir şeyi, zengin ve kalıcı bir şey haline dönüştürmek için yeteneğini ortaya koymaktadır.

    Sevgili Errol, o gece kapını çalan iki FBI görevlisi bir süre seninle sohbet ettikten ve birlikte içki içtikten sonra, yüzüne kapattıkları bir yastıkla seni boğdular. Daha sonra intihar ettiğin söylense de bunun doğru olmadığı bugün eldeki bilgilerden anlaşılıyor ve ölümün hâlâ gizemini koruyor. Ölmeden birkaç gün önce, Fidel ile görüştüğün ve Küba’daki devrime ekonomik destek sağladığın çok konuşuldu. Ancak, sinemada elde ettiğin başarıyı politikada gösterdiğin pek söylenemez. Kumarbaz arkadaşın Joey’in senin için düşündükleriyse gerçekten öyle böyle şeyler değil. Bu sözler, seni çok sevdiğinin de bir göstergesi diyebilirim. Bu ilginç saptamaları sana yazmak zorundayım. Joey, şöyle demektedir: O, bilgeliğin sözlerini algılamak için heveslidir. O, kendi yoluna gider, aşkı kendi krallığı yaparak… Nezaketin süslemesini yaptığını öğrenmeleriyle tüm arkadaşları ona övgüler yağdırırlar. O, asla kötülüğün yolunda günah işlemez. Güçlü bir iradeye sahip olduğu için, öğrenme hususunda keyif duyar, bilgeliği kendi kazancı yapar. O, hiçbir nasihati küçümsemez, o, mütevazıdır, güzeli ve sadeyi sever. Sağduyu onun en kıymetli hazinesidir. Kullandığı kelimeler onun ölçüp biçtikleridir. Onun sözleri inanılmaz bilgiyi dışarı solur. Onun eylemleri yaşının ötesinde kanıtlardır. O, erdemlerin zarafetini sızdırır. O, ailesinin sevgilisi ve servetidir. O, tüm bunların nazarında iyiliği bulur; sadık, adil işleriyle, onun büyülediği tüm öğretmenleri, gülümsemesinde şifa etkisi var. O, asla düzeltmekten bıkmaz, mükemmellik adına çabaladığı her şey için; onun yolları her zaman hoşluğun yollarıdır, onun sözleri doğruluğun elçileridir. O, arkadaşlarına karşı hiçbir kötülüğü tasarlamaz; o, herkesin sevgisinde güvenle hayat sürer, kalbi öğretmenlerinin sözlerini elinden kaçırmaz, onun ruhu onların ulvi amellerinin değerini verir. Onun uzak tuttuğu sapkın dudaklar; dedikodu ile o, hiçbir şeyi sakatlamaz, onun kelimeleri ve amelleri gerçeğin derinliğinden gelir ve onlar meyvelerin en iyisini verir. O, hayatına onur ve neşe ile güzel koku verir; o mükemmellik içinde sevinçten havalara uçar, nazlı olsa da o, sakindir ama asla yaygaracı değil o, oturaklıdır ama hoş bir şekilde nükteli. O, karşılaştığı hiç kimseye asla bir dert değildir; miskinlik asla onun işlerinde ve sözlerinde bulunmaz. O selam verdiği herkese bir nimettir, onun adaleti ödüllerin en zenginidir. O, bütünlük içinde yürür, o, bilgi ile çalışır, onun inancı bir kuledir; Tanrı’nın iyiliği ise onun kameriyesi. Onunla olmak bir onurdur; hatta miskini bile emektar yapar. Onun yolu ileri doğrudur, onun işi haklıdır. İbadet onun kudretinin sırrıdır. Onun düşünceleri bereketlilik eğilimindedir; onun amelleri doğruluk eğilimindedir. Onun sözleri gerçeklik eğilimindedir; onun inancı verimlilik eğilimindedir. O, uyumayı sevmez; sırları o saklar, o, kimseye gözyaşı döktürmez, zengin ödüller kazanır. O, güvenin kalelerini inşa eder; o, mükemmeliyetin yüksekliklerini ölçekler. O, güvenmenin köprülerini inşa eder. O, büyük lezzet saçar. O, tazeliği peşinden sürükler; o, haşinliği uzak tutar. O, iyiliği eker; o, memnuniyeti biçer. Onun kalbi içtenliğin kalbidir, gülümsemesi neşelendiren bir gökkuşağı. Onun inancı asla ufalanmayan bir hisardır. O, kendini küçük şeylerin üzerinde tutar. O, asla bocalamaz, çünkü yanlış asla kayırılmaz; O, çabalar ve arar. O, ezik olanın yanında durur…

    Bunlar çok güzel dilekler… Mutlu olmalısın Errol. Bol şans!

    Christopher Moore’un romanlarının çoğunda, tarihsel unsur buluruz… Moore, özellikle romanlarında, özgürlük, ulusallık, tarih üzerindeki üst-söylemleri yıkmak için girişimde bulunan bir post-modern yazardır. Akademik sahnede post-yapısalcılık ve daha sonra #postkolonizmin gelişinden sonra, kendi kurumsallaşmış kanonik biçimi içindeki tarih reddedilmiştir ve onun objektif hakikat iddiaları sorgulanmıştır. Bir kavram olarak, -revize ederek, yeniden sahiplenerek ya da yeniden yorumlayarak- tarihin #deterministik bakışı ötesine ilerlemek için, sıklıkla alegori kullanırlar ve bunu yaparken de tarihin sessiz ya da görünmez kıldığı bu direniş eylemlerini, bu gerçekleşmemiş niyetleri ve bu bilincin yeniden düzenlenmesi içinde tanınmanın yeni kodlarını açık seçik belirtmek amacıyla bir kültürün geleneğinde kuvvetleri şekillendirmek olarak fark edilebilirler. Onun yapıtlarının pek çoğu kültürler ve ülkeler arasında iki arada bir derede kalmış karakterler üzerinde odaklanır.

    Errol, rahat uyu kahramanım. Sevgimle. 01.03.2016.

    Kaynak:
    Christopher Moore, Gambling On Magic (Büyüyle Kumar Oynamak), çev: Neslih

     

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Temmuz/Eylül 2016, 27. sayıda yayımlanmıştır.

    romankahramanlari replied 2 years, 1 month ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
Makale Yazarı: Koray Feyiz Beş Benzemez veya Eşit…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now