Çevreci Dede: ÇOCUKLAR DÜNYAYI KURTARABİLİR!

  • Çevreci Dede: ÇOCUKLAR DÜNYAYI KURTARABİLİR!

    Posted by romankahramanlari on 11 Temmuz 2024 at 13:38

    ÇOCUKLAR DÜNYAYI KURTARABİLİR!*

    Makale Yazarı: Meltem Gönülalan

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI (Ekim/Aralık 2014) 20. sayıda yayımlanmıştır.

    Son yıllarda küresel ısınmanın artık katlanabileceğimiz gibi olmadığı, yazların eskisinden daha sıcak, daha dayanılmaz olduğu, kışların oldukça kısa sürdüğü, yemyeşil ormanların giderek azaldığı, göllerin kuruduğu, sebze ve meyvelerin mevsimi dışında da yetiştiği, hatta uyum sağlamamaları gereken coğrafyalarda bile yetiştirildikleri konuşulur oldu. Özetle, farkında olalım ya da olmayalım, bir takım çevresel değişimler yaşanmakta. Konunun ciddiyeti çok uzun zaman öncesine dayanıyor aslında. #İklimbilimciler kötü gidişatı ele alan çeşitli araştırmalar yapmış, bu araştırmaların sonuçlarını insanlara aktarmanın yollarını bulmuş, devlet büyüklerini küresel felaketlere karşı önlem almaya davet etmiş olsalar da, henüz ciddi bir çözüm aşamasına gelinebilmiş değil.

    Küresel ısınma dediğimiz iklimlerin değişimi süreci, büyük olasılıkla insanların marifetlerinden kaynaklanıyor. Çoğalan nüfus, hızlı kentleşme ve sanayi üretimin artması, bilinçsiz kaynak tüketimi sonucunda atmosfere kattığımız karbondioksit miktarının boyutları gözden kaçacak gibi değil. Bu konuda imzalanan protokollerin konuya ne kadar çözüm sağladığını önümüzdeki zamanlarda göreceğiz ama fazla da bekleyecek zaman yok aslında. Bilinçlenme konusunda acil adımlar atmak şart.

    Tam da bu konuyla ilgili okuduğum güzel bir kitap çocuklara hitap ediyor: Çevreci Dede. Bilinçlenmenin temelini oluşturan, gelecek umudumuz olan çocuklara eğitici bir dille yaklaşmış yazar. Hikmet Temel Akarsu biz yetişkinlere seslenirken takındığı sarsıcı ve sert üslubunu, çocuklara hitap ederken şefkate dönüştürmüş ama yine de masalsı bir atmosferle değil. Çünkü artık çocuklar da biliyor ki yeryüzü güllük gülistanlık bir cennet olmaktan uzaklaşıyor ve birilerinin bir şeyler yapması şart. Yazarımız bu görevi çocuklara vermiş kitabında.

    Hikmet Temel Akarsu, takip edenlerinin gayet iyi bildiği gibi okurunu sarsmaktan, hırpalamaktan hiç kaçınmaz. Pembe düşlere dalmanıza asla izin vermez, bilakis gerçekleri tüm çıplaklığıyla gözünüze sokar ki farkında olun. Bu durum kimi okurlar için hiç de cazip bulunmaz elbette. Öyle ki hayat zaten zordur ve okur hiç olmazsa kitaplarda biraz hayale dalıp rahatlamak ister, hiçbir şeyi düşünmek istemez.

    Akarsu’nun yazdıklarından sadece birini okuyanların bile kolayca göreceği gibi, o Türkçeyi en iyi kullanan yazarlardan biridir. Çünkü ona göre “yazarın görevi dili yorumlamak”tır. Ama bunu öylesine ustalıkla yapar ki, dilbilgisi dersi veriyormuş gibi görünmez. Anadil konusundaki hâkimiyeti, ifade dilini yoğurup eğip bükmesiyle, kırıp dökmesiyle kendisine farklılık kazandırır. Tüm bu sert, insanı silkeleyen üslubuna rağmen son derece de samimidir. Okuru yerden yere vurur gerekirse ama siz bundan rahatsız olmazsınız, öyle olması gerektiğini bilirsiniz. Ama sürekli böyle agresif değildir elbette, hele de çocuklara seslenirken.

    Çevre bilinci

    Son kitabı Çevreci Dede de yine bu amaca hizmet vermiş. Hepimizin duyarlı olması gereken “Çevre bilinci” konusu hem çocuklara hem de onların dilinden biz yetişkinlere çok şey öğretiyor. Doğaya saygılı olmak için hepimizin en başta en yakınımızdakini uyararak, farkındalığını artırarak işe başlamanın gerekliliği üzerine geliştirilmiş bir kitap bu.

    Olaylar #İzmir’de #havaalanında bir Türk ailenin yurtdışından gelecek olan dostlarını karşılamaya gitmesiyle başlıyor. Üç kardeş- #Tuna, #Deniz #Yasemin– anne ve babasıyla birlikte her yaz tatilini #GüzelçamlıDoğaParkı’nın kıyısındaki köyde bulunan evlerinde geçiriyorlar. Havaalanında bulunma sebepleri, köyde yıllardır komşuları olan, çok iyi anlaştıkları yabancı arkadaşlarını karşılamak. Satır aralarında İzmir’in kavurucu yaz sıcağı vurgulanıyor ve çocukların birbirleriyle olan konuşmaları sayesinde Akdeniz iklimi konusunda bilgileniyoruz. Havaalanının kalabalığı, inen-kalkan uçakların sıklığı ve çokluğu, özellikle yaz aylarında İzmir’in gözde bir turizm merkezi olmasıyla açıklanıyor. Ve nihayet beklenen uçak iniyor, iyice sabırsızlanan çocukların sevinç çığlıklarıyla. Uçaktan inen arkadaşları Berlin’den gelen Peter, Angelica ve anneleri Eva. Ayrıca bir de Amerika’dan Peter’ın arkadaşı olan #John’un gelmesi bekleniyor. Çocuklar yıllardır ülkemize geldikleri için iyi Türkçe biliyorlar. John’un babası Harvard Üniversitesinde #Türkoloji profesörü olduğu için o da Türkçe biliyor. #Peter ve #Angelica’nın annesi #Eva ile John’un babası Türkoloji üzerine kendi üniversitelerinde araştırmalar yapan iki bilim adamı; tanışıklıkları bu yüzden.

    Tüm bu karmaşık gibi görünen arkadaşlık ilişkileri, kimin kimi nereden tanıdığı konuları, Tuna, Deniz ve Yasemin kardeşlerin annelerine yönelttiği sorulara aldıkları cevaplarla aydınlanıyor. John yalnız gelmiyor, yanında #Avustralyalı arkadaşı #Hoto da var. Hoto ilk bakışta şaşkınlık yaratıyor hepsinde, çünkü bir #Aborjin yerlisi kılığında ve elinde bir tabak dolusu tropik meyveyle, garip bir dil konuşarak yaklaşıyor yanlarına. Zaten çok acıkmış olan çocuklar bu meyvelere iştahla uzanıyorlar ve bu meyveleri ülkemizde yetişmediği, bizim için değişik lezzetler olduğu vurgulanıyor. Sarılma, kucaklaşma faslından sonra Güzelçamlı’ya gitmek üzere yola çıkılıyor.

    Yol boyunca hiç tanımadıkları, ilk kez gördükleri bazı tropik ağaçların büyümüş olduğunu görüp şaşırıyorlar. Hoto bunların Mango olduğunu söylüyor. Mango’nun tropikal iklimde yetişen bir meyve olduğu bilgisi veriliyor ve nasıl olup da Akdeniz ikliminde yetişmiş olduğuna dikkat çekiliyor. Bu konuyu köye varınca Çevreci Dede’ye sormaya karar veriyorlar.

    Güzelçamlı Doğa Parkı

    İkinci bölümde nihayet köye, evlerine varıyorlar. Köyün yerlisi olan, yıllardır her yaz tatile geldiklerinde sıkı dost oldukları arkadaşları tarafından coşkuyla karşılanıyorlar. Yolda gelirken gördükleri tropik ağaçların aynısını ve hatta daha başka tropik meyveleri köyde de görünce şaşırıyorlar. Hatta arkadaşları onlar yokken evlerinin bahçesine ananas fidanları diktiklerini, gayet güzel yetiştiğini müjdeliyorlar. Köylüler bu durumda hiçbir gariplik görmüyor, bilakis seviniyorlar, değişik meyveler yiyebildikleri için. Fakat burada bilinçli çocukların gözünden kaçmaması gereken asıl detay, iklimin değişime uğraması nedeniyle farklı bitki türlerine yetişme imkânı vermesi. Akdeniz ikliminde, tropikal meyvelerin yetişmesinin ilginçliği… Evlerine yerleştikten sonra, tekrar bir araya gelerek Çevreci Dede’nin yolunu tutuyorlar. Güzelçamlı Doğa Parkı öyle güzel anlatılmış ki hemen işi gücü bırakıp oraya birkaç günlük bir gezi yapası geliyor insanın. Günlük güneşlik bir havada başlayan yürüyüşleri aniden bastıran sağanakla onları şaşkına çeviriyor. Bu ani hava değişimi ve nedenleri çocuklara çok güzel aktarılmış (s. 20-21). Aniden yakalandıkları bu sağanak yağmur yüzünden Yasemin uçuruma yuvarlanma tehlikesi atlatıyor, onu oradan Çevreci Dede’nin köpekleri kurtarıyor. Bu kısım adeta macera filmi heyecanı yaratmış okurda.

    Kulübeye varır varmaz yağmur duruyor ve yine güneş yüzünü gösteriyor. Çevreci Dede’nin yaşadığı kulübe yüksek bir tepede, denize ve ormana hâkim, muhteşem manzaralı bir yer. Böyle güzel bir ev yaptırdığı için onu kutluyor çocuklar, fakat Çevreci Dede durumu açıklıyor, #Ormanİdaresinin kulübesi orası aslında. Kendisi de doğa için gönüllü çalışan biri olduğu için orada yaşamasına izin vermişler. Kulübedeki her şey doğal malzemeden yapılmış, kapların kilden ya da ahşaptan yapılmış olması dikkat çekici detay. Bu arada manzarayı seyrederken büyülenen çocuklar #orman, #deniz ve #adalar konusunda bilgilerini tazeliyorlar. Çocuklar Hoto’yu Çevreci Dede’yle tanıştırıp, orada olma sebeplerine getiriyorlar konuyu. Konu aslında basit gibi görünen, bizlerin de, yakın çevremizdeki insanların da bir sorunmuş gibi algılamadığı ya da farkında olsak da nasılsa uzak bir gelecekte olması ihtimali yüzünden dert etmediğimiz iklim değişikliği. Nasıl oluyor da hava her geçen gün daha sıcak oluyor, neden #ormanyangınları daha sık çıkıyor, tropik iklim meyveleri nasıl yetişebiliyor ülkemizde, gibi endişeli sorularını peşpeşe yöneltiyorlar bu bilge adama. Çevreci Dede onların yüreğine su serpemiyor maalesef, dünyayı tehlikeli bir sürecin beklediği haberini veriyor çocuklara. Tam da bu bölümde Küresel ısınma, iklim değişikliği konuları mükemmel detaylarla ve çocukların anlayacağı üslupla dile getirilmiş. Ekolojinin çevre bilimi olduğu, her yıl biraz daha ısınan hava ile buzulların erimeye başladığı, bunun deniz seviyesini yükselttiği, sonuçta da tatlı su kaynaklarının tükenme tehlikesi altında olduğu bilgileri Çevreci Dede’nin tatlı sohbetiyle veriliyor. Sohbet tatlı olsa da gelişmeler çocukların hiç hoşuna gitmiyor elbette ve bir şeyler yapılması gerektiği fikri gündeme geliyor. Tüm dünyadaki çocuklarla el ele verip sorunu aşabilecekleri olasılığını söylüyor Yasemin. Satır aralarında çok net mesajlar var, Çevreci Dede şöyle diyor: “ Çocuklar bu sorunlar bu hızla gelişirse, siz büyüdüğünüzde yaşanmaz bir dünya ile karşılaşabilirsiniz (…) Küresel ısınma gelecek kuşakları daha çok tehdit eden bir sorundur” ( 34). Ve çocuklardan biz yetişkinleri utandıran bir serzeniş yükseliyor “ Bunun için mi büyükler bu sorunla ilgilenmiyor? Bunu bize yapabileceklerine inanamıyorum” Yazarımız yine yapıyor yapacağını, hepimizi uyuduğumuz derin uykudan uyandırıyor, hem de sarsarak. Ama sonra hemen bize biraz da haksızlık ettiğini Çevreci Dede’ye söylettiriyor: “ Çocuklar yanlış anladınız. Büyükler bilerek böyle davranmıyor. Küresel ısınma yavaş yavaş gelişen bir tehlikedir. O yüzden kısa sürede insanları etkilemez. Bakın size bir örnek vereceğim: Bir kurbağayı kaynar suya atın, hemen fırlar kendini kurtarır. Ama normal suya koyup yavaş yavaş ısıtmaya başlayın, kaçmayı düşünemez pişer ve ölür”.

    Verilen örnek gerçekten de akıllara kazınacak cinsten. Ve bir mesaj daha: İnsanlar emek vermedikleri şeye saygı duymazlar! ( O halde çevreye emek vermeleri sağlanmalı). Bu arada Hoto’nun Aborjin dili biraz tuhaf geliyor okura, bunu çocuklar fark ediyor, ne söylese anlıyor hepsi.

    #Çevreciçocuklar

    Dördüncü bölümde Çevreci Dede’nin yanından ayrılıp evlerine dağılan çocuklarda bir keyifsizlik, durgunluk, düşünceli hal gözleniyor. Evde anne babalarına bu durumda olmalarının sebebini anlatan çocuklara babalarının verdiği yanıt, bu sorunların sonuçlarının çok daha uzun zaman sonra ortaya çıkacağı, o zamana kadar da birilerinin çözüm bulmuş olacağı, endişeye gerek olmadığı şeklinde oluyor. Çocuklar elbette cevabı hemen veriyorlar: Kaybedecek bir gün bile yok…

    Hemen o akşam, hepsi birden toplanıp çeşitli çözümler aramaya, düşünmeye başlıyorlar. Çeşitli haber kaynaklarını ve interneti bilgi edinmek gibi gayet verimli amaçlar için kullanıyorlar. Dünyanın neden giderek bu kadar ısındığını öğrenmeye başlıyorlar. Atmosfere yayılan bazı zararlı gazların buna sebep olduğunu, bu gazların sebebinin de fosil yakıt denen kömür, petrol gibi yakıtların olduğu sonucuna varıyorlar. fiaşırtıcı bir şey oluyor bunları konuşup dururlarken, Hoto Türkçe konuşuyor. Meğer Hoto’nun babası, tıpkı John’un babası gibi Harvard’da profesörmüş ve Hoto’ya Türkçeyi Türk bakıcısı öğretmiş. Yani Hoto, Aborjin değil, Afro- Amerikalıymış. Böyle davranmasının amacı dünyayı gezerek çocukları çevre konusunda bilinçlendirmek, dikkatlerini çekmekmiş. Onu gönderen de babasıymış.

    Ertesi gün nihayet Güzelçamlı Parkına gidip denize girmeyi hedefliyor çocuklar. Fakat ormanda keçilerini otlatan çobanla mücadeleye girişiyorlar. Yaptığında gayet bilinçsiz olan çobanı, kötü bir niyeti olmadığını anlayıp bilgilendiriyorlar. Zor da olsa #çoban yaptığının nelere yol açacağını anlıyor. Daha sonra, denizde balıkçı ve miçonun zıpkınla fok yakalamaya çalıştıklarını fark edip deliye dönüyorlar. Balıkçıların yine kötü bir amacı yok aslında. Onlar yakalayacakları balıkları yedikleri için sevmiyorlar fokları. Önce uyarılmak hoşlarına gitmiyor elbette, alay ediyorlar çocuklarla. Uzun uğraşlardan sonra nihayet #balıkçılar da ikna ediliyor ve yaptıklarından vazgeçiriliyorlar. Ama bununla bitmiyor bilinçlendirme çalışmaları. Bu kez de karşılarına denize sintine boşaltan tekne çıkıyor. Çocuklar bu kez yanlarına balıkçıları da alıp teknedekilerle mücadele ediyorlar. Denizin kirlenmesi hepsini ilgilendiren bir konu çünkü. İnsanların alabildiğine bilinçsiz olması defalarca tekrarlanıyor. Okudukça utanıyoruz halimizden adeta.

    Denize de giriyorlar ama ormandan yükselen #mangal kokularıyla telaş içinde hemen kıyıya yüzüp mangal yakanlara müdahale ediyorlar. Tabii mangalcılar da yaptıklarından habersiz, art niyetsiz. Çocuklar orman yangını olasılığına dikkat çekiyorlar. Derken gerçekten de yakında bir yerlerde orman yangını çıkıyor, bu sefer herkes, çoluk çocuk koşup el birliğiyle yangını söndürüyor.

    Tatil boyunca buna benzer günler geçirip bilinçsizlikle mücadele ederek ve Çevreci Dede’den de fikirler alarak sonuca doğru ilerliyorlar. Çevrelerinin felakete doğru sürüklenmesine gönülleri razı olmaz hiçbirinin. Tıpkı Hoto gibi gönüllü çevre elçileri olmaya karar veriyorlar. İnternette bir site kurup, konuya dikkat çekmek, tüm dünya çocuklarının da desteğini arkalarına alarak bu gidişe dur demek için kolları sıvıyorlar. Yaz tatillerinde diğer ülkelerdeki yaşıtlarıyla evlerini değiştirip tüm dünyayı bu amaçla dolaşarak bilinç düzeyini artırmak konusunda ailelerinin de desteğini alıyorlar.

    Ana fikir sekizinci ve son bölüm olan Tropik’te veriliyor: “ İşte onun için yollardaydık. Çünkü biz dokuz arkadaş, inanıyorduk ki, çocuklar dünyayı kurtarabilir. Bunu ancak çocuklar başarabilir.” Bu fikre katılmamak, desteklememek imkânsız gibi geliyor hepimize değil mi?

    Kısacası biz büyüklere de geleceğimizin emin ellerde olduğuna dair umutlar veriyor çocuklar. Okurda henüz her şeyin bitmemiş olduğu düşüncesi, fakat kaybedecek vakit de kalmadığı fikri yer ediniyor.

    Böyle çocuklara çok ihtiyacımız olduğunun farkında mısınız?

    (Çevreci Dede, Hikmet Temel Akarsu, Roman, Doğan Egmont, 152 Sayfa)

    #küreselısınma #çocukedebiyatı #çevrebilinci #eğitici #iklimdeğişimi #anihavadeğişimi #çocuklardünyayıkurtarabilir

    romankahramanlari replied 2 years, 1 month ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
ÇOCUKLAR DÜNYAYI KURTARABİLİR!* Makale Yazarı: Me…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now