Cem: Geçmişin Kuyusunda Kaybolmuş Bir Mühendis

  • Cem: Geçmişin Kuyusunda Kaybolmuş Bir Mühendis

    Posted by romankahramanlari on 11 Temmuz 2024 at 13:39

    Geçmişin Kuyusunda Kaybolmuş Bir Mühendis*

    Makale Yazarı: Özge Uysal

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI dergisinin (Ocak/Mart 2017)  29. sayısında yayımlanmıştır.

    Edebiyat tarihinde bir dönemin değişimi, gelişimi ya da farklılaşması üzerine konuşurken birçok referans noktası belirleriz: Dildeki değişim, üsluptaki değişim, biçim-içerik ilişkisinin dönüşümü, roman temalarındaki değişim… Edebiyat incelemelerinin çok azında karakterler, karakterlerin değişimi, diyaloglar ve monologlardan bahsedilir. Hâlbuki bana kalırsa, edebiyatta bir dönemin değişiminin ya da bir yazarın, yazarlık serüvenin geçirdiği değişimlerin izini sürmenin en keyifli ve en doğru yollarından biri, kitaplardaki karakterlerin incelenmesidir. Türkçe edebiyatın değişimini takip etmek, Türkçe edebiyattaki karakterlerin değişimini de takip etme özenini taşımayı gerektiriyor.

    “İyi bir roman kahramanı nasıl olmalıdır?” sorusunun binbir türlü cevabı var. Okur olarak her birimiz, bize yakın gelen, okurluk serüvenimizde bize yeni yollar açan cevapları benimsiyoruz. Ben, roman ve karakter ilişkisi konusunda Orhan Duru’nun fikirlerine yakın duruyorum.

    Duru’ya göre kişiyi ve onun kişiliğini ortaya koymak için kişinin özel (bireysel davranışları, ruhsal ve biyolojik yapısından gelen tepkiler) ve genel durumunu (toplum içindeki yerini, başkalarıyla ilişkilerini, içinde bulunduğu koşulları) ortaya koymak gerekir. Yazar, kişilerini canlı kılmak için onlarla ilgili “çok özel küçük ayrıntılar”ı yerli yerinde kullanmalıdır. O, ele aldığı kişinin yapmış olduğu hareketlerin nedenlerini belirtmekle, hiç olmazsa duyurmakla yükümlüdür. Duru, ele alınan kişilerin akılda kalması, okuyucunun yaşamından bir parça olması, onu etkilemesi için yapılması gereken şeyin, bu kişilerin diğer insanlara benzeyen yönlerini de, onları başkalarından ayıran yönlerini de aynı ustalıkla, aynı güçle vermek olduğunu söyler.(1)

    Orhan Pamuk’la ve yeni romanı “Kırmızı Saçlı Kadın”la ilgili söylenen sözlerin giderek arttığı bir dönemdeyiz. Eleştiriyoruz; sürekli, hiç durmadan, ne söylediğimizi-yazdığımızı duymadan eleştiriyoruz. Ödüllü işlere, ödül almış kimselere olan hıncımızı bir türlü geride bırakamıyoruz. Ödül alan yazarın/ yönetmenin/ şairin bir sonraki çalışmasını büyük bir iştahla bekliyor, bize yanlış gelen ufak bir gedik bulduk mu mesnetli-mesnetsiz bakmadan eleştirilerimizi ortaya döküveriyoruz. Derdim, Orhan Pamuk savunusu yapmak değil. Bu yazıda, Orhan Pamuk’un “yine” çok konuşulan romanlarından biri olan “Kırmızı Saçlı Kadın”ın başkahramanı, jeoloji mühendisi Cem’den ve mesleğinin, bir roman karakteri olarak onu nasıl kuşatmış olduğundan söz etmeye çalışacağım.

    Cem, babasının ailesini terk etmesi sonrasında üniversite hayallerini gerçekleştirmek için çalışmak zorundadır. Geçmiş dönemlerde, yazarlık hayallerinin sarhoş eden romantizmiyle bir kitapçıda çalışmıştır. Başka işler denediği bir dönemde, tesadüf eseri, kuyuculuk işinden haberdar olur. Kuyuculuk, biraz da şans işidir ancak insanın şansı yaver giderse iyi paralar kazanabilme imkânı vardır. Annesini güç bela ikna eder; kuyuya inmeyeceğine dair hem ustası hem de kendisi söz verir. Mahmut Usta ve Cem, baba ile oğul gibi çalışmaya başlar. Mahmut Usta her gece bir hikâye anlatır, her ikisi de kıssasını heybesine koyar. Sonra günün yorgunluğu galip gelir ve uykuya dalarlar. Mahmut Usta ve çırağı Cem için, su bulamadıkları her gün birbiriyle aynıdır.

    “Kırmızı Saçlı Kadın”ın başkahramanı Cem’le ilk tanıştığımızda bir kuyucunun çırağı; güneşin altında, mutlu da olsa mutsuz da olsa bir su kuyusu açma umuduyla çalışıp durur. Cem’le vedalaşırken, o artık koskoca Jeoloji Mühendisi Cem Bey olmuştur. Okuyucular, hayatın ve ilk aşkın yakıcılığının, bir kuyucu çırağının mühendisliğe savrulduğu o uzun ve sancılı dönemlere şahitlik eder. Nice yorgunluktan, hikâyeden, geceden, gündüzden ve pişmanlıktan sonra nihayet Cem, annesinin de gurur duyduğu diplomasına kavuşur; Jeoloji mühendisi olur. Artık çok parası, afilli bir kartviziti, güvende hissettiği bir evliliği vardır. Bir mühendisten beklenen tüm koşullara sahip olmuştur. Ancak geçmişle hesaplaşmasını kapatamamıştır. Başkalarının beklentilerini karşıladığı her yeni durumda, geçmişten taşıdığı yarayı daha da derinleştiriyor gibidir. “Kırmızı Saçlı Kadın”nın ilk iki bölümünde yaşananları Cem’in gözünden, Cem’deki yansımalarıyla okuyoruz ancak üçüncü bölümde iş değişir. Hayatta kendisinden beklenenleri yerine getirip, teslim olan herkes gibi, Cem’in hikâyesi de kendisinden beklenenleri gerçekleştirdiğinde susar, dilsizleşir. Üçüncü bölümde, romanın büyük bölümü boyunca saçının rengine, konuşurken gözünde beliren gülümsemeye, tavırlarındaki rahatlığa ve çekiciliğe aşina olduğumuz “Kırmızı Saçlı Kadın” Gülcihan’ın dilinden dökülenlerle ve geçmişin iz bırakan yaralarıyla tanışırız. Hikâyeyle ve yaşananlarla ilgili vardığımız tüm yargılar darmadağın olur; Cem’in dilinden dökülenlerle büyümüş olan okuyucu, Gülcihan’dan dinledikleriyle geçmişte olanları yeniden gözden geçirir.

    Türkçe edebiyat eserlerindeki mühendislik mesleğine sahip roman kahramanlarında garip bulduğum bir ortaklık var: Romanlardaki mühendis karakterlerin hepsi, uzun monologlar ve içsel hesaplaşmalarla, hikâyedeki yolculuklarını sürdürüyor. “Yeni Hayat”taki Osman, “Dünya Ağrısı”ndaki Uzay, “Tutunamayanlar”daki Turgut, “Kırmızı Saçlı Kadın”daki Cem ve hatırlayamadığım, mühendisliğe gönül veren nice yazarın roman kahramanı, hayatla ilgili, kendileriyle ilgili uzun ve derin düşünceleriyle okuyucuda yeni düşünce derinlikleri yaratır. Yazarlar ve yarattıkları mühendis karakterlerin bu ilginç benzerliği, Türkçe edebiyatın sözsüz anlaşmalarından biri gibi. Başka insanlarla olan ilişkileri genellikle öfke ve hayal kırıklıkları barındıran mühendis roman kahramanları yalnızlıklarını kendileri mi seçiyor yoksa hayata uyum sağlayamadıkları için mi yalnızlaşıyorlar, sorusunun cevabı çok yönlü bir okuma ve anlama süreci gerektirdiği için, bu yazıda akıllara düşülen bir not olarak yer bulsun.

    Yaşananları, yaşanamayanları, umut edilenleri, pişmanlıkları, sevinçleri; kısaca hayatın her türlü anını tutkuyla ve derinlikle bize aktaran yazarlar ve onların kalem arkadaşı mühendis roman kahramanları iyi ki var oldular.

    1 Hüseyin Özçelebi, “Cumhuriyet Döneminde Edebi Eleştiri”, acikarsiv.ankara.edu.tr/browse/1462/2084.pdf (çevrimiçi, 22.04.2016)

    Kaynak:
    Hüseyin Özçelebi, “Cumhuriyet Döneminde Edebi Eleştiri”, acikarsiv.ankara.edu.tr/browse/1462/2084.pdf (çevrimiçi, 22.04.2016)

    Orhan Pamuk, Kırmızı Saçlı Kız, Yapı Kredi Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2016

     

    #kırmızısaçlıkadın #orhanpamuk

    romankahramanlari replied 1 year, 10 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
Geçmişin Kuyusunda Kaybolmuş Bir Mühendis* Makale…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now