Bir Tercüme ve Tecrübe Süreci Olarak Adaptasyon: Ters Yüz Charlie Kaufman
-
Bir Tercüme ve Tecrübe Süreci Olarak Adaptasyon: Ters Yüz Charlie Kaufman
Bir Tercüme ve Tecrübe Süreci Olarak Adaptasyon: “tERS Yüz”*
Makale Yazarı: Özlem Oğuzhan
*Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI (Nisan/Haziran 2013) 14. sayıda yayımlanmıştır.
“Kafamda özgün bir düşünce var mı,
kel kafamda?
Belki daha mutlu olsaydım saçlarım dökülüyor olmazdı.
Hayat kısa. İyi değerlendirmem gerek.
Bugün kalan hayatımın ilk günü …
Tek yaptığım koca kıçımın üstünde oturmak.
Kıçım bu kadar büyük olmasaydı daha mutlu olabilirdim…
Hayatımı tersine çevirmeliyim. Ne yapmam gerek?”
Charlie Kaufman, Adaptation (Ters Yüz)Adaptasyon -çoğu kez “bozum”a uğratılacak da olsa- yapısal bir tercüme ve dahi tecrübe sürecidir. Bir dil biçiminden başkasına, bir gösterge sisteminden diğerine yapılan aktarmadır. Bu süreçte kuşkusuz birçok değişken düşünmenin ve tartışmanın konusuna dönüşür. Ancak bu değişkenlerden en önemlisi yorumdur ve ortaya çıkan biçim, yorum sürecinin bir ürünü olarak okunur. Bu metin, bir kitabın (The Orchid Thief, yaz. Susan Orlean, 1998) uyarlandığı filme (Adaptation, yön. Spike Jonze, 2002) nasıl ve hangi ölçütlerle aktarıldığını ya da görsel metnin yazılı metne sadakat düzeyini tartışmak yerine, tercüme ve tecrübe sürecinin sancılarını yorum üzerinden sorunsallaştırmaktadır. Sürecin takibini de hem bir adaptasyon olan hem de adaptasyon sürecinin kendisini konu edinen, düşünümsel (reflexive) nitelikteki Adaptation (Ters Yüz) adlı film üzerinden gerçekleştirme niyetindedir.
İki Metin Arasında: Yorumun Tercümesi
Andrew’e göre (1992, s. 97) adaptasyon hem bir sıçrama hem de bir süreçtir. Bir süreçtir çünkü uyarlanan eserin senarist/yönetmen tarafından kişisel okuması ve yorumlanarak görsel dilde yeniden üretilmesi söz konusudur. Bu süreç aynı zamanda sıçramaya da tekabül etmektedir çünkü ilk eserden zamansal ve mekânsal uzaklıkta, onu referans alan yorumla yeniden üretilen bir eser söz konusudur. Hiçbir tekrarın orijinalin aynısı olmadığı düşüncesinden (Akay, 2005, 86) öte, sıçrama eyleminde eskiyi aşma ancak aşma esnasında yeniye eskiden parçalar taşıma durumu yani devamlılık söz konusudur. Sıçramayla birlikte “sadakat meselesi” diğer bir problem olarak ortaya çıkar. Önceki yapıt/uyarlanan, sonraki yapıttan/uyarlamadan farklı bir dilsel yapıya sahiptir. Dolayısıyla sadakat, farklı yapılar arasındaki geçişe ve yorum sonucunda ortaya çıkan uyarlamanın referansının nerede olduğu sorusuna işaret eder.Bir edebi eserin beyaz perdeye adaptasyonunun başarısını belirleyen şey, hikâyenin bir mecradan diğerine kelimesi kelimesine aktarımı değil; kültürel, yapısal ve teknik şartlar göz gönünde bulundurulup harmanlanarak, özgün bir yorumun üretilmesidir. Seyredilen, uyarlananın farklı yapı ve kimi zaman kültürel değerlerin farklı araç ve tekniklerle üretilen bir yorumudur. Dolayısıyla yoruma eseri uyarlayanın hikâyeyi nasıl anladığı, yorumladığı ve yeniden ürettiğine ilişkin bir tecrübe olarak bakılmalıdır. Bu süreçte anlatım diline ve yapısına ilişkin birçok güçlük ve hatta karşıtlık ortaya çıkar. Örneğin monolog ya da diyaloğa edebiyatta sıkça başvurulmasına hatta bunların metni besleyen alanlar olmasına rağmen sinemada durum tersinedir. Maharet karakterleri konuşturarak hikâyeyi anlatmaktan çok, görsel dili kullanmaktadır. Bu nedenle uyarlayan (senarist/yönetmen) uyarlananın (kitabın) ne söylediğine, neyle ilgili olduğuna karar vermek, görsel dildeki eşdeğerini bulmak zorundadır. Eşdeğerine ve konuya karar verme meselesi doğrudan senaristin/yönetmenin imgesel dünyasının kaynak aldığı ard yöresine ve sezgilerine bağlıdır. Bunun dışında uyarlama, kitabın yazarı ve uyarlayan (senarist/yönetmen) arasındaki örtük ya da açık ilişkinin bir sonucudur.
Yazılı metin ve görsel metin ilişkisi üzerine düşünüldüğünde eserlerin üretim süreci birbirlerinin tersi yönünde işler. Görsel metnin işleyişi, dışsal olgudan (external reference), yani algıdan içkin güdüye, göstergelere doğru iken, yazılı metinde bu süreç, işaretlerden/simgelerden oluşan savdan (internal reference), algıya doğrudur. Bu tersine işleyiş biçimi adaptasyonla ilgili önemli bir problem olan “eşlemeyi” ortaya çıkartır. İki farklı yapının öğelerini eşdeğer bir konuma taşımak gerekir. Dolayısıyla hiçbir adaptasyonun birebir olamayacağı açıktır çünkü her yapıt kendi yapısal sisteminin içinde inşa edilir (Andrew, 1992, s.101-102). Yazılı dil okuyucusunun zihninde kişisel yaşamından kaynak alan deneyim ve bilgilerine ilişkin özgün imgeler üretirken; görsel dil nesneleri kaydederek, her seyircinin aynı imgelerle düşünmesi ve aynı anlamı çıkarmasını sağlar. Diğer taraftan görsel dil gerçeğe yani ekonomik koşullara; bütçeye ve kullanılan teknolojik imkânlara göbekten bağlıdır. Bu iki kısıt çokça karşılaşılan bir sonuca, kitabın sinemaya uyarlanmasından tatmin olmama durumuna yol açar.
Adaptasyondaki yorumlama sürecinin farklı açılımları mevcuttur. İlk aşama, yazarın kişisel yaşamını, önyargılarını ve seçimlerini, çalıştığı konu üzerinden yazdığı kitaba yansıtması yani, eserin ortaya çıkışıdır. Dolayısıyla kitabı bir nevi, “yazarın anlamlandırma/yorumlama çabası” olarak nitelemek mümkündür. Bu noktadan sonra ele alınabilecek ikinci aşamanın senarist ve yönetmenin aynı ya da ayrı kişiler oluşundan kaynaklanan iki olasılığı mevcuttur. Senaristin -eğer yönetmenden farklı bir kişi ise- görsel imgelere dönüştürebilme imkanı veren teknik dille yazdığı metni yönetmen, kendi sezgilerini kullanarak, imgeler aracılığıyla filme dönüştürür. Yani, yönetmen ve senaristin ortaklığı, yazı dilinin imgelerle eşleştirilme sürecinde iki faklı yorumun rol oynadığına işaret etmektedir. Eğer senarist ve yönetmen aynı kişi ise sözü edilen ikinci aşama tek bir kişinin yaratıcı- lığında birleşir. Üçüncü aşamada ise seyirci devreye girer ve görsel metni kendi dünyasından yorumlar. Bu akış çizgisini kitaptan, ilk aşamadan itibaren farklılaştırmak mümkündür; çünkü metni okumadan yalnızca filmi seyrederek ulaşılan yorumla metni okuyup üzerine filmin seyredilmesinden sonra ortaya çıkan yorum farklı olacaktır. Sonuçta üçüncü aşama olarak adlandırılan katman da kendi içinde katmanlıdır. İlk katmanda okuyucu okuduğu metni yorumlar, kendi imge dünyasında kurgular. Sonra yönetmenin çektiği filmi seyrettiğinde iki farklı imgesel dünya arasında karşılaştırma yapar. Oysa sadece filmi seyreden, ancak yönetmenin önerdiği imgeler/eşleşme/yorum üzerinden yorum yapabilir. Daha önce de sözü edildiği üzere, bu iki imgesel dünya arasındaki gerilimden galip çıkan -eşleştirme meselesinin kişiselliğinden doğan sınırlılık nedeniyle- genellikle yazılı metindir: “Roman, kendisini dünya içinde düzenleyen bir anlatımdır, sinema ise kendisini bir anlatım içinde düzenleyen bir dünyadır” (Andrew, 2000, s. 237).
İki Dünya Arasında: Yorumun Tecrübesi
Ters Yüz bir kitabın sinemaya aktarılma sürecini konu etmektedir. Dolayısıyla film de adaptasyonun, geleneksel anlamda tam bir eşleştirme değil, bir süreç ve hatta sıçrama olduğu savı taşımaktadır. Film bir senaristin “Orkide Arzusu” adlı bir makaleden yola çıkılarak yazılmış olan “Orkide Hırsızı” adlı kitabın senaryolaştırma tecrübesini ve tercüme sürecini anlatır. Filmdeki senarist ve gerçek senaryo yazarı aynı kişidir ve gerçekte de The New Yorker’da yazar olan Susan Orlean ilkin “Orkide Arzusu” (1995) adlı bir makale yazar ve ardından yayınevinden gelen teklifle bu makaleyi kitaplaştırır. Kitap edebi bir eser değil, az bulunan bir orkide türünü çalarak satan bir orkide hırsızının, John Laroche’un yaşam hikâyesi üzerinden orkidelerle ilgili yazılan bir araştırma kitabıdır. Dolayısıyla ortada orkidelerle ilgi yazılan gerçek bir makale, sonrasında bir kitap ve Kaufman’a da bu kitabı senaryolaştırmak için götürülen gerçek bir teklif vardır. Uyarlama sürecinin kendisini anlatan film de bu aşamada başlar. Filmde adaptasyon süreci metinlerin ve adaptasyon sürecinin gerçeğe dayanması nedeniyle düşünümsel niteliktedir. Süreç boyunca senarist kendi yaşamına adaptasyon sürecini de sorgulamaktadır. Film, bu metinde de epigraf olarak kullanılan monologla başlar. Kaufman’ın yaşama karşı pesimist bakış açısı ve anlam arayışı verilmektedir. Bu sahneden sonra, senaryosunu yine Kaufman’ın yazmış olduğu “John Malkovich Olmak” adlı filmin setindeki Kaufman’a geçilir. Kaufman filmin senaryosunu yazmış olduğu halde, çekimlerde tamamıyla etkisiz, hatta görünmez gibidir. Ne yapacağını bilmez görünen senarist, seti terk eder. Kaufman’ın en büyük sorunu kendisidir, kendisinden memnun değildir. Tıpkı yazdığı senaryodaki gibi başkası/başkaları olmak ister. Kaufman adaptasyona bakış açısını senaryo teklifini götüren yayıncıyla yemek yerken açıklar: “… ve kitaba sadık kalmak istiyorum ve filmin suni bir kurgusu olmasından çok tek başına varolmasını sağlamak istiyorum… Sıradan bir Hollywood filmi yaparak kitabı mahvetmek istemiyorum” (Jonze, 2002). Yayıncı, Kaufman’ın niyetini anlayamaz. Kaufman bu filmde doğrudan bir Hollywood eleştirisi yapmaktadır. Aksiyon filmlerinin popülaritesi onu sadece çiçeklerin anlatıldığı, konusu olmayan bir kitabın senaryolaştırmasına iter. Filmde iki anlatıcı mevcuttur: Bunlar Susan Orlean ve Charlie Kaufman’dır. Kaufman kitabı okurken, seyirci bunu Orlean’ın sesinden duymakta, ancak Kaufman’ın zihninde canlandırdığı imgelerle seyretmektedir. Kaufman’ın iç konuşmaya benzer anlatımı filmin “şimdisinde” duyulur. Yani seyirci, Kaufman’ın, kitabı uyarlama sürecini Kaufman’la beraber yaşantılar. Böylelikle seyirci, filmdeki Kaufman’ın hem kitabı okumasına hem okuduklarını zihninde imgeleştirmesine hem de yeniden üretimine tanık olur. Kaufman’ın kitabı senaryolaştırma imkânını arayışı yani tecrübe süreci içinde Orlean’nın hayalet orkideyi (ya da kendini) arayışı geri dönüşlerle anlatılır. Her iki yazarın aslında kendi adaptasyonlarını yani, uygunluk ve uyum arayışlarını anlattıkları söylenebilir. Kaufman, filmdeki Darwin/evrim teorisi göndermeleriyle adaptasyondaki “uyum/köken arayışı”na işaret eder.Senarist, senaryoyu yazmaya çalışırken kitabın yazarıyla (Orlean) konuşur, sevişir, onu görmek için The New Yorker’a gider hatta asansörde yan yana dururlar ancak Kaufman, Orlean’la tanışmaya cesaret edemez. Daha sonra rastlantısal olarak, Kaufman’ın verdiği siparişlerini almak üzere gittiği restoranda yayıncısı ve Orlean yemek yemektedir. Orlean telefon etmek üzere masadan uzaklaştığında yayıncı Kaufman’ı görür ve konuşurlar. Yayıncı Orlean’ın Kaufman’la tanışmak istediğini söyler ancak Kaufman, senaryosunda üzerine yoğunlaştığı Orlean ka rakterine zarar vereceği düşüncesiyle tanışmayı kabul etmez. Arabasına biner, bindiğinde bir insanı tanımanın ötesinde tanışamadığını fark eder ve hikâyeyi en iyi bildiği aynı zamanda nefret ettiği kendisi üzerine kurmaya karar verir. Sonuçta senarist, kitabı değil, kendi tecrübe ettiği süreci senaryolaştırır. Ters Yüz bir uyarlama gibi görünürken aslında kitabın, senaryonun ve filmin gerçek olması nedeniyle referansı gerçekte olan, gerçeği ters yüz ederek üretilen bir film olarak da okunabilir.
Film adaptasyonla ilgili bu noktaya kadar tartışılagelenleri içinde barındırmaktadır. Kaufman adaptasyonu, uyarlananın başka bir biçimdeki tıpkısına dönüştürülen değil, en az iki aşaması olan bir süreç olarak görür. Bu aşamaları Kaufman filmde av ve avcı ilişkisi üzerinden anlatır. Kaufman ilk aşamada avcı, Orlean ve kitabı avdır. Kaufman kitabı kendi imge dünyasında yeniden kurar, kurmaya devam ettikçe yani eşleşme sürecinde; avcı ava, av avcıya dönüşür. Kaufman’ın avcı olduğu süreç senaristin, yazarı ve kitabını anlama, kendi zihninde ve görsel bakımdan imgeselleştirmeye çalışmasına tekabül etmektedir. Bu özümseme, eşleştirme çabası tamamlandığında, konumlar değişir çünkü Kaufman artık kitaptan başka, yeni, yorumuna dayalı bir eser yaratmıştır. Bu da onu sorumluluğu kendisinde, potansiyel bir ava dönüştürür.
Filmde bu durum silahlı bir kovalamaca ile verilir: Orlean ve kitabındaki karakter olan Laroche sevgilidirler. Bu da kitabın yazım aşamasındaki eşleşmeyi imlemektedir. Kaufman, Orlean’ı takip ederek, onu gözetler. Laroche ve Orlean sevişmektedir. Burada tıpkı Kaufman’ın Orlean’la seviştiğini hayal etmesinde olduğu gibi bir eşleşme, birleşme durumu imlenir. Gözetlendiklerini fark eden, yani eşleşme süreçlerinin dışarıdan bir müdahale ile bozulduğunu gören sevgililer müdahaleyi ortadan kaldırmak isterler. Bu, aynı zamanda uyarlanan metnin yorumlayan karşısındaki direnci biçiminde okunabilir ve filmde silahlı kovalama sahnesinde görsellik kazanır. Kovalama sonucunda Laroche ölür, bu da yeni uyarlamada ilişkinin daha çok Kaufman ve Orlean arasında olması biçiminde okunabilir. Dolayısıyla Kaufman’ın adaptasyon sürecini av ve avcı ilişkisi üzerinden tanımladığı söylenebilir. Bu da doğrudan uyarlanan ve uyarlamanın yaratıcıları arasındaki ilişkinin en az iki aşamalı ve birbirlerine ters biçimde ilkin özdeşleşme, eşleşme; daha sonra ise kaçma, uzaklaşma ve kendi biricikliğini üretme sürecine tekabül ettiğini göstermektedir.
Filmdeki diğer bir karakter de Charlie Kaufman’ın ikiz kardeşi gibi görünen Donald Kaufman’dır. Bu karakter, filmin başından kovalama sahnesinin sonuna, Charlie’nin kendi eserini üretmesine kadar, onun zıt karakteri olarak seyircinin karşısındadır. Charlie depresif, Donald çok mutludur; Charlie tekniğini bilmesine rağmen senaryoyu yazarken üretim sancısı yaşar oysa Donald katıldığı üç günlük eğitim seminerinden sonra hemen “Üç” adlı senaryosunu yazar. Charlie, Orlaen’la ancak hayal dünyasında sevişirken, Donald’ın yanında kızlar ve Hollywood’un ışıklı dünyası vardır. Aslında Donald, Charlie’nin ikiz kardeşi değil, Charlie’nin ürettiği bir karakterdir. Bu kişilik bölünmesiyle yani karşıtlıkla gerçek Kaufman, Hollywood sineması karşısındaki tavrını açıkça ortaya koymakta, sonunda da onu, ürettiği eserle yani, avcı konumundan ava dönüştüğü anda aşmaktadır. Böylelikle adaptasyon sürecinin senarist üzerinde yarattığı sıkıntılı tercüme ile yeniden üretim süreci filmde av ve avcı olma tecrübesi üzerinden anlaşılır.
Kaynakça
Akay, A. (2005) Postmodernizm. İstanbul: L&M Yayınları.
Andrew, D. (1984). Concepts in Film Theory. New York: Oxford University Press.
Andrew, D. Sinema Kuramları. İstanbul: İzdüşüm yay.
Susan Orlean, “Orchid Fever”, The New Yorker Gazetesi, 23 Ocak 1995
Orlean, S. (1998, 2000) The Orchid Thief. Toronto: The Random House Publishing.
Jonze, S. (yön.) (2002). “Ters Yüz (Adaptation)”. Kaufman, C. (sen.), Saxon, E. vd. (yapım)#sinema #charliekaufman #adaptation #uyarlama #senaryo #hollywood #susanorlean

Sorry, there were no replies found.