Bill Seretis: Sahaların Hırçın Kahramanı 9 Numaralı Forma

  • Bill Seretis: Sahaların Hırçın Kahramanı 9 Numaralı Forma

    Posted by romankahramanlari on 11 Temmuz 2024 at 11:32

    Çeviren: Damon Komvopulos

    Bill Seretis: Sahaların Hırçın Kahramanı 9 Numaralı Forma – Menis Koumantareas*

    Makale Yazarı: Petros Voyatzis

                                                                                           *Bu makale Roman Kahramanları Dergisi 18. sayısında  (Nisan/Haziran 2014) yayınlanmıştır. 

    Menis Koumantareas’ın “İ Fanela me to Noumero 9” (9 Numaralı Forma) adlı eseri yazarın en başarılı ve en çok sevilen romanlarından biridir. Yayımlandığı 1986 yılından ve ünlü rejisör Pantelis Voulgaris’ in başarılı filmiyle (1988) sinemaya uyarlanışından bu yana tekrar tekrar basılması, o güne kadar Yunan edebiyatında örneği olmayan bir roman kahramanının önünde açılan parlak yolu işaretlemektedir. Hakikaten, Bill Seretis belki de Yunan edebiyatında geçen ilk futbolcu roman kahramanı olup, çağdaş Yunan edebiyatında, halk kahramanları arasında ayrı bir yeri vardır.

    Menis Koumantareas Atina’ da doğmuş. İlköğrenimini Atina Örnek Lisesi’nde tamamladıktan sonra Felsefe ve Hukuk Fakültelerinde şansını denemiş ancak öğrenimini tamamlamamıştır. Tiyatro eğitimini de yarıda keserek kısa bir süreliğine gazetecilikle uğraşmıştır. Askerliğini Deniz Kuvvetlerinde yaptıktan sonra yirmi sene denizcilik ve sigortacılık şirketlerinde çalıştı. Altı ay Berlin’de burs ile (DAAD) eğitim gördü. Edebiyat dünyasında belirişi, “Tahidromos” dergisinde Moravia, Hemingway ve Joyce tercümeleriyle gerçekleşti. 1962’de ilk hikâye derlemesi “Ta Mihanakia” (Motorsikletler) yayımlandı. Birçok edebiyat dergisinde metinleri yayımlandı. Albaylar cuntası döneminde “18 Keimena” (18 Metin) direniş yayınında yazar olarak yer aldı ve “To Armenisma” (Deniz Gezintisi) adlı eseri için, müstehcen yayınlar kanunu uyarınca, üç defa mahkeme karşısına çıkarıldı. 1967’de ”Armenisma” için devlet hikâye ödülüne, 1975’de “Viotehnia Yalikon” (Cam Atölyesi) için devlet roman ödülüne ve 1997’de “H Myrodia tous me Kanei na Klaio” (Kokuları Beni Ağlatıyor) derlemesi için devlet hikâye ödülüne layık görüldü. Yazarlar Derneği’nin kurucu üyesi olup 1982’den 1986’ya kadar Milli Opera Sahnesi yönetim kurulunda yer almıştır. 1982’ den bu yana yalnız yazarlıkla uğraşmaktadır. “Kyria Koula” (Kula), “Ta Kaimena” (Zavallı Çocuklar) ve “9 Numaralı Forma” televizyon ve sinemaya uyarlanmış kitaplarıdır. Menis Koumantareas’ın eserleri daima Atina merkezli olmuştur. Burada zayıf insanı tarih ve talih ile kıyaslar, eserlerinde, okurken herkesin kendisini tanıyabileceği, bireysel ve umumi yalanlamadan bahseder. Günlük hayatın yorulmaz gözlemcisi Koumantareas, çağımızın temposuna ve problemlerine kulak vererek, taze ve yalın anlatımıyla, halen bunları yansıtmaya devam etmektedir. Yabancı edebiyatın algılanmasında da rolü büyüktür, öyle ki William Faulkner, Hermann Hesse, Carson McCullers, Herman Melville ve George Bihrer gibi yazarların eserlerini Yunancaya kendi yorumuyla çevirmiştir.

    Futbolda yeni parlamaya başlayan bir yıldız olan Seretis, doğup büyüdüğü Atina’dan sahalardaki şansını denemek için Selanik’e giden, “9 Numaralı Forma” adlı romanın kahramanıdır. Yolculuk esnasında trende 35 yaşlarında el falı bakan biriyle karşılaşır. Falcı ona kendisini parlak bir geleceğin beklediğini söyler. Sonrasında çıplak kadın figürlü bir deste hediye eder ve fal bakmasını öğretir. Selanik’te amatör takımdan profesyonel üçüncü lig takımına transferi çok çabuk gerçekleşir. Bu kısa sürecek başarısının ilk basamağını oluşturur. Müdavimi olduğu Vardariou Meydanındaki barda tanıştığı ve bu sporla epey ilgisi olan asansör tamircisi Spiros, transferine aracı olur. Barda çalışan Kiki ise, tanıştıkları andan beri genç futbolcuya büyük ilgi duyar. Bill becerilerini göstermekte gecikmez ve çabucak bir taraftar çevresi edinir. Spiros’un kız kardeşi Dora ile tanışır ve onunla ilişkiye girer. Bill’in karizmatik futbolu onu korkulu bir rakip haline getirir ve Rodos takımının antrenörü şike teklifinde bulununca teklifi kabul eder ve para karşılığı takımının yenilgisine sebep olur. Bu arada kabiliyeti, daha üst kategorideki takımlardan fark edilir. Yorgos Kapatos da bunlar arasındadır ve Volos’ un ikinci lig takımlarından birinin hocasıdır. Bill’e kartını uzatır ve dilediği zaman kendisiyle görüşmesini tembihler. Bu arada Bill Selanik’te sıkılacaktır: Dora ile olan ilişkisi onu yormaktadır, çünkü genç kız bir an evvel ilişkilerinin resmileşmesini ister. Öte yandan şike dedikoduları arttığından takımda sinirler gergindir.

    Bu sıkıntılı ortamdan kurtulmak için Kapatos’la bir telefon görüşmesi yapar ve Volos’a transfer sözü alır. Şehirden ayrılma girişiminde, tren istasyonunda, Spiros’un gönderdiği iki adam tarafından kaçırılır. Bill, Dora ile evlenmeye zorlanır ve sefil bir hayat yaşamaya başlar. Ama bu hayat fazla sürmeyecektir. Bill, hayatını sevmediği bir kadınla geçirmekten ve bütün etkinliklerin merkezi Atina’ dan uzakta yaşamaktansa Volos’a kaçar. Volos‘ta ona yeni ufuklar açılacaktır. Yeni takımının yöneticileri, hele ki hocası Kapatos ona güvenle kucak açar. Bill takım arkadaşı Riba ile dost olur. Eğlenmeye çıktıkları bir gün kuaförde çalışan Vana ile tanışır ve gönül ilişkisine girer. Kapatos sık sık kasetten maç seyretmek için Bill’i evine davet eder. Böylece hocasının hanımı Eva ile tanışır ve cazibesine kapılır. Eva ile olan ilişkileri onu çok mutlu etse de bu hararetli öpücüklerden ileri gitmeyecektir. Katıldığı uluslararası bir müsabakada eski bir futbolcu olan Galantis ile tanışır. Galantis ona her konuda yardım sözü verir. Ancak geçmişi Bill’i rahat bırakmayacaktır: Spiros, Selanik’te terk ettiği Dora için onu ziyaret eder ve verdiği sözleri tutmasını ister. Kavga büyür ve Spiros şike olayından bahsedince yanlarında bulunan Ribas Kapatos’a olup biteni anlatır. Seretis artık Volos’tan da ayrılmak ister ve Atina’daki bir takıma transfer arayışına girer. Bu konuda ona yardım edecek olan şahıs Galantis’tir. Böylelikle Bill bir kez daha başkente giden trene biner. Orada Galantis birinci lig takımlarından birinde Seretis’in kadroya alınmasını sağlar. Takımın hocası ise en tecrübeli hocalardan olan Makris’tir. Atina’ da Seretis’in kariyeri doruk noktasına ulaşacak. Aynı takımda oynayan Trozo ile yakın arkadaş olacaklar ve merkezi bir kafede tanıştıkları Savas onu at yarışlarına yönlendirecektir.

    Bill talihsizdir ve eskiden tanıdığı bir futbolcu tarafından sakatlanır: Bu, Rodoslu bir takımda oynayıp şike olayında rol oynayan bir futbolcudur ve aralarındaki bir tartışma esnasında şike olayını herkese anlatır. Seretis’in sakatlığı ciddidir ve uzun süre sahalardan uzak kalmak zorunda kalır. Genç futbolcu ister istemez tedaviye zorlanır ve durumu iyileşince de hocası Makris ten kritik bir maçta görev almasını ister. Maçta Bill önemli bir gol kaydeder ancak karşılığında kemiği kırılır. Bundan böyle yıldız futbolcunun Hades’e düşüşü başlamıştır: tedaviyi reddeder, hap ve alkol tüketimine başlar. Bu durum yönetimin sabrını sınamaktadır, zira Seretis’in davranışları kontrolden çıkmış durumdadır: Herkese karşı tehditler ve küfürler savurmakta, yöneticilere ve bilhassa hocası Makris’ e karşı aşırı derecede diklenmektedir.

    Bil’e öfkelenen hocası otoritesini, askerlik ertelemesine son vererek gösterir. Askere gitmek durumunda kalan Seretis iki ay sonra, psikolojik sorunlar mazeretiyle, tekrar izin alır. Sahalara dönebilmek için olağanüstü çaba gösterse de, bunun imkânsızlığını fark edecektir: gelişmeler karşısında çaresizdir ve bütün umutları suya düşecektir. Bu arada tekrar Savas’la karşılaşır ve ortak bir bar açma teklifi alır. Barın açılışında Seretis ve Kiki bir araya gelirler ve tekrar inişli-çıkşlı bir ilişkiye başlarlar. Bir süre sonra fizik-terapi uzmanı olan Haris ile tanışırlar. Haris homoseksüeldir ve Bill’e iş yerinde yardımcısı olmasını önerir. Bill, Haris’in tedavi önerisini ise reddedecektir. Kiki, Bill için sadık bir eştir ve ailesiyle ilişkilerini tekrar kurmasını sağlar. Bunun için, tiyatro oyunculuğuna ilk adımlarını atan, ağabeyi Dimitri Seretis ile irtibatı sağlar. Vasilis şöhret dolu günlerin artık geçmişte kaldığını anlayacaktır. Bir gün, eskiden top koşturduğu takımının müsabakasını izlemeye gittiği stadyuma dahi giremeyecektir. Bill stadyumdan ayrılırken kendisine fal bakmasını öğreten garip şahısla karşılaşır. O şahıs Bill’e elindeki başarı çizgisinin başarısızlık çizgisiyle birleştiğini, ancak o gün bunu Bill’den sakladığını itiraf eder.

    Aradan yıllar geçer ve bir zamanlar herkesin Bill olarak tanıdığı Vasilis Seretis, bir spor yazarının araştırma konusuna girer. Gazeteci eskiden futbolda parlayan yıldızlarla alakalı bir araştırma yapmaktadır. Böylece Bill için de gazetede bir ek yayınlanır. Hayatında rol alan insanlar Bill’i nasıl tanıdıklarını anlatırlar, ancak kimse artık nerede, nasıl, kiminle yaşamakta olduğu hakkında fikir sahibi değildir: şimdiki durumu hakkında yazılanlar doğrulanamayan çelişkili söylentilerden ileri gitmemektedir. Bunun sebebi ise Bill Seretis’in artık tümüyle sıradanlığa itilmiş olmasıdır.

    Menis Koumantareas savaş sonrası ikinci jenerasyona ait bir yazar. Eserlerinde tekrar tekrar, İkinci Dünya Savaşından ve iç savaştan sonra oluşan Yunanistan’ı bütün yönleriyle ele almaktadır: paramparça olmuş, onu sarıp sarmalayan geçmişi ve kâbusu yaşayan bugünü arasında çelişen bir ülke. “9 Numaralı Forma”, yazarın savaş sonrası yıllarda politik tartışmalarla ilgisi olmayan yahut çok az ilgisi olan, bir roman kahramanını ele alan ilk eseridir. Bill Seretis iç savaş sonrası kin ve nefreti unutup, yeni oluşan kapitalist dünyada kendisine bir yer edinmeye çalışan kuşağın bir ferdidir. Romanda bahsi geçen toplum, 80’li yıllarda politik hayatta PASOK hükümetinin, sosyal hayatta ise ideolojik açıdan demagojinin ve tüketimin egemen olduğu bir toplumdur. Seretis Alman istilasını ve iç savaşı yaşamamış, buna karşılık iletişim ve amaca ulaşmak için her yolun mübah olduğu mantığıyla işleyen, kişisel mücadeleyle kazanılan başarı rüyasının cezbettiği bir jenerasyonun bireyidir. Rodos takımı ile olan mücadelede yaptığı şike ona vicdani sorunlar yaratmamakta, aksine içinde bulunduğu camia için kaçınılmaz bir davranış olarak görünmektedir. Spiros, Bill’e karşı sempati duymasına rağmen, Dora ile ayrılmak için verilen parayı kabul etmektedir. Ün ve para yegâne değerler olarak yansıtılmaktadır. Aynı zamanda onu benimsemeyen yoksul bir aileden gelen cahil bir genç için eksiklerini tamamlayacak bir araçtır. Yeni oluşan bolluğun meyvelerini toplamak için, geçmişin ağır ideolojik yükünü pazara çıkarmakta sabırsızlanan boş bir dünyada, güzel kadınlar, lüks eğlence mekânları, kulüpler, pahalı ve hızlı arabalar amaç ve üstün değerler olarak öne çıkmakta. Ticarete ve pazarlamaya dayalı, satılmış maçlarla, holiganları ve yaratılıp yok edilen idolleriyle futbolun yozlaşmış dünyası, romanın sayfalarında bütün yönleriyle ele alınmaktadır. İdeolojik açıdan “9 Numaralı Forma”, PASOK partisinin iktidar olmasıyla başlayan, yeni dönemi temsil eden edebi eserdir: orta direğin kuvvetlenmesi, solun ideolojik olarak çökmesi, toplumun ahlaki açıdan gerileyişi, bireysellik, adamsendecilik ve rüşvet mantığı 80’li yılların tablosunu oluşturan faktörlerdir.

    Yaptığı bir söyleşide Menis Koumantareas, bir romanda en azından insanların birbirleriyle, yaşadıkları şehir ve çağ ile olan ilişkilerinin yansıtıldığını belirtmişti. “9 Numaralı Forma” adlı eserin kahramanı kendine kapanmış, sosyal ilişkilerde oldukça zorlanan insanın karakteristik bir örneğidir. Bill, ifade zorlukları çeken, kısa cümleler kuran, az konuşan ve sözlerinden küfürleri eksik etmeyen bir tip. İç dünyasını düzgün cümlelerle değil, daha çok bakışları ve vücut dili ile dışa vurmakta. Bill insanlardan kuşku duyan, temkinli ve sert bir insan. Ona göre: kadınlar kendisini kuşatırken antrenörleri onun ilerlemesine engel olmakta, takım arkadaşları ise onu kıskanıp kuyusunu kazmaktadır. Kimse onun güvenine layık değildir: ne baba şefkati ile ona yaklaşan Kapatos, ne arkadaşlığı ile Spiros, ne ona âşık olan Kiki, ne de akıl hocası Galantis Bill’in güvenini kazanabilmektedir. Bill Seretis hayatta yalnız yürüyen bir yolcudur. İflah olmayan, kimsenin tam olarak tanıyamadığı başına buyruk karakterini, röportajda eski tanıdık ve arkadaşları tarafından anlatılan olaylar ve romanın belirsiz sonu doğrulamaktadır. Kuşkuculuğu ve sertliğine ve de tam olarak güvenini kazanamamalarına rağmen, üç kişi Bill’in hayatında ayrı bir yer edineceklerdir. Futbolun duayenlerinden Galantis, onun için zor anlarda sığınacağı koruyucu bir melektir. Sevgilisi Kiki, hayatı boyunca hiç tanımadığı güveni sunan, sığınacağı limanıdır. Kendisini en çok etkileyek kişi ise, Kapatos’un eşi Eva olacaktır. Olgun ve karakteri oturmuş bir kadının varlığı, kalbine ferahlık verecek ve annesinin, uslu ve sakin ağabeyini kayırdığı için, esirgediği şefkati sağlayacaktır. Eva, onun gözünde, bir anne ve aynı zamanda bir sevgilidir. Hayatı boyunca hayalinde dolaşan ancak ulaşılamayan bir varlıktır.

    Bill’in yaşadığı şehir ile olan münasebeti de çok enteresandır. Üç şehir kısa futbol hayatına damgasını vuracaktır: Selanik, Atina ve Volos. Selanik, Atina’nın karşıtıdır. Önceleri onu dışlayan, uzak bir şehir olmakla beraber, daha sonra, zor anlarında güzel anılarla onu teselli edecektir: Şişmanın barı, Spiros’un arkadaşlığı, Kiki ve ilk başarıları. Volos Bill için bir taşra kentidir. Onu boğan ve acilen kurtulması gereken bir kapan gibidir. Buna rağmen, çok sevdiği memleketi Atina’da umduğunu bulamayacaktır. Cennet sandığı şehir ona tam bir cehennem hayatı yaşatacak ve acılarla dolu kadehi sunacaktır. İlk başarılarından sonra Atina, şöhretini yok edecek ve sıradanlığa sürükleyecektir. Bill artık doğup büyüdüğü yerde yabancılaşmış, mahallesinden kovulmuş, kendi memleketinde bir mülteci haline gelmiştir. Seretis iflah olmayan bir şahıstır. Adı tam bir nomen-omen olup, onu hayatı boyunca izleyen bir beddua gibidir, zira Seretis “şirret” kelimesinden türemiş bir isimdir. Bill baba tarafından yetim, uslu ve çalışkan ağabeyinin gölgesinde annesinin ilgisine muhtaç, eğitimsiz bir halk çocuğudur. Gerçekte, ruhunun derinliklerinde, onu fazlasıyla kırılgan kılan bir hassasiyete sahip çağdaş bir yabanidir. Bill, başarısına inanan, onu dışlayan toplumun gözünde layık olduğu şan ve şöhreti kovalayan, toplum içerisinde bir yer edinmeye çalışan yeni jenerasyonun bir temsilcisidir. Başarısı yalnız kendisini değil onun gibi didinen, aynı statüdeki gençlerin de başarısı olacaktır. Ancak bu başarı aynı zamanda içerisinde hezimetin tohumunu da barındırmaktadır. Kendisini kibirli kılan aşırı özgüveni, Vasilis’i yok oluşa doğru sürükleyecektir. Bu açıdan Bill Seretis’in hikâyesi, tanrılara karşı saygısızlığıyla onların gazabına uğrayan ve zirvedeyken yerin dibine mahkûm olan, tragedya kahramanının karakteristik bir örneğidir. Sahaların genç yıldızı, İkarus gibi toyluğu sebebiyle kanatlarını yakacak ve sıradanlığa doğru yol alacaktır. Buna göre düşüşü Bill’e muhtaç olduğu olgunluğu sağlayacak: genç kahraman, artık sıradan bir kişi olarak, ünlü olduğu kısa dönemde önemsemediği şeylerin farkına varacaktır. Zaten yazarın da ima ettiği budur, zira Bill bu düşüşü yaşadığında daha çok gençtir ve önünde koca bir hayat uzanmaktadır.

    Koumantareas’ın önceki eserlerinin aksine “9 Numaralı Forma” optimist bir eserdir. Bu eserdeki fikir, izole edilmiş, karanlık bir dünya değil, aksine karanlık tünelin ucunda beliren ümit verici ışıktır.

    —————–

     

    #sayı18 #futbolcu #yunanedebiyatı #meniskoumantareas #meniskumandareas #billseretis #petrosvoyatzis #damonkomvopulos #futbol

    romankahramanlari replied 1 year, 10 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
Çeviren: Damon Komvopulos Bill Seretis: Sahaların…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now