Bay S: Mümkünsüz Mesafesi
-
Bay S: Mümkünsüz Mesafesi
Mümkünsüz Mesafesi*
Makale Yazarı: Gülçin Sahilli
*Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Temmuz/Eylül 2018, 35. sayıda yayımlanmıştır.
“#İmkânsızAşk”, #HasanÖztoprak’ın ilk romanıdır. Bir şairin kaleminden çıkması sebebiyle düz yazıdan çok dize yoğunluğu içermektedir. Hasan Öztoprak bu romanı yaşadığı gerçek bir aşk hikâyesiyle ilişkilendirerek yazdığını söylemiştir. Romanda gerçeklik değil, gerçeklikle saydamlaştırılmış roman kahramanları elzemdir. Öztoprak, hayalî gerçekliği daha ilk romanında yakalamıştır. Romanda yalnızlık duygusu, sükûneti bulamamış karakterlerin aşkı üzerinden işlenmiştir.
Kalabalık şehirlerdeki bireysel hiçlikler romanın koyu gri atmosferine yayılmış, çoğunlukla iç daraltısı yaşatan bir hüzünle kaleme serilmiştir. Okurken yaşanan kaybolma hâli okura hem kaçma hem de tedirginlikle bir adım ileriyi görme isteği yaşatmaktadır. Öztoprak’ın şiirlerinde de bu ana izlek hâkimdir.
İmkânsız Aşk’ın konusuna gelince, romanın erk karakteri Bay S, hiç gitmemesi gereken bir yerde, hiç tanışmaması gereken #Elda’yla tanışır. Onun için karısından ve çocuklarından geçer. Sözcüklerin arasına süzülen griliklerden bu geçişin çok önce gerçekleştiği, sadece bunun için canlı bir nesnenin arandığı da anlaşılmaktadır. Elda sadece sebeptir, asla başlangıç olmamıştır. #BayS, bir erkeğin ulaşabileceği ve isteyebileceği her şeye ulaşmış ve gerçekleştirmiştir. Her şeye ulaşmanın, mutluluğa ulaşmak olmadığını geçi geç geçe de olsa anlar. Anladığı ilk andan itibaren, filmi geriye sarıp sıradan insanın mutlu olması amacıyla, gereken tüm kazanımlarını teker teker suya bırakmaya İstanbul’un kıyısına varır. İstanbul’un yalnızlık kıyısında, hayatının ceplerini usul usul boşaltır. Ne karısının ne de çocuklarının ne hissettiğini önemseyemeyeceği o hazin noktadadır. Onun için kendi kabuğunda ters döndüğü günler başlamıştır.
Roman boyunca kahramanlar jiletli cümlelerle ve davranışlarla birbirlerine görünmez yaralar açtıktan sonra kalplerini yarı baygın hâlde bırakmaktan özel bir zevk alırlar. Zıt yönlere aldıkları yollardan birbirlerine dönüp kapanan yaraları tekrar ve tekrar kanırtırlar. Kalbi evvel zamanda eprimiş bir kadının aşkında (Elda) hiçliğe yürüyen bir adamdan (Bay S) ne kalırsa o kalandırlar. Aslında ortada mümkünsüze, mutsuzluğa ve yalnızlığa yol açacak hiçbir gerçek ya da gerekçe yoktur. Bir kadını kendince sevmeye çalışan erkekle, kendini bile sevmeyi başaramamış kadını, direnişçi ve dengesiz ruhlarının amaçsız devinimi olanlar. Sevgiyi yaşamak yerine birbirlerini yorma çabalarından geçtikleri sokakları bile karanlık kaplar.
Elda, varlığı yalnızlıkla kaplanmış zaman üstü bir kadındır. Geçtiği her yere yalnızlığı ve karanlığı bırakmaktadır. Bay S’nin yaşadığı zifiri hislerin sebebidir. Elda bakmadan geçilmeyen bir fotoğraftır; çünkü kalabalıklar içinde kimliksiz, çölde mavi, denizde kum sarısı ama zararlı ama zehirli ama ölmeye biletlidir. Nedircik tanesinin kıyamı Elda’dır. Bay S ise kozmosun ölümsüzlük bileti, kâfuruyla ovulmuş dünyanın yol ağrısıdır. Bir aşk başlamamışken de biter ya da yaralardan dönüşen bir kangren mutluluğa da açar. Kör bir aralık ikindisinde bunu aşkın yaşayanları belirler. Ama bu aşkın açacak baharı yoktur. Kapısı kırk kilitli bir yalnızlık kalabalıklarla sarınamaz. İmkânsız Aşk da sarılamamaktadır. Roman yoğun imgelerin içinde yüzer durur. Ne ara romana ne ara şiire yaklaşır okuyucuyu düşünmeye zorlar.
“Belki de aslında sen yoksundur’’ der Bay S, Elda’ya yazdığı mektupların birinde, o kadar saydamdır yaşadıklarının gerçeklik algısı. İmkânsız Aşk iki kişinin yan yanayken bile uçurumu hayal etmesi romanıdır. Bay S ve Elda’nın sonsuz yalnızlık hikâyesidir.
Bay S’nin düştüğü boşluktan ne karısının sevecen dostluğu ne de çocuklarının pembe kalpleri kurtaramamıştır. Bay S kendi cehennemini elleriyle inşa etmiştir.
Nasıl bir sevmekse Elda’ya gittiği ilk gün bırakır eşikte hayatının ve kendinin kalanını. Onu giyinir. Giydikleri Elda’nın kuşatılmış kışından onu korumaz. Elda hiçliktir. Hiçlikte sevişmek gözyaşının kıyısındadır. Sevişmeleri hazdan çok iç kanırtısıyla tükenir.
Elda’ya sürekli yollamadığı mektuplar yazan Bay S “beni sevip sevmediğini bilmelisin” der. Okur Bay S’yi, kitap boyunca sevilen kişiden çok Elda’nın yalnızlığını kapatmak için bir alaca örtü olarak görür.
Bir vakit, yok saymayı dener sevdiği kadını, yoklukta onun değil, kendinin silinmeye başladığını görünce ölümün kapısına geri döner. Elda, mutluluğu hatırlamadığı bir geçmişte kaybetmiştir. Onun yırtılmış ruhu kaybettiğinin peşinde değildir, kazanmakla da kavgası yoktur. Kavgası kafasının içinde büyüyen insanların, taşlı sopalı çaresizliğidir. Kafasının içindeki dünyanın eğriliği gerçek yaşamını da yok etmiştir. Kendini ufak parçalara bölüp yok olan, hiç kalan Bay S’ye karşılık, Elda’da, yüzeysel kırgınlıklar ve kuru gürültücü kavgalar hâkimdir. Bir ilişkinin mesaisini doldurmak için yapılmış geçirimsiz tepkiler sergiler. Baş aşağı asılı kalbine kan gitmedikçe nasıl sevildiğini ve neyi kaybetmek üzere olduğunu fark edemez. Arada bir eski karısından tedirgin olup hırçınlaşsa da onda güzel seven bir adamın kıymetini bilecek azamet yoktur. Elda içer, yazar, sevişir ama yaşamaz.
Karşı tarafta erkek kanatları açılmış pejmürde S ise bir vakit iki kişilik bile sevmeyi dener. Kendi sevmesinden öteye yüzemez. Uzun zamandır ağlamadığını keşfeden bir adamın tuz ve yaşın peşine düşmesi kitap boyunca sürer. Roman ilerledikçe sayfalar biter, günler döner, hor sevilmiş aşk sonlanmaz. Terk edilir, aldatılır, vazgeçilir. Bay S yine kalır, onursuzluğundan değil, çaresizliğinden kalır. “İnsan ancak güçlüyken tehdit edebilir’’ der Bay S, aşkın güçlüsü olmaz. Kaybetmeyi ön kabul bilip çıkaracaksın eşikte ayakkabılarını, terlikler soğukmuş, ev ıssızmış bakmayacaksın. Bay S güçlü ve güçsüz olma hâlini bile tam anlamaz. Hayatındaki iyiyi kötüyle karıştırdığı gibi tüm diğer duyguları da bir alacaya çevirmiştir.
Birlikte güler, gezer, tatile bile giderler. Tatilin gülen yüzü bile kan ağlar onların savaşından. Elda uzak S yakın, Elda yarım S tamam, Elda siyah S beyaz, Elda yalnızlık, yalnızlığın merhameti olmaz.
Düz yazılmış şiirdir, İmkânsız Aşk romanı. Yalnız bir adamın, kendinden daha yalnız bir kadınla kalabalıklaşmaya çalışmasının çaresiz iç acısıdır. İki yalnızdan bir kalabalık olmayacağının edebi kanıtıdır.
Sorry, there were no replies found.
