Atticus Finch, BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK: GÜNEYİN KAPANMAYAN YARASI

  • Atticus Finch, BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK: GÜNEYİN KAPANMAYAN YARASI

    Posted by admin on 11 Temmuz 2024 at 13:18

    BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK: GÜNEYİN KAPANMAYAN YARASI*

    Makale Yazarı: Ayşe Lahur Kırtunç

     

    *Bu makale Roman kahramanları dergisi 16. sayısında  (Ekim/Aralık 2013) yayımlanmıştır.

    Harper Lee tarafından yazılan Bülbülü Öldürmek isimli roman 1960 yılında yayınlanmış ve hemen ünlenerek 1961 de #Pulitzer Edebiyat Ödülü almıştır. Yazarın ilk ve tek kitabıdır. Öykünün ayrıntıları Harper Lee’nin özyaşamöyküsünden kaynaklanmaktadır: Yazarın babası küçük bir Alabama kasabasında avukatlık yapmış ve 1936 yılında da aynı romanda olduğu gibi bir zenciyi savunmak zorunda kalmıştır. Roman kırk dile çevrilmiş, otuz milyon satmış, filmi yapılmış ve dünya edebiyatının önemli eserleri arasına girmiştir (Boston, 484). Özellikle çocukların babası Atticus Finch karakteri ahlâklı ve sorumluluk sahibi bir avukat örneği olarak ünlenmiştir. Romanın konuları arasında ırkçılık, tahammülsüzlük, adaletsizlik, sınıf farkları ve toplumsal cinsiyet kimlikleri sayılabilir. İngilizce konuşulan ülkelerde en çok okunan ve okutulan kitaplardan biridir.

    Roman 1930’lu yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nin güney eyaletlerinden birinde, küçük bir kasabada (Maycomb) geçer. Jem ve kız kardeşi Scout’un anneleri ölmüştür; babaları ve bir bakıcı ile yaşamaktadırlar. Arkadaşları Dill, yaz aylarında onlara komşu olarak gelir ve çocukluk oyunlarına katılır. En sevdikleri oyun mahallede kapısı hiç açılmayan evde oturan Boo (Arthur Radley) isimli komşuyu korkutmaktır. Babaları c avukattır ve beyaz bir kıza (Mayella Ewell) tecavüz etmekle suçlanan bir zenciyi savunmak zorunda kalır. Zenci Tom Robinson suçsuzdur ve Atticus onun suçsuzluğunu mahkemede kanıtlar. Kızın yüzündeki yaraları onu döven babası yapmıştır. Zenci Tom suçsuz olmasına rağmen hapse atılır ve kaçmaya çalıştığı öne sürülerek vurulup öldürülür. Tecavüze uğradığı söylenen kızın babası Ewell avukat Atticus’a çok kızar ve bir gece partiden dönen Scout ve Jem’e bıçakla saldırır. Onları sessizce koruyup kollamakta olan Boo saldırgan Ewell’i bıçaklar ve çocukları kurtarır.

    Bülbülü Öldürmek romanının orijinal ismi “ToKill a Mockingbird” yıllar önce dilimize çevrilirken Kuzey yarıkürede yaşayan ve Türkiye’de olmayan “mockingbird”, yani “taklitçi kuş” (mimidae ailesi) yerine bizim kültüre yabancı gelmeyeceği varsayılan “bülbül” sözcüğü kullanılmıştır. Ve ciddi bir kültürel hata yapılmıştır; çünkü bizim kültürümüzde “bülbül” zaten tarihsel olarak onlarca simgesel yük taşıyan bir imgedir. Roman için Harper Lee’nin kullandığı “taklitçi kuş” ise bu simgelerle hiç ama hiç örtüşmemektedir. Kaldı ki Harper Lee romanda taklitçi kuşu öldürmenin günah olduğunu çünkü bu hayvanların kimseye zararı olmadığını ve kendi kendilerine eğlenmek için şarkı söylediklerini anlatmaktadır (96). Bu bilgi hem doğabilim gerçekleriyle örtüşmemektedir, hem de metnin tutarlılığı açısından sorunludur. Tavernier-Courbin’in makalesine göre taklitçi kuş gayet saldırgan bir yaratıktır (58). Harper Lee’nin böyle bir kuşu niçin seçtiği ve nasıl bir imge oluşturmak istediği bilinmez.

    Bülbülü Öldürmek bir gençlik romanı, bir gelişim romanı (Bildungs roman) olarak kabul edilir. Anglosakson edebiyatında önemli bir yer tutan gelişim romanı genç bir karakterin romanın başından sonuna kadar değişim ve gelişim göstererek olgunluğa ulaşmasını izler. Romanın başında genç, deneyimsiz, sabırsız ve dünyadan habersiz olan karakter romanda izlek boyunca olgunlaşır, deneyim kazanır ve yetişkinliğe geçer. Romanın başında toplum değerleriyle çatışma içinde olan ana karakter edindiği dünya görüşü sayesinde romanın sonunda özellikle ruh ve ahlâk olarak toplum kalıplarına uyum sağlamış bir kişiye dönüşür. Johann Wolfgang Goethe’nin 1796 da yayınlanan Wilhelm Meister’in Çıraklığı isimli eseri ile Avrupa edebiyatında popüler olan gelişim romanı birçok ülkede örneklerle yaygınlaşmıştır. Bunların içinde en ünlüleri Voltaire’in Candide isimli eseri, James Joyce’un Genç Adamın Sanatçı Olarak Portresi isimli romanı ve hatta J. K. Rowling’in Harry Potter dizisi bulunmaktadır.

    Yayınlandığı 1960 yılından itibaren Bülbülü Öldürmek tipik bir gelişim romanı olarak kabullenilmiştir. Birinci tekil şahıs olarak kendi çocukluğunu anlatan başkahraman Scout romanın başında okula gitmeyen küçük bir kızdır. Toplumla çatışma konusu Güney kültürünün dayattığı “cici kız” olmak istememesidir. Bu nedenle Jean Louise olan ismini erkek ismi olan Scout ile değiştirmiştir. Sürekli pantolon giymekte ve erkek çocukların oyunlarını oynamaktadır. Roman boyunca Scout büyür ve gelişir. Artık komşuyu rahatsız etmemesi gerektiğini bilir (154). Eski çocukça oyunlardan keyif almamaya başlamıştır. Ama büyüdüğünün en kesin işareti Tom Robinson’un ölüm haberi geldiği andır: Halası Alexandra ve çaya davet ettiği konukları her zamanki gibi salonda pasta ve çay eşliğinde gündelik, önemsiz konulardan konuşmaktadır. Tom’un ölümü Scout’u çok sarsar. Ancak Alexandra Hala onu kendini toplaması ve durumu konuklara belli etmemesi için sıkıştırır. Eskiden olsa çocukça tepki vereceği bu durumda Scout kendinden hiç beklenilmeyecek kadar olgunca davranır:

    “Alexandra Hala ayağa kalktı ve kalçalarındaki korse balenlerini düzeltti. Kuşağından mendilini çıkartarak burnunu sildi. Saçını sıvazladı ve ‘Belli ediyor muyum’ dedi.

    ‘Hiçbir işaret yok’, dedi Miss. Maudie.

    ‘Öyleyse haydi hanımlara katılalım’ dedi Alexandra Hala ciddi bir ifadeyle.

    Miss. Maudie yemek odasının kapısını açtığında konukların sesleri yükseldi. Alexandra Hala tam önümden yürüyordu ve kapıdan girerken başının kalktığını gördüm.

    ‘Ah, Miss. Perkins’ dedi. ‘Biraz daha kahve vereyim size.’

    (…)Alexandra Hala odanın ucundan bana doğru baktı ve gülümsedi. Masanın üzerinde duran kurabiye tepsilerine baktı ve başıyla onları işaret etti. Ben tepsiyi dikkatlice tuttum ve Mrs. Merriweather’a doğru yürürken kendimi seyrettim. En saygılı misafir ağırlama sesimle ‘Biraz almaz mısınız?’ diye sordum. Eğer Alexandra Halam böyle bir anda bir hanımefendi gibi davranabiliyorsa ben de davranabilirdim.” (243-4).

    Görüldüğü gibi Scout müthiş gerginlik içeren bir kriz anında kendini toparlamış ve halasını rol modeli olarak görmüş, onu utandırmayacak şekilde davranmıştır. Eski çocuksu ve isyankâr Scout’la bu yeni kız arasında çok fark vardır.

    Jennifer Murray Bülbülü Öldürmek romanının aslında öyküyü anlatan ve başkarakter olarak görülen Scout yüzünden değil, ağabeyi Jem yüzünden gelişim romanı olarak adlandırılabileceğini savunur (80-82). Zaten romanın ilk cümlesi şöyledir: “Neredeyse on üç yaşına geldiğinde ağabeyim Jem kolunu dirsekten çok kötü bir şekilde kırdı” (9). Bu cümle (anlatıcı Scout olmasına karşın) anlatılan öykünün aslında Jem odaklı olacağının bir belirtisi olarak okunabilir. Jem tam ergenlik öncesi sıkıntılarıyla resmedilir: iştahı yoktur; mızmızdır; sürekli surat asar ve ona buna atarlanır. O yaşa kadar kız kardeşiyle erkek arkadaş gibi oyunlar oynarken bir anda Scout’a “Sen de büyü artık ve kız gibi davranmayı öğren!” diye çıkışmaya başlar. Roman boyunca Jem’in yetişkinliğe geçişini, kız kardeşiyle oynadığı oyunları küçümseyip babasını rol modeli olarak görmesini izleriz. Örneğin arkadaşı Dill ailesine haber vermeden onlara kaçtığında yetişkin sorumluluğu gösterir ve Dill’in ailesini haberdar eder. Evlerinin önünde toplanan kalabalık babasını tehdit ettiğinde ise müthiş bir cesaret örneği göstererek babasını korumaya kalkışır. Jem artık yetişkin bir erkek olmuştur; hatta hapishanenin önünde gelişen olayda babası Jem’e “Eve dön!” diye ihtarda bulunduğunda babasına karşı bile çıkabilir. On ikinci bölümün başında Jem’in geçirdiği değişiklikler ve aile bireylerinin ona tepkileri uzun uzun listelenmektedir (121). Bu izlekten görülmektedir ki roman aslında Scout’un gelişim romanı değil, ağabeyi Jem’in gelişim romanı olarak kabul edilebilir.

    Romanın yapısal sorunları:

    Bülbülü Öldürmek, Harper Lee’nin yayınladığı tek eserdir. Zaten Lee genç yaşlarda bir demet kısa öyküyü yayıncısına götürmüş ve bunlara bir bakmasını istemiştir. Lippincott Yayınevi editörleri de öyküleri beğenmiş ve bunları bir roman şeklinde birleştirmesini istemiştir. Harper Lee uğraşarak öyküleri birleştirir ama sonuç beğenilmez. Bu nedenle üç yıl daha metnin üzerinde çalışır ve roman öyle basılır. Bu gerçeği bildikten sonra romana yeni bir gözle bakıldığında olaylar zincirinin yer yer birbirinden kopuk, bazı karakterlerin gereksiz ve hatta unutulmuş olduğu fark edilir. Özellikle komşunun çiçeklerini ezdiği için ceza alan Jem’in aylar boyunca komşuya kitap okuma bölümü (105-118) hem romanın bütünselliğine bir katlı sağlamaz, hem de tek başına bir öyküdür. Bir başka örnek de Boo karakteridir. Romanın başında çok önemli bir kişi olacakmışçasına tanıtılan Boo, son sahne hariç bir daha ortaya çıkmaz. Baba Atticus’un kuduz köpeği tüfekle vurma bölümü de roman çizgiselliği içinde olmasa da olur bir ayrıntı ama güzel bir öyküdür. Görüldüğü gibi romanın yapısı klasik roman örüntüsüne hiç benzemez ve zorla birbirine tutturulmuş öyküler olma özelliğini aşamaz.

    İkinci yapısal sorun da romanda ana karakterin kim olduğuyla ilgilidir. Bu durum özellikle “gelişim romanı” kabul edilen bir metin için ciddi bir sorundur. Romanın birinci tekil şahıs anlatıcısı Scout görünürde başkişidir ama kendisinin geçirdiği gelişme aşamaları ağabeyinin geçirdiği aşamalar kadar ilginç değildir. Bu nedenle de romanın “Bildungs roman” olmasını sağlayan karakter Scout değil Jem’dir. Scout roman boyunca altı yaşından on yaşına varır; bu yaşlar da Jem’in kat ettiği dokuz-on üç yaş kadar ilginç bir yaşam dönemi değildir. Gerçi Scout da çevresindeki kadınların toplumsal cinsiyet mesajlarını içselleştirecek ve onlara uyma çabası gösterecek kadar büyür ama esas gelişim ve atılımı çocukluktan erkekliğe, saflıktan olgunluğa, bilinçsizlikten ahlaki duruşa geçen Jem kaydeder.

    Bir başka bakış açısından da romanın başkişisi baba Atticus Finch’dir. Irkçılığın en temel gerçek olduğu bu küçük kasabada beyaz bir kadının ırzına geçmekle suçlanan bir zenciyi savunacak kadar cesur ve idealist avukat Atticus Finch karakteri 1960’lardan beri pek çok gencin hukuk fakültesine kaydolmasına neden olmuştur. Amerika’nın en sevilen roman kahramanlarından olan Atticus zenciyi hapishaneden alıp linç etmeye niyetlenen kalabalığa tek başına karşı çıkmış, yaşadığı bağnaz kasaba halkına ve iki çocuğuna adalet, vicdan ve erdem ne demektir öğretmiştir. Bu nedenle Bülbülü Öldürmek hukuk fakültelerinde, askeri okullarda ve hatta din eğitimi veren programlarda bile okutulur olmuştur. Yazarın avukat olan kendi babasını model alarak yarattığı karakter 1930’larda ekonomik buhran ve ırkçılıkla boğuştuğu kasabada bir zencinin bir beyazın ırkına geçtiği savıyla yargılandığı ve tüm jüri üyelerinin beyaz olduğu mahkemede sonu baştan belli olan kararı engellemek için muhteşem bir savunma yapmıştır. Üstelik gerçek suçlunun saldırıya uğrayan kızın babası Bob Ewell olduğunu kanıtlamıştır. Kasaba halkı avukata ve çocuklarına düşman olmuştur. Mesleğini, canını, toplumsal saygınlığını hiçe saymış, üstelik savunma için ücret bile almamıştır. Avukatlık meslek dergilerinde bugün bile #Atticus Finch hakkında yazılar çıkmaktadır. Hatta bunlardan bazıları “Ya Atticus yanıldıysa? Ya zenci gerçekten beyaz kızın ırzına geçtiyse?” gibi olasılıkları tartışmaktadır (Lubet, 1340-9). Görüldüğü üzere Atticus Finch karakteri Amerikan kültüründe bir ilk örnek (arketip)olmuş ve önemi romanın ününü bile aşmıştır.

    Güney kültürü hangi ana temaları çağrıştırır?

    Amerika Birleşik Devletleri’nin güney ve güneydoğusundaki eyaletlere bir referans olarak kullanılan “Güney kültürü” tanımı müziği, yemekleri, edebiyatı, etnik dokusu ve acılı tarihiyle ABD içinde özel bir yere sahiptir. Geniş tarım topraklarına sahip olduğu için zenci kölelerin en fazla sayıda olduğu, en acımasız koşullarda çalıştırıldığı ve en geç özgürleştiği bölgedir. Ülkenin 19. yüzyıl ortasında yaşadığı iç savaşın en önemli nedeni de kuzey ve güney arasındaki kölelik konusundaki çatışma olmuştur. Sonunda kölelik karşıtı Kuzey kazanmış ve Güney de bu sonucu zorla kabul etmek durumunda kalmıştır. Roman Alabama eyaletinde geçmektedir ki bugün bile “Derin Güney” denen, Güneyi tüm sosyolojik yönleriyle en çok temsil ettiği varsayılan bir kültürel coğrafyadır.

    Güneyin kültüründe özellikle Bülbülü Öldürmek romanının arka planını oluşturan şu özellikler önemlidir: Zenciler yasa tarafından “özgür” ilan edilse bile hâlâ köle kabul edilmektedir. Özellikle romanın geçtiği 1930’larda zenciler güney kasabalarında linç edilebilmekte, yasanın getirdiği hiçbir haktan yararlandırılmamakta ve hatta insan yerine konulmamaktadır. 1970’lerdeki özgürleşme hareketleriyle bir miktar rahatlığa kavuşan zenciler sınıf farklılıkları göz önüne alındığında bile günümüzde güney eyaletlerinde ikinci sınıf vatandaş kabul edilmektedir.

    Güney kültürünün romanı ilgilendiren diğer bir yönü kadına bakış açısıdır. 1930’lar Amerika’sında orta sınıf beyaz Güney kadını (“Southern belle”)hâlâ “cici kız” olmak zorundadır. Toplumsal cinsiyet rolleri açısından bu cici kız giyinip süslenir, danslara, balolara katılır, kendine uygun bir koca bekler. Birey olarak kendini kanıtlaması, üretime katılması beklenmez. Evinin süsü, çocuklarının anası olması için yetiştirilir. Romanın anlatıcısı Scout tam da bu role karşı çıkmaktadır. Elbise giymeyi reddetmekte, erkek çocuklarla oynamakta ve kendinden beklenen davranış kalıplarına uymamak adına her çabayı göstermektedir. Zaten Bülbülü Öldürmek’i gelişim romanı olarak kabul etmenin ön koşulu Scout’un bu kalıplara karşı çıkması ve roman boyunca “gelişerek” romanın sonunda halası ve dostlarının kabul ettiği, kadın toplantılarında pasta ikram eden bir “genç hanıma” dönüşmesi olmalıdır. O dönemin toplumsal cinsiyet rolleri erkeksi bir kız çocuğunun değişip dayatılan rolleri kabullenmesini “gelişim” olarak görebilir. Yüzeysel olarak bakıldığında bu bal gibi bir gelişim romanı karakteri örüntüsüdür.

    Amerikan Güneyinde sıklıkla görülen bir öge bu romanda da vardır: “queer” karakterler ve özellikle de erkek davranışları gösteren bir kızla (Scout) kız yumuşaklığında erkek karakter (Dill) ikilisi. Böyle ikililer ünlü Güneyli yazar #CarsonMcCullers’ın The Member of the Wedding isimli romanında, Louisa May Alcott’un Küçük Kadınlar’ında, Fannie Flagg’in Fried Green Tomatoes isimli filmi de yapılan romanında, en son da Dorothy Allison’ın Bastard Out of Carolina romanında görülür. Bu ikililer Güney toplumunun kadınlara biçtiği kısıtlayıcı toplumsal cinsiyet rollerinin eser içinde sorgulanmasını sağlar. Yazarlar böyle erkeksi kadın-kadınsı erkek ikililerini yaratarak toplumun cinsiyet rollerini dayatmasını ve bireylerin bu zorlamalarla baş ederken çektikleri sıkıntıları gözler önüne serer. Kristen B. Proehl’e göre romanın yazarı Harper Lee çocukluk arkadaşı Truman Capote’yi kullanarak efemine özellikler gösteren Dill karakterini oluşturmuştur. (133) Bilindiği gibi ünlü Amerikan yazarı Truman Capote Kansas’ın Holcomb kasabasında gerçekleşmiş bir cinayeti soruştururken Harper Lee de kendisine yardım etmiştir. Bu araştırma sonra In Cold Blood (1966) isimli çok satan bir romana dönüşmüştür.

    Güney’in bitmeyen derdi: Irkçılık

    Güney kültürü denince romanın geçtiği 1930’lar (ve hatta basıldığı 1960’lar) ile ilgili akla gelen en önemli gerçek ırkçılıktır. Zaten romanın odağında da ırkçılığın yol açtığı haksızlıklar ve toplumu zehirlemesi vardır. Güya ırkçılığı yermesiyle ünlü olan Bülbülü Öldürmek romanının satır aralarına bakıldığında aslında Güneyin bu gerçeğine pek de karşı çıkmamakta olduğu görülür. Örneğin baba Atticus zenciyi savunduğu için kendisini linç etmeye gelen kalabalık için “Onlar bizim dostlarımız” diyebilmektedir. Oğlu Jem gelenleri Ku Klux Klan üyelerine benzettiğini söyleyince de “Bin dokuz yüz yirmilerde Klan vardı ama politik bir organizasyondu” diyebilmektedir (152). Oysa Ku Klux Klan yüzlerce zencinin evini yakmış, olmayan suçlar atfederek insanları öldürmüş ve topluma şiddet ve korku aşılamıştır. Sanki bu ünlü avukat neyi ve kimi savunduğunu unutmuş gibidir.

    Ayrıca romanda “kimseye zararı dokunmadan şarkılarını söyleyen kuş” tiplemesi uygun görülen zenci Tom için bu imge ırkçılığın daniskasıdır çünkü Tom’u ve Tom’un şahsında tüm zencileri edilgen, saf, korunmaya muhtaç ve çocukça olarak imlemektedir. Bu da Güney kültürünün zencilere “evcil hayvanımız” gözüyle bakmalarının tipik bir örneğidir. Yazar Tom Robinson’u bir kişi olarak geliştirmeyi ve ona insani özellikler katmayı düşünmez bile. Yani güya ırkçılık karşıtı olmasıyla ünlenen roman aslında satır aralarına bakılınca gayet ırkçı bir söylem kullanmaktadır.

    Finch ailesinin zenci hizmetçisi Calpurnia’nın konumu ve onu anlatırken kullanılan dil de aynı ipuçlarını vermektedir. Calpurnia uzun yıllardır ailenin yanında çalışmış, küçük yaşlarda annelerini kaybeden Scout ve Jem’i büyütmüştür. Baba Atticus hizmetçinin kovulması için ısrar eden ablasına karşı Calpurnia’yı korurken “O bizim ailemizdir” (163) dese de “ailemizin bir parçası” söylemi yüzyıllarca zenci köleler için kullanılan bir yaftadır. Calpurnia’nın kendi evi vardır; geceleri evine döner. Ama gerektiğinde, babaları başka kente gittiğinde ailenin evinde kalır. Üstelik çocuklar onun evine bir kez bile gitmemişlerdir. Yani Calpurnia aileden falan değildir; ücretli çalışan bir kadındır ve konumunu da gayet iyi bilir. Bunda da aslında şaşılacak bir taraf yoktur: Harper Lee Güney kültürünün bir parçasıdır; romanın geçtiği Alabama’da doğup büyümüştür. Dolayısıyla kaleminin söylediğini satır araları yadsımakta, ırkçılık karşıtı roman aslında ırkçı söylemin âlâsını kullanmaktadır. Irkçılığın o zamana ve mekâna ait olmadığını, Amerika Birleşik Devletlerinin dünya jandarmalığına soyunduğu 1950 sonrası dönemleri, özellikle de 1990’lar sonrası dünyanın çeşitli bölgelerine yaptığı askeri müdahalelerin gerekçesi olarak kullandığı cümleyi bu romanda görmek ilginçtir: “Bölgeyi demokrasi için güvenli bir hale getirmek amacıyla” (264). Sanki 1960 da yayınlanan romandaki bu cümle son otuz yıldır yapılan Amerikan askeri müdahalelerinin olup biteceğini elli yıl öncesinden görmüş gibidir. Kültürün derinliklerinde olan fikirler zaman zaman işte böyle ortaya çıkar.

    Yazar ırkçılığın zirvesi olan Adolf Hitler’i de apaçık zoraki bir çabalamayla romana dâhil etmiştir. Amacı Hitler’i yermesini bilen kasaba halkının kendi insanlarına ayrımcılık yaparak zulmetmesini göstermektir. Yazar burada aklı sıra çifte standartlara gönderme yaparak gülmece ögesi yaratmaktadır ama bu bölüm de öylesine zorlama, öylesine kopuk durmaktadır ki romandan tümüyle çıkarılsa daha iyi olur (250-3).

    Güya ırkçılığı yermek ve bundan kendine üstün bir ahlâki konum dermek için yazılan roman basit bir söylem analizi sınavını bile geçemeyerek özünde ırkçı ideolojinin bir örneği olduğunu kanıtlamaktadır. Koca Mehmed Ragıp Paşamızın buyurduğu üzere “Şecaat arzederken merd-i kıpti sırkatin söyler” beyti geliyor akla ama bu söz de ırkçı söylemin ta kendisi olduğu için lâfı burada bağlayalım. Lâfı bağlamazsak derin bir nefes alıp dilin ne denli güvenilmez ve kusurlu bir iletişim aracı olduğundan girip bu satırların yazarının da aynı tuzaklara düşme olasılığından çıkmamız gerekir ki bu da, klişe deyişle, farklı bir yazı konusu.

    —————
    Kaynakça:
    • Boston, Talmage. “Who Was Atticus Finch?”. Texas Bar Journal. June 2010. Vol. 73, No. 6, 484-7.
    • Lee, Harper. ToKill a Mockingbird. Essex: Heinemann, 1966.
    • Lubet, Steven. “Reconstructing Atticus Finch”. Michigan Law Review. Vol. 97: 1339. May 1999. 1339-1362.
    • Murray, Jennifer. “More Than One Wayto (Mis) read a Mockingbird”. Southern Literary Journal, volume XLIII, number 1, fall 2010 75-91.
    • Proehl, Kristen B. “Sympathetic Alliances: Tomboys, SissyBoys, and Queer Friendship in TheMember of the Weddingand To Kill a Mockingbird”. ANQ: A Quarterly Journal of Short Articles, Notesand Reviews, Routledge, 2013. 26:2, 128-133.
    • Tavernier-Courbin, Jacqueline. “Humorand Humanity in To Kill a Mockingbird.” In On Harper Lee: Essaysand Reflections. Ed. Alice Hall Petry. Knoxville: U of Tennessee P, 2007. 41 – 60.

     

    #Sayı16 #kukluxklan #jennifermurray #bülbülüöldürmek #harperlee #ayşelahurkırtunç #ırkçılık

    admin replied 1 year, 7 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: admin
BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK: GÜNEYİN KAPANMAYAN YARASI* Maka…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now