Asteriks ve Oburiks: GÖZDEN KAÇIRILMAMASI GEREKEN BİR KÜÇÜK YILDIZ
-
Asteriks ve Oburiks: GÖZDEN KAÇIRILMAMASI GEREKEN BİR KÜÇÜK YILDIZ
ASTERİKS: “GÖZDEN KAÇIRILMAMASI GEREKEN BİR KÜÇÜK YILDIZ”*
Makale Yazarı: Ceyhan Usanmaz
*Bu makale Roman Kahramanları 6. sayıda (Nisan/Haziran 2011) yayımlanmıştır.
Muzaffer komutan #Sezar’a inatla direnen, onun şanına gölge düşüren o küçük #Galya köyünün ve başta Asteriks ile #Oburiks olmak üzere o köyün sakinlerinin maceralarını okumamış olanlar vardır elbette. Çizgi film ya da sinema filmlerine denk gelmemiş olanlar da; ama en azından duymamışların sayısı eminim azdır. Üstelik bu durum, birkaç kuşak için geçerli ve dünyadaki birçok ülke için… İster istemez şu soru geliyor akıllara; dünyaya nispeten farklı gözlerle bakan farklı kuşakları Asteriks’te bir araya getiren şey nedir? Buraya bir soru daha eklenebilir; özünde “#Galyalılık”ı barındıran, çoğunlukla #Fransızkarakteri taşıyan Asteriks’i bu kadar #evrensel kılan nedir?
Farklı kuşakların Asteriks’e çoğu zaman aynı heyecan ve merakla yaklaşmasının ardında yatan şeyi, çizgi romanın çıkış noktasında bulmak mümkün. Asteriks’in yaratıcıları #AlbertUderzo ile #RenéGoscinny, “yeniyetmelere ve yetişkinlere seslenen bir #mizah anlayışını geliştirerek #çocukedebiyatı gettosunun çizgi romanından çıkmak isterler. Sırasıyla 1952, 1954 ve 1958’de yarattıkları dizileri Jehan Pistolet, Luc Juniorve Oumpah-Pah #kültürlerarası referansların çok yoğun olduğu yeni bir komik unsura tanıklık ederler. Ama özellikle çocuklara yönelik bir repertuvarın gerçekten bırakılması Galyalılığın parodik biçimde yüceltilmesiyle Asteriks’le gerçekleşir. Çok zengin referansları olan bu dizide birçok #okumakatmanı bulunur ve küçükler ile büyükler arasında paylaşılan bu #gülmebüyüsü kısa sürede olağanüstü başarılı olur.” Bir başka deyişle Asteriks’te, bir yanda çocuklar “kötülere” inen sihirli yumruklara kapılıp giderken, diğer yanda yetişkinler de zengin referansların, göndermelerin açtığı yoldan okuma katmanlarına inerler. Kuşaklar konusunu aydınlatan bu bilgiyi, Asteriks ya da Uygarlığın Işıkları isimli incelemesinde #NicolasRouvière aktarıyor. Rouvière’in kitabındaki asıl mesele ise, ilk başta sorduğumuz ikinci sorunun cevabını bulmaya yönelik; Asteriks’in evrenselliği…
Başlangıçta –Samuel P. Huntington’dan yola çıkarak– “Asteriks’in evrenselliğini bir uygarlıklar çatışması düşüncesi içinde mi aramak gerekir?” diye soruyor Rouvière, ancak cevap burada değildir; çünkü Asteriks, Galya tarihinin farklı iki yorumunu (“#Keltsever” ve “#Romanist”) uzlaştırır görünmektedir: “Uygarlıklar çatışması konusunda etnik-dinsel ve kültürel anlayış çizgi romana yabancıdır.” Aslında, işgalci bir güce kafa tutan küçük bir köy tasarımında kimin tarafında olunacağına karar vermek zor değil, ne de olsa “küçük Galya köyü ve #Roma #imparatorlukgücü arasındaki karşıtlık hiç kuşkusuz küçüğün büyüğe, akıllının güçlüye karşı zaferini yücelten halk masalları ve mitlerle birleşir.” Ancak ayrıntılara inildikçe, bu açıklamanın da –doğru olmakla birlikte– yetersizliği açığa çıkmaktadır. Rouvière, ayrıntılara inmeye Asteriks albümlerinin ilk sayfalarından başlıyor.
Her Asteriks albümünün başındaki iki sayfalık tanıtım bölümünde, Galya haritasının kuzeybatısındaki bir bölge üzerine tutulmuş büyütecin gösterdiği o etrafı yalnızca tahta çitlerle çevrili küçük Galya köyünü ve karşı sayfada da Asteriks’le yanında #İdefiks’le birlikte Oburiks’i (bu başat, ilk akla gelen kahramanları) görmek şaşırtıcı değil elbette, ama burada üç kahraman daha yer alır. Rouvière de öncelikle, bu sayfaların gediklisi diğer üç kahramanı –kasabanın saygın büyücüsü #Büyüfiks, #ozan #Kakofoniks ve köyün şefi #Toptoriks’i– mercek altına alıyor. İçene insanüstü güç veren iksirin sırrına sahip ama kendisinden bu iksir istendiğinde ilk olarak reddeden Büyüfiks’in, kendisini dâhi olarak nitelendirse de aslında kimsenin tahammül edemediği bir sese sahip olan ozan Kakofoniks’in ve her daim “göğün başına yıkılacak” olmasından endişelenen şef Toptoriks’in köyün üç #kurumsal figürü olarak gösterildiğini belirten Rouvière, bu kahramanların tepkilerini, ellerinde bulundurdukları güçleri nasıl kullandıklarını, üzerlerinde taşıdıkları simgeleri ağırlıkla psikanalitik açıdan bakarak yorumluyor. Köydeki toplumsal yaşam içinde bu üç kahraman için aynı “mantıksal işlem”in söz konusu olduğunu vurguluyor. Benzer bir bakış açısı Oburiks için de geçerli. Kitabın soy ve kimlikle ilgili bölümünün köyün en iyi temsilcisi, en mükemmel çocuğu Asteriks değil de, daha kaygan bir zemini ifade eden Oburiks üzerinden işlenmesi anlaşılır bir tercih. Bu bölümlerin ardından köy ritüellerine de değinen Rouvière, tahta çitlerle çevrili o küçük köyün dışına çıkarak Sezar’ın #Romaİmparatorluğu, Kleopatra’nın Mısır’ı ve “#Barbar” toplumlar üzerinden iktidarı, yönetim biçimlerini irdeliyor. Yazarın yorumu doğrultusunda; bu belli sistemlere karşı her zaman için galip gelen taraf ise tabii ki demokratik Galya köyüdür. Özellikle bu bölümler içerisinde ve kitabın “#AsteriksveUygarlığınEleştirileri” başlıklı ikinci kısmında Nicolas Rouvière, “yazarların gülünçlük hedefinin ötesine geçerek tarihsel gerçeklikle buluştukları noktaları” da açıklar. Tam da bu noktada Asteriks’le ilgili Türkçede daha önce yayımlanmış bir başka inceleme kitabı hatırlanabilir: Editörlüğünü #KaiBrodersen’in üstlendiği #AsteriksveRomaDünyası.
Kitapta bir araya getirilen yazılarda Almanya’daki çeşitli üniversitelerden tarihçiler, kendi uzmanlık alanları doğrultusunda Asteriks ve Roma dünyası’na farklı noktalardan yaklaşıyorlar; ortak amaç ise, #çizgiromanın tarihi gerçeklere ne kadar uygun olduğunu ortaya çıkarmak. #Tarih kitaplarındaki gerçekler ile Asteriks maceralarından yansıyan bilgilerin, diğer bir deyişle #kurgu ile tarihin bir arada değerlendirilmesi kimi zaman kafa karıştırıcı olabiliyor, ama anlaşıldığı kadarıyla Uderzo ile Goscinny hocalardan geçer not almayı başarmışlar…
Derlemenin “Büyük Galyalının Küçük Dünyası” başlıklı ilk yazısında, kitabın editörü Kai Brodersen ilginç bir iddia ortaya atıyor; Oburiks’in bir oğlu olduğunu öğreniyoruz! Aslında Brodersen, 1960’larda #Renvadisinde bir gölet oluşturmak için yapılan #hafriyatsırasında bulunan adak levhalarını okuyor. Romalılara ait eşyalar arasında bulunan bu adak levhalarından birinde şu cümle yer almaktadır: “Efendimiz Mars’a, Andossus, #Obelix’in [Oburiks] oğlu, söz verdiği üzere adağını, hak ettiği için seve seve yerine getirmiştir.” Antikçağdan kalma bu #arkeolojikbuluntu, eskiçağ biliminin yöntemleri kullanılarak çözümlendiğinde, “Obelix’in (Oburiks’in) oğlu, Romalıların dünyasında rahatlıkla hareket eden, geleneklerini, tanrılarını, dillerini iyi bilen ve bütün bunları kabullenmiş görünen biri olarak karşımıza çıkıyor.” Buradan Brodersen’in ulaştığı sonuç: “#Hagenbach buluntularından anlaşıldığı gibi, [köyün sınırı] uzun süre direnemedi: Bizzat Obelix bu sınırları korumaktan günün birinde vazgeçti ve Roma devletinin ortasında bir aile kurdu. (…) Asteriks döneminde, Roma devletini dış ülkelerden ayıran bir sınırın varlığı zaten kabul edilmiyordu ve Galya köyünü Roma devletinden ayırması beklenen #kazıklıçit de büyük Galyalı Obelix’i bile kendi küçük dünyasında tutmaya yeterli olmadı.” Aynı şekilde olmasa da, baba oğul meselesine Nicolas Rouvière de değiniyor; Asteriks İspanya’da albümünde Romalıların rehin aldığı küçük Pepe’nin kurtarılmasının ardından Oburiks’in bu çocuğa vasi tayin edilmesiyle karışan işler ve bunların psikanalitik yorumları şeklinde… (Asteriks İspanya’da albümünden söz etmişken, burada bir parantez açarak Levent Cantek’in BirGün’ün kitap ekindeki yazısından şu eleştirileri tekrarlayalım: “Kitap Asteriks hakkında olmakla birlikte herhangi bir kitapçıda veya kitap satışı yapan internet sitelerinde bulunabilen mevcut diziye [Remzi Kitabevi] bakılmamış. Örneğin ‘Asteriks Hispania’da’ diye bir albümden en az on defa söz ediliyor, bu adla yayımlanan bir albüm yok, olmadı da. Fransızcaları aynen aktarıldığı için kim kimdir çoğu yerde anlaşılmıyor. Hokusfokus, Büyüfiks, Kakofoniks, Dertsiziks, Toptoriks gibi adlar sayfalarda yer almıyor.”)
Sonuç olarak, Rouvière’in Asteriks’in evrenselliğini tek tek albümlere, hatta karelere inerek ortaya çıkarmaya çalıştığı kitabı ile tarihçilerin çizgi romanın tarihi gerçeklere uygunluğunu araştırdığı kitap (her ne kadar #çizgiromandan deforme edilmiş bir tarihin yansıdığı bilinse de) Asteriks albümlerini okuma, tekrar okuma isteğini körükleyecek nitelikte. Pragmatist bakışı sürdürürsek, Rouvière’in kitabındaki son cümleler noktayı koymak için yeterli: “Bu çizgi romanın bireyin ve toplumların antropolojik yapısı konusunda bize söyler gibi olduğu şeyler dikkate alındığında bu kitapta başından beri çok güçlü bir düşünce egemendir ve belki de burada ifade edilmesi gerekir bu düşüncenin: Modernitemizin ufku ne olursa olsun Asteriks gözden kaçırılmaması gereken bir küçük yıldızdır.”
KAYNAKÇA:
-Nicolas Rouvière, Asteriks ya da Uygarlığın Işıkları, çev. İsmail Yerguz, İmge Kitabevi Yayınları, 2010, 327 s.
-ed. Kai Brodersen, Asteriks ve Roma Dünyası, çev. Türkis Noyan, Kitap Yayınevi, 2002, 245 s.
–#LeventCantek, “#Hopdediks Diyorum Anlayın!”, BirGün Kitap, 27 Temmuz 2010.

Sorry, there were no replies found.