Akhilleus ve Patroklos: TROİA SAVAŞININ KADERİNİ DEĞİŞTİREN SEVGİ
-
Akhilleus ve Patroklos: TROİA SAVAŞININ KADERİNİ DEĞİŞTİREN SEVGİ
TROİA SAVAŞININ KADERİNİ DEĞİŞTİREN SEVGİ:
AKHİLLEUS VE PATROKLOS*Makale Yazarı: Zerrin İren Boynudelik
*Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI (Nisan/ Haziran 2018) 34. sayıda yayımlanmıştır.
Platon’un Şölen diyaloğunun konuşmacılarından #Phaidros, sözlerine şöyle başlar: “#Sevgi, insanlar ve Tanrılar arasında eşsiz bir yer tutan, büyük bir Tanrıdır. Eşsizdir. Eşsizdir her bakımdan, hele doğuşu düşünülecek olursa. Bir defa bütün Tanrılardan eskidir, çok eski olması ne şeref! Eskiliğini şundan biliyoruz: Anası babası yok, ne herhangi bir insan ne de bir şair kimden doğduğunu söylüyor. #Hesiodos’a bakılırsa, ilkin #Khaos olmuş, Permenides’e bakılırsa, ‘derken bütün varlıkların oldum olası temeli, koca göğüslü Toprak Ana, sonra da Eros, Sevgi Tanrı..’”(1 )
Phaidros, “Bu Tanrı, en eski olduğu gibi, bizim için en büyük nimetlerin de kaynağıdır…” dedikten sonra devam eder: “Başkası için ölmek! Bunu yalnız sevenler yapabilir.” (2) Phaidros bu konuda pek çok örnek verir ama en değer verdiklerinden birisi Akhilleus (3) ile Patroklos (4) arasındaki sevgidir. Uzun uzun konuşur bu sevgi üzerine.
#Agamemnon ile kavga edince savaştan çekilen Akhilleus, onun silahlarını, zırhını, kargısını kuşanıp Troialılar’ın karşısına çıkan en yakın dostu Patroklos, #TroialıHektor trafından öldürülünce, onun öcünü almak üzere tekrar savaşa katılacaktır. Annesi #Thetis, Akhilleus’u teselli etmeye geldiğinde, tekrar savaşa girecek olan Akhilleus için bir kehanette bulunur: “Hey gidi yavrum, demek ömrün ha bitti ha bitecek, Hektor’un arkasından ölüm hemen hazır sana.” (5) der. Akhilleus ise: “madem koruyamadım ölümden arkadaşımı, ne olur şu anda ölüp gideyim bari,….Ne kadar seversen sev beni ana, ama savaştan uzak tutmaya kalkma beni” diye cevaplar annesini. Thetis’in yapacağı tek şey vardır; Oğlunu savaşa silah donanmış olarak göndermek. Şöyle seslenir Akhilleus’a: “…ayıp değil yorgun dostlarını ölümden korumak. Ama senin güzel silahların Troialilar’ın elinde, senin alev alev yanan tunç yeni silahlar, Hektor kendi omzunda taşıyıp böbürlensin onlarla, sana uzun zaman övünemeyecek, ölümü yakın. Sakın girme, karışma Ares’in kargaşalığına, görmeden bir daha benim buraya geldiğimi. Şafak söküp gün doğunca gelirim ben, #Hephaistos’un yaptığı güzel silahları getiririm sana.” (6) Kardeşleriyle birlikte denize dalıp doğru Olympos’un usta Tanrısı Hephaistos’a gider.
Akhilleus için sevgisini göstermenin neredeyse tek yolu, Patroklos’un öcünü alıp Hektor’u öldürmek değil aynı zamanda sevdiği için ölümü de göze almak, onun arkasından ölüme gidebilmektir. Phaidros’a göre, işte bu yüzdendir ki Tanrılar bile Akhilleus’un yaptığına hayran kalmış ve onu Mutlular Adalarına(7) göndermişlerdir. (8) Çünkü Sevgi, Tanrılar’ın en eskisi, en saygıdeğeri, en güçlüsü ve insanlara hem hayatlarında hem de ölümlerinde erdem ve mutluluk kazandırandır. (9) Akhilleus’un birlikte büyüdüğü, sevgili arkadaşı, dostu Patroklos’un öcünü alma konusundaki kararı, aslında bitmeye yüz tutmuş bir savaşın yeniden canlanmasına ve bir uygarlığın neredeyse ortadan kalkmasına neden olmuştur.
#Yunanfelsefesi içinde, üzerine bu kadar tartışılmış, tanrısal bir değer atfedilmiş olan sevgi kavramı, görsel kültür içinde de temsil edilmeyi hak etmiş ve efsanenin çeşitli anları birçok kez betimlenmiştir. Akhilleus’un gösterdiği, çok değerli olan bu sevgi bağının en erken temsiliyetlerinden birisi elbette Yunan vazo ve çömleklerinde görülecektir.
Ayak kısmındaki, imzadan anlaşıldığı üzere #Sosias tarafından yapılan, tanrılara içki sunmak üzere mezarlarda bulundurulan #kylix içinde Akhilleus Patroklos’un yarasını sararken gösterilmiştir. Troia savaşı ile ilgili metinlerde pek sözü edilmeyen bu hikâyeye göre Patroklos sol kolundan yaralanır. Akhilleus ise büyütülmek üzere teslim edildiği at adam #Kheiron’dan öğrendiği şifalı ilaçlarla arkadaşının yarasını tedavi eder. Sahnede, Akhilleus savaş giysileriyle görülürken, Patroklos, sol omuzluğu yırtılmış, miğfersiz olarak betimlenmiştir. Patroklos’un cinsel organı görünür. Bu Troia savaşında gelecek ölümün bir işaretidir. Bu ölümün bir başka işareti de sol tarafta duran oktur (bu ok aynı zamanda Akhilleus’un ölümünü de vurgular). Bu kylix’in arka yüzünde tanrılar kurulu betimlenmiştir. Bu sahne de muhtemelen Akhilleus’un ölümünden sonra Olympos’a (ya da kaynaklarda Mutlular Adaları denen bir tür cennete) kabul edileceğinin bir işaretidir.
Patroklos’un savaş alanında Hektor tarafından öldürülmesi bir başka kargaşaya neden olur. Savaşlarda ölülerin teslim edilmesi bir gelenektir. Gereken cenaze ateşi hazırlanmalı, ölü yakılmalı, kemikleri kutuya konmalı ve öylece gömülmelidir. Oysa bu ölü çok değerlidir. Hektor ise Patroklos’un giydiği, Akhilleus’a ait olan savaş giysilerini kuşanmayı ve Akhilleus’un karşısına böyle çıkmayı hayal eder. O yüzden de ölünün üzerindekiler alınır. Hatta Troialılar cesedi de kente taşımaya çalışırlar. Savaş alanında bu kez de Patroklos’un ölüsü için mücadele başlar. Menelaos sonunda Patroklos’un cansız bedenini Akhalar’ın çadırlarına taşımayı başaracaktır.
#Wiertz, Homeros’un İlyada’da anlattığı, Patroklos’un ölüsünün Hektor’un elinden kurtarılması sahnesine dair satırları neredeyse harfiyen betimlemiştir. Birbirleriyle ölümüne mücadele eden savaşçıların hemen üstünde görünen kara bulutlar, metinde de sözü edilen, olaya bir şekilde müdahale eden tanrı Apollon’u simgeliyor olmalıdır. Bu müdahalelerde tanrı ve tanrıçalar (örneğin #Apollon ya da #Athena) tuttukları taraflara yardım etmek için savaş alanına çoğu zaman kara bir bulut gibi çöker, bazen de başkalarının kılığına girerlerdi.
Floransa’da bulunan Roma dönemi heykelinde Menelaos Patroklos’un ölüsünü taşımaktadır. Flavian dönemine ait heykel 1640’da Ludovico Salvetti, 1830’da Stefano Ricci tarafından restore edilmiştir. Heykelin 1570’de Medici Ailesi Koleksiyonunda olduğu, daha sonra da bir süre Ponte Vecchio’da sergilendiği bilinir. 1741’deyse bugün bulunduğu Loggia dei Lanzi’ye yerleştirilmiştir. Heykel bir Roma kopyasıdır. Menelaos’un asılmış bedeni, tüm ağırlığını bırakmış, başı aşağı sarkmış Patroklos’un ölü bedeniyle bu Roma kopyası heykel grubu, Helenistik üslubun en iyi örneklerinden birisi olarak kabul edilmelidir.
Yunan mitolojisine dair hemen hemen her şeyi öğrendiğimiz, bir çağa ışık tutan #İlyada’da anlatılan Troia Savaşı bir aşk yüzünden başlamış (10), ama dikkatli okunduğunda görüleceği gibi, bitmek üzere olan savaşın yeniden canlanması ve bir uygarlığın ortadan kalkması derecesinde vahim bir şekilde sona ermesi de yine başka bir aşk yüzünden olmuştur. Bu konu özellikle Akademik kurallara göre resim yapılan 19. yüzyılın da beğenilen konuları arasında yer almıştır.
Homeros’a göre, arkadaşının ölüm haberini alan Akhilleus’u kapkara bir yas bulutu kaplar. “iki eliyle aldı ocağın küllerini, döktü başının üstüne, kirletti güzelim yüzünü. Mis kokulu gömleği bulandı kapkara küle. Sonra uzandı boylu boyunca tozun toprağın içine.” (11)
Dawe’in betimlediği sahnede, Akhilleus arkadaşının cansız bedeni başındadır.
Patroklos’un ölüsünü gören Akhilleus, derin bir acıya gömülür. Herkesin önünde ağlar, ocaktan külleri alıp başından aşağıya döker. Etrafında bu dramatik ana feryatlarıyla katılan kadınlar, ironik görünse de Akha ordularının çevre kentlere yaptıkları baskınlarda esir aldıkları kadınlardır. Bu kadınların çoğu Patroklos’un sevgi dolu, sevecen kişiliğini anımsayarak ağıtlar yakarlar.(12) Sahnede Akhilleus’un önünde, Patroklos’un ölü bedenine sarılansa Akhilleus’un sevgilisi Briseis’dir. Sağ tarafta, çadırın kapısında iki genç kadının sarıldığı tanrıça Thetis görülür. Hemen arkasındaysa Akhalar’a ait gemiler betimlenmiştir. Çadırın önündeki ağaçta görünen pırıl pırıl kalkan ve Akhilleus’un başındaki miğfer Thetis’in yeni getirdiği silahlar olmalıdır. Silahların gelişi, öyküye göre ilk ziyaretten sonra olacaktır ama bu zamansal tutarsızlık da resim geleneği açısından sorun olarak görülmemiştir.
Akhilleus’u uzun zaman bu savaştan geri durması, ülkesine dönüp rahat rahat yaşlılığı beklemesi için ikna etmeye çalışsa da, Patroklos’un ölümünden sonra bu konuda hiç bir umudu kalmadığını anlayan Thetis, hiç değilse oğlunun savaşa donanımlı girmesini isteyecektir. Yardım isteyeceği tek kişi Olympos’un demir ustası tanrısı Hephaistos’dur. Hera’nın kendi kendine doğurduğu, sonra da kızıp yeryüzüne fırlattığı oğlu Hephaistos, Tanrıça Thetis’in isteğini yerine getirecek ve Akhilleus için yepyeni savaş aletleri yapacaktır.
Van Dyck’ın resimlediği sahnede kırmızı giysileri üzerinde yeni yapılan zırhı deneyen Thetis ve ona yardım eden bir #putto, yanında Hephaistos’un işliğinde çalışan kykloplardan birisi ve arka planda yeni yapılan silahlarla oynayan puttolar görülmektedir. Thetis, oğluna yeni yeni silahlar yapmasını istediğinde, savaşta dolaylı olarak Akhalar’ın tarafını tutan Hephaistos, işliğinde bütün gece çalışıp, Akhilleus’u Orion yıldızı (13) gibi donatacak silahları, zırhı ve miğferi yapar.
West’in betimlediği sahnede arkadaşı Patroklos’un cansız bedeni yanında hiddetle bakan Akhilleus görülür. Çadıra üst taraftan girmeye çalışan kadınsa Briseis olmalıdır. Kadının Akhilleus’la birlikte ölüye ağladığı kaynakta yazılıdır. Resimde sol taraftaysa giysilerini kuşanmış Akhilleus Akha ordularının başında gösterilmiştir. Yine ardı ardına gelen olaylar aynı düzlem üzerinde eş zamanlı olarak betimlenmiştir.
Kahramanlık öykülerinin usta betimcisi #David’in resminde, tam ortada bir ışık kaynağı gibi Patroklos’un cenazesi, hemen arkasındaysa hazırlanmakta olan büyük bir cenaze ateşi görülür. Arkada dizilmiş odun yığını üzerine iki adamın çekmeye çalıştıkları beden de Patroklos’un yakılacak cesedi olmalıdır. Akhilleus son derece göz alıcı kıyafeti ve savaş gereçleriyle Patroklos’un cesedi başında yas tutmaktadır. İşaret ettiğiyse, Hektor tarafından Patroklos’un üzerinden soyulan, Akhilleus’un Patroklos’a verdiği savaş giysileri olmalıdır. Resmin sol arka planında Akha gemileri ve çadırlar, hemen önündeyse kalabalık bir grup ve sakinleştirilmeye çalışılan Peleus’un atları gösterilmiştir. Bu atlar, Zeus’un Peleus’a, onun da Akhilleus’a hediye ettiği Ksanthos ve Balios’dur. Sağda en önde, bir arabadan aşağıya doğru yuvarlanmış görünen beden Hektor’un ölüsüdür. Akhilleus’un onu öldürüp arabasının arkasında sürüklemesini simgeler. Solda bir arabayı çeken ve ölü bir bedeni işaret edense Patroklos’un cesedini Troialılar’dan almayı başaran Menelaos olmalıdır. Bunun bir tür zafer olduğunu simgelemek üzere Menelaos’un başına defne dalından bir taç yerleştirilmiştir.
Homeros’un İlyada’sı, bir kadın ve ona duyulan aşk yüzünden çıkan savaşı anlatıyor diye bilinir. Öyledir de. Ama dikkatli okunduğunda Akhilleus ile Patroklos’un, birbirleri için ölecek kadar güçlü olan sevgilerine dair olduğunu anlamak zor değildir. Bitmekte olan bir savaşı yeniden canlandıran, ölen sevgilinin ardından ölüme gidebilmenin erdemini anlatır İlyada.
NOTLAR:
* Zerrin İren Boynudelik, Sanat Tarihçi, yazar. YTÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi, Sanat Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. İTÜ Sanat Tarihi Bölümü’nde Yüksek Lisans ve Doktora dersleri veren Boynudelik, Adatepe Taşmektep ve Adatepe Zeytinyağı Müzesi kurucuları arasında yer alıyor. Toplumsal Tarih dergisinde, Avrupa Resim Tarihi üzerine makale ve çeşitli dergilerde yayınlanmış güncel sanat yazılarının yanı sıra, kitapları da bulunmaktadır.
1) Platon, s:12
2) a.g.e., s:13
3) Akhilleus Peleus ve (Zeus’un, Aigina’dan doğan oğlu) Nereus kızı Thetis’in oğludur. Hem anne hem de baba tarafından tanrılarla akrabalığı vardır.
4) Patroklos ve Akhilleus hem Aktör ve Aigina’nın soyundan olmakla akrabadırlar hem de Peleus’un sarayında birlikte büyümüşlerdir. Patroklos çocukken aşık oyunu sırasında kızgınlıkla arkadaşını öldürür. Peleus’un sarayına getirilmesiyse bir anlamda sürgün edilmesidir. Burada Peleus’un seyisi olarak yetiştirilir. Patroklos’ın babası Prometheus, Epimetheus ve Atlas’ın kardeşi, Titan Menoitios’dur.
5) İlyada, XVIII, 90-95
6) a.g.e., 120-130
7) Efsaneye göre dünyanın batısında bulunan, yararlılık gösteren kahramanların ve bilgelerin yaşadığı yer, bir tür cennet.
8) Platon, s:14
9) a.g.e., s:15
10) Thetis ve Peleus’un düğününde ortaya düşen altın elmayı “en güzel” olana verme konusunda Zeus karar verici olmak istemeyince, hakemlik görevi İda Dağı’nda yaşayan çoban Paris’e verilir (Paris aslında Troia kralı Priamos ile Hekabe’nin bir zamanlar dağa terkettikleri oğulları prens Aleksandros’dur). Üç tanrıça, Athena, Aphrodite ve Hera yarışmada kazanabilmek için Paris’e çeşitli vaatlerde bulunurlar. Paris, kendisine en güzel kadının aşkını sunan Aphrodite’in teklifini kabul ederek elmayı ona verir.
11) İlyada, XVIII, 20-30
12) Briseis Patroklos’un öldüğünü duyunca doğru Akhilleus’un çadırına koşar ve başlar ağıt yakmaya: “…bu yüzden ağlıyorum sana boyuna, sen her zaman tatlıydın, yumuşaktın bana karşı.” İlyada, XIX, 285-305
13) İlyada, XXII, 25KAYNAKLAR:
APOLLODORUS, The Library of Greek Mythology, (Translated by Robin Hard), Oxford University Press, 1997, London
ERHAT Azra, Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, 2007, İstanbul
FINK, Gerhard, Antik Mitolojde Kim Kimdir, (Çev. Ümit Öztürk), Kabalcı Kitabevi, 1995, İstanbul
HESİODOS, Theogonia, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, (Çev: Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu), III.Basım, 2018, İstanbul
HOMEROS, İlyada, (Çev. Azra Erhat, A. Kadir), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, III. Basım, 2016, İstanbul
PLATON, Şölen-Dostluk, (Çev: Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, XV. Basım, 2018, İstanbul
Sorry, there were no replies found.