AİT OLMADIĞI SINIFIN ÇIKARLARININ BEKÇİSİ: MURTAZA

  • AİT OLMADIĞI SINIFIN ÇIKARLARININ BEKÇİSİ: MURTAZA

    Posted by romankahramanlari on 11 Temmuz 2024 at 15:42

    AİT OLMADIĞI SINIFIN ÇIKARLARININ “BEKÇİSİ”: MURTAZA*

    Makale Yazarı: Dünya Dural

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Nisan/Haziran 2012, 10. Sayıda yayımlanmıştır.

    Orhan Kemal’in yarattığı Murtaza karakteri büyük bir sosyal alt-üst oluş yaşayan 20. yüzyıl Türkiyesinin temel sorunsallarını yansıtan bir tiplemedir. Murtaza romanı, Orhan Kemal yazınının en karakteristik ögelerini içinde barındırır. #Çukurova insanının yaşamını gerçekçi boyutuyla anlatır. Emekçi bireyin içinde bulunduğu açmazları en yalın şekliyle verir. Yazarın bu tutumu, “Ben tanıdığım insanları yazarım” şeklinde özetlediği gözlemci gerçekçilik anlayışının doğal sonucudur. Murtaza karakteri #hiciv ve #abartma teknikleri kullanılarak yaratılmış olsa da, Orhan Kemal’in esin kaynağı Adana’da bir banka şubesinin kapıcısıdır. (1)

    Romanın arka planında yer alan 1940’ların Türkiyesi, nüfusunun büyük kısmının tarımla geçindiği bir kırsal toplumdan sanayileşmiş ve modern bir topluma geçiş sürecindedir. Murtaza, bu sanayileşen ülkede eski düzen ile yeni düzen arasına sıkışmış; kendisini toplumun periferisindekilerden, yani fakirlerden ve alt sınıflardan, ötekileştirerek güç merkezlerine yakınlaşmayı arzulamaktadır. Murtaza oğluyla mahallenin kahvesi önünde tartışırken çevreye karşı olan duygularını okuyucuyla paylaşır:

    “Çevrelerini alanlardan sıkılmıştı Murtaza. Anlı- yordu ki çevre Murtaza’dan değil, oğlundan yanaydı. Kızıyordu çevreye, çevrelere. Çevre, çevreler de neydi? Birtakım insanlar… Almışlar mıydı sıkı terbiye amirlerinden? Görmüşler miydi kurs? Ne zaman, nerede, ne için olsa, bu çevre, bu çevrenin insanları ona karşı çıkıyorlardı. En son şu, bekçilik yaptığı mahalle örneğin… edeceklerdi şikâyet. Korkusu yoktu gerçekte, ama neden? Niçin hep ona karşıydılar.” (s.74)

    Romana ismini veren #bekçi Murtaza, alt sınıflardan olmasına karşın, romanın ilk sayfalarından itibaren mahallenin zenginlerini fakirlerden ayrı tutar, farklı muamele eder. Murtaza’nın gözünde fakirler “muzır vatandaşlardır”. Ayrıca geceleri toplanıp hem devlet hem de hükümet aleyhine uygunsuz konuşmalar yapabilirler. Caddenin karşısındaki köşkler ve apartmanlarda, gece yarılarında kumar ve oyun oynayanlar ise, hiç şüphesiz, “çalışmış, kazanmış, bu köşk ve apartmanlara alınlarının teriyle sahip olmuşlardı. Cenab-ı Allah her çalışana verirdi.” Bütün zenginler çalışkandı. Ötekiler ise “… çalışmıyorlardı. Uyuşuk, tembel, beceriksizdiler.” (s. 18)

    Murtaza’nın sürekli olarak Hasan Dayısı’nı anması, üniforma tutkusu ve şan-şeref arzusu, Emniyet Müdürü ve Dokuma Fabrikasının Fen Müdürü’nün #DonKişot’u anımsamasına yol açar. Tıpkı İspanyol “#Şövalye” gibi Murtaza da yer aldığı evrende tarih dışı bir karakterdir. Avrupa’da yeni ortaya çıkan ekonomik gelişmelerin şövalyeliği ve Don Kişot’u tarihin dışına atması gibi, Türkiye’de yerleşmekte olan kapitalist ekonomi de Murtaza’yı tarihin dışına atmıştır. Türkiye’deki sanayileşme, 20. yüzyılın dördüncü çeyreğine kadar modern kapitalist ekonomiye egemen olan Taylorizm ve Fordizm anlayışlarını da beraberinde getirmiştir. Kapitalist ekonomide bilimsel yönetimin temel ilkelerini yerleştiren Taylorizm’de; insan, doğası gereği işle dalga geçer ve üretim sürecini yavaşlatır. Bu da ana hedef olan verimliliği ve kârı olumsuz etkiler. Taylorizm’in yönetim anlayışına getirdiği yenilik, üretimde süreklilik sağlanırken işçilerin başında bir yönetici veya denetçinin bulunmasına gerek duyulmamasıdır. Romanın ilk bölümünde fabrikada kontrolör olarak işe başlayan ve amirlerinin takdirini kazanan Murtaza’nın, ikinci bölümde amirleri tarafından idare etmeyi bilmemekle itham edilmesi modern disiplin toplumunun 20. yüzyıl içinde geçirdiği evrimin göstergesidir.

    Taylorizm ve 20. yüzyılın modern yönetim anlayışının öne çıkan bir diğer özelliği de işçiyi, makinenin bir dişlisi olarak görmesidir. ‹şçi, ona verilen görevi düşünmeksizin yerine getirmelidir. Düşünmek işçinin değil, amirlerinin görevidir. Romanda, bekçi Boşnak Ferhat’ın görev yerini boş bıraktıktan sonra kontrolör Murtaza’nın bir amir olarak verdiği talimatlarla işçinin makineleştirilmesi hicvedilerek anlatılmaktadır:

    “Geldi suyun, dökeceksin… lakin dökmeden önce bulacaksın beni, yani amirini. Diyeceksin. Geldi suyum amirim, dökmem lazım suyumi. O zaman ben düşüneceğim: Haa… gelmiş suyu Ferhat’ın, lazım dökmesi. Diyeceğim sana: Git barakana, bekle. Bulayım kapıyı teslim edecek bir arkadaş, edeyim tayin, ondan sonra al karşımda esas vaziyetini, al selamını, git, dök sucağızını.” (s. 179)

    Murtaza’nın emirlere ve göreve olan bağlılığı, Kant’ın Ödev Ahlakı bağlamında değerlendirilebilecek bir bağlılık değildir. Murtaza’yı yasalara uymaya ve vazifesinin aslanı olmaya yönelten duygu, “ötekiler” arasında ötekileştirilmesinden kaynaklanan intikam duygusudur. Hasan Dayısı’nın urbasına benzeyen, sivillerden ayrı bir urbayı sırtına geçirdiğinde “cahil halk”tan ayrılıp yetki sahibi olacak ve “cahil halk”a emirler yağdırabilecektir. (s.13) Bu intikam duygusu nedeniyle vazifesinin aslanı olmuştur Murtaza. Romanın son sayfalarında, Hasan Dayısı gibi subay olacağından ümitlendiği küçük oğlunun ekmek çaldığı için mahkemeye çıktığını öğrendiğinde “giysileri içinde ufalıp hiçleşmişti[r]”. Beraat kararı vermek üzere olan hâkimin ona söz vermesi üzerine, oğlunun mahkûmiyetini talep eder. Otorite karşısında, vazifenin bir evlattan daha önemli olduğunu bir kez daha ispat ettikten sonra asker adımlarıyla mahkeme salonunu terk eder.

    20. yüzyıl tüm dünyada ani bir modernleşmenin getirdiği değişimlerin ve dramların yüzyılı olarak anılacak. Geçtiğimiz yüzyılın insanı bu değişimleri kabullenmekle bu değişimlerin önüne set çekmenin arasında kalmıştı. Bir döneme damgasını vuran disiplin toplumu ve totaliter yönetimlerle birlikte Murtaza tiplemesi de 20. yüzyılda kalmıştır. Buna karşılık, yeni yönetim anlayışları yeni Murtazaları da beraberinde getirmiştir. Plazalarda amirlerinden vazife bekleyen yeni Murtazalar görev ahlakını çeşitli süsler ve oyunlarla yaşatır, otoriteryen anlayışları canlı tutar. O nedenle Murtaza karakterine çok dikkatli bakmak ve hatta onu herkesin okumasını ve anlamasını sağlamak gerekir.

    NOT:
    (1) 30. Ölüm Yıldönümünde Orhan Kemal ve “Murtaza”, Mehmet Narlı, Varlık, 2001, http://orhankemal.org/links/96.htm

    KAYNAK:
    Kemal, O. 2007. Murtaza. Everest Yayınları (18. Baskı)

    #1940lar #bekçi

    romankahramanlari replied 1 year, 7 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
AİT OLMADIĞI SINIFIN ÇIKARLARININ “BEKÇİSİ”: MURT…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now