Abdülcanbaz: ÇİZGİ DÜNYASININ İNSAN KAHRAMANI

  • Abdülcanbaz: ÇİZGİ DÜNYASININ İNSAN KAHRAMANI

    Posted by romankahramanlari on 12 Temmuz 2024 at 09:08

    ABDÜLCANBAZ
    ÇİZGİ DÜNYASININ İNSAN KAHRAMANI*

    Makale Yazarı: Nazife Güngör

    *Bu makale ROMAN KAHRAMANLARI Temmuz/ Eylül 2010, 3.sayıda yayımlanmıştır.

    Bize, bizi anlatıyor Turhan Selçuk Abdülcanbaz’da. İnsan olarak duygularımızı, dışa vurabildiğimiz, başkalarıyla paylaşabildiğimiz ya da kendimize saklı bıraktığımız, içimizde alıkoyduğumuz düşünüşleri anlatıyor. Yaşanmışlıklar, yaşanmadan bırakılmışlıklar, gerçeklikle yoğrulmuş ya da duygu ve düşün dünyamızda öylesine kıvranıp duran arzularımızla yüzleştirmekte bizi Abdülcanbaz. Dünyanın ve insanlığın nasıl kendi kendisinin başına dert olduğunu resmederken “ey insanlık silkin ve kendine gel” çağrısıyla uyarmakta bizleri usta çizer. Selçuk’un fırçasının her bir hareketinde, çizgilerinin her bir kıvrımında ülkenin içine sürüklendiği durumun vahameti okunmakta yıllarca süren Abdülcanbaz serüvenlerinde. #CumhuriyetTürkiye’sinin karşı karşıya kaldığı tehditler, tehlikeler ve sorunlar anlatılmakta aslında. Türkiye üzerinde geçmişten bugüne, içerden ve dışardan oynanan yıkıcı oyunların, #Atatürkçülük ve laiklik karşıtı hareketlerin Abdülcanbaz serüvenlerine aynen yansıdığı gözlenmektedir.

    Abdülcanbaz #1957 yılında açmıştı gözlerini dünyaya. Türkiye’nin oldukça da çalkantılı günlerine doğmuştu. Dönemin siyasal iktidarının yarattığı gerginlik ve yaydığı korkunun gazete sayfalarına yansıyan hüznüne kahkahayla bir meydan okuyuştu sanki.

    GÜLMECE TİPLEMESİNDEN KAHRAMANA

    Başlangıçta yaşamı alaya alan, komiklikleriyle insanları güldürmeyi, eğlendirmeyi kendisine görev edinen #Abdülcanbaz, kısa sürede içerisinde bulunduğu trajik ortamın farkına vararak çok daha ciddi bir tavır geliştirdi. Turhan Selçuk’un, Abdülcanbaz’ı yaratmak için birlikte yola çıktığı Rıfat Ilgaz’la, ardından da Aziz Nesin’le yolunu ayırarak çizerliğinin yanı sıra yazarlığını da üstlenmesiyle Abdülcanbaz bir gülmece karakteri olmaktan çıkarak tüm ciddiyetiyle bir dava adamına, bir halk kahramanına dönüştü. Zamanı değildi gülmenin güldürmenin. Kötüydü ülkenin durum. Ekonomik ve siyasal buhran ortamında çaresizlik içindeydi insanlar. Bir kurtarıcıya ihtiyaçları vardı. Yaratıcısı Turhan Selçuk’un da tam desteğini alarak halkının yanında olmaya, onlarla omuz omuza ülke ve toplum sorunlarına çözüm bulmaya soyundu Abdülcanbaz da.

    Kolay değil #görevadamı olmak, ciddi olmayı, kararlı olmayı, cesur ve gözü pek olmayı gerektirir. Karizma olmadan da olmaz elbet. Biraz da mesafeli olmak lazım. Öyle olur olmaz her şeye gülmez, ağlamaz kahraman. Olura olmaza karışmaz, ortalık yerde dolaşmaz. Nitekim Abdülcanbaz da bütün bunları kendisinde toplayan bir karakteristiğe büründü. Düzgün fiziğiyle, güçlü atletik yapısıyla, sert bakışları ve ciddi yüz ifadesiyle, mesafeli, ama samimi, güven verici, az konuşan, #destansı bir halk kahramanı oluverdi.

    TURHAN SELÇUK’TAN HALKA BİR SESLENİŞTİ ABDÜLCANBAZ

    Belki de Türkiye’nin karanlığa sürüklenmekte olduğu o günlerde bir kurtarıcıya, bir kahramana gereksinim vardı. #Çizgiroman dünyasındaki izdüşümü olmuştu Abdülcanbaz beklenen, özlenen o kahramanın. Ülkenin o kötü gidişi halkına. Bir zamanlar bağımsızlık uğruna verilen savaşımı, Mustafa Kemal’i, yaşanmışlıkları anımsatarak geçmişten geleceğe bir ışık tutmak istemişti Abdülcanbaz’ı yaratırken. Bir formül sunmak istemişti belki de halkına. Yol göstermek istemişti çizgilerinde. Ülkenin içerisine sürüklenmekte olduğu emperyalist ilişkilere hiç de mecbur olmadıkları iletisini vermek istemişti. Karanlıktan çıkmak için bir zamanlar varını yoğunu ortalığa döken bu halkın yeniden karanlığa götürülmeye onay vermemesi gereğini vurgulamak istemişti. Karanlığın aydınlığa, gericiliğin ilericiliğe, tutsaklığın bağımsızlığa, dar düşünüşün özgür düşünüşe tercih edilmesinin insan olmaya ve de insanlığa yakışmayacağını iletmek istemişti Abdülcanbaz aracılığıyla. Dolayısıyla hem bir kahraman hem de bir aracıydı Abdülcanbaz. Turhan’dan halkına bir sesleniş, bir haykırış, düşünüş, söyleyiş olacaktı.

    Abdülcanbaz’da can bulmuştu Turhan’ın kalemi. Kendi yansısıydı ortaya çıkan karakter. Adına Abdülcanbaz dedi ve ömür boyu da hiç ayrılmadan devam etti yolculukları. İnsanlığa adanmış bir yolculuk. Ülkesinin ve halkının hizmetine sunulmuş bir ittifak. Böylesine sorunlu bir dünyada, bunalımlardan, karmaşadan başını kurtaramayan ülkede yapacak çok da iş vardı Turhan ve Abdülcanbaz için. Derken koşturmaya başladılar serüvenden serüvene.

    OSMANLI TOKADI VE BASTON

    İyinin kötüyle savaşımından ibaret bir dünya. Kötülerin, dünyayı iyilere dar ettiği bir yaşam. Derken aldı kalemi eline ve yarattı çizginin kahramanını Turhan Selçuk. İyilerin dostu, kötülerin belalısı, iyiliğin timsali, kötülüğün timsahı Abdülcanbaz’dı Turhan’ın kaleminden çizgiye yansıyan kahraman. Bir de düşman gerekiyordu kahramanımıza, savaşması, kazanması, iyilerin de kazanma olasılığının olduğunu gösterebilmesi için. Pejmürde görüntüsü, öne doğru çıkan kocaman göbeği, kalın ensesi, çirkin yüzü, gözlükleri, bastonu, sinsi bakışlarıyla #GözlüklüSami beliriverdi Turhan Selçuk’un karelerinde.

    Çizginin kurmaca dünyası da gerçek yaşamın kendisi gibi karşıtlıklardan oluşmalıydı. Her şeyin kendi karşıtına göre tanımlandığı, sorunların karşıtların mücadelesinden kaynaklandığı, çözümün de yine karşıtlar arası çatışmanın sonlandırılmasıyla gerçekleştiği diyalektik bir ilişki ortamı. Bu diyalektiğin gelişme ve ilerleme yönünde işlemesi için ise iyilere ve iyiliklere gereksinim vardır. “Türkiye’nin başına ne geliyorsa bu Gözlüklü Samiler yüzünden geliyordu. Halkı soyup soğana çeviriyorlardı, ama yine de doymak bilmiyorlardı bu Gözlüklü Samiler.”

    Abdülcanbaz’ı tanımlayan bütün özelliklerin tersi de Gözlüklü Sami’yi tanımlıyordu. #Şişman, kısa boylu, devlet malını yemekten #ensesikalınlaşmış, göbeği yağ bağlamış, gücünü elindeki bastondan almaya çalışan, sinirlendiğinde bastonuyla etrafındakilere saldıran, etrafa saygıdan yoksun, korku salan, hilebazlığa ve kurnazlığa dayanan bir ilişki ağı içerisinde işlerini yürüten, toplumun özellikle de yönetsel mercilerinde sıkça rastlanan bir tipleme olarak betimledi Gözlüklü Sami’yi. Bu betimlenişin karşısında ise gücünü kendisinden alan, görkemli vücut yapısı, kararlı tavırları, dürüstlüğü, cesareti ve de ünlü “Osmanlı Tokadı” ile kötülere korku salan, iyilerde ise saygı uyandıran, ilişkileri sevgi, saygı ve güven üzerine kurgulanmış bir kahraman betimlemesi yer aldı.

    İyinin ve kötünün bu diyalektik ilişkisi içerisinde bir yandan da her bir ilişki kategorisi kendi içerisinde kendisini sürekli yeniden üretmektedir. Buna göre Abdülcanbaz’ın yanında yer alan #Tarzan, #Karanfilhoca gibi tiplemeler olumlu özelliklerle karakterize edilirken, Gözlüklü Sami’nin etrafındaki #Tefo, #Sürmegöz gibi yanında çalışanlar, #hacı, #hoca, #milletvekili, #üfürükçü tiplemeleri kötülük ve olumsuzlukla karakterize edilmektedirler. Bir başka deyişle iyilik iyilikten, kötülük ise kötülükten beslenir.

    KURMACA İLE GERÇEKLİĞİN SENTEZLENMESİ

    Abdülcanbaz’ın, yaratıcısı Turhan Selçuk’un ülkenin içerisinde bulunduğu duruma eleştirel tavır alışının bir yansıyışı olarak doğması, serüvenlerin kurgusuna #diyalektik yaklaşımın temel oluşturmasına neden olmuştur. Söz konusu diyalektik ilişkinin zaman zaman serüvenlerin kurgu dünyasından gerçek yaşama doğru taştığı da gözlenmektedir. Bunun nedeni ise Abdülcanbaz serüvenlerinin gerçek yaşamla koşutluk içerisinde kurgulanmasıdır. Örneğin, bazı serüvenlerde Abdülcanbaz ile Gözlüklü Sami’nin yerini gerçek yaşamdan siyasetin önde gelen kişilerinin aldığı gözlenmektedir. #1960AskeriMüdahalesi‘nin öncesinde Abdülcanbaz’ın karşısındaki Gözlüklü Sami tiplemesinin yerine dönemin başbakanı #AdnanMenderes’in konulması, askeri müdahaleyle birlikte de Gözlüklü Sami tiplemesinin karşısına Abdülcanbaz’ın yerine #CemalGürsel’in konulması ve adı geçen gerçek kişilerin serüven kurgusu içerisinde asıl adlarıyla anılmaları çapraz diyalektik bir ilişki biçimini ortaya koymaktadır. Kurmaca ile gerçekliğin bu şekilde ilişkilendirilmesi serüvenler boyunca da devam eder. Gün gelir Abdülcanbaz ile #BülentEcevit özdeşleştirilir, gün gelir Gözlüklü Sami ile #SüleymanDemirel, #TurgutÖzal, #NecmettinErbakan gibi siyasiler. Eğer bugün hâlâ yaşıyor olsaydı Turhan Selçuk, herhalde Türk solunun son günlerde ümit bağladığı Kemal Kılıçdaroğlu ile Abdülcanbaz’ı özdeşleştirirdi. Ki kurmaca ürünlerde bu tarz bir anlatım kurgusuna çok nadir rastlanır. Aslında Abdülcanbaz’ın halk kahramanı haline gelmesinde, halk tarafından, yani okur tarafından bunca sahiplenilmesinde bu tür bir anlatımsal kurgunun da büyük payı olduğu bir gerçek. Okurun Turhan Selçuk’a değil de Abdülcanbaz’a hitaben yazdığı mektupların, zaman zaman serüvenlerin olay akışına dahil olmak istemelerinin nedeni de bu olsa gerek. Turhan Selçuk ise okur müdahalelerini dikkate almakta, hatta zaman zaman onlara karelerin köşelerinden küçük notlar bile göndermektedir. Şu örnekte olduğu gibi:

    “Kıymetli okurlarım son günlerde mektuplar ve telefonlarda bir istekte bulunuyorlar. Tarzan’ın yüzünü görmek istiyorlar. Traş olsun diyorlar. Çanakkale’de Abdülcanbaz ailesini sevenler topluluğu adına M. Levent ve Bahriyeli Turan ise Tarzan sakalını kesmezse başına Çetin Altan’ın taşları yağsın, Ulunay’ın merkebine binip yola çıkasın gibi tehditler savuruyorlar. Aslında Tarzan’ı traş edersem, altından ne çıkacağını ben de bilmiyorum. Buna rağmen Tarzan’la konuştum, ısrar ettim, iadesine bacez dedim, katiyen razı i roman olmadı. Erkek dediğin saçlı sakallı olurmuş, kendisini rezil edemezmiş. Doğrusu daha fazla üzerine gidemedim. Kuvveti malumunuzdur. Hepinizden özür dilerim.”
    Sevgi ve Selamlar T. Selçuk

    Abdülcanbaz’ın bunca uzun soluklu bir çizgi roman olmasında yaratıcısı, okuru ve tiplemeleri arasındaki bu sıcak etkileşimin, bu karşılıklı iletişimin büyük payı olduğu yadsınamaz. Çizgi roman kahramanı olsa bile halk kahramanı olmak böyle bir şey olsa gerek. Okurdan Selçuk’a gelen, bazen Abdülcanbaz’a sevgilerini ileten, bazen önerilerde bulunan, bazen eleştirilerini dile getiren mektuplar da göstermektedir ki halk, Abdülcanbaz’ı benimsemişti. Bir kurmaca kahraman da olsa o halkına mal olmuştu. Abdülcanbaz da (Turhan Selçuk) bunu biliyordu ve bu sahiplenilmenin ağır yükü altında halkını asla yalnız bırakmıyordu.

    HALKTAN BİRİ, HALKIN KAHRAMANI

    Abdülcanbaz hiçbir zaman kendi kurmaca dünyasına sıkışıp kalan bir çizgi roman kahramanı olmadı. Bir karmaşa dönemine, sorunların, acıların, baskıların içerisine, onları çözmek misyonuyla doğmuştu, yoluna da öyle devam etti. Başı dertten hiç kurtulamadı bu yüzden de. Rahat bir nefes alamadı yaşamı boyunca. Ne zaman bir sorunu çözmüş olarak evine dönse, bir başka kriz haberini alır ve çoğu zaman kapıdan adımını atamadan geri dönmek zorunda kalır. Kötülerin çoğunlukta olduğu, kötülüklerin çokça üretildiği bir dünyada, bir ülkede rahat, huzur yoktur ona da.

    Abdülcanbaz bir halk kahramanıydı, özünde görevi hep aynıydı, ama duruma, zamana ve koşullara göre farklı rollere bürünürdü. Gücü Osmanlı tokadı ile simgeselleştirilmiş bir kahraman. Ülkede yaşanmakta olan sorunların kaynağında kim veya kimler varsa, Abdülcanbaz da ona göre bir rol üstlenirdi. Örneğin zaman zaman Abdülcanbaz, halkının ve ordusunun önünde yürüyen aydın ve cesur bir kumandandır. Halkını karanlıktan, esaretten kurtarma uğraşı içerisindedir. Özellikle de Bağımsızlık Savaşı ve Cumhuriyet’in kuruluş sürecini konu alan serüvenlerde Abdülcanbaz’ı Mustafa Kemal’in yanında halkının bağımsızlığı için savaşan asker rolünde görmek olanaklıdır.

    Parlamentodaki çeşitli yolsuzluk tartışmalarında Abdülcanbaz’ı, Gözlüklü Sami gibi devleti soymaya, halkı sömürmeye çalışan düzenbazların karşısında mücadele veren bir milletvekili olarak görmek de mümkündür. Bazen de mahkeme kapılarında haklıyı ve masumu haksızların ve yolsuzların cürümünden korumaya çalışan bir avukat…

    1970’li yılların serüvenlerinde ise Abdülcanbaz’ı çoğu zaman sokaklarda #haberpeşinde koşturan #gazeteci olarak görürüz. Çay ve simitle simgelenen, ahlaklı, dürüst, doğrunun yanında, kötünün karşısında, toplumsal sorumluluk bilinci gelişkin, aydın gazetecilik anlayışıyla bütünleşen gazeteci rolündeki Abdülcanbaz, iyilerin gönlünde taht kurmuştur. Koşturmacayla geçen her günün gecesinde aç, yorgun, bitkin döner evine. Başbakanların, cumhurbaşkanlarının şatafatlı yemek davetlerine katılmak yerine çay ve simitle geçiştirmiştir günü. Lüks özel otomobillerle taşınmadığı için çamurlu yolları, cadde ve sokakları yürüyerek gelmiştir evine ve bitkin düşmüştür. Kendisine önerilen rüşvetleri kabul etseydi, özel şoförlerle, konforlu otomobillerle görkemli villasına taşınacaktı, ama o yürüyerek o yoksul kulübesine gelmeyi yeğlemiştir. Aç, yorgun, bitkin, ama huzurlu. Gazeteciliğin bozulmaya, değişerek başka bir şey olmaya başladığı bir dünyada ve bir ülkede o gazeteci olarak kalabilmiş olmanın hazzını duymaktadır ta derinden.

    Diğer yandan da sınırlarını bilen bir kahramandır Abdülcanbaz. Bedensel ve zihinsel gücü aklın sınırları içerisinde tanımlanmıştır. Mucizevi tanımlamalara, metafizik üstünlüklere yer yoktur Abdülcanbaz’ın kahramanlık dünyasında. O, gücünü cesaretinden, dürüstlüğünden, ahlaklı bir kişilik oluşundan, aklından ve bilgisinden alır. Ama bunların da bir sınırı vardır elbet. Bir insan, kahraman da olsa bir yere kadar başarabilir. Tapılası bir kahraman olup olmamak arasındaki o ince çizgide Abdülcanbaz tapılası değil, sevilesi, sayılası bir kahraman olarak kurgulanmıştır. Böylece halkla, dolayısıyla da okurla arasında daha yakın bir ilişki kurulabilmesi olanaklı hale getirilmiştir. Okur tarafından bunca sahiplenilmesinin başka bir nedeni de bu yanı olabilir. Bedensel gücünün uzantısında Tarzan pekiştirici karakter olarak devreye girer. Zihinsel gücünün pekiştiricisi ise bilge kişiliğiyle Karanfil Hoca’dır. Bu destek karakterlerle Abdülcanbaz çizgi romanında bir yandan da halka birlik ve beraberlik mesajları verilmektedir.

    İNSAN ABDÜLCANBAZ

    İnsandır Abdülcanbaz; #merhametli, #dürüst, ama aynı zamanda da #duygusal bir insan. Kahraman da olsa her insan gibi o da zaman zaman duygularına yenik düşebilen biridir. Birtakım belgelere ulaşmak için çizgi romanın güzel kadın tiplemesi Zaruhi’ye yaklaşması, ancak ardından da duygusal olarak bağlandığını hissederek kadının evinden çıkarken içine düştüğü zaaf durumu. Aynı şekilde Gözlüklü Sami’den kaçarak rastlantı sonucu kendisine sığınan #CihanyandıSaliha’ya bir yandan merhamet duygusuyla iş vererek onu korumasına alması, ama diğer yandan da ona âşık olduğunu anlamanın verdiği rahatsızlık.

    Abdülcanbaz halkın içinden gelmiştir, halktan biridir ve halkın içinde yaşayan bir kahramandır. Evlidir, bir de kızı vardır. Bazı karelerde eşi #Ruhsar ve kızı #Cambaziye onu kapıda karşılarlar. İyi bir eş ve baba olmaya da çalışır. Her fırsatta eşine ve kızına koşmaya özen gösterir. Evli barklı bir erkek olarak aşık olsa bile başka kadınlarla ilgilenmemeye çalışır. Kontrolünü kaybederek başka bir kadınla aşk yaşadığında ise derin bir pişmanlık duyar ve günlerce, daha doğrusu karelerce bunun üzüntüsünü yaşar. Dolayısıyla Abdülcanbaz toplumun geleneksel değerlerine bağlılığı açısından da model bir tipleme olarak sunulmaktadır. Bu açıdan Abdülcanbaz’ın karşıt tiplemesi yine Gözlüklü Sami’dir. Üç kadınla evli olan Gözlüklü Sami, çocuk denecek yaştaki Saliha’yı da dördüncü eş olarak eve getirmiştir. Evin dışında ise hoşlandığı her kadını elde etme çabası içerisindedir. Toplum değerlerine ters düşen sapkın bir ilişki biçimi. Eşlerine ve birlikte olduğu diğer kadınlara yönelttiği şiddet ve baskı ise kadın-erkek ilişkilerinin en olumsuz yanlarına dikkat çekmektedir.

    Sonuç olarak Abdülcanbaz cesaretiyle, dürüstlüğüyle, ahlaka uygun tavır ve davranışlarıyla, kısacası insan kişiliğiyle ideal bir tip olarak Türk çizgi roman dünyasının gelmiş geçmiş en uzun ömürlü kahramanı olmuştur. Usta çizer Turhan Selçuk’un yaşama veda etmesiyle birlikte o da halkına veda etti.

    Ve birlikte çıktılar sonsuzluk yolculuğuna da.

    #çizgidünyası #insankahraman #TurhanSelçuk #laiklikkarşıtı #Atatürkçülükkarşıtı #gülmece #gülmecekarakteri #davaadamı #halkkahramanı #Osmanlıtokadı #baston #halktanbiri #cesurbirkumandan #çayvesimit #insanAbdülcanbaz

    romankahramanlari replied 1 year, 6 months ago 1 Member · 0 Replies
  • 0 Replies

Sorry, there were no replies found.

Reply to: romankahramanlari
ABDÜLCANBAZ ÇİZGİ DÜNYASININ İNSAN KAHRAMANI* Mak…
Cancel
Your information:

Start of Discussion
0 of 0 replies June 2018
Now